22. İddia: Bir insan başka insanların yaşamının fidyesi olabilir
İddia başlığının kaynak notları: 170
Hristiyan iddiası
“These verses are conclusive that a human offering and sin-bearing sacrifice is being described here .”
Cevap
Tanah kofer, yani fidye veya bedel dilini gerçekten kullanır. Fakat kelime her geçtiği yerde aynı dini mekanizmayı anlatmaz. Şemot’ta para olabilir, nüfus sayımında yarım şekel olabilir, Bamidbar’da ise belirli bir suçlu için böyle bir bedelin kabul edilmesi özellikle yasaklanabilir. Bu yüzden “kofer vardır; öyleyse kusursuz bir insan başka insanların yaşamı karşılığında Tanrı’ya sunulan evrensel fidye olabilir” sonucu kelimenin kendisinden çıkmaz. Koferin ne olduğu her yerde cümlenin ve yasanın kendisi tarafından belirlenir.
Bamidbar 35:31 en sert sınırı koyar: “Ölüme layık katilin canı için kofer almayacaksınız; çünkü o ölecektir.”171 Tora burada fidye fikrini bilmediği için sessiz kalmaz; tam tersine, onu düşünüp reddeder. Yalkut Şimoni ayeti, mahkemenin para alıp katili ölümden serbest bırakamayacağı biçiminde açıklar ve Şemot 21’de bazı durumlarda kofer bulunduğu için katil hakkında bu yasağın özellikle bildirildiğini belirtir.
Şemot 21:29-30’da daha önce saldırgan olduğu bilinen bir öküz insan öldürdüğünde sahibinin ağır sorumluluğu doğar; fakat ona kofer yüklenirse “canının fidyesi” olarak belirlenen bedeli öder. Talmud da pidyon nafşo, “canının fidyesi” ifadesini bu kişinin kendi yaşamına ilişkin parasal bedel olarak tartışır. Burada suçsuz bir üçüncü kişi ölmez; başka biri “onun yerine beni öldürün” diye ortaya çıkmaz. Yasanın izin verdiği yerde kofer sorumlu kişinin kendi canı için ödenen paradır. Bamidbar 35 kasıtlı katil söz konusu olduğunda bu kapıyı kapatır.
Aynı kelimeyi görmek aynı yapıyı görmek değildir. Bir sözleşmede “bedel” kelimesi ev fiyatını, kira ücretini veya tazminatı anlatabilir; kelime ortak diye işlemler aynı hale gelmez. Kofer de böyledir. Şemot 30:12’de nüfus sayımı sırasında her İsraelli “canı için kofer” verir. Bir sonraki ayet bu koferi açıkça tanımlar: yarım şekel. İnsan değildir, hayvan değildir, ölüm değildir. Midraş Tanhuma bu ifadeyi Moşe’nin şaşkınlığı üzerinden anlatır. Moşe, bir insan nefeşinin fidyesini kimin ödeyebileceğini düşünür ve Tehillim 49’daki “İnsan kardeşini fidye edemez… nefeşlerinin fidyesi çok değerlidir” sözlerini hatırlar. HaŞem’in cevabı “Zeh yitnu”, “verecekleri şey budur” olur; istenen, Tora’nın belirlediği yarım şekeldir. Bamidbar Rabba da aynı sahnede HaŞem’in insandan gücünün ötesinde bir bedel istemediğini vurgular.172
Bu midraşik okuma, “kofer nafşo denildiğine göre gerçek kofer sonunda bir insan ölümü olmalıdır” düşüncesinin tersine gider. Tora “canın bedeli” dediği yerde bunun ne olduğunu kendisi söyler. Yarım şekel, ileride başka bir insan öldüğünde gerçek anlam kazanacak yetersiz bir sembol olarak sunulmaz.
Tehillim 49 insan yaşamı konusunda daha temel bir sınır çizer. Mezmur servetine güvenen insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini anlatır: “İnsan kardeşini fidye ederek kurtaramaz; onun için Tanrı’ya kofer veremez. Nefeşlerinin fidyesi çok değerlidir ve sonsuza dek erişilemez kalır; öyle ki sonsuza dek yaşasın ve çürümeyi görmesin.”173 Bağlam, insanın başka birini hiçbir tehlikeden kurtaramayacağını söylemez. Bir insan elbette boğulan kardeşini kurtarabilir veya bir başkası için servetini harcayabilir. Mezmur, ölümün kendisi karşısında insanın başka bir yaşamı satın alma gücünün sınırını anlatır; birkaç ayet sonra bilge ile aptalın birlikte öldüğünü ve servetlerini başkalarına bıraktığını söylemesi de bunu gösterir.
Rabbenu Bahya, Kad HaKemah’ta servetine güvenen zenginin ne kardeşini ne de kendi nefeşini parayla ölümden satın alabileceğini açıklar. Sifrei Devarim ayeti daha da genişletir: Avraam’ın Yişmael’i, Yitshak’ın Esav’ı veya bir kardeşin diğer kardeşi kendi doğruluğuyla kurtaramayacağını söyler ve doğrudan Tehillim 49’daki “kardeş kardeşi fidye edemez” sözünü getirir. Midraş Tehillim de “babam veya kardeşim tsadik olduğu için ben kurtulurum” düşüncesine karşı aynı ayeti kullanır. Bu kaynakların yönü “yeterince kusursuz biri bulunursa başkalarının yaşamını satın alabilir” değildir; insanın başka bir insan için Tanrı’ya yeterli yaşam bedeli sunma gücünün sınırını vurgular.174
Hristiyan cevap ayete dışarıdan bir istisna ekler: İsa’nın günahsız veya İlahi bir niteliğe sahip olduğu için sıradan insandan farklı olduğunu ileri sürer. Fakat bu istisna Tehillim 49’un içinde değildir. Ayet “sıradan insan kardeşini fidye edemez, fakat gelecekteki kusursuz Maşiah edebilir” demez. İsa hakkında önceden kabul edilen başka bir Hristiyan önermesi kullanılarak ayetin koyduğu sınıra istisna getirilmektedir. Böyle bir istisna Tanah’ta ayrıca kurulmuş olmalıydı; Tehillim böyle bir istisna tanımlamaz.
Daha temel karışıklık, “fidye” ile “başkasının yerine ölme” kavramlarının özdeşleştirilmesidir. Şemot 30’da kofer yarım şekeldir. Şemot 21’de paradır. Bamidbar 35’te yine parasal bedel düşünülür ve katil için kabul edilmesi yasaklanır. Tehillim 49’da insanın kardeşini ölümden fidye edemeyeceği söylenir. Bu örneklerin hiçbirinde kelimenin doğal anlamı “masum üçüncü kişiyi öldür ve suçlunun yaşamını satın al” değildir.
Bamidbar 35 ayrıca yaşamın bir fiyat skalasına çevrilmesine de izin vermez. Katil için çok büyük bir servet teklif edildiğini düşünelim. Tora “bedel yeterince büyürse kabul edin” demez. Belirli suçlarda yaşam pazarlık konusu değildir. Bu yüzden “para yetersizse daha değerli bir şey verelim; kusursuz insan paradan daha değerlidir” çıkarımı Tora’nın kofer mantığını izlemez. Kofer bir açık artırma değildir; daha değerli ödeme daha güçlü dini etki doğurmaz.
Bir insanın başkaları uğruna kendisini vermesi ise bütünüyle farklı bir ahlaki alandır. Moşe İsrael için dua eder; Ester halkını kurtarmak için hayatını tehlikeye atar; bir insan başka birini kurtarmak için kendi canını tehlikeye sokabilir. Bunlar gerçek fedakarlıklardır. Fakat sevgi uğruna kendini tehlikeye atmak ile Tanrı’nın bir insan yaşamını başkalarının günah cezasının eşdeğer ödemesi olarak kabul etmesi aynı önerme değildir.
Devarim’in ve Yehezkel’in kişisel sorumluluk dili de burada değişmez. “Herkes kendi günahı yüzünden” ve “tsadikin doğruluğu kendisinin üzerinde, kötünün kötülüğü kendisinin üzerinde olacaktır” sözleri, kofer kelimesi görüldüğü anda ortadan kalkmaz. Suçsuz bir kişinin yaşamının suçluların ahlaki borcu karşılığında HaŞem’e ödenebileceği ileri sürüldüğünde yeni bir mekanizma kurulmuş olur. Tora bu mekanizmayı öğretmez.
Tanah’ın kofer metinleri başka bir tablo verir. Şemot 30’daki “canın bedeli” yarım şekeldir; Şemot 21’de izin verilen kofer sorumlu kişinin kendi yaşamına ilişkin parasal ödemedir; Bamidbar 35 ölüme layık katilin yaşamı için kofer alınmasını yasaklar; Tehillim 49 insanın kardeşini ölümden fidye edemeyeceğini ve onun için Tanrı’ya yeterli kofer veremeyeceğini söyler. Bunlardan “Tanrı sonunda kusursuz bir insanı bütün diğer insanların yaşamı karşılığında fidye olarak kabul edecektir” sonucu çıkmaz. Bu sonuç önce Hristiyan teolojide kurulmakta, ardından Tanah’taki kofer dili ona göre yeniden yorumlanmaktadır.175



