Şabat nedir?

Şabat, Yahudi haftasının yedinci günü ve haftalık kutsal dinlenme günüdür. Şabat’ın gözetilmesine cuma günü güneş batmadan önce başlanır; gün, cumartesi akşamı hava karardıktan sonra sona erer. Moşe’nin beş kitabını içeren Tora, Şabat’ı hem Tanrı’nın dünyayı yaratmasıyla hem de İsrael’in Mısır köleliğinden çıkışıyla ilişkilendirir. Yahudi yaşamında bu gün, insanın dünyayı değiştiren işlerine ara verip Tanrı’yla, ailesiyle ve çevresindeki insanlarla ilişkisine zaman ayırmasını sağlar.
Yahudi uygulama yasaları, yani halaha, Şabat’ta yapılması yasaklanan işleri 39 temel faaliyet türü ve bunlardan türeyen işler içinde ele alır. Bunlara melaha denir. Pişirmek, dokumak ve yazmak bu faaliyetlerden bazılarıdır. Günün kutsallığını şarap veya üzüm suyu eşliğinde ilan eden Kidduş, dua, Tora öğrenimi, ortak yemekler ve cemaat yaşamı da Şabat’ın içindedir. Uygulama konuları Şabat Öğrenme Merkezi’nde yer alır.
Şabat’ı düzenli yaşayan biri için ışık düğmesine, telefona veya arabaya uzanmamak zamanla alışkanlık haline gelir. Buna ilk kez bakan birinin ise dinlenmeyle ilgili bir sorusu vardır: Bir düğmeye basmak çok kolayken, ağır bir eşyayı yerinden oynatmak yorucudur. Öyleyse Şabat’ta neye göre işten uzak durulur? Bu soru bizi bedensel yorgunluktan, yaptığımız işin niteliğine götürür. Rabbi David Fohrman, Şabat’ın anlamını yaratma ile durabilme arasındaki ilişki üzerinden açıklar: İnsan bir şeyi meydana getirir; sonra onun varlığını takdir edebilmek için onu değiştirmeyi bırakır.
Tanrı’nın dinlenmesi ne demektir?
Bereşit’in ikinci bölümünde Tanrı’nın yedinci gün işinden çekildiği, o günü kutsadığı ve kutsal kıldığı anlatılır. Tanrı’nın her şeye gücü yettiğine göre, buradaki dinlenmenin anlamı nedir? İnsan yorulduğunda dinlenip gücünü toplar. Tora’nın Tanrı için anlattığı şey ise yaratma işinin tamamlanması ve bu işten çekilmesidir.
Şabat emri, yaratılışın altı günü ile yedinci günün dinlenmesini birlikte anar (Şemot 20). Dünyayı Tanrı’nın yarattığını, her hafta yaratıcı işlerimizi bırakarak hatırlarız. Bu davranışın yaratmayla ilişkisi, işin bir sona ulaşmasında yatar. Bir şeyi yapmaya devam ederken onu değiştiririz; durduğumuzda ise ortaya çıkmış olanla ilişki kurarız.
Bereşit 2:3, yedinci günün kutsanmasını Tanrı’nın o gün yaratma işinden çekilmesine bağlar. Günün özelliği, yaratılmış dünyanın tamamlanmış bir bütün olarak var olmasıyla ilgilidir. Altı gün boyunca ortaya çıkan düzen, yedinci günün dinlenmesiyle birlikte anlatılır.
Gökler, yer ve bütün varlıkları tamamlandı. Tanrı, yaptığı işi yedinci gün tamamladı; yedinci gün yaptığı bütün işten çekildi. Tanrı yedinci günü kutsadı ve kutsal kıldı; çünkü o gün yaratıp yaptığı bütün işten çekildi. (Bereşit 2:1–3)
Şemot 31:16–17’de Şabat, Tanrı ile İsrael arasındaki antlaşmanın işareti olarak verilir. Gerekçe yine iki bölümü birlikte taşır: Tanrı gökleri ve yeri altı günde yaratmış, yedinci gün işinden çekilmiştir. Şabat sabahı Kidduş’ta da okunan bu ayetler, dinlenmeyi yaratılışın tamamlanmasına bağlar. İsrael, bu günü gözeterek Tanrı’yla antlaşmasını yaşar.
Bu, Benimle İsrael’in çocukları arasında sonsuza dek bir işarettir; çünkü Aşem gökleri ve yeri altı günde yaptı, yedinci gün işten çekilip dinlendi. (Şemot 31:17)
Cuma akşamı ayakta okunan temel dua, Amida, Şabat’ı tahlit şamayim va-arets, “göklerin ve yerin amacı”, diye anar. Dinlenmenin yaratılışın amacı sayılması dikkat çekicidir. Bir işin amacı, ortaya çıkardığı şeyin var olması ve kendisine uygun biçimde yaşamasıdır. Bu açıdan dinlenme, yaratılmış olanın tamamlanmışlığını kabul etmektir.
Yedinci günü Adın için kutsadın; onu göklerin ve yerin yaratılışının amacı kıldın. (Cuma akşamı Amida duası)
Bereşit’te yedinci gün, İsrael halkına verilen Şabat emrinden çok önce, yaratılış anlatısının içinde kutsanır. Şemot’ta ise İsrael bu kutsallığı haftalık yaşamında gözetmekle görevlendirilir. Böylece yaratılışın başlangıcındaki dinlenme ile insanın haftasındaki dinlenme birbirine bağlanır.
Yaratılış yedinci gün nasıl tamamlanır?
Bereşit 2:2, Tanrı’nın yaptığı işi yedinci gün tamamladığını, aynı gün bütün işinden çekildiğini söyler. Bu iki ifade bir soru doğurur: İş yedinci gün tamamlandıysa, o gün bir iş yapılmış mıdır?
Ayetin ilk bölümündeki “Tanrı yaptığı işi yedinci gün tamamladı” ifadesi tamamlanmayı yedinci güne bağlar.
İkinci bölüm ise Tanrı’nın o gün bütün işinden çekildiğini bildirir. Tamamlanma ile dinlenme aynı günün içinde yer alır.
Raşi, Bereşit 2:2 yorumunda iki açıklama verir. İlkinde Rabbi Şimon’un sözünü aktarır: Tanrı, zamanın sınırlarını tam olarak bilir ve yaratma işini altıncı günün son anında bitirir. Yedinci gün geldiğinde iş tamamlanmıştır. İnsanın gözünden yedinci güne bitişik görünen tamamlanma, böylece o gün çalışmayı gerektirmez.
İkinci açıklamada Raşi, dünyada eksik olanın menuha, dinlenme ve huzur olduğunu söyler. Şabat geldiğinde menuha da gelir; iş böylece tamamlanır. Buradaki tamamlanma, dünyaya yeni bir nesnenin eklenmesinden farklıdır. Yaratılmış olanlar artık tamamlanmış bir düzen içinde yer alır.
Bunu bir işin sonuna varma deneyimimizden anlayabiliriz. Bir masa yaparken parçaları keser, birleştirir, düzeltiriz. Masa tamamlandığında aletleri bırakır ve onu kullanırız. Yapım sürerken her parça değiştirilebilir; masa bitince onunla ilişkimiz değişir. Menuha, bu benzetmede, meydana gelmiş olanın yerini bulmasına karşılık gelir.
Melaha neden yorgunlukla ölçülmez?
Bereşit 2’de Tanrı’nın yaratma işini anlatan kelime de melahadır. Şabat yasalarında aynı kelime kullanılır. İbranicede çalışma ve hizmet için kullanılan avoda daha geniş bir anlam alanına sahiptir. Şabat’ın uygulamadaki sınırları ise Mişna Şabat 7:2’de sayılan 39 melaha türü ve bunların ayrıntılarıyla belirlenir. Bir hareketin bedeni ne kadar yorduğu, onu sınıflandırmak için tek başına yeterli olmaz.
Bu faaliyetlerin çoğunda insan elindeki malzemeye bir biçim verir. Hamuru pişirince ekmek, ipleri dokuyunca kumaş elde ederiz. Toprağı sürerek ekime hazırlarız. İnsan, çevresindeki maddeleri belirli bir amaca göre işler. Fohrman, melahanın anlamını bu dönüştürme gücü üzerinden açıklar.
39 faaliyet arasında bir nesneyi halahanın farklı saydığı alanlar arasında taşımak da bulunur. Örneğin özel alandan kamusal alana çıkarma, eşyanın kendi biçimini değiştirmeden gerçekleşir. Pişirmek veya dokumak malzemeyi dönüştürür; alanlar arasında taşımak ise nesnenin bulunduğu yeri değiştirir. Halaha bu eylemleri kendi kategorileri içinde tanımlar ve her birinin şartlarını ayrı ayrı belirler.
Yahudi düşüncesinde yaratılışın başlangıcı, varlığın yoktan meydana gelmesidir. Bereşit anlatısı daha sonra varlıkların düzenlenmesini de gösterir: Sularda canlılar belirir; insanın bedeni topraktan biçimlenir (Bereşit 1:20; 2:7). Fohrman bu düzenlenmeyi, küçük parçaların daha karmaşık bir yapıda birleşmesiyle açıklar. Proton ve elektronun bir hidrojen atomunda bulunması, günümüz bilgisinden alınan bir örnektir; Bereşit’in kullandığı örnekler su, canlılar ve topraktır. Fohrman, insanın malzemeyi işleyip yeni biçimler vermesiyle yaratılışın bu düzen kuran yönü arasında bağ kurar.

Ağır masa ile ışık düğmesi arasındaki fark da burada anlaşılır. Bir masayı odanın içinde biraz kaydırmak yorucudur. Halaha ise hareketi; eşyanın Şabat’ta kullanılıp kullanılamaması, kullanım amacı, bulunduğu alan ve taşımanın biçimi gibi şartlarıyla değerlendirir. Taşımanın hükmünü bu şartlar belirler. Bedensel çaba ile melaha arasındaki fark, eylemin ağırlığı ile dini hükmünün farklı sorular olmasından doğar.
Ateş yakmak çok az hareketle gerçekleşebilir. Akkor bir ampulde ise düğmeye basılması, metal telin ısınıp ışık vermesini sağlar. Eylem kolay olsa da ortaya çıkan sonuç Şabat yasaları açısından önemlidir. Elektrikli cihazların hükümleri cihazın çalışma biçimine göre ele alınır. Kibrit yakmak, toprağı sürmek ve kumaş dokumak gibi örneklerde, hareketin kolaylığı insanın çevresinde meydana getirdiği değişimi ortadan kaldırmaz.

Bir şeyi yapmak ve onunla yaşamak
İnsanın ağır bir işten sonra dinlenmesi, bedeninin yeniden güç toplamasını sağlar. Yaratıcı bir işin tamamlanmasında ise başka bir dinlenme daha vardır: Artık ortaya çıkan şeyi sürekli değiştirmeden onunla yaşayabilmek. Fohrman, Tanrı’nın yaratma işinden çekilişiyle insanın tamamladığı işi bırakabilmesi arasında bu ikinci ilişki üzerinden bağ kurar. Şabat, insanın kendi üretme gücüne de bir sınır koyar.
Bir bahçeyle uğraşan kişi toprağı hazırlar, eker ve bakım yapar. Bütün zamanını yalnız bunlara ayırırsa bahçede oturup yetişenleri görmeye vakit bulamayabilir. Oysa yaptığı işler, sonunda içinde yaşanacak bir bahçe içindir. Bir şeyi var etmek ile onun varlığından sevinç duymak birbirine bağlıdır. Fohrman bu farkı “oluşmak” ve “olmak” sözcükleriyle anlatır: İlkinde değişme ve gelişme sürer; ikincisinde ortaya çıkmış olanın değeri yaşanır.
Bu ayrım Yahudi geleneğindeki Olam Haba, “Gelecek Dünya”, fikrine uzanır. Gelecek Dünya, insanın Tanrı katındaki kalıcı hayatı ve ödülüyle ilgilidir. Yahudi bilgelerinin hukuk ve yorum tartışmalarını aktaran Talmud, Şabat’ı Gelecek Dünya’nın altmışta biri olarak niteler (Berahot 57b). Bu benzetme, Şabat’ta yaşanan huzur ile insanın çabasının kalıcı karşılığı arasında bir bağ kurar.
Başarının sevinci neden çabuk geçer?
Fohrman, öğrencilik yıllarındaki bir profesörünün verdiği ödevi anlatır. Profesör, öğrencilerin elli veya altmış saat çalışıp yüksek bir not aldıklarını düşünmelerini ister. Öğrenci sevinecek, annesine ve arkadaşlarına haber verecektir. Fakat birkaç saat veya bir gün sonra ilk heyecanı azalacak, yeniden başka bir işle uğraşmak isteyecektir. Elli saatlik çalışmanın karşılığı iki üç saatlik sevinçse, bu kadar çalışmanın değeri nereden gelir?
Profesör, öğrencileri yaptıkları işin içindeki değeri görmeye yöneltir. Bir problemi çözmek, zorlukla uğraşmak ve öğrenmek, nottan önce başlayan bir kazançtır. Öğrencinin gelişmesi çalışma sırasında olur. Buna yalnız sonunda yaşanacak kısa sevincin süresiyle değer biçersek, öğrenirken kazanılanı hesaba katmamış oluruz.
Fohrman’ın aktardığı başka bir örnek, üç yıl çalışarak bir kitap yazan arkadaşıdır. Kitap yayımlandığında eşi ona arkadaşlarının katıldığı bir sürpriz kutlama yapar. Yazar heyecanlıdır; fakat birkaç gün sonra yeniden huzursuzluk duyar. Yıllar sonra, bitirdiği kitaba neredeyse hiç dönüp bakamadığını anlatır. Kitap tamamlanmış, hayatında yeni bir işin zamanı gelmiştir.
Bu iki örnekte emek gerçek bir sonuç verir; yine de sonuca ulaşmanın ilk sevinci kalıcı olmaz. İnsan yaptığı işin yararlı olduğunu bilir, fakat onu başarmış olmanın duygusunu istediği kadar uzun tutamaz. Çalışmanın kendisinde değer bulmak bu deneyimi açıklar; tamamlanmış başarının değerini nasıl yaşayacağımız sorusu ise devam eder.
Yahudi geleneğinin Kral Şlomo’ya bağladığı Kohelet kitabı, insan emeğinin kalıcı kazancını sorgular. Kuşaklar ve uğraşlar birbirini izlerken insan, elde ettiği şeyin kendisine ne bıraktığını düşünür. Bu soru, Şabat’ın anlamına da ulaşır: Her hafta durarak, değerli olanı hemen yeni bir işe dönüştürmeden onunla birlikte kalmayı öğrenebiliriz.
Gelecek Dünya ve kalıcı sevinç
Kalıcı sevinci yalnız alıştığımız hazların uzaması gibi düşündüğümüzde bir güçlük doğar. Fohrman bunu Alaska’ya yapılan lüks bir gemi yolculuğuyla anlatır. Güzel yemekler, rahat bir kabin, buzdağları ve kıyılar insana zevk verebilir. İki hafta keyifli geçen yolculuk, altı ay sürdüğünde farklı hissedilir. Aynı yolculuğun sonsuza kadar sürmesini düşünmek ise mutluluktan çok tekdüzelik çağrıştırır.
Bu örnekteki güçlük, geçici bir deneyimin süresini sınırsızca uzatmaktan doğar. Rambam, Hilhot Teşuva 8:2’de Gelecek Dünya’nın sevincini insanın Tanrı’nın hakikatini kavramasıyla açıklar. Bilgelerin bu hayatı anlatmak için kullandığı taç ve Tanrısal huzurun ışığı gibi ifadeler, ruhun bilgiyle kazandığı yakınlığı anlatır. Buradaki kalıcı iyilik, sırayla yinelenen tatil günlerinden farklı bir varoluştur.
Fohrman, bu dünya ile Gelecek Dünya’yı “oluşma” ve “olma” ayrımıyla düşünür. Bu dünyada sorumluluk alır, çalışır, öğrenir ve değişiriz. Bir işi tamamlayınca yeni bir sorumlulukla karşılaşırız. Gelecek Dünya ise insanın burada geliştirdiği iyiliğin ve Tanrı’yla ilişkisinin kalıcı karşılığıyla ilgilidir. Yom şekulo Şabat, “bütünüyle Şabat olan gün”, ifadesi bu tamamlanmışlığı anlatır.
Bir başarının sevincinin insanı sonsuza kadar o noktada tuttuğunu düşünelim. Kişi yeni bir sorumluluğa yönelmez, başka bir yeteneğini geliştirmek istemezdi. Bu düşünce deneyi, gelişme ile tamamlanmışlığın farklı yönlerini görmemizi sağlar. Günlük hayatımızda değişme ve yeni şeyler yapma imkanı sürer. Kalıcı karşılık ise yapılan iyiliğin değerinin bütünüyle yaşanmasıdır. Fohrman’ın “olmak” dediği, bu değerin yeniden bir hedef peşinde koşmaya dönüşmeden yaşanmasıdır.
Şabat, çalışma ve gelişmeyle geçen haftanın içinde bu ilişkiyi yaşamak için yer açar. Bir gün boyunca üretme çabasına ara verir, var olanı görmeye zaman ayırırız. Bu yüzden Gelecek Dünya’nın tadı olarak anlatılır: İnsanın değeri ve sevinci, o anda yeni bir sonuç elde etmesine bağlı olmadan yaşanır.
Yaratıcı işin son adımı
Bazen bir işi bırakmak, onu yapmak kadar zordur. Ressam tabloya bir fırça darbesi daha eklemek ister. Editör tamamlanmış cümleyi yeniden düzeltir. Anne veya baba, çocuğun artık dinleyemediği anda bir öğüt daha verir. Başlangıçta yararlı olan çaba, duracağı yeri bulamadığında ortaya çıkardığı şeye zarar verebilir. Bir işin tamamlanması, onu değiştirmeye son verebilmeyi de gerektirir.
Bu son, insana bir şeyden ayrılıyormuş gibi gelebilir. Uzun süre emek verdiği iş artık onun müdahalesinden bağımsız bir hayat kazanır. Fohrman, bırakmanın verdiği bu duyguyla ölümdeki ayrılış arasında bir benzerlik kurar: Bir aşamanın bitişi, onun değerinin başka biçimde yaşanmasına açılır. Eser üzerinde çalışmayı bırakan kişi, artık ortaya çıkardığı şeyle yeni bir ilişki kurabilir.
Bereşit 1:31’de Tanrı yarattığı her şeyi görür ve “İşte, çok iyi” diye değerlendirir. Ardından yaratma işinin tamamlandığı bildirilir. İnsanın dünyadaki görevi ise sürer: Bereşit 2:15’te insana bahçeyi işleme ve koruma sorumluluğu verilir. Yaratılmış dünyayı teslim alan insan, onu işlerken kendisinden sonraki kuşakları da düşünür.
Şabat bu sorumluluğun haftalık ritmini kurar. Altı gün dünyayı işleriz; yedinci gün onu sürekli kendi isteğimize göre değiştirme çabasından çekiliriz. Sofrada, duada, öğrenimde ve birlikte geçirilen zamanda, dünyayla yalnız ondan elde edeceğimiz sonuç üzerinden ilişki kurmanın ötesine geçeriz. Var olanı görmeye ve onun için Tanrı’ya şükretmeye zaman buluruz.
Bu, hayatımızdaki insanlarla ilişkimize de ulaşır. Eşimizi, arkadaşımızı veya çocuğumuzu hep değiştirmeye çalıştığımızda, karşımızdaki kişinin bugünkü varlığını gözden kaçırabiliriz. Yanında durmak, onu dinlemek ve onunla sevinmek de ilişkimizin parçasıdır. Şabat, sevdiğimiz insanla birlikte olduğumuz zamanı sürekli yeni bir hedefe bağlamadan yaşamamızı sağlar. Yaratma çabası, ortaya çıkan hayatı takdir edebildiğimizde amacına ulaşır.
Kaynak: AlephBeta, Rabbi David Fohrman. Başlıca kaynaklar: Bereşit 1:20, 31; 2:1–3, 7, 15; Şemot 20 ve 31:16–17; Devarim 5:12–15; Raşi, Bereşit 2:2; Mişna Şabat 7:2; Berahot 57b; cuma akşamı Amida duası. Gelecek Dünya açıklaması: Rambam, Hilhot Teşuva 8:2.









[…] Bu konuda geniş bilgi için: Şabat Nedir? […]
[…] Bu konuda geniş bilgi için: Şabat Nedir? […]
[…] Şabat nedir? […]