Mezmur 110:1 “Rab, Rabbim’e dedi ki?”

Tehillim 110:1’de Tanrı, başka bir Tanrı’ya konuşmaz. Ayetin İbranicesi, konuşan Aşem ile kendisine seslenilen efendiyi farklı kelimelerle belirtir. Hristiyanlığın bu ayetten İsa’nın ilahiliğini çıkarması, bu iki kelimeyi aynı ilahi kimliğin adları gibi okumasına dayanır. Oysa metindeki ilişkinin yönü açıktır: Yetki ve yardım veren Tanrı’dır; bu yardımı alan ise O’nun karşısındaki kişidir.
Matta 22:41–46 bu mezmuru bir tartışmanın merkezine yerleştirir. Anlatıda İsa, Ferisiler diye adlandırılan Peruşim’e Maşiah’ın kimin soyundan geleceğini sorar. David’in soyundan geleceği cevabını aldıktan sonra, David’in ona neden “efendim” dediğini sorar. Bölüm, karşısındakilerin cevap veremediği ifadesiyle biter. Fakat anlatıcının bir tartışmayı sessizlikle bitirmesi, ileri sürülen düşünceyi doğru yapmaz. Bir insanın “efendi” diye anılması ile Tanrı olması arasında dilbilgisel veya mantıksal bir zorunluluk yoktur.
Aşem ile “efendim” aynı kelime değildir
Ayetin ilk sözleri şöyledir: נְאֻם יְהוָה לַאדֹנִי — neum Aşem la-adoni, “Aşem’in efendime bildirisi.” Burada dört harfli Tanrısal İsim, Tanrı’yı belirtir. La-adoni ise “efendime” demektir: le yönelme bildirir; adon efendi, sondaki -i ise “benim” anlamını taşır. Cümlenin devamı, bu efendiye düşmanları karşısında destek vaat eder: “Düşmanlarını ayaklarına basamak yapıncaya kadar sağımda otur.” (Tehillim 110:1.)

İngilizce King James çevirisi ilk kelimeyi LORD, ikincisini Lord olarak basar. Dolayısıyla bu baskıda yazı biçimi bakımından bir ayrım vardır. Ancak her ikisini de Türkçede yalnız “Rab” ile karşılamak, İbranicede bir Tanrısal İsim ile bir hitap unvanı arasında bulunan farkı okuyucunun gözünden uzaklaştırabilir. İkinci kelimenin büyük harfle yazılması da ona İbranicede bulunmayan bir ilahilik kazandırmaz. Belirleyici olan çevirmenin harf tercihi değil, çevrilen kelimedir.
Masoretik okumada adoni, “efendim” hitabıdır; Tanrı’ya hitapta kullanılan Adonay ile aynı seslendirme değildir. Noktasız yazıda benzer harfler görülmesi, bütün kullanımların aynı kişiyi gösterdiği anlamına gelmez. Kelimenin okunuşu, cümledeki görevi ve kime yöneltildiği birlikte anlamı belirler. Tehillim 110:1’de metin, birinci özneyi Tanrısal İsimle açıkça tanıtır; ikinci kişiyi onunla özdeşleştirmez.
Aynı hitap Avraam ve Esav için de kullanılır
Bereşit 24:54’te Avraam’ın hizmetkarı, Rivka’nın ailesinden kendisini efendisine göndermelerini ister. Buradaki la-adoni Avraam’ı gösterir. İki ayet sonra, 24:56’da aynı istek yeniden dile gelir. King James bu hitabı my master, “efendim” diye çevirir. Hizmetkarın efendisi Avraam’dır; hitabın Tanrısal bir anlamı yoktur.
Yaakov da Esav’a göndereceği haberi aynı kelimeyle kurar: לַאדֹנִי לְעֵשָׂו — la-adoni le-Esav, “efendim Esav’a.” İbranice ayet numarasıyla Bereşit 32:5 olan bu pasaj, birçok Hristiyan baskıda 32:4 diye numaralandırılır. Aynı İngilizce çevirinin burada kullandığı my lord ifadesi Esav’ı Tanrı yapmaz. Hitap, Yaakov’un bu karşılaşmada benimsediği saygılı dili gösterir.
Bu kullanım yalnız toplumsal bakımdan üst konumdaki insanlarla da sınırlı değildir. Zeharya 1:9’da peygamber kendisiyle konuşan meleğe adoni diye seslenir. İnsan veya melek için kullanılabilen bir saygı unvanı, tek başına muhatabın Tanrı olduğunu söylemez. Tehillim 110’daki kelimeden ilahilik çıkarmak için gereken anlam, kelimenin kendisinde bulunmamaktadır.
Matta’nın sorusu ikinci bir varsayım daha taşır: Bir kişinin kendi soyundan gelen birini “efendi” diye anması, o kişinin insan soyunun ötesinde olması gerektiğini düşündürür. Oysa soy bağı ile makam farklı ilişkilerdir. Bir hükümdarın soy bakımından bir atasından gelmesi, üstlendiği krallık görevini ortadan kaldırmaz. Saygı veya yetki bildiren bir unvan, soy bilgisini iptal etmez; insanı Tanrı’ya dönüştürmez.
“Le-David mizmor” ne anlatır?
Mezmurun başlığı לְדָוִד מִזְמוֹר — le-David mizmor şeklindedir. Mizmor, ezgiyle söylenen mezmuru belirtir. David adının önündeki le ise onunla bir ilişki kurar. Bu ilişkinin yazarlık mı, ithaf mı, bir kişi hakkında söyleniş mi olduğunu yorumlarken mezmurun bütünü ve aktarılan açıklama dikkate alınır.
Tehillim 23’ün başında kelimeler ters sıradadır: מִזְמוֹר לְדָוִד — mizmor le-David. Fakat sıranın değişmesi, ilk başlığı zorunlu olarak “David’e”, ikincisini zorunlu olarak “David’den” yapan bir gramer kuralı oluşturmaz. Her iki başlıkta da aynı le-David biçimi vardır. “David’e” ile “David tarafından” arasındaki tercih, yalnız kelimelerin önceliğinden çıkarılamaz.
Pesahim 117a’da bu başlık sırası farklılığı, ezgi ile Ruah HaKodeş’in — kutsal ilhamın — gelişi arasındaki ilişki üzerinden açıklanır. Le-David mizmor biçiminde ilhamın ardından ezgi; mizmor le-David biçiminde ise ezginin ardından ilham ele alınır. Hazal burada bir başlığı “David’e yazılmış”, diğerini “David’in yazdığı” diye iki ayrı yazarlık kuralına çevirmemektedir. (Pesahim 117a.)
Raşi ve Radak’ın gösterdiği kişiler
Radak, Tehillim 110:1’i açıklarken peşat, yani metnin doğrudan anlamı bakımından mezmurun David hakkında, bir ezgi söyleyicisi tarafından söylendiği yorumunu benimser. Bu okumada le-David, “David hakkında/David için” anlamındadır. Söyleyen kişinin “efendim” dediği kişi Kral David’dir. Tanrı’nın ona verdiği destek ile düşmanlarına karşı elde edeceği egemenlik, mezmurun krallık dilini oluşturur. (Radak, Tehillim 110:1.)
Raşi ise rabbinik açıklamayı izleyerek mezmuru Avraam’ın dört krala karşı mücadelesiyle ilişkilendirir. Bu okumada Tanrı’nın koruduğu kişi Avraam’dır. Bereşit 14’teki kurtarma ve zafer anlatısı, mezmurun düşmanlara üstün gelme diliyle birlikte okunur. Raşi ile Radak farklı kişileri öne çıkarsa da her iki açıklamada Tanrı’nın yardımını alan kişi Tanrı’nın kendisi değildir. (Raşi, Tehillim 110:1–4.)
Bir mezmurda yazan, söyleyen ve kendisine seslenilen kişinin aynı olması da gerekmez. David’in adıyla ilişkili ezgilerin topluluk içindeki icrasını düşünmek bu ayrımı açıklar. Divre HaYamim I 25:1–7, Asaf, Heman ve Yedutun’un ailelerinin müzik hizmetindeki görevlerini anlatır. David, Bet haMikdaş için hazırlık yapmış ve görevlileri düzenlemiştir; Bet haMikdaş’ın inşası ise Şelomo döneminde gerçekleşmiştir. Bu nedenle Levilerin bir krala ilişkin ezgi söylemesini açıklamak için David döneminde tamamlanmış bir Bet haMikdaş varsaymaya gerek yoktur.
“Sağımda otur” bir ilahilik tanımı değildir
Tanah’ta sağ el, güç, destek ve korunma anlatımında kullanılır. Tehillim 16:8’de mezmur söyleyen kişi, Aşem’in kendi sağında olduğunu ve bu nedenle sarsılmayacağını söyler. Bundan insanın Tanrı’nın solundaki ikinci bir ilahi kişi olduğu sonucu çıkmaz. Anlatılan, Tanrı’ya dayanarak güven içinde durmaktır.
Tehillim 110’un kendi içinde de yön değişir. Birinci ayette efendiye Tanrı’nın sağında oturması söylenirken, beşinci ayette Tanrısal yardım onun sağında anlatılır. Bu dil, gökteki iki ilahi kişinin oturma planını vermemektedir. Tanrı’nın savaştaki desteğini ve hükümdara sağladığı üstünlüğü anlatmaktadır. İkinci ayetteki egemenlik asası, düşmanların ortasında hüküm sürme ve sonraki ayetlerdeki zafer tasvirleri aynı yapının parçalarıdır.
Hristiyan yorum, İsa’yı daha baştan ilahi kabul edip “efendim” kelimesini bu kabulün içine yerleştirir. Ardından kendi yerleştirdiği anlamı Tehillim’den çıkarmış gibi sunar. Ayette İsa adı yoktur; ikinci kişinin Tanrı olduğu söylenmez; David soyundan gelen Maşiah’ın insanlığını kaldıran bir hüküm bulunmaz. Bir hükümdara Tanrısal destek verilmesi, ona ibadet edilmesini gerektirmez.
Tehillim 110:1, İsa’nın ilahiliğini kanıtlamaz. Aşem ile O’nun yardımını alan kişiyi birbirine dönüştüren Hristiyan okuma, İbranice metnin kurduğu ayrımı bozar. Tanah, Tanrı’nın verdiği yetkiyi Tanrı’nın kimliğiyle özdeşleştirmez; ibadeti yalnız Aşem’e yöneltir.
Başlıca metinler: Tehillim 110; 16:8; 23:1; Bereşit 14; 24:54–56; 32:5; Zeharya 1:9; Divre HaYamim I 22; 25:1–7; Pesahim 117a; Raşi ve Radak, Tehillim 110. İncelenen Hristiyan anlatı: Matta 22:41–46. Yararlanılan çalışma: Rabbi Tovia Singer, Let’s Get Biblical.










Senin dediğin doğruysa Isa neden bu mezmurun Mesihe atfetti?
Sevgili kardeşim önce kendi dini tecrübelerimi anlatayım.Bağnaz Müslüman bir ailede dünyaya geldim.İslamın doğru olmadığına emin oldum.O zaman bir boşluktaydım ve misyonerlerin avına düştüm.Hristiyan oldum.
Beni (sözde) yeni ahde bağlayan ve Hristiyanlığa geçmemi sağlayan ayet buydu
( mezmurlar 110).Bize Rabb Rabb’e söyledi.İşte buradaki Rab=Tanrı=İsa denildi.Bu sayede de Pastörler eski (?) ahdin İsa’yı kastettiğini söylüyordu.
Ama şimdi kasıtlı yanlış çevirileri biliyorum.Yazıda da anlayacağın üzere “Tanrı Kral David’e söyledi” olmalıydı.Yani İsa ile hiç alakası yok.