Daniel 7:13 “Göğün bulutlarıyla gelen insanoğluna benzeyen biri” kimdir?

Daniel 7:13–14, Hristiyan misyonerliğinin İsa’nın Tanrılığını Tanah’a yerleştirmek için en sık kullandığı metinlerden biridir. İncillerde İsa’nın kendisi için “İnsanoğlu” ifadesini kullanması, Daniel’de insan gibi birinin göğün bulutlarıyla görünmesi, ona ebedi egemenlik verilmesi ve halkların ona hizmet etmesi tek bir Hristiyan yorum zincirinde birleştirilir. Sonra bu zincirin son halkası Daniel’in üzerine geri yazılır: bulutlarla gelen kişi İsa’dır ve İsa Tanrı’dır.
Daniel 7’nin kendi yapısı ise çok daha açıktır. Bölüm önce dört vahşi hayvan gösterir ve bunları dört dünya krallığı olarak açıklar. Ardından hayvanların karşısına insan biçiminde bir figür çıkar. Daniel gördüğü şeylerin anlamını sorduğunda krallığın kime verileceği üç kez açıklanır: Yüce Olan’ın kutsallarına ve sonunda açıkça Yüce Olan’ın kutsallarının halkına! Görümde tek bir insan biçiminde görülen özne, açıklamada kolektif olarak açılır. Bu halk İsrael’dir; Maşiah ise onun başındaki kraldır.
Dört hayvanın karşısındaki insan
Daniel’in görümü denizden çıkan dört büyük yaratıkla başlar. Birincisi aslana, ikincisi ayıya, üçüncüsü leopara benzer; dördüncüsü ise demir dişli, korkunç ve ezici bir yaratık olarak tasvir edilir. Daniel 7:17 bu sembollerin anlamını doğrudan verir:
“Bu dört büyük yaratık, yeryüzünde ortaya çıkacak dört krallıktır.”
Klasik Yahudi yorumunda bu dört krallık Babil, Pers, Yunan ve Roma/Edom egemenlikleriyle ilişkilendirilir. Görüm böylece dünya tarihini insan biçimindeki hükümdarlardan çok, vahşi hayvanların karakteri üzerinden gösterir. Güç, yırtıcılık ve tahakküm hayvan biçimine dönüşmüştür.
Sonra sahne değişir:
“Gece görümümde baktım ve işte, göğün bulutlarıyla insan gibi biri geliyordu. Günlerin Kadimi’ne ulaştı ve O’nun önüne getirildi.”
(Daniel 7:13)
Dört hayvani krallığın karşısına insan gelir. Görümün temel karşıtlığı budur. Yeryüzünün imparatorlukları vahşi hayvanlarla, onların hükmünden sonra gelecek krallık ise insanla temsil edilir.
Raşi, kevar enaş — insan gibi biri ifadesini açıklarken doğrudan “Bu Maşiah Kral’dır” der. Hemen ardından ulusların hayvanlara, İsrael’in ise insana benzetildiğini açıklar. Maşiah ile İsrael burada iki ayrı sembolik dünya oluşturmaz. İsrael insan biçiminde görünür; Maşiah bu halkın kralıdır.
İbn Ezra kolektif kimliği daha açık biçimde ifade eder. Maşiah yorumunu aktarır, ardından bar enaş’ın İsrael olduğunu ve tekil figürün kolektif bir topluluğu temsil ettiğini belirtir. Daniel’in sembolik dili zaten buna hazırlanmıştır: tek bir aslan bütün Babil krallığını temsil ediyorsa, tek bir insan figürü de bütün bir halkı temsil edebilir.
Malbim ise iki düzeyi tek bir açıklamada birleştirir. Daniel 7:27’nin 7:13’teki insan figürünün açıklaması olduğunu söyler ve bar enaş’ı Yüce Olan’ın kutsalları, başlarında da Yaakov’un Tanrısı’nın Maşiah’ı olarak tanımlar.
Böylece insan figürünün kimliği açık hale gelir: başında Maşiah Kral bulunan İsrael’in kutsal halkı.
Daniel 7’nin dili Aramicedir
Daniel kitabının 2:4’ün ikinci yarısından 7:28’e kadar olan bölümü Aramicedir. Daniel 7:13’teki ifade de bu nedenle Aramice okunmalıdır:
כְּבַר אֱנָשׁ — kevar enaş
Bar enaş, kelime anlamıyla “insan oğlu”, doğal kullanımda “insan” demektir. Başındaki ke- ise “gibi” anlamı taşır. İfade böylece “insan gibi biri”, “bir insana benzeyen biri” anlamına gelir.
Daniel burada önce bir teolojik unvan vermiyor; gördüğü figürün biçimini tarif ediyor. Bir önceki görüntülerde yaratıkların aslana, ayıya ve leopara benzemesi gibi, son figür de insana benziyor. Hayvanla insan arasındaki karşıtlık dilin içine kadar yerleşmiştir.
Bazı Hristiyan çevirilerinde “Son of Man” veya “İnsanoğlu” büyük harfle özel bir unvan gibi yazılır. Bu büyük harf Daniel’in Aramicesinden gelmez. Aramice metinde modern Batı dillerindeki büyük-küçük harf sistemi yoktur. Büyük harf, sonraki Hristiyan yorumun çeviriye girmiş biçimidir. Bu editoryal tercih daha sonra özgün metnin içinde zaten bulunan ilahi bir unvanmış gibi kullanıldığında, çeviri teoloji üretmeye başlar.
Yahudi geleneği ise ayetin Maşiah’la ilişkisini saklamaz. Raşi ve Talmud bunu açıkça söyler. Tartışmanın merkezi “Maşiah var mı?” sorusu değildir. Daniel’in Maşiah’ı, İsrael’in insan kralıdır. Hristiyanlığın beden almış Tanrı anlayışı başka bir teolojik sistemden gelir.
Görüm kendi açıklamasını veriyor
Daniel gördüğü şeylerden sarsılır ve onların anlamını sorar. Metin bu noktadan sonra sembollerin yorumunu vermeye başlar.
Önce dört hayvan açıklanır:
“Bu dört büyük yaratık, yeryüzünde ortaya çıkacak dört krallıktır.”
(Daniel 7:17)
Ardından insan figürüne ait krallığın kime geçeceği belirtilir:
“Yüce Olan’ın kutsalları krallığı alacak ve krallığı sonsuza dek, sonsuzların sonsuzuna kadar ellerinde tutacaklar.”
(Daniel 7:18)
Dördüncü hayvan kutsallara savaş açar. Günlerin Kadimi gelir ve hüküm yön değiştirir:
“Hüküm Yüce Olan’ın kutsallarının lehine verildi ve kutsalların krallığı alma zamanı geldi.”
(Daniel 7:22)
Bölümün sonunda açıklama tam biçimini alır:
“Bütün göklerin altındaki krallıkların krallığı, egemenliği ve büyüklüğü Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verilecektir.”
(Daniel 7:27)
Daniel 7:13’te insan figürüne verilen egemenlik, 7:18’de kutsalların krallığı, 7:22’de yine kutsalların krallığı ve 7:27’de kutsalların halkının krallığı olarak açıklanır. Metnin sembolü ile açıklaması aynı özne üzerinde birleşir.
Misyoner okuma 7:13–14’ü öne çıkarıp 7:18–27’nin yorumlayıcı ağırlığını azalttığında Daniel’in kendi açıklama sistemini parçalar. İnsan figürü İsrael’den koparılır ve yerine bağımsız göksel bir Tanrı-İsa kişisi yerleştirilir. Bu sonuç Daniel’den değil, Hristiyan teolojisinin metne geri taşınmasından doğar.
Maşiah ile İsrael neden aynı figürde birleşiyor?
Daniel’in sembolik dünyasında kral ile krallık birbirinden kopuk değildir. Tek bir hayvan bütün bir imparatorluğu temsil eder. Aynı şekilde tek bir insan figürü de bütün bir halkı, o halkın krallığını ve başındaki kralı temsil edebilir.
Raşi’nin bir ayette figürü Maşiah Kral, hemen ardından insan biçimini İsrael olarak açıklaması bu nedenle tam uyumludur. İbn Ezra kolektif İsrael’i vurgular. Malbim ise bu iki çizgiyi birleştirir: insan figürü kutsalların halkıdır ve Maşiah onların başındadır.
Daniel’in görüntüsü böylece üç katmanı aynı sembolde toplar: İsrael, İsrael’in krallığı ve bu krallığın başındaki Maşiah.
Bu yapı Tanah’ın kral-halk ilişkisinin doğal devamıdır. Maşiah İsrael’den ayrı bir göksel tanrı değil, David’in soyundan gelen İsrael kralıdır. Halkın krallığı onun kişiliğinde görünür hale gelir.
Göğün bulutları ve Maşiah
Tanah’ta bulutlar Haşem’in görkemi, huzuru ve ilahi açığa çıkışıyla sık sık ilişkilendirilir. Hristiyan misyoner yorum bu imgeyi ontolojik bir sonuca dönüştürür: bulutlarla gelen kişi Tanrı olmalıdır.
Sanhedrin 98a aynı Daniel ayetini Maşiah’a uygular. Daniel 7:13’teki bulutlarla geliş ile Zeharya 9:9’daki eşeğe binmiş, alçakgönüllü kral karşılaştırılır. Rabbi Yehoşua ben Levi’nin açıklamasına göre İsrael liyakat kazanırsa Maşiah göğün bulutlarıyla, kazanmazsa alçakgönüllü biçimde eşeğe binerek gelir.
Talmud’un Maşiah’ı insan kral olarak kalır. Bulutlar onun gelişinin yüceliğini, göksel desteğini ve kurtuluşun olağanüstü niteliğini ifade eder.
Daniel’in sahnesindeki hareket yönü de önemlidir. İnsan figürü gökten dünyaya inmez. Günlerin Kadimi’ne doğru gelir ve O’nun huzuruna getirilir. Ardından kendisine egemenlik verilir. Hükmü veren Günlerin Kadimi’dir; egemenliği alan insan figürüdür.
Raşi de aynı ayrımı korur. Günlerin Kadimi, ulusları yargılayan Tanrı’dır. İnsan figürü ise Maşiah Kral’dır.
Hristiyan teolojisinin daha sonra bu iki figürü “Baba” ve “Oğul” kategorilerine yerleştirmesi, Daniel’in kullandığı kategorileri değiştirmez. Daniel’in kendi dili Tanrı’yı hükmü veren, İsrael’in insan figürünü ise krallığı alan taraf olarak sunar.
Pelah: hizmet, kulluk ve tapınma
Daniel 7:14’te geçen:
יִפְלְחוּן — yiflehun
kelimesi Aramice פלח — pelah kökünden gelir. Pelah, Daniel’in Aramicesinde hizmet etmek, dinsel hizmet sunmak, kulluk etmek ve tapınmak anlam alanında kullanılır. Daniel kitabındaki başka örneklerde de Tanrı’ya veya ilahlara yönelen dinsel hizmeti ifade eder. Bu nedenle kelimenin dinsel ağırlığı gerçektir; Daniel 7:14’te sıradan idari bir hizmetten çok, insan figürüne verilen evrensel egemenliğin tanınması anlatılır.
Aynı yiflehun biçimi görümün açıklama bölümünde, Daniel 7:27’de yeniden kullanılır:
וּמַלְכוּתָה וְשָׁלְטָנָא וּרְבוּתָא דִּי מַלְכְוָת תְּחוֹת כָּל שְׁמַיָּא יְהִיבַת לְעַם קַדִּישֵׁי עֶלְיוֹנִין מַלְכוּתֵהּ מַלְכוּת עָלַם וְכֹל שָׁלְטָנַיָּא לֵהּ יִפְלְחוּן וְיִשְׁתַּמְּעוּן
U-malkhuta ve-şoltana u-revuta di malkhavat tehot kol şemaya, yehivat le-am kadişei Elyonin; malkhuteh malkhut alam, ve-hol şoltanaya leh yiflehun ve-yiştammeun.
“Bütün göklerin altındaki krallıkların krallığı, egemenliği ve büyüklüğü Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verilecek. Onun krallığı ebedi bir krallıktır ve bütün egemenlikler ona hizmet edecek ve itaat edecekler.”
Burada özellikle iki unsur yan yana durur. Krallık açıkça Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verilir ve ayetin sonunda 7:14’tekiyle aynı לֵהּ יִפְלְחוּן — leh yiflehun, yani “ona hizmet edecekler / kulluk edecekler” ifadesi yer alır.
Daniel 7:27’nin pelah tartışmasındaki önemi açıktır. Daniel aynı yiflehun fiilini, krallığın Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verildiğini açıkladığı cümlenin içinde yeniden kullanır. Böylece pelah fiilinin dinsel ve yüksek anlamı korunurken, fiilin tek başına öznenin ontolojik olarak Tanrı olduğunu belirleyen teknik bir işaret olmadığı da görülür. Daniel’in düşünce akışında evrensel egemenlik Tanrı tarafından kutsalların halkına verilir; pelah bu egemenliğe gösterilen hizmeti, kulluğu ve evrensel tanınmayı ifade eder. Hristiyan Teslis öğretisi ise bu fiilin anlamından değil, Daniel’in metnine sonradan uygulanan Hristiyan teolojik yorumdan gelir.
Ebedi egemenlik
Daniel 7:14’te insan figürüne verilen egemenlik alam — ebedi olarak tanımlanır. Hristiyan misyoner yorum bu ifadeyi insan figürünün Tanrı olduğuna bağlar. Fakat Daniel birkaç ayet sonra aynı ebedilik dilini doğrudan Yüce Olan’ın kutsallarına uygular.
Daniel 7:18’in Aramicesi şöyledir:
וִיקַבְּלוּן מַלְכוּתָא קַדִּישֵׁי עֶלְיוֹנִין וְיַחְסְנוּן מַלְכוּתָא עַד־עָלְמָא וְעַד עָלַם עָלְמַיָּא
Vikabbelun malkhuta kadişei Elyonin, ve-yahsenun malkhuta ad alma ve-ad alam almayya.
“Yüce Olan’ın kutsalları krallığı alacak ve krallığı sonsuza dek, sonsuzların sonsuzuna kadar ellerinde tutacaklar.”
Buradaki עָלַם — alam, İbranice עוֹלָם — olam kelimesinin Aramice karşılığıdır. Olam/alam uzun zaman, çağ, sürekli devamlılık ve bağlama göre sonsuzluk anlamı taşıyabilir. Tanah’ın kendi kullanımı, kelimenin her geçtiği yerde zorunlu olarak matematiksel ve sınırsız bir sonsuzluk anlatmadığını açıkça gösterir.
Şemot 21:6’da kulağı delinmiş köle için וַעֲבָדוֹ לְעֹלָם — va-avado le-olam, yani “ona olam boyunca hizmet edecek” denir. Buradaki olam kölenin sonsuz varoluşunu anlatmaz. Tora’nın Yovel düzeni hizmet süresini sınırlar; Raşi de açıkça bu olamın Yovel’e kadar olan süreyi ifade ettiğini söyler. Aynı kullanım Devarim 15:17’de עֶבֶד עוֹלָם — eved olam, “olam kölesi” ifadesinde tekrar görülür.
Şemuel I 1:22’de Hanna, oğlu Şemuel’i Mişkan’a götüreceğini ve onun orada עַד עוֹלָם — ad olam kalacağını söyler. İbn Ezra bu ayeti özellikle olam kelimesinin belirli bir süreyi ifade edebildiğine örnek verir. Şemuel sonsuz bir insan yaşamına sahip değildir; ifade onun hayatı boyunca sürecek hizmetini anlatır.
Yonah 2:7 daha da çarpıcıdır. Yonah denizin derinliklerindeki durumunu anlatırken:
הָאָרֶץ בְּרִחֶיהָ בַעֲדִי לְעוֹלָם — ha-arets beriha va-adi le-olam
der: “Yeryüzünün sürgüleri üzerime olam boyunca kapandı.” Aynı ayetin devamında ise Tanrı’nın onu çukurdan çıkardığını söyler. Buradaki le-olam, yaşanan durumun gerçek anlamda sonsuza kadar devam ettiğini değil, Yonah’ın içinden çıkılmaz ve nihai görünen halini ifade eder.
Dolayısıyla Tanah dilinde olam/alam, bağlam tarafından belirlenen bir süre ve kalıcılık kavramıdır. Bazen gerçekten sınırsız ebediliği, bazen yaşam boyu süren bir durumu, bazen belirlenmiş uzun bir dönemi, bazen de sona ermeyecekmiş gibi görünen bir hali anlatır. Kelimenin kendisi, kullanıldığı özneye Tanrılık yüklemez.
Daniel 7:18 bundan daha da açık bir sonuç verir. Ayette yalnız alam kullanılmaz; ifade güçlendirilerek ad alma ve-ad alam almayya — “sonsuza dek, sonsuzların sonsuzuna kadar” denir. Bu güçlü ebedilik ifadesinin öznesi Yüce Olan’ın kutsallarıdır. Daniel 7:27’de de krallık Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verilir ve bu krallık yine malkhut alam — ebedi krallık olarak tanımlanır.
Bu nedenle iki okuma ihtimali de aynı sonuca çıkar. Alam bağlama göre uzun ve kalıcı bir dönemi ifade ediyorsa, kelimeden kişisel Tanrılık çıkarılamaz. Daniel burada gerçek ve sınırsız bir ebedi krallık kastediyorsa da sonuç değişmez; çünkü aynı ebedilik Yüce Olan’ın kutsallarına ve onların halkına aittir. Daniel onları Tanrı’ya dönüştürmez, onların egemenliğinin artık Babil, Pers, Yunan ve Roma gibi yükselip yıkılan hayvani imparatorlukların kaderini paylaşmayacağını bildirir.
Ebedi olan kişinin ilahi özü değil, Tanrı’nın İsrael’e verdiği krallığın kalıcılığıdır. İnsan figürünün ebedi egemenliği ile kutsalların ebedi egemenliği iki ayrı vaat değil, aynı görümün iki anlatım biçimidir.
Pesah’ın dört kadehi ve dört krallık
Daniel’in dört krallığı Yahudi geleneğinde Pesah’ın dört kadehiyle de ilişkilendirilmiştir. Yeruşalmi Pesahim 10:1 dört kadehin sayısı için birden fazla açıklama aktarır. Rabbi Yohanan adına aktarılan görüş onları Şemot 6’daki dört kurtuluş ifadesine bağlar. Rabbi Yehoşua ben Levi Firavun’un rüyasındaki dört kadehle ilişki kurar. Rabbi Levi ise dört kadehin dört krallığa karşılık geldiğini açıkça söyler.
Bu rabbinik bağlantı, Mısır’dan Çıkış ile sonraki tarihsel kurtuluşları aynı geula çizgisi içinde görür. İsrael bir kez Firavun’un egemenliğinden kurtarılmıştır; Daniel’in dört krallığı da aynı halkın daha sonraki büyük dünya imparatorlukları altında yaşadığı tarihsel baskıyı temsil eder.
Beşinci kadeh ayrı bir gelenek katmanına aittir. Şemot 6:8’deki “Sizi ülkeye getireceğim” ifadesiyle beşinci kadeh arasında bağlantı kuran yorumlar bulunur; daha sonraki gelenekte Eliyahu’nun kadehi ve gelecekteki geula da bu çerçevede ele alınmıştır. Böylece dört kadehle dört krallık arasındaki rabbinik bağlantı ile beşinci kadehin gelecekteki kurtuluşla ilişkilendirilmesi, aynı Pesah geleneği içinde farklı yorum katmanları olarak yer alır.
Gog, çatı ve Sukot
İbranice גג — gag, “çatı” veya “dam” demektir. גוג — Gog ise Yehezkel 38–39’da geçen özel isimdir ve adın kökeni kesin olarak bilinmemektedir. Gog ile gag arasındaki bağlantı bu nedenle sözlük etimolojisine değil, sonraki Yahudi yorum geleneğinde kullanılan bir deraşa dayanır.
Hasidik ve Kabalistik yorumda gag — çatı, insanın maddi güvenliğe bağlanmasının simgesine dönüşür. Sukkah ise kırılganlığıyla başka bir gerçeği öğretir: İsrael’in güvenliği duvarlardan ve çatılardan önce Haşem’e dayanır.
Bu anlam, Sukot’un Görkem Bulutlarıyla ilişkilendirilmesiyle derinleşir. Sukkah 11b’de Rabbi Eliezer, İsrael’in çölde sukkot içinde yaşatılmasını Ananei HaKavod — Görkem Bulutları olarak açıklar; Rabbi Akiva ise ayeti gerçek sukkot yapıları üzerinden okur. Her iki görüş de Sukot’un İsrael’in çöl tecrübesine bağlandığı aynı rabbinik çerçeve içinde yer alır.
Sonraki deraşta böylece iki sembol karşı karşıya gelir: insanın güvenliğini kendi kurduğu çatıya bağlaması ve İsrael’in Haşem’in korumasına dayanması. Gog–gag bağı bu düşüncenin homiletik dilidir; Daniel’in Aramice sözlüğünün parçası değildir.
Zeharya 14 gelecekte Sukot’u uluslararası bir boyuta taşır. Son çatışmaların ardından uluslardan geriye kalanlar Yeruşalayim’e gelerek Kral Haşem’e yönelir ve Sukot’u kutlar. Gelecekteki evrensel düzenin merkezi burada da açıktır: Haşem’in krallığı bütün uluslar tarafından tanınacaktır.
İnciller Daniel’i İsa’ya nasıl taşıdı?
Hristiyan İncillerinde “İnsanoğlu” dili ile Daniel 7 arasında bilinçli bir ilişki kurulmaya çalışılır. Özellikle İsa’nın yargılanması sahnesinde güç sahibi makam ve göğün bulutlarıyla geliş dili Daniel’in görüntüsünü İsa’ya uygular.
Bu bize İncillerin Daniel’i nasıl okuduğunu gösterir. Daniel’in kendisi ise yüzyıllar önce kendi açıklamasını vermiştir: insan figürünün krallığı kutsallara, kutsalların halkına, yani İsrael’e aittir. İbn Ezra bar enaş’ı İsrael olarak açıklar. Malbim onu kutsallar ve başlarındaki Maşiah olarak tanımlar. Raşi figürü Maşiah Kral olarak yorumlarken İsrael’in görümde insanla temsil edildiğini söyler.
Hristiyan İncili Daniel’in sembolünü kendi İsa anlatısına almıştır. Misyonerlik ise bu sonraki kullanımı tersine çevirerek Daniel’in asıl anlamıymış gibi sunar. Böylece Hristiyan yorum, kendi teolojisini önce Daniel’den çıkardığını iddia eder, ardından o teolojiyi Daniel’i yorumlamak için yeniden kullanır.
Bu döngü Tanah’ın anlamını değil, Hristiyan yeniden okumasının yöntemini gösterir.
Hristiyan misyoner okumanın kurduğu zincir
Misyoner yorumun kullandığı ayrıntıların bir kısmı gerçekten Daniel’dedir. İnsan figürü bulutlarla ilişkilidir. Egemenliği büyüktür ve ebedidir. Pelah dinsel hizmet anlamı taşıyabilir. Yahudi kaynakları da figürü Maşiah’la ilişkilendirir.
Çarpıtma bu gerçek ayrıntıların birbirine Hristiyan teolojisinin zorunlu sonucuymuş gibi bağlanmasında ortaya çıkar. “İnsan gibi biri” İncillerdeki özel “İnsanoğlu” unvanına dönüştürülür; bulutlar Tanrılığın zorunlu işareti ilan edilir; pelah ontolojik Tanrılık kanıtına çevrilir; ebedi egemenlik kişisel ilahlığın göstergesi yapılır. Sonunda Daniel’in hiç söylemediği “bu kişi İsa’dır ve İsa Tanrı’dır” sonucu elde edilir.
Daniel’in kendi akışı ise farklıdır. Dört hayvan dört yabancı krallıktır. Bu hayvani egemenlikler sona erer. İnsan figürü belirir. Krallık kutsallara geçer. Son açıklamada krallık Yüce Olan’ın kutsallarının halkına verilir. Klasik Yahudi yorum bu halkı İsrael, onun başındaki kralı da Maşiah olarak tanımlar.
Hristiyan Tanrı-Mesih öğretisi Daniel’in kurduğu bu zincirin hiçbir halkasında yer almaz.
Sonuç
Daniel 7:13’te göğün bulutlarıyla gelen kevar enaş — insan gibi biri, görümün kendi açıklamasında Yüce Olan’ın kutsallarının halkı, yani İsrael olarak açılır. Tekil insan figürü kolektif İsrael’i temsil eder; aynı görümde tekil hayvanların bütün krallıkları temsil etmesi de aynı sembolik yöntemi kullanır.
Maşiah bu kolektif figürün başındaki kraldır. Raşi insan figürünü Maşiah Kral olarak tanımlar ve İsrael’in insanla temsil edildiğini açıklar. İbn Ezra bar enaş’ın İsrael olduğunu söyler. Malbim 7:27’nin 7:13’ü açıkladığını ve insan figürünün Yüce Olan’ın kutsalları ile başlarındaki Maşiah olduğunu belirtir. Sanhedrin 98a da bulutlarla gelişi Maşiah’a uygular.
Daniel’in resmi böylece nettir: Günlerin Kadimi Tanrı’dır. İnsan figürü İsrael’in kutsal halkıdır. Maşiah bu halkın başındaki kraldır. Egemenliği veren Tanrı, egemenliği alan ise İsrael ve onun Maşiah kralıdır.
Hristiyan misyonerlik bu yapıyı parçalar. İsrael’i insan figüründen çıkarır, Maşiah’ı İsrael’den koparır, ardından bu insan kralı beden almış Tanrı’ya dönüştürür. Bulutları, pelah fiilini ve ebedi egemenliği bu dönüşümün parçaları olarak kullanır. Sonra Hristiyan İncillerinin daha sonraki İsa yorumunu Daniel’in özgün anlamıymış gibi Tanah’a geri taşır.
Daniel 7, İsa’nın Tanrı olduğunu önceden bildiren bir Hristiyan kehaneti değildir. Daniel’in kendi açıklaması, hayvani dünya krallıklarının hükmünün sona ereceğini, krallığın Yüce Olan’ın kutsal halkı İsrael’e verileceğini ve bu halkın başında Maşiah Kral’ın bulunacağını söyler. Hristiyan Tanrı-Mesih öğretisi Daniel’in Aramice metninden çıkmaz; metnin üzerine sonradan yerleştirilir.
Kutsal Kitabınızı bilin! Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.
Kaynaklar
Daniel 2:4; 7:1–28
Raşi, Daniel 7:4–14, 18
İbn Ezra, Daniel 7:13–14
Malbim, Daniel 7:13, 27
Sanhedrin 98a
Yeruşalmi Pesahim 10:1
Sukkah 11b
Şemot 6:6–8; 13:21–22; 14:19–20
Yehezkel 38–39
Zeharya 9:9; 14:1–21
Aramice פלח — pelah
İbranice גג — gag
גוג — Gog










[…] 9:6, İsa hakkında mı? (2)Daniel 7:13, İsa hakkında mı?Daniel İsa’nın ölüm tarihini mi vermektedir?Mezmurlar 22:17, Mesih’in çarmıha […]