Tsadiklerin Ölümü Kefaret Eder mi? Rabbinik Kaynaklar ve Hristiyan Kefaret İddiası

Hristiyan misyonerlik literatüründe sık kullanılan bir savunma şudur: Hazal ve sonraki Yahudi kaynakları “tsadiklerin ölümü kefaret eder” dediğine göre, İsa’nın başkalarının günahları için ölmesi de özünde Yahudi bir öğretidir. İlk bakışta benzer görünen iki yapı aslında aynı değildir. Bunu göstermek için Yahudi kaynaklarının söylediğini küçültmek değil, tam tersine eksiksiz kabul etmek gerekir.
Hazal gerçekten tsadiklerin ölümüne kappara — kefaret etkisi atfeder. Moed Katan 28a, Miryam’ın ölümünü kızıl inekle, Aharon’un ölümünü kohenlik giysileriyle yan yana getirir ve açıkça “tsadiklerin ölümü kefaret eder” der. Vayikra Rabbah 20:12 de aynı öğretinin başka biçimlerini aktarır. Fakat bundan Hristiyanlığın enkarnasyon, bütün insanlığın suçunun tek kişiye aktarılması, zorunlu kan ölümü ve yalnız o kişiye imanla kurtuluş sistemi çıkmaz.
Bu makalenin sorusu bu nedenle “Yahudilikte böyle bir ifade var mı?” değildir. Vardır. Asıl soru şudur: Rabbinik kappara öğretisi ne demektir ve Hristiyan vekâleten kefaret doktrininden neden temelden farklıdır?
Bu iddia bugün özellikle misyoner kaynaklarda, Talmud, Midraş ve Zohar’dan seçilen cümlelerle savunulur. Kaynakların gerçekten ne söylediğini tek tek görmek gerekir; çünkü bir Yahudi metninde kappara kelimesinin geçmesi, o metnin Hristiyan kefaret sistemini kabul ettiği anlamına gelmez.
Kaynakların verdiği hüküm açıktır: Yahudi kaynakları tsadiklerin ölümüne gerçekten kappara etkisi verir; ancak bu etkinin ne olduğu, hangi bağlamda söylendiği ve Hristiyan kefaret öğretisinin hangi ek önermeleri gerektirdiği ayrı ayrı incelenmelidir.
Yahudi kaynakları gerçekten ne söylüyor?
“Kızıl inek nasıl kefaret ediyorsa, tsadiklerin ölümü de kefaret eder… Kohenlik giysileri nasıl kefaret ediyorsa, tsadiklerin ölümü de kefaret eder.”
Moed Katan 28a
“Yom Kippur nasıl kefaret ediyorsa, tsadiklerin ölümü de kefaret eder.”
Vayikra Rabbah 20:12
Bu ifadeler mecazen varmış gibi davranılacak metinler değildir; Hazal’ın gerçek öğretisidir. Aynı zamanda bunlar tek başına bir “kurtuluş sistemi” tanımlamaz. Kim günah işler, kimin suçu kime aktarılır, bağışlanma nasıl gerçekleşir, teşuvanın yeri nedir ve kapparanın hangi düzeyde işlediği başka kaynaklarla birlikte belirlenir.
Kappara tek bir mekanizmanın adı değildir
Rabbinik kaynaklarda kappara, Tanrı ile bozulan ilişkinin onarılması, günahın hesabının kapanması, ilahi yargının hafiflemesi veya belirli bir arınma sürecinin tamamlanması gibi bağlamlarda kullanılabilir. Her kullanımda “bir kişinin hukuki suçunun başka bir kişinin bedenine aktarılması” anlamı yoktur. Bu nedenle aynı kelimenin hem Yom Kippur, korban, ıstırap, ölüm hem de tsadiklerin ölümü için kullanılabilmesi, bunların hepsinin aynı teolojik mekanizma olduğunu göstermez.
Yoma 85b–86a, bireyin kendi günahları açısından teşuvayı merkezde tutar. Mişna, ölüm ve Yom Kippur’un teşuva ile birlikte kefaret ettiğini; kişinin başkasına karşı işlediği günahlarda ise karşı tarafı razı etmeden Yom Kippur’un bile yeterli olmadığını öğretir. Ağır günahlarda teşuva, Yom Kippur, ıstırap ve ölümün farklı rollerinden söz edilir. Bu sistemde günahkârın ahlaki sorumluluğu ortadan kalkmaz.
Moed Katan 28a’nın “tsadiklerin ölümü kefaret eder” sözü de gerçek bir rabbinik öğretidir; fakat Gemara burada Hristiyanlıktaki gibi evrensel bir kurtuluş sözleşmesi kurmaz. Metin “şu tsadik bütün insanların günahlarının hukuki cezasını üstlendi, Tanrı onun kanını zorunlu ödeme olarak kabul etti ve yalnız ona iman edenler bağışlanır” demez. Rabbinik kappara ile Hristiyan vekâleten kefaret arasında ortak bir kelime alanı vardır; teolojik yapı aynı değildir.
Ulusal yargı ile bireysel suç da birbirine karıştırılmamalıdır. Tanah bir toplumun ortak eylemlerinin tarihsel sonuçlarını anlatabildiği gibi, Yehezkel 18 bireysel ahlaki hesabı açık biçimde korur: “Ölecek olan günah işleyen kişidir”; doğru kişi kendi doğruluğunun, kötü kişi kendi kötülüğünün karşılığını alır. Bu ilke, Hazal’ın tsadiklerin ölümüne kappara etkisi atfetmesini iptal etmez; fakat bir insanın başka bir insanın ahlaki suçluluğunu otomatik olarak devraldığı düşüncesine sınır koyar.
Misyonerler tarafından rabbilerden muhtemelen en çok alıntılanan öğreti şudur:
Rabbi Hiya Bar Abba dedi ki: Aharon’un oğulları Nisan ayının ilk günü öldüler. O halde Tora neden onların ölümlerini Kefaret Günü (Yom Kippur) ile birlikte anıyor? Bunun nedeni, Kefaret Günü nasıl kefaret ediyorsa, dürüst kişilerin ölümünün de kefaret ettiğini öğretmektir.
Vayikra Rabba 20:12
Vayikra Rabbah bu benzetmeyi Aharon’un oğullarının ölümüyle Yom Kippur bölümünün yan yana gelişinden çıkarır. Midraş burada kapparanın bütün mekanizmasını ayrıntılandırmaz; iki olgu arasında gerçek bir kappara paralelliği kurar. Bu nedenle benzetmenin sınırlarını Yoma, diğer rabbinik kaynaklar ve Tanah’taki kişisel sorumluluk ilkeleriyle birlikte okumak gerekir.
Bunu yanıtlamak için, rabbilerin Yom Kippur’un kefareti hakkında ne öğrettiklerini incelememiz gerekmektedir.
Korban Hatat (Günah Sunusu) ve Korban Aşam (Suç Sunusu) bilinen bir günahı kefareti eder; Ölüm ve Yom Kippur tövbe ile kefaret eder…
Yoma 85b
Raşi, Hatat ve Aşam kurbanlarının kefareti hakkında oldukça önemli bir yorum yapar. Bu kurbanların neden kefaret ettiğini açıklar:
“Tövbe ettiği varsayılır. Çünkü yaptığına pişman olmasaydı, kurban da getiremezdi.”
Yoma 85b–86a teşuvayı Yom Kippur kapparasının merkezine yerleştirir; kişiler arası günahlarda mağdur razı edilmeden Yom Kippur kefaret etmez. Bununla birlikte Gemara, Rabbi Yehuda HaNasi adına Yom Kippur’un birçok günaha kişi teşuva etmese bile kappara sağlayabileceğini savunan daha geniş bir görüşü de korur ve bazı ağır istisnaları ayrıca sayar. Dolayısıyla “teşuva yoksa Yom Kippur hiçbir biçimde kefaret etmez” diye mutlak hüküm vermek doğru değildir.

Bu şart en ünlü Rabbinik öğretilerinden biri tarafından daha da vurgulanmaktadır:
Rabbi Masya ben Horeş, Rabbi Eluzer ben Azarya’ya sordu, “Roma’da, Rabbi Yişmael tarafından kefaretin dört bölümü olduğunun öğretildiğini duydum.”
O şöyle cevapladı: Üç bölümdür, ve her birinde tövbe vardır. Eğer bir kimse yapılması gereken bir emri çiğner ve tövbe ederse, o günah için derhal bağışlanır, söylendiği gibi, “Geri gelin, ey dönek oğullar, ve sizi iyileştireceğim” [Yeremya 3:22].
Biri yapılmaması gereken bir eylemi içeren bir emri çiğner ve tövbe ederse, tövbe cezayı erteler ve Yom Kippur kefaret eder, çünkü şöyle der: “Zira bu günde Tanrı’nın Huzuru’nda tüm hatalarınızdan arınacaksınız…” [Vayikra 16:30].
Bir kişi, toplumdan kesilme veya mahkeme tarafından ölüm cezası verilmesi gereken bir günah işler ve tövbe ederse, tövbe ve Yom Kippur cezayı askıya alır ve ıstırap o günahı ortadan kaldırır, çünkü şöyle der: “O zaman sopa ile günahlarının hesabını soracağım ve belalarla yanlışlarının” [Mezmurlar 89:33].
Fakat işlediği günahlarından biri Aşem’in ismine saygısızlık ise, tövbede cezayı askıya alma veya Yom Kippur’da kefaret etme veya ıstırab ile günahı silme gücü bulunmaz ancak hepsi askıya alınmasına neden olur ve ölüm onu siler. Çünkü şöyle der: “Siz ölene dek bu suçunuz bağışlanmayacak” [Yeşaya 22:14].
Yoma 86a


Burada önemli bir metodik sınır vardır. Vayikra Rabbah’ın “Yom Kippur nasıl kefaret ediyorsa tsadiklerin ölümü de kefaret eder” benzetmesinden, iki kefaret türünün bütün şartlarının bire bir aynı olduğu sonucu çıkarılamaz. Yoma 85b bireyin kendi günahı bakımından teşuvanın temel rolünü öğretir; Vayikra Rabbah ise tsadikin ölümüne ayrıca kappara değeri atfeder. Bu iki kaynak birlikte okunmalı, biri ötekine indirgenmemelidir.
Şöyle okuruz: [Yom Kippur] “Aharon’un iki oğlunun ölümünden sonra [Vayikra 16:1], insanlar yitirilmiş dürüst kişilerin ölümünü işitip acı çeksinler. Çünkü ölmüş dürüst kişiler nedeniyle acı çekenler ya da onlar için gözyaşı döken herkes için Aşem şöyle duyurur: “ve günahın kaldırıldı ve suçun bağışlandı [Yeşaya 6:7]. Sadece bu da değil, onun günlerinde çocukları ölmeyecek. Söylendiği gibi, “tohumunu görecek ve günleri uzayacak [Yeşaya 53:10].
Zohar III 57b
Bu sadece mistik bir anlayış değildir. Şulhan Aruh [Bölüm 621] yorumu Magen Avraaam, bu bölümü okumanın neden yılın en kutsal gününde, Yom Kippur’da yapıldığını açıklar. Zohar’ı kaynak olarak gösterir ve bu bölümden Yom Kippur’daki kefaret ile tövbenin önemi arasında açık bir ilişki kurar.
Zohar ve sonraki yorumlar, tsadiklerin acısı ve ölümünün insanları sarsması, teşuvaya yöneltmesi ve ilahi merhametle ilişkilendirilmesi üzerinde ayrıca durur. Bu, rabbinik kapparanın ahlaki ve toplumsal boyutlarından biridir. Fakat bütün geleneği yalnız “psikolojik katalizör” açıklamasına indirgemek de doğru değildir; Hazal doğrudan kappara dili kullanır.
Rabbinik kappara ile Hristiyan kefaret arasındaki temel fark
Hristiyan Yeni Ahit teolojisinde İsa’nın ölümü, insanlığın günah sorununa merkezî ve zorunlu çözüm olarak sunulur; özellikle İbraniler ve Pavlusçu mektuplarda onun ölümü tek ve belirleyici kurban olarak yorumlanır. Yahudi kaynaklarında ise tsadiklerin ölümü kapparanın tek kaynağı değildir, bütün insanlığın zorunlu kurtuluş mekanizması değildir ve belirli bir tsadike iman etmeyi bağışlanmanın şartı yapmaz.
Tanah ve Hazal teşuva, Yom Kippur, korbanlar, insanın kendi ıstırabı ve ölümü, kişiler arası günahlarda mağdurun razı edilmesi ve tsadiklerin ölümünün kappara etkisi gibi birden fazla unsurdan söz eder. Bunlar tek bir hukuki modele indirgenmez. Merkezde Aşem’in bağışlaması ve insanın kendi ahlaki sorumluluğu vardır.
İnceleyeceğimiz bir sonraki Midraş [Bu ve bir önceki kaynak, Dr. Michael Brown’un “Yahudilerin isa’ya İtirazlarına Cevaplar” kitabının, 2. cildinin, 156. sayfasında alıntılanmıştır] bir önceki Midraş ile aynı kaynaktandır:
Ve nereden dürüstlerin ölümü kefareti etkiler? Şöyle yazılmıştır: “Ve Şaulun ve oğlu Yonatan’ın kemiklerini Benyamin diyarında Tselada, babası Kiş’in kabrine gömdüler; ve Kral’ın emrettiği her şeyi yaptılar. Ve bundan sonra Tanrı diyar için duaları kabul etti.” [2 Samuel 21:14].
Vayikra Rabba 20:12
Bu Midraş’ta anlaşılması zor bir kısım var gibi görünüyor. Dürüst kişilerin ölümünün kefaret getirdiği fikrini nasıl kanıtladığı belirsizdir. Tanah’taki bu bölüme göre, Şaul gömülmeden üç yıl önce ölmüştü ve öldüğü andan itibaren bir kıtlık olmuştu. Üç yıllık kıtlıktan sonra Şaul’u gömdüler ve Tanrı İsrael’in dualarını yanıtladı ve kıtlığa son verdi. Bu olay, dürüst kişilerin kefaretini nasıl gösterebilir? Sanki tam tersini göstermektedir! Şaul’un ölümü yüzünden halk cezalandırılmış gibidir!
Bu sorunun cevabı ve Midraş’ın neye vardığını anlamak için bir çözüm, bu Midraş’ın Peruş HaMarZU adlı yorumunda bulunabilir. Şöyle der:
Draş (ders), orada açıklandığı gibi, “Şaul’un kemiklerinden” kaynaklanmaktadır [Bu Pirke D’Rabbi Eliezer’in 17. bölümüne bir göndermedir], Şaul’u onurlandırdıkları ve Şaul’u övdükleri için, Tanrı onların dualarını dinlemiştir. Düsürt kişilerin ölümünün kefarete neden olmasının sebebi, onu gömdükleri zaman verilen övgü ve onurdur. Bunu yapmazlarsa, sadece kefarete neden olmamakla kalmaz, aynı zamanda bunun için de cezalandırılırlar. Pirke D’Rebbe Eliezer 17. bölümünde Şaul’un gömülme hikayesiyle ilgili olarak söylendiği gibi, şöyle der: ‘Kutsal Olan, bütün İsrael’in kendisine (Şaul’a) merhamet ettiğini gördüğü için hemen şefkatle doldu ve bundan hemen sonra şöyle söylendi: “Ve bundan sonra Tanrı diyar için duaları kabul etti.”
Vayikra Rabba 20:12’e açıklama
Peruş HaMarZU, Şaul örneğindeki kappara dinamiğini İsrael’in Şaul’a göstermesi gereken onur ve merhameti sonunda yerine getirmesiyle açıklar ve bunu Pirkei deRabbi Eliezer 17 ile ilişkilendirir. Bu yorumun önemi, Vayikra Rabbah’ın genel “tsadiklerin ölümü kefaret eder” ilkesini iptal etmek değil, bu özel örnekte toplumun ölüme verdiği ahlaki cevabın belirleyici bir rol taşıdığını göstermesidir.
Dolayısıyla Şaul anlatısından bütün tsadik-ölümü öğretisini “ölümün hiçbir kappara değeri yoktur; yalnız insanların sonraki eylemi önemlidir” şeklinde yeniden tanımlayamayız. Kaynakların bütünü daha geniştir: tsadikin ölümü kappara değeri taşıyabilir; yas, onur, teşuva ve ilahi merhamet bu etkinin farklı metinlerde görünen boyutlarıdır.
Ele almak istediğim bir sonraki bölüm Berahot 62b’den:
Rabbi Eleazar, birçok (rav) insanı mahveden meleğe şöyle dedi [2 Samuel 24:16] “Kutsaldır O, Kutsal Olan, aralarında birçok borcu ödeyebilecek durumda olan en büyük adamı (rav) al.” O anda, Sanhedrin’in çoğunluğuna eşit olan Zeruya oğlu Abişay öldü.
Berahot 62b
Artscroll Talmud’un 47 numaralı notunda bu açıklığa kavuşturulmuştur:
“Onun ölümü İsrael’in birçok günahının kefareti olacaktır (Raşi). Bu, Talmud’un Moed Katan 28a’daki ifadesi uyumludur: “Dürüst kişilerin ölümü [nesil için] kefaret sağlar.”
II. Şemuel 24, David’in nüfus sayımı sonrasında yaşanan felaketi ve David’in duasını anlatır:
RAB İsrael halkına yine öfkelendi. David’i onlara karşı kışkırtarak, “Git, İsrael ve Yahuda halkını say” dedi. Kral, yanında bulunan ordu komutanı Yoav’a şu buyruğu verdi: “Dan’dan Beer-Şeva’ya dek İsrael’in bütün oymaklarına gidip halkı sayın ki, halkın sayısını bileyim.”
2 Samuel 24 (hristiyan çevirisi)
Ama Yoav, “RAB Tanrın halkını yüz kat daha çoğaltsın, efendim kralım da bunu görsün!” diye karşılık verdi, “Ancak, efendim kralım neden bunu istiyor?”
Gelgelelim kralın sözü Yoav’la birlik komutanlarının sözünden baskın çıktı. Böylece kralın yanından ayrılıp İsrael’de sayım yapmaya gittiler. Yoav sayımın sonucunu krala bildirdi: İsrael’de kılıç kuşanabilen sekiz yüz bin, Yahuda’daysa beş yüz bin kişi vardı.
David sayım yaptıktan sonra kendisini suçlu buldu ve RAB’be, “Bunu yapmakla büyük günah işledim!” dedi, “Ya RAB, lütfen kulunun suçunu bağışla. Çünkü çok akılsızca davrandım.”
Ertesi sabah David uyandığında, RAB David’in bilicisi Peygamber Gad’a şöyle dedi: “Gidip David’e de ki, ‘RAB şöyle diyor: Önüne üç seçenek koyuyorum. Bunlardan birini seç de sana onu yapayım.’ ”
Gad David’e gidip durumu anlattı ve şöyle dedi: “Ülkende yedi yıl kıtlık mı olsun? Yoksa seni kovalayan düşmanlarının önünden üç ay kaçmak mı istersin? Ya da ülkende üç gün salgın hastalık mı olsun? Beni gönderene ne yanıt vereyim, şimdi iyice düşün.”
David, “Sıkıntım büyük” diye yanıtladı, “İnsan eline düşmektense, RAB’bin eline düşelim. Çünkü O’nun acıması büyüktür.”
Bunun üzerine RAB o sabahtan belirlenen zamana dek İsrael ülkesine salgın hastalık gönderdi. Dan’dan Beer-Şeva’ya dek halktan yetmiş bin kişi öldü. Melek Yeruşalim’i yok etmek için elini uzatınca, RAB göndereceği yıkımdan vazgeçti. Halkı yok eden meleğe, “Yeter artık! Elini çek” dedi. RAB’bin meleği Yevuslu Aravna’nın harman yerinde duruyordu. David, halkı öldüren meleği görünce, RAB’be, “Günah işleyen benim, ben suç işledim” dedi, “Bu koyunlar ne yaptı ki? Ne olur beni ve babamın soyunu cezalandır.”
O gün Gad David’e gitti. Ona, “Gidip Yevuslu Aravna’nın harman yerinde RAB’be bir sunak kur” dedi. David orada RAB’be bir sunak kurup yakmalık sunuları ve esenlik sunularını sundu. RAB de ülkeyle ilgili yakarıyı yanıtladı ve salgın hastalık İsrael’den kaldırıldı.
Burada dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta vardır:
[1] Bu ulusal bir olaydır/ulusal günahtır, kişiye ait değildir. Bu nedenle ulus acı çekmiştir.
[2] David’in günahı ulusun çektiği acıların nedenidir. (Burada görüyoruz ki, bir adamın, kralın günahı, bütün ulusun günah işlemiş gibi yargılanmasına neden olabilir.)
[3] Ceza ancak David tövbe ettikten SONRA gelir ve bu günahın cezasıdır.[Tanah’taki metin, dürüst bir kişinin öldüğünü söylemez, bu Talmud’da bir draş’tır /derstir.]
Berahot 62b’deki deraş, tsadikin ölümüne İsrael adına gerçek bir kappara değeri verir. Bunu yalnız “acıların sona ermesi” diye yeniden tanımlamak metnin kullandığı kappara dilini gereksiz biçimde daraltır. Bununla birlikte bu agada, ölen tsadikin başkalarının bütün kişisel suçlarını hukuken üzerine aldığını veya ölümüne iman edenlerin otomatik biçimde bağışlandığını söylemez. Metnin sınırı burada korunmalıdır.
Devarim 30, İsrael’in ulusal dönüşünde teşuvayı merkezî yere koyar. Sanhedrin 97b ise Maşiah dönemi ile teşuva arasındaki ilişkinin ayrıntıları konusunda birden fazla görüşü tartışır; bazı açıklamalarda ağır tarihsel baskı İsrael’i teşuvaya yönelten araç haline gelir. Bu nedenle ulusal kurtuluşu “başka hiçbir unsur rol oynamaz” diye daraltmak yerine, teşuvanın Tanah’taki kalıcı merkeziliğini korumak daha doğrudur.
Rav şöyle der:…Yahudi halkı tövbe ettiğinde, kurtulacaklardır. Ve Şmuel şöyle der: Yaslının yasında kalması, Maşiah’ın gelişini sağlamak için yeterlidir. Tövbe etmeseler bile sürgün sırasında çektikleri acılardan dolayı kurtuluşa layık olacaklardır. Gemara şöyle belirtir: Bu anlaşmazlık, tanna’im arasındaki bir anlaşmazlığa paraleldir: Rabbi Eliezer şöyle der: Yahudi halkı tövbe ederse kurtulurlar, etmezlerse kurtulamazlar. Rabbi Yeoşua ona dedi ki: Tövbe etmezlerse, hiç kurtulamayacaklar mı? Daha çok, Kutsaldır O, Kutsal Olan, onlar için hükümleri Haman’ınkiler kadar sert olan bir kral çıkaracak ve Yahudiler’in tövbe etmekten başka çareleri kalmayacak ve bu onları doğru yola döndürecektir.
Sanhedrin 97b

Sugya tartışmayı sürdürür ve kurtuluş–teşuva ilişkisinin tek bir sloganla sınırlanamayacağını gösterir. Açık Tora düzeyinde Devarim 30 ise dönüş, Aşem’in sözünü dinleme ve sürgünlerin toplanması arasındaki zinciri doğrudan verir:
[1] Ve tüm bunlar – önüne yerleştirmiş olduğum beraha ve lanet – başına geleceği zaman, Tanrın Aşem’in seni sürmüş olduğu tüm ulusların içindeyken kalbinde derinlemesine düşünecek
[2] ve Tanrın Aşem’e [ulaşana] kadar geri dönerek, sana bugün emrettiklerimin tümü doğrultusunda Sözü’nü dinleyeceksin – hem sen hem çocukların – tüm kalbinle ve tüm canınla.
[3] [O zaman] Tanrı tutsak[ durumunda olan]larını geri getirecek ve sana merhamet edecek. Dönüp seni, Tanrın Aşem’in seni saçmış olduğu tüm halklardan toplayacak.
[4] Sürgünlerin göklerin ucunda [bile] olsa oradan toplayacak seni Tanrın Aşem ve oradan alacak seni.
Devarim 30:1-4
Ulusal teşuva Tanah’ın geri dönüş modelinin merkezidir; bireysel teşuva da kişinin kendi ahlaki hesabının temelidir. Bu gerçek, Hazal’ın tsadiklerin ölümüne atfettiği ek kappara değerini dışlamaz; farklı kaynak katmanlarını birbirine indirgemeden birlikte okumak gerekir.
Zohar’da bu konu ile ilgili olarak gündeme getirilen özel bir bölüm bulunmaktadır. Pasaj, tsadiklerin acısının bireysel ve ulusal günahlarla ilişkisini açıklar.
Zohar: II 212a’dan alınmıştır ve misyonerler tarafından genellikle şu şekilde sunulur [Dr. Brown’un aynı kitabında sayfa 115’te]:
İsrael, Kutsal Topraklar’da yaşadığı sürece, [Tapınakta] gerçekleştirdikleri ritüeller ve kurbanlar dünyadaki tüm bu hastalıkları ortadan kaldırdı; şimdi Maşiah onları dünyanın çocuklarından kaldırıyor.
Bu kısa alıntı tek başına verildiğinde pasajın devamındaki kişisel hesap, ölüm sonrası yargı ve daha geniş bağlam görünmez hale gelir. Bu nedenle sorun alıntının kelimelerinin uydurulması değil, bağlamından koparılarak eksik sunulmasıdır. Bölümün daha geniş akışı şöyledir:
Bundan sonra onlar (yani bu ruhlar) yolculuk eder ve acı çekenlere, hasta olanlara ve Efendilerinin Birliği için acı çekenlere bakarlar. Sonra geri dönerler ve bunu Maşiah’a söylerler. Sürgündeki İsrael’in ve aralarında bulunan ve Efendilerini tanımaya çalışmayan kötülerin çektiği acıyı Maşiah’a anlattıklarında, sesini yükseltir ve söylediği gibi, aralarındaki kötüler için ağlar. Söylendiği gibi, “Ama isyanlarımız yüzünden o yaralandı, günahlarımız yüzünden o ezildi.” Sonra ruhlar yerlerine döner.
Gan Eden’de (cennet) bir salon vardır; “hasta salonu” denir. Maşiah bu salona girdiğinde, İsrael’in tüm hastalıklarını, tüm acılarını ve tüm ıstıraplarını üzerine gelsinler diye çağırır. Onları İsrael’den alıp kendi üzerine koymasaydı, hiç kimse İsrael’in “hastalıklarımızı o taşıdı” dediği gibi acılarına dayanamazdı. Ve tıpkı bu Ülke’deki Rabbi Eluzer gibi. Çünkü insanın başına her gün gelen ıstırapların bir ölçüsü yoktur ve hepsi Tora verildiğinde dünyaya gelmiştir. İsrael, Kutsal Topraklar’dayken, bu hizmetler ve yaptıkları korbanlar, dünyanın tüm hastalıklarını ve acılarını onlardan kaldırdı. Şimdi Maşiah onları dünyadan kaldırır, kişi dünyayı terk edip cezasını alana kadar. Dediği gibi, “günahları daha fazlaysa, mertebelerin en aşağısına Gehennim’e (cehennem) götürülür ve orada nefsindeki ‘kirin’ büyüklüğünden dolayı pek çok cezaya çarptırılır. Sonra bu ‘kiri’ yakmak için daha büyük ateş yakarlar.
Zohar: II 212a
Zohar II 212a misyoner tartışması açısından daha güçlü bir metindir; çünkü Maşiah’ın İsrael’in acılarını üzerine aldığına dair açık mistik dil kullanır. Fakat pasajın bütünü okunduğunda yine Hristiyan kefaret sistemi ortaya çıkmaz. Maşiah’ın acısı İsrael’in tarihsel ve ruhsal ıstırabıyla ilişkilidir; metin günahkâr kişinin kişisel hesabını, teşuvayı ve ölüm sonrası yargıyı ortadan kaldırmaz. Aynı pasaj günahı ağır basan kişinin kendi hesabıyla yüzleşmesini de açıkça sürdürür.
Dolayısıyla Zohar, “Yahudilikte başkasının acısının hiçbir kappara değeri yoktur” cümlesini desteklemez. Tam tersine, böyle bir mistik değer tanır. Fakat Maşiah’ın Tanrı olduğu, bütün insanlığın hukuki suçunun ona aktarıldığı, onun kanının zorunlu ödeme olduğu veya yalnız ona iman eden kişinin bağışlandığı sonucunu da kurmaz. Bu noktada benzer kelimeler değil, bütün teolojik yapı karşılaştırılmalıdır.
Kaynakların birlikte verdiği resim
Hazal’ın dili açıktır: tsadiklerin ölümü kappara etkisi taşıyabilir. Bazı kaynaklar bu etkiyi ölümün yarattığı yas, onur, teşuva ve ilahi merhametle ilişkilendirir; bazıları ise doğrudan kappara benzetmesi kurar. Zohar, Maşiah ve tsadiklerin acısı hakkında daha güçlü mistik imgeler kullanır. Bu öğretilerin hiçbiri görmezden gelinmemelidir.
Fakat bütün bu kaynaklarda günahkâr insanın kendi sorumluluğu yaşamaya devam eder. Teşuva, mitsva, Yom Kippur, kişiler arası onarım ve ilahi yargı ortadan kalkmaz. Bir tsadikin ölümü, bütün insanların günahını hukuken kendi üzerine alan ilahi bir kurban ve ona iman şartına bağlı evrensel kurtuluş mekanizması haline getirilmez. Hristiyan doktriniyle ayrım tam burada belirginleşir.
Zeharya 12:10
Ve lütuf ve yakarış ruhunu David Evi üzerine ve Yeruşalim’de oturanlar üzerine dökeceğim ve DELİP GEÇTİKLERİ YÜZÜNDEN, BANA bakacaklar ve biricik oğlu için yas tutan biri gibi yas tutacaklar ve ilk oğlu için acı çeken biri gibi onun için acı çekecekler.
O gün Yeruşalim’de tutulan yas, Megiddon Vadisi’nde, Hadadrimmon’da tutulan yas gibi büyük olacak.
Zeharya 12:10
Zeharya Kitabı’nın 12.Bölüm’ü Son Günler’de İsrael’i bekleyen görkemli günleri, büyük savaşı ve Maşiah Dönemi’nde Tanrı’nın krallığının zaferini işaret etmektedir. Bu bölümün ana konusu “Yeruşalayim’in Kurtuluşu”dur. İsrael’in, Yeruşalayim’e karşı birleşmiş olan birçok düşmanından nihai olan kurtuluşu anlatılmaktadır. Zeharya Peygamber, bu ayetleri yazdığı tarihten bir asır önce gerçekleşmiş olan felaketi, gelecekte savaş alanında yaşanacak olan trajediye benzetmektedir. O felaket, Megiddon Vadisi’nde, Hadadrimmon’da gerçekleşmişti:
Ne var ki, Yoşiya onunla savaşmaktan vazgeçmediği gibi, Tanrı’nın Neko aracılığıyla söylediği sözlere de aldırış etmedi. Kılık değiştirip Megiddon Vadisi’nde Neko ile savaşmak üzere yola çıktı.
Okçular Kral Yoşiya’yı vurunca, kral görevlilerine, “Beni buradan götürün, ağır yaralıyım!” dedi.
Görevlileri onu savaş arabasından çıkarıp kendisine ait başka bir arabaya koyarak Yeruşalim’e götürdüler. Yoşiya öldü ve atalarının mezarlığına gömüldü. Bütün Yahuda ve Yeruşalim halkı onun için yas tuttu.
Yeremya Yoşiya için bir ağıt yazdı. Kadın, erkek bütün ozanlar bugüne dek ağıtlarında Yoşiya’yı anarlar. İsrael’de bir gelenek haline gelen bu ağıtlar Ağıtlar Kitabı’nda yazılıdır.
2 Tarihler 35:22-25
Dürüst Kral Yoşiya, Mısır Kralı Neko’nun okçuları tarafından Megiddon Vadisi’nde öldürülünce, büyük yas tutulmuştu. Zeharya Peygamber işte bu büyük yasa neden olan trajediyi, ileride gerçekleşecek ve büyük yasa neden olacak olaya benzetmektedir.
Zeharya 12:10–14’teki büyük yas, rabbinik kaynaklarda farklı biçimlerde açıklanmıştır; Sukka 52a bunu Maşiah ben Yosef’in ölümü veya yetzer hara’nın öldürülmesi üzerinden tartışır. Bu nedenle ayeti yalnız tek bir tarihsel senaryoya kilitlemek doğru değildir. Ortak nokta şudur: Yeruşalayim’in kurtuluşu bağlamındaki sarsıcı olay, İsrael’in Aşem’e yönelişi ve yasla ilişkilendirilir. Bu metin de Hristiyanlıktaki evrensel vekâleten kefaret sistemini kurmaz.
Bu konudaki video için: Yahudiler İki Mesih’e mi İnanıyor? Maşiah ben Yosef kimdir?
Kısaca, “tsadiklerin ölümü kefaret eder” öğretisini inkâr etmiyoruz; Hazal’ın kullandığı ifade budur. Fakat bu kefaret günahın sahibini ahlaki özne olmaktan çıkarmaz ve tsadikin ölümünü bütün günahların yerine geçen tek zorunlu ödeme haline getirmez. Yahudi sisteminde insan yine Aşem’e dönmek, yanlışını düzeltmek ve kendi hesabını vermek zorundadır.
Başkasının Yerine Yapılan Kefaret İddiası
Yehezkel 18 Hristiyan kefaret tartışmasında önemli bir sınır koyar: ahlaki suçluluk kişiseldir. “Ölecek olan günah işleyen kişidir”; oğul babasının suçunu, baba oğlunun suçunu taşımaz; doğru kişi kendi doğruluğunun, kötü kişi kendi kötülüğünün karşılığını alır. Bu bölümün konusu “tsadiklerin ölümünün hiçbir kappara etkisi olamaz” değildir; Hazal zaten böyle bir etki öğretir. Yehezkel’in açıkça reddettiği şey, ahlaki suçun sahibinden koparılarak başka bir kişiye otomatik biçimde yüklenmesidir.
Rab bana şöyle seslendi: “İsrael için, ‘Babalar koruk yedi, Çocukların dişleri kamaştı’ diyorsunuz. Bu deyişle ne demek istiyorsunuz? “Varlığım hakkı için diyor Egemen Rab, İsrael’de artık bu deyişi ağzınıza almayacaksınız. Her yaşayan can benimdir. Babanın canı da, çocuğun canı da benimdir. Ölecek olan, günah işleyen candır.
Yehezkel 18:1-4
“Ama siz, ‘Oğul neden babasının işlediği suçlardan sorumlu tutulmasın?’ dersiniz. Bu oğul adil ve doğru olanı yapmış, bütün kurallarımı dikkatle izlemiştir. Böyle biri kesinlikle yaşayacaktır.
Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.
“Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.
İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır.
Ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Egemen Rab böyle diyor.
Yehezkel 18:19-23
Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.
2 Korintliler 5:21
Ezekiel, meşhur 18. bölüm’de günah, günahın karşılığı, bağışlanma gibi kavramlardan bahsederken, ne kan sunusu, ne çarmıh, ne Maşiah’ın kurban edilmesi ile ilgili tek kelime etmemektedir.
Tanah’ın bağışlanma yolu
Hristiyan mezhepleri kurtuluş ve aklanmayı aynı ayrıntılarla açıklamaz. Özellikle Protestan sola fide öğretisi, aklanmayı yalnız iman üzerinden formüle eder; Katolik ve Ortodoks geleneklerin sistemleri farklıdır. Bu ayrımların hiçbiri Yahudi itirazını değiştirmez. Tanah, bağışlanmanın zorunlu şartı olarak gelecekte ölecek ilahi bir Mesih’e iman etmeyi öğretmez.
Yehezkel 18’de kötü kişi yollarından döner, adalet ve doğruluk yapar ve yaşar; geçmiş suçları ona karşı anılmaz. Hoşea 14 İsrael’i sözlerle Aşem’e dönmeye çağırır. Yona 3’te Ninova davranışını değiştirir ve hüküm geri çevrilir. Devarim 30, dönüş ve itaat yolunu açık ve erişilebilir olarak sunar. Tanah’ın kendi sistemi teşuva, onarım, mitsva ve Aşem’in merhameti üzerine kuruludur.
“Ben kötü kişinin ölümünden hoşnut olur muyum? … Yolundan dönüp yaşamasından değil mi?”
Yehezkel 18:23
Sonuç
Yahudi kaynaklarında tsadiklerin ölümü ve acısı için gerçek bir kappara öğretisi vardır. Bunu reddetmek kaynak doğruluğuna aykırı olur. Fakat bu öğreti Hristiyanlığın vekâleten kefaret sistemini doğrulamaz. Hazal, Tanrı’nın beden alıp öldüğünü, bütün insanlığın suçunun tek kişiye aktarıldığını, onun kanının zorunlu ödeme olduğunu veya yalnız ona iman edenlerin bağışlandığını öğretmez.
Sonuç nettir: tsadikin ölümü kappara değeri taşıyabilir; fakat günahın sahibi kendi sorumluluğunu kaybetmez. Aşem’e dönüşün yolu teşuva, doğru eylem, onarım ve Tanrısal merhamettir. Rabbinik “tsadiklerin ölümü kefaret eder” öğretisini Hristiyan çarmıh doktriniyle özdeşleştirmek, aynı kelimeyi kullanan fakat farklı teolojik yapılar kuran iki sistemi birbirine karıştırmaktır.
Temel kaynaklar
Moed Katan 28a; Vayikra Rabbah 20:12; Yoma 85b–86a; Berahot 62b; Zohar II 212a; Zohar III 57b; Devarim 30:1–14; Yehezkel 18; Zeharya 12:10–14; Sukka 52a.









