İnsan iyi olanı seçebilir mi?

Tora, insana “Yaşamı seç” der. Bu emir, gerçek bir seçime seslenir: İnsan günaha yönelebilir, ona karşı durabilir ve yanlış yoldan dönebilir. Günaha eğilim duyması veya kötü bir alışkanlık edinmesi, davranışının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kalvinizmin, düşüşten sonraki insanın kurtuluşa yönelik ruhsal iyiliği seçme yeteneğini bütünüyle kaybettiği öğretisi, Tora’nın insanı sorumlu tutan bu çağrısıyla çatışır.
Teşuva, günahı bırakarak Tanrı’ya dönmektir. Dönüşün gerçek olması, insanın davranışını değiştirebilmesini gerektirir. Mitsvalar da yerine getirilmek üzere verilmiştir. Tora, Tanrı’ya yönelen kişiye kendi emirlerini gösterir; onu İsa’nın ölümüne bağlanan başka bir kurtuluş düzenine göndermez.
Kalvinizmin ruhsal yetersizlik öğretisi
Westminster İnanç Bildirisi 9:3, düşmüş insanın kurtuluşla birlikte bulunan ruhsal iyiliğe kendi gücüyle yönelemeyeceğini öğretir. 16:7, yeniden doğmamış insanların başkalarına yararlı işler yapabileceğini kabul eder; fakat bu işleri Tanrı’yı hoşnut eden ve kurtuluşla ilişkili iyilik olarak değerlendirmez. Böylece gündelik yararlı davranış ile Tanrı’ya kurtarıcı dönüş arasında bir ayrım kurar. İkinciyi, seçilmiş kişide önceden gerçekleştirilen ilahi yenilenmeye bağlar. (Westminster İnanç Bildirisi 9:3–4; 16:7.)
Moşe ise Tanrı’ya dönüşü ve emri yerine getirmeyi, hitap ettiği insanın önündeki gerçek yol olarak anlatır. Devarim 30’da sürgün, dönüş, Tanrı’nın yardımı ve insanın seçimi aynı konuşmanın içindedir.
“Söz sana çok yakındır”
Emir gökte değildir; onu almak için birinin göğe çıkması gerekmez. Denizin ötesinde de değildir. Moşe şöyle der: “Çünkü söz sana çok yakındır; onu yapman için ağzında ve yüreğindedir.” Son kelime לַעֲשֹׂתוֹ — laasoto, “onu yapmak” demektir. Sözün yakınlığı, insanın onu hayatında yerine getirmesine yöneliktir. (Devarim 30:11–14.)
Aynı konuşmada yaşam ve iyilik, ölüm ve kötülük insanın önüne konur. Tanrı’yı sevmek, O’nun yollarında yürümek ve mitsvalarını gözetmek emredilir. Başka tanrılara yönelmenin sonucu da açıklanır. Ardından וּבָחַרְתָּ בַּחַיִּים — uvaharta bahayim, “Yaşamı seç” çağrısı gelir. Moşe, Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a vaat edilen ülkedeki antlaşma hayatını anlatır. Halkın davranışı bu hayatta gerçek sonuçlar doğurur; hitap, başka türlü davranma imkanını da açık tutar. (Devarim 30:15–20.)
Bu sözlere “Aslında yapamazsınız; önce başka bir kurtarıcıya inanmanız gerekir” anlamı yüklemek, Moşe’nin söylediğini tersine çevirmektir. Moşe, insanı Tanrı’ya ve verilmiş mitsvalara döndürür. Tora’nın emrini yerine getirememe öğretisi, bu ayetlerin açıklaması değildir.
Tanrı’nın yardımı da dönüşün içindedir. Devarim 30:6, Tanrı’nın yüreği kendisine sevgiyle yönelecek biçimde değiştirmesini anlatır. Ardından insanın yapması ve seçmesi istenir. İlahi yardım ile insanın sorumluluğu birlikte işler: Tanrı dönüşü mümkün kılar ve insanı dönmeye çağırır.
Kayin’in önündeki seçim
Bereşit 4:7’de Kayin, kardeşini öldürmeden önce uyarılır. Günah kapıda pusuda beklemekte, onu kendine çekmektedir. Kayin’e וְאַתָּה תִּמְשָׁל־בּוֹ — veata timşol bo, “sen ona egemen olacaksın/olmalısın” denir. Raşi, bu ifadeyi kişinin istemesi halinde eğilimine üstün gelebileceği yönünde açıklar. Ayetteki egemen olma çağrısı ile Raşi’nin açıkladığı imkan, Kayin’in önünde cinayetten başka bir yol bulunduğunu gösterir. (Bereşit 4:6–7; Raşi, Bereşit 4:7.)
Uyarı, Adam’ın Eden’den çıkarılmasından sonra verilir. Tora’nın bu sonraki insanı, günaha zorunlu olarak teslim olmuş biri değildir. Kayin’e kardeşini öldürmeden önce davranışını değiştirmesi söylenir. İşlediği cinayetin sorumluluğu, bu seçimi yapmış olmasına dayanır.
Yetser hara, kötülüğe yönelten eğilimdir. İnsanı çeker; insanın görevi ona karşı durmaktır. Eğilimin gücü mücadeleyi gerekli kılar. Kötülüğe yönelmekle kötülüğü seçmek arasındaki mesafede insanın sorumluluğu doğar.
Rambam: Seçim, Tora’nın ve mitsvanın dayanağıdır
Rambam, Hilhot Teşuva 5’in başında seçme yetkisinin her insana verildiğini söyler. İnsan doğru yola da yanlış yola da yönelebilir. Tanrı’nın kişiyi yaratılışının başından itibaren zorunlu olarak erdemli veya kötü olmaya mahkum ettiği düşüncesini reddeder. Bu özgürlüğü Tora’nın ve mitsvanın dayanağı olarak tanımlar. (Rambam, Hilhot Teşuva 5:1–3; alt paragraf numaraları baskıya göre değişebilir.)
Ahlaki yönü baştan değiştirilemez biçimde belirlenmiş bir kişiye emir vermek ve sonra davranışından dolayı onu yargılamak, emrin ve yargının dayanağını ortadan kaldırır. İnsan “şunu yap, şundan vazgeç” çağrısına cevap verebildiği için sorumludur. Teşuva da bu yetkinin kullanılmasıdır: Geçmişte yapılan yanlış, gelecekte başka türlü davranılarak bırakılır. (Hilhot Teşuva 5:4.)
Bedensel, toplumsal ve psikolojik koşullar kişinin seçim alanını etkiler; bazı kararları zorlaştırır, bazı imkanları sınırlar. Seçim yetkisi, bu koşullar içinde kişinin ahlaki yönelişinin kendisine ait olmasıdır. Koşulların ağırlığı ile iradenin bütünüyle yokluğu aynı şey değildir.
Rambam, Tanrı’nın bilgisini insan bilgisiyle aynı düzeyde kavramayı reddeder. İlahi bilginin niteliğini insanın kavrayışından ayırırken, insanın kendi eylemini seçtiğini de açıkça korur. Tanrı’nın bir eylemi bilmesi, o eylemi kişiye zorla yaptırması değildir. (Hilhot Teşuva 5:5.)
Firavun: Önceki seçimlerin sonraki sonuçları
Rambam, Firavun’un yüreğinin katılaştırılmasını kişinin önce kendi isteğiyle işlediği ağır kötülüklerin cezası olarak açıklar. Kötülüğü seçmiş kişi, bunun sonucunda dönüş imkanından yoksun bırakılabilir. Bu, doğuştan bütün insanlara yüklenmiş ruhsal bir yetersizlik değil, önceki özgür davranışların ardından gelen özel bir yargıdır. (Hilhot Teşuva 6:3.)
Bu açıklamada kişinin sorumluluğu daha da ağırlaşır: Seçtiği kötülük, sonraki dönüş yolunu da etkiler. Firavun’un örneği, bütün insanlığın başlangıçtan beri iyiliği seçemediği öğretisini doğrulamaz. Cezanın gerekçesi, daha önce yaptığı özgür seçimlerdir.
Kiduşin 30b, insanın kötülük eğilimine karşı Tanrı’nın yardımına ihtiyaç duyduğunu öğretir. Aynı pasaj Tora öğrenimini bu mücadelede başvurulacak yol olarak gösterir. İnsan kendisine verilen yardımla emre yönelir; Tora’yı öğrenir ve yerine getirir.
Kalvinizmin insanın kurtuluşa yönelik iradesini bütünüyle yitirdiği öğretisi, Devarim 30’un “sana yakındır”, “onu yap” ve “yaşamı seç” sözleriyle doğrudan çelişir; bu öğreti Tora’ya aykırıdır. İnsan Tanrı’ya dönebilir; dönüşün yolu İsa’nın ölümüne bağlanmak değil, günahı bırakmak, Tanrı’nın verdiği Tora’ya dönmek ve mitsvaları yerine getirmektir.
Asli günah ve miras alınan suç iddiası: Suç Miras Kalmaz: Kalvinizm, Asli Günah ve Yahudilik.
Kaynaklar
Bereşit 4:6–7 ve Raşi; Devarim 30:1–20; Rambam, Hilhot Teşuva 5–6; Talmud Bavli, Kiduşin 30b; Westminster İnanç Bildirisi 9:3–4 ve 16:7. Ayetlerin Türkçe ifadeleri, ilgili İbranice bağlamı esas alan çevirilerdir.









