KABALAT

Main Menu

  • Nereden Başlamalı?
  • Kabala
  • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Yaratılış Kozmolojisine Giriş
  • Yahudi Değer Sistemleri
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Sözlü Tora
  • Mitsvalar (Emirler)
  • Maşiah
  • Teşuva
  • Metin-kıyas ve kronoloji soruları
  • Misyoner İddiaları
  • Yesod Mora
  • Shomer Emunim

logo

  • Nereden Başlamalı?
  • Kabala
  • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Yaratılış Kozmolojisine Giriş
  • Yahudi Değer Sistemleri
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Sözlü Tora
  • Mitsvalar (Emirler)
  • Maşiah
  • Teşuva
  • Metin-kıyas ve kronoloji soruları
  • Misyoner İddiaları
  • Yesod Mora
  • Shomer Emunim
Maşiah
Home›Maşiah›Yehuda ve Yosef’in Karşılaşması

Yehuda ve Yosef’in Karşılaşması

By Gökhan Duran
27 Ekim 2025
253
0
Share:

Makalenin sonunda özet video bulunmaktadır.

Rabbi Shne’Ur Zalman Of Liadi’nin “Torah Or” adlı eserinden alıntıdır.
Rabbi Shmuel Klatzkin Tarafindan Çevrilmiştir

I.

[Şöyle yazılmıştır,] “Ve Yehuda ona [Yosef’e] yaklaştı ve dedi: ‘Yalvarırım, efendim…’” (Bereşit 44:18).

Şöyle yazılmıştır, “Evimizin kirişleri akasyadendir…” (Şir HaŞirim 1:17). Şimdi, Mişkan (Gezici Tapınak) ile Kutsal Tapınak arasındaki ayrımı anlamamız gerekir. Mişkan akasya ağacından yapılmıştı—şöyle yazıldığı gibi, “[Mişkan’ın duvar panolarını] dik duran şitim (akasya) ağacından yapacaksın” (Şemot 26:18)—ve onun çatı örtüsü keçi kılı levhalardan, koç derilerinden ve tachash derilerinden vb. yapılmıştı. Öte yandan, Kutsal Tapınak yalnızca taştan ve topraktan yapılmıştı. (Nitekim, Tapınağa dışa çıkıntı yapan herhangi bir ahşap parça veya ahşap revaklar inşa etmek yasaktı; Maimonides bunu Seçilen Ev’in Yasaları’nın birinci bölümünde yazar; ayrıca bkz. Sefer HaChinuch, mitsva 492.) Tapınağın inşasında kullanılan tek ahşap, ulamın (giriş salonu) çatısındaki akasya kirişleriydi. Akasya ağacının neden Mişkan’ın ana yapı malzemesi olduğunu, altındaki zemin için yalnızca toprağın kullanıldığını; buna karşılık Tapınak’ta bunun tersinin niçin geçerli olduğunu anlamamız gerekir: taşlar ve toprak ana yapı malzemeleriydi—hatta çatı bile onlardan yapılmıştı—ve ahşap yalnızca ana yapıya destek rolü oynayan akasya kirişlerinde bulunuyordu.

Bu fikir, dünyanın bütün varlıklarının dört sınıfa ayrıldığına dair bilinen öğretiden kavranabilir: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. Cansız olan bitkiselden daha aşağıdır, bitkisel olan hayvansaldan daha aşağıdır, ve hepsinin en yükseği insandır. Ancak bu durum şu soruyu doğurur: Bu hiyerarşi göz önüne alındığında, neden yalnızca toprak bitkiler çıkarır? Bitkisel olan, bu hiyerarşide cansız olandan daha yüksek iken, nasıl olur da “toprağın tozu”ndan filizlenip uzayabilir? Ancak biri diğerine bağımlı değildir. Cansız olan, canlılık dereceleri sıralamasında bitkiselden aşağı olsa da, diğerlerinin tümünden daha yüksek bir kökten geldiği için, yine de onlara göre bir üstünlüğe sahiptir.

Mişna bilginleri arasında, Talmud’da (Hagiga12a) yer alan meşhur bir tartışma vardır: “Bir bilgin dedi ki, gökler yerden önce yaratıldı; şöyle yazılmıştır: ‘Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı’ (Bereşit 1:1). Diğeri dedi ki, yer göklerden önce geldi; şöyle yazılmıştır: ‘O gün Tanrı yer ve gökleri yaptı’ (Bereşit 2:4).”
Bu da doğrudur, öteki de doğrudur — her ikisi de yaşayan Tanrı’nın sözleridir. Düşüncede, yer göklerden önceydi; fakat Tanrı onları fiilen yaratırken, önce gökleri yarattı.


Bu fikir, mistik Leha Dodi ilahisindeki ifadeyle dile getirilir: “Son eylem, ilk düşünceydi.” Bunun anlamı şudur: Dünya yaratımın son eylemi olduğu için, Tanrısal düşüncede onun kökü ilk sırada yer almıştır; oysa gökler, fiilen önce yaratılmış olsalar da, Tanrısal düşüncede sonradan ortaya çıkmışlardır. Kural şudur: Eylemde en son olan, düşüncede ilk olandır.

Bu nedenle, Tanrı’nın dünyaları yaratışındaki seder hiştalşelut (iniş düzeni) sisteminde, bitkisel olan cansızdan üstündür, aynı şekilde hayvansal olan bitkiselden üstündür. Bu düzende, yeryüzünün cansız toprağı “son eylemi” temsil eder; bitkisel ve hayvansal seviyeler ondan daha yücedir, tıpkı göklerin yerden önce geldiği gibi. Ancak, kökleri Tanrısal düşüncede, ilk kökende bakıldığında, toprak her şeyden önce gelir. Dolayısıyla tam da bu nedenle — üstün kaynağından ötürü — toprağın bitkiyi çıkarma gücü vardır; ve bu nedenle bitkisel, hayvansal ve insani tüm yaşam ondan beslenir.

[Çeviren G.D.’nin notu: Burada anlatılan özetle şudur: Görünüşte cansız olan toprak, hiyerarşide en aşağı düzeyde görünse de, Tanrısal düşüncede en yüce kökten kaynaklanır. Çünkü “son eylem, ilk düşüncedir” ilkesi gereği, Tanrı’nın yaratışında en son ortaya çıkan şey, düşüncede ilk tasarlanan şeydir. Bu nedenle bitkiler —yani yaşamın yükselen biçimleri— topraktan doğar; çünkü toprak, fiziksel düzeyde en aşağıda olsa da, köken bakımından ilahî düşüncenin en derin noktasına bağlıdır. Başka bir deyişle, yaratımın görünüşteki hiyerarşisi ters çevrilmiştir: dışsal olarak aşağı olan, içsel kökeninde en yüksek olandır]


II.

Mişkan henüz Tanrısal ikametin nihai mükemmelliğini temsil etmiyordu; çünkü o, Tanrı için yalnızca geçici bir ikametgâhtı. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Bir çadırda ve bir meskende dolaştım” (II Şmuel 7:6). Bu nedenle, Mişkan, Tanrı’nın yaratımındaki iniş düzenini (seder hiştalşelut) yansıtacak şekilde yapılmıştı; yani göklerin yerden önce geldiği düzene uygun olarak. Bu yüzden Mişkan’ın duvarları bitkisel âleme ait tahtalardan yapılmıştı, zemini ise yalnızca topraktandı. Bu, bitkisel olanın cansız olandan daha yüksek olduğu yaratılış sırasını yansıtıyordu.

Tahtaların akasya ağacından yapılmasının nedeni de budur; çünkü akasya ağacı çok yükseklere kadar büyür — bitkisel dünyanın en yüksek düzeyini temsil eder, büyümeyen cansız düzeyden çok daha üstündür. Aynı nedenle Mişkan’ın örtüsü, yün ve keçi kılı levhalardan, koç ve tachash derilerinden yapılmıştı — yani hayvansal âleme ait bir unsurdu; bu âlem, bitkisel olandan daha yüksektir. Böylece Mişkan’ın üzerine serilen örtüler “kuşatıcı” bir işlev görür, ve bu nedenle duvarların yapıldığı bitkisel düzeyin üzerinde, hayvansal düzeyden gelirlerdi.

Bu şekilde, Mişkan’daki her şey yukarıdan aşağıya doğru yaratılış düzenine göre yapılmıştı; “önce gökler geldi” görüşünü yansıtır biçimde. Fakat nihai mükemmellik, Kutsal Tapınak’ta somutlaşmıştı. Çünkü o, Tanrı’nın kalıcı ikametgâhıydı; şöyle yazılmıştır: “Bu, sonsuza dek istirahat yerimdir” (Tehillim 132:14).

Kutsal Tapınak bu nedenle, yedinci bin yıldaki Olam HaBa’nın (Gelecek Dünya’nın) bir ön tadıydı; o dönemde ebedi yaşamın huzuru olacaktır. O zamanda, Atzilut’un Malhut’u olan yeryüzü, her şeyin üzerine yükselecektir. Şöyle yazılmıştır: “Erdemli kadın, kocasının tacıdır” (Mişle 12:4). Gelecekte, dişil Malhut, kaynağının üstünlüğü nedeniyle, erkek Ze’ir Anpin’in tacı olacaktır; çünkü “yer, gökten önce gelmişti.”

Bu nedenle, Gelecek Dünya’yı örnek alan Kutsal Tapınak’ta, yapının ana kısmı taşlardan ve topraktan — yani cansız düzeyden — yapılmıştı. Hatta çatısı bile akasyadan değil, taş ve topraktan yapılmıştı. Bu, Gelecek Dünya’da olacağı gibiydi: “yer gökten önce gelecek”, “erdemli kadın kocasının tacı olacak” — hepsi onun üstün kökü nedeniyle. Yalnızca çatının kirişleri akasyadandı ve onlar da çatının ana kısmına destek görevi görüyordu; bu, “Tora’nın destekçileri” kavramını simgeler.

[Çeviren G.D.’nin notu: Burada anlatılan özetle şudur: Mişkan, Tanrısal ikametin geçici ve süreci temsil eden biçimidir; bu yüzden yaratılışın yukarıdan aşağıya iniş düzenini (gök → yer) yansıtır. Mişkan’ın yapısında bu sıraya uygun olarak, duvarlar bitkisel düzeyi (akasyadan tahtalar), örtüler hayvansal düzeyi (yün, deri) temsil eder; zemin ise cansız düzeydir (toprak). Böylece Mişkan, göklerin yerden önce geldiği düzeni sembolize eder.

Fakat Kutsal Tapınak (Beit HaMikdaş) bundan farklıdır: o, Tanrı’nın kalıcı ikametgâhıdır ve gelecekteki Olam HaBa — yani “dünyanın nihai mükemmel hâli” — düzenini yansıtır. Bu dönemde, “yer gökten önce gelecektir”; yani cansız ve maddî olanın kökü, Tanrısal düşüncede en yüksek olduğu için yeniden en yüce konuma yükselecektir.

Bu yüzden Tapınak taş ve topraktan, yani cansız düzeyden yapılmıştır. Bu, “Malhut’un (dişil dünyanın) köken üstünlüğü nedeniyle Ze’ir Anpin’in tacı hâline gelmesi” ilkesini temsil eder. Kısacası:

Mişkan = geçici düzen, yukarıdan aşağıya iniş (gök → yer)

Tapınak = nihai düzen, aşağıdan yukarıya yükseliş (yer → gök)

Evrenin derin yapısındaki bu dönüşüm, Malhut’un yükselip tac hâline gelmesiyle, yani yaratılmış dünyanın kendi içinde Tanrısal kaynağa dönmesiyle tamamlanır.]

III.

Toprakta açıkça gördüğümüz üstünlük, onun özverili/fedakar doğasıdır: toprak, her ayağın tabanı tarafından çiğnenmeye izin verir. Bu tevazu, kendini yukarıya doğru büyüterek yükselten bitkisel âlemde mevcut değildir. Toprak, bu özverili/fedakar doğasını Tanrısal düşüncedeki yüce kökünden alır. İbranice’de “düşünce” anlamına gelen machshavah kelimesi iki kelimeye ayrılabilir: chashav mah — kelimenin tam anlamıyla “neyin düşüncesi” demektir. Bu ifade, nihai bir benliksizlik hâlini anlatır; tıpkı öğretmenimiz Moşe’nin dediği gibi: “Biz neyiz ki?” İşte bu kökten, o benliksizlik aşağıya, toprağa çekilip yayılmıştır; bu nedenle Gelecek Dünya’da toprak, “kocasının tacı” hâline yükseltilecektir. Bu yüzden Tapınak yalnızca taşlardan yapılmıştır.

(Bu, Tehillim 30’un Tapınağın adanışıyla ilgili açıklamasında yazılanlarla da benzerdir. Talmud bilginleri, Pers Kralı Koreş’in buyruğunu değiştirerek tapınağa bitkisel unsurları katmakla işleri bozduğunu söyler; çünkü “üç sıra yontma taş, ardından bir sıra yeni ağaç” koyulmasını emretmişti. Oysa Tapınak bütünüyle taşlardan yapılmalıydı — yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü. Duada, bu düzey Amidah sırasında yapılan eğilmede temsil edilir; bu eğilme, Eliyahu’nun duyduğu “sessiz, ince ses” modeline dayanır. Bu, cansız düzeydir — tıpkı duadaki harfler gibi.)

Bu durum Mişkan’da böyle değildi; çünkü Mişkan, “göklerin önce geldiği” mevcut iniş düzenine uygun olarak inşa edilmişti; yani, burada bitkisel düzey cansız olandan daha yüksekti. Bu nedenle duvarları akasya ağacından yapılmış, toprak ise yalnızca Mişkan’ın altındaki zemin olarak kullanılmıştı — daha önce belirtildiği gibi.

[Çeviren G.D.’in notu: Burada anlatılan özetle şudur: Toprak, herkesin bastığı ve küçümsediği bir şey gibi görünse de, bu kendini feda eden tevazu aslında onun Tanrısal düşüncedeki en yüce kökten geldiğini gösterir. Machshavah (düşünce) sözcüğünün “chashav mah” — “neyin düşüncesi?” — şeklinde çözülmesi, bu benliksizlik hâlini (mah = “ben neyim?”) simgeler. Yani toprak, “ben” olmayı reddettiği için bütün yaşamın kaynağı hâline gelir. Bu yüzden gelecekte, “yer gökten önce gelecek” ifadesiyle anlatıldığı gibi, toprak (Malhut) en yüksek düzeye yükselecek, “kocasının tacı” olacaktır.

Tapınak’ın tamamen taşlardan yapılması da bu ilkeyi somutlaştırır: cansız olanın yüce kökünü temsil eder. Buna karşılık Mişkan’da bitkisel düzey (akasyadan tahtalar) üstün konumdaydı, çünkü o dönemde yaratılış hâlâ yukarıdan aşağıya işleyen bir iniş düzenindeydi. Tapınak ise geleceğin yükseliş düzenini (yer → gök) temsil eder; alçak olanın köken üstünlüğü nedeniyle yücelmesini.]


IV.

Bu kavram, Yosef ile Yehuda arasındaki karşılaşmanın ardındaki fikirdir; bu karşılaşma “gök ile yerin”, “bitkisel ile cansızın” paradigmasına göre şekillenmiştir.

“Yosef” (Yosef kelimesi İbranice’de) “artış” ve “çoğalma” anlamına gelir — sürekli olarak büyüyen, kendini yücelten, gelişen kişiyi anlatır; tıpkı bitkisel âlemin bitkileri gibi. Bu özellikle akasya ağacı için geçerlidir; çünkü o, en yüksek doruklara kadar büyümeye devam eder. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Doğru kişi hurma gibi filizlenecek; Lübnan’daki bir akasya gibi yükselecek” (Tehillim 92:13).

(Bu, Atzilut’taki duygusal nitelikler olan Ze’ir Anpin düzeyine karşılık gelir; çünkü bu düzey, Atzilut’un Malhut düzeyiyle karşılaştırıldığında “bitkisel” olarak adlandırılır; oysa Malhut, “cansız” olarak adlandırılır. Duygular gelişir ve büyür; olgunlaşmamış hâlden olgun bir hâle geçerler. Bu, Kızıl İnek külüyle yapılan arınma ritüelinde kullanılan iki unsur arasındaki ilişkiyle de açıklanır: akasya dalı ve z’of (mercanköşkü/hyssop) dalı. Z’of küçüktür, akasya büyüktür — “Lübnan’daki bir akasya gibi yükselecek.” Bu özellikle Yosef için geçerlidir; çünkü Yosef, duygusal niteliklerin son seviyesi olan Yesod’u temsil eder. Yesod, Daat düzeyine yükselir, Daat ise onun üzerinden akıl-üstü düzey olan Keter’e çıkar. Bu “orta sütun”, Sefirot diziliminde giderek yükseldiği için “Lübnan’daki akasya” olarak adlandırılır.)

Buna karşılık, Yehuda toprağın yönünü temsil eder: Atzilut’un Malhut’u, yani Atzilut’taki cansız düzey. Bu nedenle “Yehuda” adı (Yehudah) hoda’ah — yani teslimiyet, itaat — anlamına gelir; çünkü cansız düzey, daha önce açıklandığı gibi, en yüksek benliksizlik derecesine sahiptir.

[Çeviren G.D.’in notu: Burada anlatılan özetle şudur: Yosef, sürekli büyüyen, gelişen ve yukarı doğru yönelen doğasıyla bitkisel âlemi ve Ze’ir Anpin düzeyini temsil eder. Onun adı (“artış, çoğalma”) bu sürekli yükselişi anlatır; tıpkı akasya ağacının yüksekliğe ulaşması gibi. Bu çizgi, bilinçte duyguların olgunlaşmasına, Yesod’un Daat’a ve oradan Keter’e yükselmesine karşılık gelir — yani içsel bir genişleme, yukarı doğru büyüme hareketi.

Yehuda ise bunun tam karşıtını, toprak düzeyini, yani Malhut’u temsil eder. O, yükselmek yerine teslim olur; “hoda’ah” (şükran ve itaat) kökünden gelen adı, benliğin yok edilmesiyle kazanılan alçakgönüllülüğü gösterir. Bu nedenle Yehuda, “cansız düzeyin” yüce benliksizlik ilkesini taşır.

Kısacası: Yosef büyümenin, gelişmenin, yukarı yönelimli enerjinin simgesidir; Yehuda ise alçalış, teslimiyet ve kökene bağlılığın simgesi. Bu iki kutup —gök ve yer, bitkisel ve cansız, artış ve teslimiyet— Tanrısal düzenin tamamlanması için birbirini tamamlayan iki yön olarak sunulur.”

V.

Mevcut seder hishtalşelut’ta (“yaratılışın iniş düzeninde”) Yosef, Yehuda’dan daha yüksektedir; çünkü Malhut, yaşam gücünü ve enerjisini Ze’ir Anpin’den alır. Bu nedenle Yosef, Mısır’da kral olmuştur; çünkü o, bitkisel düzeyin temsilcisidir — büyüyen, kendini yükselten, besleyen ve rehberlik eden niteliktedir. Yehuda ise alıcı konumundadır.

Metinde “Yehuda ona yaklaştı ve dedi ki: ‘Efendim, sana yalvarırım’” ifadesi bu anlama gelir. Burada kullanılan “bi” (İbranice “yalvarırım”) kelimesi kelimesi kelimesine “benim içimde” demektir. Yehuda aslında şunu söylüyordu: “Doğru kişi Yosef’ten gelen yaşam gücü bana, içime uzansın.” Bu, Zohar’ın açıklamasıyla uyumludur: “Yaklaştı” (Vayigaş), “bir dünyanın başka bir dünyaya yaklaşması” anlamına gelir. Yani aşağı dünya olan Malhut, yaşam almak için yukarı dünya olan Ze’ir Anpin’e yaklaşır ve onunla birleşir. Bu, Mişkan modeline uygundur; çünkü orada bitkisel düzey, cansız düzeyden daha yüksektir — daha önce açıklandığı gibi.

Ancak Gelecek Dünya’da Yehuda, Yosef’ten daha yükseğe yükselecektir. Bunun işareti, şu ayettedir: “Erdemli kadın (Malhut), kocasının tacıdır (Ze’ir Anpin)” (Mişle 12:4). Çünkü Malhut’un kaynağı, Tanrısal düşüncede ilk sırada yükselmiştir — daha önce açıklandığı gibi. Zira machshavah (“düşünce”) kelimesi, chashav mah (“neyin düşüncesi”) olarak ayrılır; bu da nihai bir benliksizlik hâlini gösterir. Bu düzey, Atzilut’un Hokmah (Bilgelik) düzeyidir; Hokmah kelimesi de aynı şekilde iki kelimeye ayrılır: Koach mah — “neyin gücü.”

Bu, “Baba, kızı inşa etti” (yani Hokmah, Malhut’un temelidir) ifadesinin kabalistik anlamıdır. Çünkü yüce bilgelik (Hokmah ila’a) “yüce korku” olarak adlandırılır; aşağı bilgelik, yani Malhut, “aşağı korku”dur. Dolayısıyla “baba, kızı inşa etti” ifadesi, Malhut’un (aşağı korkunun) enerjisinin Hokmah’ın (yüce korkunun) düzeyinden çekilerek indiği anlamına gelir.

Ancak Gelecek Dünya’da, aşağı korku kendi kökeni olan yüce korkuya yükselecek ve böylece “kocasının tacı” olacaktır. Çünkü benliksizlik, Tanrı sevgisi (hesed) ve Tanrı korkusu (gevurah) gibi duygulardan — ki bunlar Ze’ir Anpin’in nitelikleridir — daha yücedir. Bu nedenle, şimdi bile yeryüzü daha büyük bir benliksizlik sergiler, yukarıda açıklandığı gibi. Bu yüce korkunun benliksizlik düzeyi, öğretmenimiz Moşe’nin düzeyidir; o, “Biz neyiz ki?” diyerek bunu dile getirmiştir.

[Çeviren G.D.’in notu: Burada özetle şu anlatılmaktadır: Şu anda —yani mevcut seder hishtalşelut’ta, Tanrısal ışığın yukarıdan aşağıya indiği düzende— Yosef daha yüksek konumdadır. Çünkü Yosef, Ze’ir Anpin’i temsil eder; bu düzey yaşam gücünü üst dünyalardan alıp alt dünyalara iletir. Malhut (Yehuda’nın temsil ettiği düzey) ise alıcıdır; varlığını, ışığını Yosef’ten alır. Bu yüzden Yosef “Mısır’ın kralı”dır — tıpkı bitkisel dünyanın cansız olandan beslenip ona rehberlik etmesi gibi.

Ancak Olam HaBa’da (Gelecek Dünya’da) bu düzen tersine dönecektir: Yehuda, Yosef’ten üstün hale gelecektir. Çünkü Malhut’un kökü, Tanrısal düşüncenin (Machshavah) en derin noktasına, yani Hokmah ila’a’ya uzanır. “Machshavah = chashav mah” ifadesiyle açıklanan bu kök, “benliksizlik düşüncesi”dir; aynı kökten gelen “Koach mah” (Hokmah – Bilgeliğin Gücü) ile özdeştir. Bu, “Baba (Hokmah), kızı (Malhut’u) inşa etti” öğretisinin içsel anlamıdır: yüce bilgelik, alçakgönüllülük ve “korku” düzeyini doğurur.

Sonuçta, Gelecek Dünya’da alt düzey olarak görülen Malhut (yer, cansız, Yehuda) kendi yüce kökenine geri dönecek ve “kocasının tacı” olacaktır — yani Ze’ir Anpin’i aşan bir konuma yükselecektir. Çünkü mutlak benliksizlik (mah), sevgi (hesed) ve korku (gevurah) gibi duygusal niteliklerden bile daha yücedir. Moşe’nin “Biz neyiz ki?” sözü bu düzeyi temsil eder.

Kısacası:

Şimdi: Yosef (Ze’ir Anpin) üstün, Yehuda (Malhut) alıcıdır.

Gelecekte: Yehuda yükselecek, Yosef’ten üstün olacaktır.

Temel fikir: En aşağı görünen (Malhut/yer) aslında Tanrısal düşüncede en yüksek kökten geldiği için sonunda en yüce konuma ulaşacaktır.]


VI.

Bu nedenle, Vayigaş peraşasının Haftara kısmında (Yehezkel 37) şöyle denir:
“Sen kendine bir dal al ve üzerine yaz: ‘Yehuda için’… Sonra başka bir dal al ve üzerine yaz: ‘Yosef için, Efraim’in dalı’… Ve birini diğerine yaklaştır… İşte, Yosef’in dalını alacağım ve onun üzerine Yehuda’nın dalını koyacağım… ve kullarım David onların kralı olacak.”

Bu, mevcut dünyada Yosef’in Yehuda’dan daha büyük olduğunu gösterir; çünkü Yosef, göklere kadar büyümeye devam eden bir akasyaya benzetilmiştir. Bu nedenle on kabile onun hükmü altındaydı; Haftara metninde “Yisrael’in kabileleri, onun yoldaşları” ifadesi geçer — Yehuda’dan daha fazla kabilenin Yosef’i takip ettiğini belirtir. Bu yüzden Yosef adı (yosif kökünden) “arttırmak” anlamına gelir; çünkü o, yüce Daat düzeyidir.

Ancak Gelecek Dünya’da Yosef ve Yehuda, gerçek ve nihai bir birleşme içinde yeniden bir araya geleceklerdir. Bu, “Yehuda ona yaklaştı” (Bereşit 44:18) ayetinde ve “Biri, birine yaklaşacak” (Eyov 41:8) ifadesinde anlatılır. O zaman Yehuda, daha önce açıklanan “erdemli kadın kocasının tacıdır” anlamına göre, Yosef’ten daha yükseğe yükselecektir. İşte o zaman “Kulum David, onların kralı olacak” (Yehezkel 37:24) gerçekleşecektir.

Dolayısıyla Tora şöyle anlatır: “Yosef kendini artık tutamadı… ve kardeşlerine kendini tanıttı” (Bereşit 45:1). Yani Yosef ve Yehuda, nihai bir bağ ve birlik içinde birleştiler — “birin içinde bir” oldular.

[Çeviren G.D.’in notu: Burada özetle şu anlatılmaktadır: Şu anda —yani bu dünyanın düzeninde— Yosef daha yüce kabul edilir; çünkü o, Daat (bilgi, bilinç) düzeyini ve sürekli büyüyen, artan, üretken gücü temsil eder. Bu yüzden on kabile onun önderliği altındadır; “Yosef’in dalı” (Efraim ve kabileleri) bu genişlemeyi simgeler. Yehuda ise daha az sayıda kabileyle, alıcı ve yer yönlü niteliktedir.

Fakat Gelecek Dünya’da (Olam HaBa) durum tersine dönecek: Yehuda’nın derin kökü —benliksizlik ve teslimiyet düzeyi— Yosef’in büyüme gücünü aşacak. O zaman iki güç, “gök ve yer”, “artış ve tevazu”, “Yosef ve Yehuda” tek bir bütün hâline gelecekler.

Yehezkel 37’deki “iki dalın birleşmesi” bu nihai birliği simgeler: iki krallığın (Yosef ve Yehuda) ruhsal düzeyde birleşmesiyle tek bir krallık, “Kulum David onların kralı olacak”, yani Tanrısal iradeyi temsil eden tek merkezli bir bilinç ortaya çıkacaktır.

Kısacası:

Şimdi: Yosef = üstün bilgi ve büyüme; Yehuda = tevazu ve alıcılık.

Gelecekte: Yehuda yükselecek; iki kutup birleşip tek bütün oluşturacak.

Sonuç: Tanrısal düzen tamamlanacak; çoklukta birliğin, bilgiyle tevazunun evrensel uyumu gerçekleşecektir.]

VII.


Yukarıda söylenen her şeyden, Arizal’ın Likutei HaShas eserinde yazılı olan şu Talmud pasajının anlamı açıklığa kavuşur. Bilgelerin öğrettiği gibi:


“Tanrı, Yarovam ben Nevat’ı tuttu ve ona dedi ki: ‘Dön, [ben, sen ve Yişay oğlu David birlikte Aden Bahçesi’nde dolaşacağız].’ Yarovam sordu: ‘Kim başta olacak?’ Tanrı dedi: ‘Yişay oğlu başta olacak.’ Yarovam ise şöyle cevap verdi: ‘Eğer öyleyse, ben bunu istemem.’” (Sanhedrin 102a).

Bu, yukarıda açıklanan kavramın aynısıdır. Tanrı, Yosef soyundan olan ve David Hanedanı’na karşı isyan eden Yarovam’ın tövbe etmesini istemişti. Böylece Yosef’in düzeyi — “Efraim’in dalı” — onun aracılığıyla parlayacaktı. “Ben, sen ve Yişay oğlu Aden Bahçesi’nde birlikte dolaşacağız” ifadesinin anlamı budur: Ein Sof’un ışığı onların üzerinden güçlü bir aydınlanma olarak parlayacak, Tanrısal “Ben” düzeyi onlarda tezahür edecekti.

Fakat Yarovam, “Kim başta olacak?” diye sordu. O, düzenin şimdi olduğu gibi kalmasını — yani Yosef’in Yehuda’dan üstün olmasını — istiyordu. Bu nedenle kendisinin, David’in üzerinde başta olmasını arzuladı.

Tanrı ise ona, Gelecek Dünya’da Yehuda’nın yükseleceğini söyledi. Bu yüzden “Yişay oğlu başta olacak” dedi. Yarovam, “Eğer öyleyse, ben bunu istemem” diye karşılık verdi; çünkü bunu kabullenmek için gerekli olan özgecilik ve tevazuya sahip değildi. Bilgeler bu durumu şöyle özetler: “Yarovam’ın kibri onu sürgün etti.”

Bu, Çölde Gönderilen Casuslar (Bamidbar 13–14) konusunda açıklanan duruma benzer. Onlar da “Yüce Toprak” karşısında tevazudan yoksundular. Kendilerinin “erkeksi” düzeyde olduklarını düşündükleri için “kadınsı” olan o Toprak’a (yani Malhut’a) ihtiyaç duymadıklarını sandılar; nitekim Tora’da onlar hakkında şöyle yazılmıştır: “Hepsi adamdı” (Bamidbar 13:3).

Fakat Gelecek Dünya’da, Doğru Kişi Yosef ile Yehuda birleşecek ve en yüksek birlik hâline geleceklerdir — “birin içinde bir” olacaklardır.

[Çeviren G.D.’in notu: Burada özetle şu anlatılmaktadır: Arizal’ın açıklamasına göre Tanrı, Yarovam’a (Yosef soyundan gelen bir krala) tövbe etme ve Davud (Yehuda soyundan) ile birlikte Aden Bahçesi’nde yürüme fırsatı vermişti. Bu, Efraim’in dalı (Yosef çizgisi) ile Yehuda’nın dalının barış içinde birleşmesini, yani iki dünyanın —bilginin ve tevazunun— birliğini simgeliyordu.

Ancak Yarovam “Kim başta olacak?” diye sorduğunda, bu soru onun kibirini ve düzeni tersine çevirmeye hazır olmadığını ortaya koydu. Tanrı, “Yişay oğlu başta olacak” diyerek, Gelecek Dünya’da Yehuda’nın (Malhut’un) yükselip önder olacağını açıkladı. Yarovam bunu reddetti; çünkü o, mevcut düzende Yosef’in üstünlüğünü sürdürmek istiyordu. Bu, özgecil tevazuya erişemediğini ve benliksizlik ilkesini kavrayamadığını gösterir.

Metin, bunu Bamidbar’daki Casuslar olayıyla paralel kurar: Onlar da “erkeksi” düzeyde kalıp “kadınsı” olan Yüce Toprak’a (Malhut’a) yönelmeyi reddettiler — yani alçalış ve teslimiyetin yüceliğini göremediler.

Sonuçta anlatılan şey şudur:

Yarovam’ın düşüşü, Yehuda’nın nihai yücelişini reddetmesinden kaynaklanır.

Gerçek kurtuluş ve bütünleşme, Yosef (bilgi ve büyüme) ile Yehuda (tevazu ve teslimiyet) birleştiğinde, “birin içinde bir” olduklarında gerçekleşecektir.
Bu birleşme, Gelecek Dünya’nın tamamlanmış bilincidir — Tanrısal irade ile yaratılmış bilincin artık ayrılmaz hale gelmesidir.]

Özet:

Bu makale, Yosef ile Yehuda’nın karşılaşmasını yaratılışın iki kutbu olarak açıklamaktadır:

Yosef, yukarıdan aşağıya inen düzeni (artış, bilgi, büyüme, Ze’ir Anpin) temsil eder; Yehuda ise aşağıdan yukarıya yükselen düzeni (tevazu, benliksizlik, Malhut) temsil eder.

Şimdiki dünyada Yosef üstün görünür; çünkü yaşam gücü yukarıdan iner. Fakat Gelecek Dünya’da Yehuda yücelecek — çünkü onun kökü Tanrısal düşüncede, yani en yüksek bilgelikte (Hokmah ila’a) gizlidir.

Bu nedenle Mişkan bitkisel akasyadan (Yosef’in düzeni), Tapınak ise taş ve topraktan (Yehuda’nın düzeni) yapılmıştır. Nihai hedef, iki düzeyin birleşmesidir: bilgi ile tevazunun, gök ile yerin, Yosef ile Yehuda’nın “birin içinde bir” hâline gelmesi — Tanrısal birliğin tamamlanmasıdır.

Kutsal Kitabınızı bilin!

Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.

0
Shares
  • 0
  • +
0
logo

Hakkımda

Gökhan Duran

Mesih Çağı:

  • Video
  • Kitap
© Copyright kabalat.com Tüm Hakları Saklıdır.