KABALAT

Top Menu

  • Başlangıç
  • Yesod Mora
  • Mişna, Talmud ve Midraş
  • Teşuva ve Musar
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Kabala
  • Shomer Emunim
  • Metin ve Kronoloji

Main Menu

  • Başlangıç
  • Tora ve Tanah
  • Sözlü Tora ve Halaha
  • Yahudi Yaşamı
  • Yahudi Düşüncesi
  • Kabala
  • Kütüphane
  • Araştırmalar
  • Başlangıç
  • Yesod Mora
  • Mişna, Talmud ve Midraş
  • Teşuva ve Musar
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Kabala
  • Shomer Emunim
  • Metin ve Kronoloji

KABALAT

KABALAT

  • Başlangıç
  • Tora ve Tanah
  • Sözlü Tora ve Halaha
  • Yahudi Yaşamı
  • Yahudi Düşüncesi
  • Kabala
  • Kütüphane
  • Araştırmalar
Devarim Yorumları
Home›Tora ve Tanah›Tora Yorumları›Devarim Yorumları›Tora, soykırımı emrediyor mu?

Tora, soykırımı emrediyor mu?

By Gökhan Duran
16 Şubat 2020
2856
0
Share:

Tora’nın Kenaan’daki yedi ulus ve Amalek hakkında kullandığı savaş dili son derece serttir. Devarim 20:16–17’de yedi ulusun şehirleri için לֹא תְחַיֶּה כָּל־נְשָׁמָה — lo tehayeh kol neşama, “hiçbir canı sağ bırakma” denir ve הַחֲרֵם תַּחֲרִימֵם — haharem taharim, “onları tamamen herem et” emri verilir. Rambam da yedi ulusun ortadan kaldırılmasını Tora’nın pozitif mitsvalarından biri olarak sayar ve bunun milhemet mitsva — emredilmiş savaş olduğunu açıkça yazar.

Bu ayetlerin anlamını belirleyen yalnız birkaç savaş cümlesi değildir. Tora’nın kendi gerekçesi, savaşın şartları, Tora Şebeal Pe’nin getirdiği hukuk, Rambam ve Ramban’ın hükümleri, Yeoşua dönemine ilişkin rabbinik gelenek ve daha sonraki ruhsal yorum birlikte okunduğunda daha bütünlüklü bir yapı ortaya çıkar. Tora gerçekten belirli antik düşmanlara karşı fiziksel savaş emirleri vermiştir; Yahudi hukuku ise bu hükümleri bütün insanlığa veya sonraki çağlardaki herhangi bir halka uygulanabilecek sınırsız bir imha öğretisine dönüştürmemiştir. Fiziksel hükmün nesnesi, şartları ve hukuki yetkisi belirlenmiştir; aynı metinlerin ruhsal anlamı ise insanın kendi içindeki kötülüğe karşı mücadelede yaşamaya devam eder.

Bu ayrım başka ve daha temel bir soruyu da çözer: Bazı Tora hükümleri bugün fiilen uygulanmıyorsa Tora gerçekten ebedi midir? Hangi hükmün ne zaman uygulanacağını kim belirler? Bir hükmün bugün uygulanamaması Tora’nın değişebileceği anlamına geliyorsa, daha sonra Hristiyan İncili aracılığıyla yeni bir din ve yeni hükümler getirildiği iddiasının önünde ne kalır? Yahudiliğin bu sorulara verdiği cevap Tora hukukunun kendi yapısının içindedir.

Kenaan Hakkındaki Emir Neden Verildi?

Devarim 20:16–18 yedi Kenaan ulusunu sayar ve savaş hükmünün nedenini aynı paragrafta açıklar: לְמַעַן אֲשֶׁר לֹא־יְלַמְּדוּ אֶתְכֶם לַעֲשׂוֹת כְּכֹל תּוֹעֲבֹתָם, yani “Size kendi iğrenç uygulamalarını öğretmesinler.” Tora böylece meselenin merkezine biyolojik soyu değil, İsrael ülkesinde kurulacak dini ve ahlaki düzeni yerleştirir. Devarim 18, Kenaan halklarının uygulamaları arasında çocukların ateşten geçirilmesini, büyücülüğü, medyumluğu ve ölülere danışmayı sayar. Vayikra 18 ise ülkenin bu uygulamalar yüzünden kirlendiğini anlatır.

İsrael aynı ölçünün dışında tutulmaz. Vayikra 18, İsrael’e de aynı uygulamalara yönelmesi halinde ülkenin kendisini kusacağını bildirir. Devarim 9:4–6 ise İsrael’in ülkeye kendi ahlaki üstünlüğü nedeniyle girdiği düşüncesini doğrudan reddeder. Moşe halka, “Benim doğruluğum sayesinde Aşem beni bu ülkeye getirdi” dememesini söyler ve İsrael’i “dik başlı bir halk” diye niteler. Tanah’ın devamında da aynı ilke işler: Kuzey İsrael Krallığı sürgüne gider, Yehuda yıkılır ve Bet HaMikdaş kaybedilir.

Kenaan savaşının Tora’daki bağlamı, bir ırkın başka bir ırkı yok etme hakkı değildir. İsrael’in belirli bir ülkede kuracağı Tora düzeniyle ve o topraklarda daha önce var olan dini-ahlaki sistemle ilgilidir. Seçilmişlik de ahlaki dokunulmazlık değil, daha ağır sorumluluk anlamına gelir.

Herem Gerçekten Fiziksel Bir Hüküm müdür?

Herem, Tanah’ta bir şeyi normal insan kullanımından çıkarıp bütünüyle Tanrı’nın hükmüne ayırmayı ifade eder. Savaş bağlamında bunun malları ve insanları kapsadığı yerler vardır. Yeriho anlatısı bunun açık örneğidir. Yeoşua 6’da Rahav ve ailesi korunurken şehrin diğer sakinlerinin öldürüldüğü anlatılır. Devarim 20’deki lo tehayeh kol neşama ifadesi de gerçek fiziksel savaş hukukudur.

Rambam’ın Sefer HaMitsvot’ta yedi ulusun ortadan kaldırılmasını 187. pozitif mitsva olarak sayması bunu açıkça gösterir. Aynı şekilde Rambam, Amalek’le savaşı ayrı bir milhemet mitsva olarak tanımlar. Yedi ulus hakkındaki Tora metninin halahik anlamı yalnız “içimizdeki kötü özellikleri yok edelim” şeklinde okunamaz; tarihsel ve fiziksel bir hüküm gerçekten vardır. Bununla birlikte fiziksel hükmün varlığı, hükmün şartlarını ortadan kaldırmaz.

Savaş Başlamadan Önce Ne Oluyordu?

Rambam, Hilhot Melahim uMilhamotehem 6:1’de çok kapsamlı bir ilke koyar: אֵין עוֹשִׂין מִלְחָמָה עִם אָדָם בָּעוֹלָם עַד שֶׁקּוֹרְאִין לוֹ שָׁלוֹם, “Dünyada hiç kimseyle önce barış çağrısı yapılmadan savaşılmaz.” Rambam bunun hem milhemet reşut — isteğe bağlı savaş hem de milhemet mitsva — emredilmiş savaş için geçerli olduğunu açıkça söyler. Barışı kabul eden taraf Bney Noah’ın yedi emrini üstlenir, siyasi tabiiyeti ve vergi şartlarını kabul ederse öldürülmez.

Bu, modern anlamda iki eşit devlet arasında imzalanan bir barış antlaşması değil, antik savaş hukukuna ait teslimiyet düzenidir. Fakat ölüm kaçınılmaz sonuç değildir. Yeruşalmi de Yeoşua’nun ülkeye girmeden önce Kenaan halklarına üç yol bildirdiğini aktarır: ayrılmak isteyen ayrılabilir, barış yapmak isteyen barış yapabilir, savaşmak isteyen savaşabilir. Girgaşilerin ülkeyi terk ettiği, Givonluların barış yoluna gittiği ve otuz bir kralın savaşı seçtiği aktarılır.

Sifrei Devarim 202, Devarim 20:18’deki “size iğrenç uygulamalarını öğretmesinler” gerekçesinden daha da açık bir hüküm çıkarır: Teşuva yaparlarsa öldürülmezler. Ramban bunu yedi ulusla doğrudan ilişkilendirir. Onların Bney Noah’ın yedi emrini kabul etmelerinin yeterli olduğunu, Yahudiliğe geçmelerinin gerekmediğini açıklar. Böylece klasik Yahudi hukukunda Kenaanlı bir kişinin yalnız doğduğu soy nedeniyle kaçınılmaz biçimde öldürülmesi gereken bir sistem oluşmaz; ülkeyi terk etme, barışı kabul etme ve Tora’nın hedef aldığı putperest düzeni bırakma yolları vardır.

Kadınlar ve Çocuklar Meselesi

Devarim 20’deki fiziksel savaş hükmü, savaş gerçekleştiğinde yalnız savaşçı erkeklerle sınırlı değildir. Konunun en ağır kısmı budur. Yahudi hukukunun belirleyici sınırı ise insanın kendi başına bir toplumu “kötü” ilan ederek ona karşı böyle bir savaş başlatamamasıdır. Kenaan hükmü genel bir savaş teorisi değil, Tora’da adı belirtilmiş belirli halklar ve belirli bir İlahi emirle ilgilidir.

Bir Yahudi kralı, devlet, rabbi veya birey kendi siyasi ve ahlaki değerlendirmesine dayanarak başka bir halkı “yeni Kenaan” ilan edemez. Tora’da isimlendirilmiş tarihsel özne ile daha sonraki herhangi bir düşman birbirinin yerine geçirilemez. Tora’daki Kenaan hükmü, insanın kendi nefretiyle verdiği “bu toplum yaşamayı hak etmiyor” kararı olarak değil, doğrudan İlahi hüküm olarak sunulur. Bu nedenle sonraki çağlara aktarılabilecek genel bir siyasal ilke oluşturmaz ve insana “yeterince kötü gördüğün bir toplumu bütünüyle yok edebilirsin” yetkisi vermez.

Yeoşua Kitabı Bütün Kenaanlıların Öldürüldüğünü mü Anlatıyor?

Yeoşua’nun bazı savaş özetleri mutlak bir zafer dili kullanır. “Hiç sağ kalan bırakmadı”, “soluk alan her şeyi yok etti” ve “bütün ülkeyi aldı” gibi ifadeler vardır. Aynı kitabın sonraki bölümleri ise Kenaanlı toplulukların ülkede yaşamaya devam ettiğini anlatır. Yeoşua 15:63’te Yevusiler Yeruşalayim’dedir; 16:10’da Kenaanlılar Gezer’de yaşamaya devam eder; 17:12–13’te Manaşe bazı Kenaan şehirlerini ele geçiremez ve İsrael güçlendiğinde bu insanları zorunlu çalışmaya tabi tutar. Şoftim kitabının ilk bölümü de çeşitli Kenaan halklarının varlığını sürdürdüğünü tekrar tekrar söyler.

Tanah’ın kendi içinde savaş özetleri ile daha ayrıntılı tarih anlatıları birlikte bulunur. Antik Yakın Doğu savaş yazıtlarında da “kimseyi sağ bırakmadım”, “hepsini yok ettim” ve “bütün ülkeyi aldım” türü mutlak ifadeler yaygın zafer dilidir. K. Lawson Younger’ın antik fetih anlatıları üzerine karşılaştırmalı çalışması, Yeoşua’daki bazı formüllerin bu savaş anlatısı geleneği içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir.

Burada iki ayrı düzey vardır. Devarim’in hukuki savaş emri gerçek bir hükümdür; Yeoşua’daki her zafer formülünün ise modern bir nüfus sayımı raporu gibi okunması gerekmez. Kitabın kendisi Kenaanlıların bütünüyle fiziksel olarak ortadan kalkmadığını açıkça göstermektedir.

Tora’nın Bazı Emirleri Yalnız Belirli Bir Zamana mı Aittir?

Tora’da gerçekten yalnız belirli bir olay için verilmiş emirler vardır. Moşe’ye, belirli bir kişiye veya belirli bir tarihsel duruma verilmiş her talimat otomatik olarak 613 mitsva arasında yer almaz. Rambam, Sefer HaMitsvot’un üçüncü temel ilkesinde yalnız belirli bir döneme ait ve nesiller boyunca uygulanmayan emirlerin 613 mitsva arasında sayılmadığını açıkça belirtir. Tora’nın içinde tarihsel talimatlarla nesiller boyunca geçerli mitsvalar arasında baştan beri hukuki bir ayrım vardır.

Bunun yanında ikinci bir kategori bulunur: nesiller boyunca geçerli olan, fakat yalnız gerekli şartlar mevcut olduğunda fiilen uygulanan mitsvalar. Korbanlar bunun kolay görülen örneğidir. Bet HaMikdaş olmadığında korban mitsvalarının büyük bölümü fiilen yerine getirilemez; buna rağmen Yahudilik korban hükümlerinin Tora’dan kaldırıldığını söylemez. Bir Kohen’e ait mitsva İsrael olmayan birine uygulanmaz; İsrael toprağına bağlı bir tarım mitsvası başka bir ülkedeki tarlada aynı biçimde uygulanmaz; Sanhedrin’in yetkisine bağlı bir ceza hükmü gerekli mahkeme düzeni bulunmadığında uygulanmaz.

Bu örneklerde hüküm değişmez; uygulanma şartı mevcut olmayabilir. Tora’nın ebediliği ile her mitsvanın tarihin her anında fiilen uygulanabilir olması aynı şey değildir.

Yedi Ulus Mitsvası Hangi Kategoriye Giriyor?

Rambam bu soruyu tam yedi ulus emri üzerinden cevaplar. Yedi ulusun ortadan kaldırılması ona göre 187. pozitif mitsvadır. Daha sonra bu halkların ortadan kalkmış olması mitsvayı geçici bir emir haline getirmez. Rambam, “bu halklar artık yok, o halde mitsva nesiller boyunca geçerli değildir” düşüncesini özellikle reddeder ve emri noheg le-dorot — nesiller boyunca geçerli bir mitsva olarak sınıflandırır. Hukuken tanımlanabilir yedi ulustan biri herhangi bir nesilde mevcut olsaydı hüküm o nesilde de geçerli olurdu.

Buradaki ayrım belirleyicidir: Hüküm sona ermemiştir; hükmün uygulanacağı tarihsel nesne artık mevcut değildir. Bu, bir yasanın iptal edilmesinden farklıdır. “Kohen şu işlemi yapar” hükmü Kohen bulunmayan bir yerde iptal edilmiş olmaz; “Bet HaMikdaş’ta şu korban sunulur” hükmü Bet HaMikdaş yıkıldığı için Tora’dan silinmiş olmaz. Aynı şekilde yedi ulus hakkında tanımlanmış bir mitsvanın bugün uygulanamaması, Tora’nın bu mitsvayı daha sonra değiştirdiği anlamına gelmez.

Hangi Ayetin Tarihsel, Hangisinin Ebedi Olduğuna Kim Karar Veriyor?

Bu sınırı okuyucunun ahlaki zevki, devlet, sonraki bir din veya bir rabbinin kişisel isteği belirlemez. Sınır, Tora Şebikhtav — Yazılı Tora ile Tora Şebeal Pe — Sözlü Tora’nın birlikte oluşturduğu hukuk sistemi tarafından belirlenir. Bir metin incelenirken önce bunun gerçekten bağımsız bir mitsva olup olmadığı belirlenir; sonra mitsvanın kime hitap ettiği, nerede geçerli olduğu, hangi kurumları gerektirdiği, hangi şartlarda doğduğu ve hangi durumlarda uygulanamadığı tespit edilir.

Rambam’ın Sefer HaMitsvot’u bu nedenle yalnız 613 rakamını dolduran bir liste değildir. Hangi Tora ifadelerinin bağımsız mitsva sayıldığını belirleyen sistematik ilkeler verir. Bir emrin yalnız tarihsel bir olay için verilmiş olması ile nesiller boyunca geçerli bir mitsvanın şartlarının bugün bulunmaması birbirinden ayrılır. Yedi ulus mitsvası tam bu ayrımın öğretici örneklerinden biridir: Rambam onu ebedi mitsva kategorisinde tutar, fakat fiili nesnesinin tarih içinde kaybolduğunu kabul eder. Sınır keyfi değil, Tora hukukunun kendi iç sınırıdır.

Belki Tora’nın Tamamı Belirli Bir Döneme Aittir?

Tora kendi hakkında bunun tersini söyler. Devarim 13:1, “Sana emrettiğim bütün sözü uygulamaya dikkat et; ona ekleme ve ondan eksiltme” der. Devarim 29:28 ise açıklanmış olan hükümlerin “bizim ve çocuklarımız için sonsuza dek” olduğunu bildirir. Rambam, Hilhot Yesodei HaTora 9:1’de bu ayetlerin hukuki sonucunu açık biçimde ifade eder: Tora’nın mitsvaları ebedidir; değiştirilemez, onlara ekleme yapılamaz ve onlardan eksiltilemez.

Rambam’ın ölçüsüne göre bir kişi mucizeler gösterse bile “Tanrı beni şu mitsvayı kaldırmaya gönderdi” veya “Moşe’nin verdiği mitsvalar yalnız belli bir dönem içindi” derse, bu iddia gerçek peygamberlik olarak kabul edilmez. Tora’nın kendi içinde belirli bir anda uygulanacak talimatların bulunması ile Tora’nın ebedi hukukunun daha sonra başka bir vahiy tarafından kaldırılması birbirinden tamamen farklıdır. Birincisi Tora’nın kendi yapısının parçasıdır; ikincisi Tora’nın kendi hükmüyle reddedilir.

Bazı Mitsvalar Bugün Uygulanmıyorsa Tora Değişmiş Olmuyor mu?

Değişiklik, hükmün şartının bulunmamasından başka bir şeydir. Tora, “bir kişi şu durumda bulunursa şu hüküm uygulanır” diyorsa ve o durum bugün ortaya çıkmıyorsa yasa değişmiş olmaz; hukuki cümle aynı kalır. Yedi ulus konusunda da hukuken tanımlanabilir bir halk, uygun otorite ve diğer gerekli şartlar bulunmadığında hüküm işletilemez.

Buna karşılık “Bu hüküm eskiden Tanrı’nın emriydi fakat artık geçersizdir” demek, şartın yokluğunu değil Tanrısal hukukun iptal edildiğini ileri sürmektir. Yahudilik bu ikinci iddiayı reddeder. Tora’nın kalıcılığı, bütün mitsvaların her Yahudi tarafından dünyanın her yerinde tarihin her anında aynı anda yerine getirilebilmesi anlamına gelmez; Tanrı’nın verdiği hukukun ebedi olması ve sonraki bir otoritenin onu iptal edememesi anlamına gelir.

Peygamber Bir Tora Hükmünün Aksini Hiç Emredemez mi?

Tora’nın sistemi burada üçüncü bir kategori tanır: horaat şaah — belirli bir ana özgü geçici peygamberlik talimatı. Rambam, Hilhot Yesodei HaTora 9:3’te gerçekliği önceden belirlenmiş bir peygamberin belirli bir olay için bir veya daha fazla mitsvanın normal uygulamasının dışına çıkılmasını emredebileceğini söyler. Bunun klasik örneği Eliyahu’nun Karmel Dağı’nda Bet HaMikdaş dışında korban sunmasıdır. Normal Tora hukuku buna izin vermez; fakat belirli tarihsel anda peygamberlik emriyle geçici uygulama yapılmıştır.

Eliyahu bu olayla korbanların artık her yerde sunulabileceği yeni bir hukuk kurmamış, Moşe’nin hükmünün sona erdiğini ilan etmemiştir. Geçici talimat sona erdiğinde ebedi Tora hükmü aynen devam eder. Horaat şaah geçici istisnadır; yeni bir Tora değildir. Yahudilikte değişmez Tora ile İlahi yönetimin tarih içindeki canlılığı arasındaki sınır bu şekilde korunur.

Hristiyan İncili Neden Yeni Hükümler Getiremez?

Burada Yahudilik ile Hristiyanlık arasındaki temel ayrımlardan biri ortaya çıkar. Yahudilik, Tanrı’nın Sinay’dan sonra bir daha konuşmadığını öğretmez; Yeşayahu, Yirmeyahu, Yehezkel ve diğer peygamberler Moşe’den sonra gelmiştir. Fakat bu peygamberlerin hiçbiri yeni bir din kurmamış, Sinay Tora’sının eskidiğini ilan etmemiş veya İsrael’in Tora yükümlülüğünü başka bir kurtuluş sistemiyle değiştirmemiştir. Peygamberlerin sürekli yaptığı şey İsrael’i Moşe’nin Tora’sına geri çağırmaktır. Tanah’ın son peygamberlik bölümlerinden Malahi’de de çağrı “Kulum Moşe’nin Tora’sını hatırlayın” biçimindedir.

Rambam bu nedenle Hilhot Yesodei HaTora 9:1’de sonradan ortaya çıkacak herhangi bir peygamberlik iddiası için kesin ölçüyü verir. Bir kişi işaretler ve mucizeler gösterse ve Tanrı’nın kendisini bir Tora mitsvasını kaldırmaya, yenisini eklemeye veya Moşe’nin hükümlerinin yalnız belirli bir zaman için geçerli olduğunu bildirmeye gönderdiğini söylese bile, bu iddia Tora’nın kendi ölçüsüne göre reddedilir.

Yedi ulus mitsvasının bugün fiziksel olarak uygulanamaması bu nedenle Hristiyan İncili’nin Tora’yı değiştirebilmesine kapı açmaz. Rambam yedi ulus mitsvasını ebedi kabul eder; halkın tanımlanabilir tarihsel varlığı kaybolmuştur. Değişen Tora değil, tarihsel şarttır. Hristiyanlığın ileri sürdüğü değişiklik ise bir şart değişikliği değil, Tora’nın bazı hükümlerinin bağlayıcılığının ve antlaşma düzeninin değiştirilmesi iddiasıdır. Yahudilik bu iki durumu birbirine karıştırmaz.

Rabbinik Kurallar Tora’ya Ek Yapmak Sayılmaz mı?

Rabbinik hükümler kendilerini yeni Tora ayetleri veya Sinay’dan sonra gelen yeni Tanrısal mitsvalar olarak sunmaz. Tora, mahkemeye ve rabbinik otoriteye belirli alanlarda hüküm koyma, koruyucu düzenlemeler yapma ve toplumsal hukuk üretme yetkisi verir. Hanuka ışıkları bu nedenle Tora’nın 614. mitsvası ilan edilmez; rabbinik bir mitsvadır.

Halahik sistem bir hükmün de-Oraita — Tora kaynaklı mı yoksa de-Rabbanan — rabbinik mi olduğunu özellikle ayırır. İnsan otoritesi Tora’nın metnini değiştirmez; kendisine Tora tarafından verilen yetki alanında hukuk üretir. Yahudilik böylece durağan bir hukuk sistemi olmaz, fakat değişimin hangi düzeyde ve hangi yetkiyle gerçekleşebileceği baştan tanımlanır. Tora’nın kendisi değişmez; Tora’nın verdiği hukuk mekanizması yaşamaya devam eder.

Fiziksel Savaş Bugün Ruhsal Bir Savaş Olarak Devam Ediyor mu?

Yahudi yorum geleneğinde bu düşüncenin güçlü bir temeli vardır. Yedi ulus ve Amalek hakkındaki halahik savaş hükümleri gerçek tarihsel halklarla ilgilidir; aynı isimlerin ruhsal yorumu ise insanın kendi içinde yürüttüğü avodayı anlatır. İkinci katman birincisini silmez, ona her nesilde yaşanabilecek başka bir anlam boyutu ekler.

Keduşat Levi, Amalek hakkındaki emir üzerine çok açık bir yorum yapar. Rabbi Levi Yitshak of Berditşev, mitsvanın yalnız tarihsel Amalek soyunun ortadan kaldırılması olarak okunmadığını; her İsrael mensubunun kalbinde “Amalek” adı verilen kötü payı silmesi gerektiğini söyler. Hasidik gelenekte Amalek, insanın Tanrı’ya yönelik canlılığını soğutan, her şeyi tesadüfe indirgeyen ve insanı içsel kesinliğinden koparan kuvvetle ilişkilendirilir. Devarim 25:18’deki אֲשֶׁר קָרְךָ — aşer karha ifadesi üzerinden geliştirilen klasik yorum, daha sonraki Hasidik eserlerde ruhsal kayıtsızlık ve yıkıcı şüpheyle ilişkilendirilmiştir.

Bu ruhsal düzeyde “Amalek’i yok etmek”, insanın içinde Tanrı bilincini soğutan bu niteliğe yaşam alanı bırakmamak anlamına gelir. Buradaki yok etme fiziksel şiddet değil, kötülüğün insanın karakterindeki hakimiyetini sona erdirmektir.

Yedi Kenaan Ulusunun İçsel Karşılığı

Kabalistik ve daha sonraki Hasidik açıklamalarda yedi Kenaan ulusu, insanın içindeki yedi bozulmuş midot — karakter ve duygu niteliği ile ilişkilendirilir. Şelah, yedi ulusu kutsallığın karşısındaki yedi kelipa ile ilişkilendirir; Ari’ye dayandırılan Kabalistik açıklamalarda bu yedi güç, kırılmış yapının yedi olumsuz niteliği olarak ele alınır. Daha sonraki Hasidik kaynaklar aynı sistemi insanın kendi içindeki yedi kötü duygusal niteliğin arındırılması şeklinde geliştirir.

Tarihsel Kenaan fethinde görev, İsrael ülkesinde Tora’nın karşıtı dini düzeni ortadan kaldırmaktı. İnsanın iç dünyasında ise görev, Tanrısal hizmete karşı duran bozulmuş nitelikleri ortadan kaldırmaktır. Hesed’in bozulmuş biçimi ölçüsüz ve yanlış yönlendirilmiş arzuya, Gevura’nın bozulmuş biçimi acımasızlık ve öfkeye dönüşebilir; diğer midot da kutsallığa veya onun tersine yönlendirilebilir. İçsel “Kenaan fethi”, insanın kendi karakterindeki bu alanları Tora’nın hizmetine sokmasıdır.

Manevi “Öldürmek” Ne Anlama Gelir?

Ruhsal yorumda Tora’nın savaş dili bilinçli olarak güçlü kalır. Bazı kötü eğilimler doğru yöne çevrilebilir; fakat Tanrı’ya başkaldırıyı, insanın ruhsal duyarlılığını yok eden kayıtsızlığı veya bilinçli kötülüğü temsil eden özelliklerde hedef daha köklüdür: o niteliğin insan üzerindeki hakimiyetini sona erdirmek. Manevi “öldürme” bir insanı öldürmek değil, öfkenin insanı yönetme gücünü kırmak, acımasızlığın kökünü kesmek, putperest yönelimin ruh üzerindeki egemenliğini yok etmek ve Amalek’in temsil ettiği ruhsal soğukluğa insanın içinde bağımsız bir alan bırakmamaktır.

Fiziksel savaşın tarihsel öznesi kaybolduğunda Tora’nın kelimeleri ruhsal hayatta sessizleşmez. Başka bir kaynak katmanında yaşamaya devam eder. Bu manevi okuma hiçbir çağdaş insanı veya halkı fiziksel Amalek ya da Kenaanlı haline getirmez; içsel Amalek kişinin kendi içindedir.

Manevi Yorum Mitsvanın Bugünkü Halahik Uygulaması mıdır?

Halahik açıdan yedi ulus mitsvası gerçek tarihsel halklarla ilgilidir ve bu halklar artık tanımlanamadığı için fiziksel uygulama imkanı yoktur. Ruhsal açıdan ise aynı Tora metni insanın karakterine, Tanrı ile ilişkisine ve içsel mücadelesine uygulanabilir. Biri halaha, diğeri deraş, musar ve Kabalistik avoda katmanıdır. Bu katmanlar birbirlerini ortadan kaldırmazlar.

Bu ayrım Tora’nın ebediliğini de daha iyi anlamamızı sağlar. Tora’nın tarih içinde belirli bir fiziksel olaya bağlanan hükmü kendi hukuki kimliğini korurken, aynı metnin ruhsal öğretisi sonraki bütün nesillerde insanı eğitmeye devam edebilir. Eski fiziksel emir iptal edilip yerine yeni manevi emir geçirilmiş değildir; aynı Tora’nın farklı anlam katmanları birlikte yaşamaktadır.

Tora’nın Ebediliği Tam Olarak Ne Demektir?

Tora’nın ebediliği, 613 mitsvanın her birinin her insan tarafından her gün fiilen uygulanması demek değildir. Tanrı’nın Sinay’da verdiği hukuk değişmez; hüküm, Tora’nın kendi belirlediği kişi, zaman, yer, kurum ve şartlar içinde uygulanır. Bu nedenle Tora’nın içinde yalnız belirli tarihsel olay için verilmiş talimatlar, nesiller boyunca geçerli olup şartları gerçekleştiğinde uygulanan mitsvalar ve gerçek bir peygamberin yalnız belirli an için verdiği horaat şaah bulunabilir. Bunların hiçbiri, Tora’nın daha sonraki bir vahiy tarafından kalıcı biçimde iptal edilmesiyle aynı kategori değildir.

Yahudilik ilk üç kategoriyi Tora’nın kendi sistemi içinde tanır, dördüncüyü reddeder. Bu ayrım yapılmadan “Tora’nın bazı hükümleri bugün uygulanmıyor” cümlesi eksik kalır. Doğru ifade şudur: Tora’nın bazı ebedi hükümlerinin uygulanması için gerekli şartlar bugün mevcut değildir.

Bu Ayrım Hristiyanlık İddiasını Neden Dışarıda Bırakır?

Hristiyanlığın ortaya koyduğu iddia, belirli bir Tora hükmünün uygulanma şartının bugün bulunmaması değildir. Hristiyan teolojisinin temel dönüşümleri Tora’nın bazı hükümlerinin artık bağlayıcı olmadığı, önceki antlaşmanın yerini başka bir düzenin aldığı ve insanın Tanrı ile ilişkisini belirleyen yeni bir sistemin kurulduğu yönündedir. Bu iddia Tora’nın kendi koyduğu sınırla çatışır.

Devarim 13 Tora’ya ekleme ve eksiltmeyi yasaklar; Devarim 29 açıklanmış hükümleri İsrael ve çocukları için sonsuza bağlar. Rambam, Moşe’nin Tora’sının yalnız belirli bir dönem için geçerli olduğunu ileri süren sonraki bir peygamberlik iddiasını açıkça reddeder. Yedi Kenaan ulusunun bugün fiziksel olarak tespit edilememesi bu nedenle Hristiyan İncili’nin Tora’nın yerine yeni hükümler koyabileceği anlamına gelmez. Rambam yedi ulus mitsvasını nesiller boyunca geçerli kabul eder; uygulanacağı tarihsel özne kaybolmuştur. Değişen Tora değil, tarihsel şarttır.

Sonuç

Tora yedi Kenaan ulusu ve Amalek hakkında gerçek fiziksel savaş hükümleri vermiştir. Bunlar Tora’nın tarihsel dünyasına ait gerçek emirlerdir. Yedi ulusla savaş Rambam tarafından milhemet mitsva olarak tanımlanır ve yedi ulusun ortadan kaldırılması 613 mitsva içinde sayılır. Aynı halahik gelenek savaşın şartlarını da belirler: Rambam milhemet mitsva dahil savaş öncesinde barış çağrısını gerekli görür; Sifrei teşuva edenlerin öldürülmediğini söyler; Yeruşalmi, Yeoşua’nun ayrılma, barış ve savaş seçeneklerini bildirdiğini aktarır.

Yedi ulusun bugün tanımlanabilir tarihsel varlığı yoktur. Bu yüzden fiziksel savaş hükmünün uygulanacağı halahik nesne de yoktur. Bu durum mitsvanın iptal edildiği anlamına gelmez; Rambam tam tersine onu nesiller boyunca geçerli mitsva olarak sınıflandırır. Tora’nın ebediliği her mitsvanın her an fiilen uygulanması değil, Tanrısal hukukun değişmemesi anlamına gelir. Şart ortadan kalkabilir, hüküm kalır. Bet HaMikdaş bulunmayabilir, korban Tora’dan silinmez; tarihsel yedi ulus bulunmayabilir, mitsva sonradan geçersiz ilan edilmiş olmaz.

Bu sınır keyfi değildir; Yazılı Tora ve Tora Şebeal Pe tarafından belirlenir. Tora daha sonraki bir vahiy iddiasına da aynı ölçüyü uygular. Bir peygamber belirli bir an için horaat şaah verebilir, fakat Moşe’nin Tora’sını kalıcı biçimde değiştiremez. Bu nedenle Hristiyan İncili’nin Tora’nın hükümlerini kaldıran veya onların yerine yeni bir antlaşma hukuku koyan iddiası Tora’nın kendi vahiy ölçüsüyle bağdaşmaz.

Fiziksel savaşın tarihsel uygulanabilirliğinin sona ermesi ise Tora’nın ruhsal öğretisini sona erdirmez. Keduşat Levi insanın kendi kalbindeki Amalek’i ortadan kaldırmasından söz eder; Kabalistik ve Hasidik gelenek yedi Kenaan ulusunu insanın içindeki yedi bozulmuş midotla ilişkilendirir. Tarihsel savaşın nesnesi dışarıdaydı; ruhsal savaşın alanı insanın kendi içidir. Hiçbir çağdaş halk Kenaan veya Amalek etiketiyle keyfi biçimde fiziksel imha hedefi yapılamaz; buna karşılık insanın kendi içindeki putperestlik, acımasızlık, ruhsal soğukluk ve Tanrı’dan kopuşla mücadelesi her nesilde devam eder.

Tora değişmemiştir. Tarihsel şartlar değişmiştir. Halahik uygulama, Tanrı’nın o hüküm için belirlediği şartlara bağlıdır; manevi avoda ise farklı bir yorum katmanında devam eder. Hiçbir sonraki din, peygamber veya metin bu ayrımı kullanarak Sinay Tora’sını iptal edip yerine başka bir Tora koyamaz. Yahudiliğin Tora’ya bağlılığı tam olarak budur.

Kutsal Kitabınızı bilin! Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.

Previous Article

Talmud’a yapılan iftiralar (9) “Yahudiler, Yahudi olmayanları ...

Next Article

Üçüncü ve dördüncü nesiller?

0
Shares
  • 0
  • +
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Related articles More from author

  • Devarim Yorumları

    Yasa’nın Tekrarı Kitabı’nı Nasıl Okumalıyız? Geçmişimizden İlham Almak

    1 Haziran 2020
    By Gökhan Duran

Leave a reply Yanıtı iptal et

  • İçsel Yolculuk - Rabbi Nissan Dovid Dubov

    Melekler ve Takımyıldızlar

  • Bereşit Yorumları

    İki Ağacın Hikayesi (15): Su, Her Yer Su!

  • Shomer Emunim

    Haşgaha / İlahi Gözetim

Kabalat.com

Mesih Çağı:

  • Hakkımda
  • Yayın İlkeleri
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
  • Gizlilik
  • Çerez Politikası