[…] İyilik ve kötülüğün bilgisini elde ettikten sonra, insanlık daha tanrısal hale geldi – daha tutkulu, daha arzulu, daha ısrarcı biçimde yaratıcı. Ama biz sadece yarı tanrılardık. Yaşam Ağacı’ndan yememiştik. Tanrısal olmak demek, sadece; Tanrı’nın olduğu gibi tutkulu olmak, irade ve istek sahibi olmak anlamına gelmemektedir. Ama, yaratıcılığın büyük gücünü akıllıca, kontrollü kullanmak anlamına da gelmektedir. Buna “disiplinli yaratıcılık” diyoruz. Bu sınırlama, gücü tamamen kontrol etmek demektir; onun tarafından kontrol edilmek demek değildir. “Kalplerinizin ve gözlerinizin doğrultusunda gitmeyeceksiniz” (Sayım 15:39). Arzuyu dengede tutmak, yaratmanın zamanı var, yaratmayı bırakmanın zamanı var anlamına gelmektedir. (Bakınız: Şabat nedir?) […]
[…] İyilik ve kötülüğün bilgisini elde ettikten sonra, insanlık daha tanrısal hale geldi – daha tutkulu, daha arzulu, daha ısrarcı biçimde yaratıcı. Ama biz sadece yarı tanrılardık. Yaşam Ağacı’ndan yememiştik. Tanrısal olmak demek, sadece; Tanrı’nın olduğu gibi tutkulu olmak, irade ve istek sahibi olmak anlamına gelmemektedir. Ama, yaratıcılığın büyük gücünü akıllıca, kontrollü kullanmak anlamına da gelmektedir. Buna “disiplinli yaratıcılık” diyoruz. Bu sınırlama, gücü tamamen kontrol etmek demektir; onun tarafından kontrol edilmek demek değildir. “Kalplerinizin ve gözlerinizin doğrultusunda gitmeyeceksiniz” (Sayım 15:39). Arzuyu dengede tutmak, yaratmanın zamanı var, yaratmayı bırakmanın zamanı var anlamına gelmektedir. (Bakınız: Şabat nedir?) […]