72. İddia: Tehillim 22’nin tamamı öldürülecek Maşiah’ı anlatır
İddia başlığının kaynak notları: 728
Hristiyan iddiası
“Thus Ps. 22 speaks of a group of men mocking the Messiah as he stood in agony, his bones sticking out (v.17), God appearing not to respond to his prayers(v.1-3), his hands and feet pierced (crucifixion is about the only form of death or torture which could be described like this,v.16), his clothes parted amongst his persecutors (v.18), and then many people worldwide coming to praise God because of His vindication of His servant by answering his prayers for deliverance from death (v.22-31).”
Cevap
Hristiyan yorumun Tehillim 22 hakkındaki görüşü, “Bu mezmur David hakkında değildir; yalnız Maşiah hakkındadır” şeklinde değildir. Hristiyan yorum mezmurun öncelikle David’in çektiği acılara, belki Avşalom isyanı sırasındaki durumuna ait olduğunu açıkça kabul eder. Fakat bazı ayrıntıların David’e tam olarak uymadığını, bunların daha büyük bir gerçekleşmeye işaret ettiğini düşünür. Alay eden kalabalık, kemiklerin belirginleşmesi, susuzluk, ellerin ve ayakların yaralanması, giysilerin paylaşılması ve daha sonra bütün dünyanın Tanrı’yı övmesi ona göre öldürülecek Maşiah’ın tasvirini meydana getirir. Sonuçta bu tablonun çarmıha gerilmeye, özellikle de İsa’ya “inkar edilemez” biçimde uyduğunu ileri sürer. Hristiyan yorumun kendi kabulü asıl meseleyi belirginleştirir: Tehillim 22 bir bireyin acısını anlatabilir. Fakat David’in yaşadığı sıkıntıyı anlatan bir ilahi, kendi içinde hangi noktada gelecekte öldürülecek Maşiah hakkındaki bir kehanete dönüşmektedir? Mezmurun ilk düzeyinde David varsa, David’den Maşiah’a geçişi sağlayacak ikinci bir veri gerekir. Benzerlik tek başına bunu yapamaz. David acı çekmiş olabilir; Maşiah da acı çekebilir. David alaya alınmış olabilir; gelecekte başka bir doğru kişi de alaya alınabilir. Birinci kişinin yaşadıkları ikinci kişinin yaşadıklarına benzediği için, ilk metnin ikinci kişiyi önceden haber verdiği sonucu henüz çıkmaz.729
Tehillim 22’nin kendi hareketi izlendiğinde daha farklı bir yapı belirir. İlk bölüm yoğun bir sıkıntı duasıdır. Konuşan kendisini terk edilmiş hisseder. Düşmanlarıyla çevrilidir. İnsanların alayını işitir. Bedeni gücünü kaybetmektedir. Ölüm kendisine yaklaşmıştır. Fakat mezmur sona ermez. Konuşan HaŞem’e doğrudan seslenerek kurtarılmasını ister: “Nefeşimi kılıçtan kurtar; biricik hayatımı köpeğin elinden. Beni aslanın ağzından kurtar; yaban öküzlerinin boynuzlarından Sen bana cevap verdin.” Ardından ton değişir: “Adını kardeşlerime anlatacağım; topluluğun ortasında Seni öveceğim.” Bu, ölümün anlatılmasından sonra mezardan çıkışın başladığı açık bir cümle değildir. Konuşan ölüm tehdidi içindeyken yardım ister; sonra cevap aldığını söyler ve kurtuluşunu topluluk içinde anlatacağını bildirir. Hazal da “yaban öküzlerinin boynuzlarından bana cevap verdin” sözünü David’in tehlikeden kurtarılmasıyla ilişkilendirmiştir.
Mezmurun ilerleyen kısmı bu okumayı daha da güçlendirir: “Çünkü O, yoksulun sıkıntısını küçümsemedi ve ondan tiksinmedi; yüzünü ondan gizlemedi. O Kendisine haykırdığında onu işitti.” Buradaki temel düşünce açıktır. Başlangıçta konuşan: “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?” diye feryat eder. Sonunda ise Tanrı’nın aslında yüzünü gizlemediğini ve onun feryadını işittiğini ilan eder. Yahudi kaynakları 22:25’i tam olarak sıkıntı içindeki insanın duasının HaŞem tarafından işitilmesi öğretisi için kullanır. Başlangıç ile son arasındaki gerilim böylece anlaşılır hale gelir. İlk söz, acı içindeki insanın yaşadığı terk edilmişlik duygusudur. Son söz ise olayın sonucudur: Tanrı onu terk etmemiştir. Bu yapıda ölümün eşiği vardır. Ölüm korkusu vardır. “Beni ölüm toprağına koydun” diyecek kadar güçlü ölüm imgeleri vardır. Fakat “öldüm” cümlesi yoktur. Ardından “beni dirilttin”, “mezardan çıktım” veya buna denk açık bir ifade de yoktur.
Hristiyan yorum bunun ölümden kurtuluşun diriliş yoluyla gerçekleşebileceğini söyleyebilir. Bu ihtimal Tehillim 22’den değil, Hristiyan diriliş anlatısının önceden kabulünden gelir. İki durum aynı değildir: Bir insan ölümden kurtarılabilir, yani ölmeden önce ölüm tehlikesinden çıkarılabilir. Bir insan öldükten sonra diriltilebilir. İkincisi birincinin özel bir biçimi olabilir; fakat bunu söyleyebilmek için ölümün gerçekten meydana geldiğini gösteren bir veri gerekir. Tehillim 22 bunu söylemez.730 Hristiyan yorumun kendi ifadesi de ilginçtir. Mezmurun ikinci yarısını Tanrı’nın kişiyi “vindicates and rescues this man from death” — “doğru çıkarıp ölümden kurtarması” — olarak anlatır. Tam da bu yüzden, mezmurun doğal hareketi ölüm → diriliş olmak zorunda değildir. Ölüm tehlikesi → dua → Tanrı’nın cevabı → şükran dizisi metnin kelimelerini daha az ek varsayımla açıklar. Klasik Yahudi yorumunun çok farklı katmanlarında aynı yapı görülür. Malbim mezmuru karanlıktan şafağa ilerleyen iki büyük bölüm olarak açıklar. İlk kısım sıkıntı, aşağılanma ve umutsuzluğu; ikinci kısım ise ayelet haşahar — şafak imgesiyle — güveni, İlahi gözetimi ve kurtuluşu anlatır. Onun tarifinde temel sınır, sıkıntı ile kurtuluş, karanlık ile ışık arasındadır.731
Mezmur başından okunduğunda David’in acımasız düşmanlarından kurtulmak için Tanrı’ya yakardığı ve boğa, aslan, köpek gibi vahşi hayvan imgelerinin bütün sıkıntı bölümünü kuşattığı görülür. Fakat Yahudi yorum geleneğinde bundan daha dikkat çekici bir durum vardır. Tehillim 22 yalnız David’in kişisel hayatına kapatılmamıştır. Hazal, mezmurun sözlerini Ester’in yaşadığı kurtuluş olayına ayrıntılı biçimde uygulamıştır.732 Megilla geleneğinde Ester, Ahaşveroş’un sarayındaki putların bulunduğu yere yaklaşınca Şehina’nın kendisinden çekildiğini hisseder ve: “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?” diye haykırır. Aynı anlatıda: “Nefeşimi kılıçtan kurtar, biricik olanımı köpeğin elinden” sözündeki “köpek” Haman’la ilişkilendirilir; ardından Ester Haman’ı “aslan” diye adlandırarak: “Beni aslanın ağzından kurtar” der. Raşi de Yoma 29a üzerinde bu geleneği açıkça aktarır ve Ester’in “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?” sözünü söylediğini belirtir.
Midraş Tehillim daha da ileri gider. “Köpekler beni kuşattı” sözünü Haman’ın oğullarına, “kötülük yapanların topluluğu çevremi sardı” sözünü Ahaşveroş’un kalabalığına, “aslan gibi ellerim ve ayaklarım” sözünü Ester’in Ahaşveroş karşısındaki durumuna, giysilerin paylaşılması ve kura atılması ifadelerini de aynı Ester anlatısının içine yerleştirir.733 Bu kaynaklar çok önemli bir yorum ilkesi gösterir. Hazal, David’in sözlerini daha sonraki bir kurtuluş olayına uygulayabilir. Hatta mezmurdaki ayrıntıları Ester’in hayatındaki ayrıntılarla tek tek ilişkilendirebilir. Fakat bundan şu sonuç çıkmaz: “Öyleyse David aslında yüzyıllar sonra Ester’in başına gelecek olayları doğrudan kehanet olarak yazmıştır.” Deraş böyle çalışmak zorunda değildir. Kutsal metnin bir kalıbı daha sonraki bir olayı aydınlatabilir. David’in duası Ester’in duasının dili haline gelebilir. Bir eski kurtuluş örüntüsü daha sonraki kurtuluşu anlatmak için kullanılabilir. Bu, sonraki kişinin eski metnin tek tarihsel öznesi olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım Hristiyan tipolojik yorum açısından da önemlidir. Daha sonraki Hristiyan anlatısı Tehillim 22’nin imgelerini İsa’ya uygular. Bu sonraki uygulamanın varlığı, mezmurun İsa’yı önceden tanımladığı anlamına gelmez. Yahudi geleneğinin kendisi David’in sözlerini Ester’e uygulayabilmektedir.734 Fakat sonraki uygulama ile kehanet kimliği aynı şey değildir. Bir metnin Ester’e uygulanması Ester’i mezmurun tek öznesi yapmadığı gibi, İsa’ya uygulanması da İsa’yı mezmurun önceden belirlenmiş öznesi yapmaz. İkinci sonuç için mezmurun kendi içinde gelecekteki Maşiah’a geçiş yaptığını gösteren ek bir işaret gerekir. Zohar geleneği de bunun başka bir katmanını verir. Sulam’ın aktardığı Zohar açıklamasında Ayelet HaŞahar doğrudan Knesset İsrael — İsrael topluluğu ile ilişkilendirilir ve David’in bu sözü Knesset İsrael hakkında söylediği açıklanır. Böylece aynı mezmur Yahudi geleneğinde David’in kişisel duası, Ester’in sıkıntısı ve İsrael’in ruhsal-kolektif durumu arasında farklı yorum katmanları kazanabilir. Bu çok katmanlı yapıdan “öyleyse gerçek özne yalnız gelecekte öldürülecek Maşiah’tır” sonucu çıkmaz.
Hristiyan yorumun bireysel özne konusundaki başka bir itirazı ise daha sınırlı bir değer taşır. Konuşan: “Adını kardeşlerime anlatacağım; topluluğun ortasında Seni öveceğim” dediğine göre, Hristiyan yorum bunun kolektif İsrael olmasının zor olduğunu söyler. Bir topluluk kendi “kardeşlerinin topluluğuna” seslenen tek kişi gibi konuşur. İtiraz, mezmurdaki kişinin Maşiah olduğunu kanıtlamaz. Çünkü David de bireydir. Hristiyan yorum zaten mezmurun öncelikle David’in sıkıntılarıyla ilgili olduğunu kabul eder. Öyleyse “konuşan bir bireydir” sonucu, David’den Maşiah’a geçiş sağlamaz. En fazla kolektif İsrael yorumunun belirli biçimlerine karşı bir itiraz oluşturur. David’in kendi kardeşleri ve İsrael topluluğu önünde HaŞem’i öveceğini söylemesinde hiçbir güçlük bulunmaz.
Aynı sorun mezmurun sonundaki zera — “soy” — sözü için de vardır. Hristiyan yorum: “Bir soy O’na hizmet edecek; Rab için bir kuşak olarak anlatılacak” ifadesini Yeşaya 53’teki zera ile ilişkilendirir ve bunun acı çeken bireysel Maşiah düşüncesini güçlendirdiğini ileri sürer.735 Fakat Tehillim 22’nin son cümlelerinde dikkatin merkezi acı çeken kişinin kendisi değil, HaŞem’in egemenliğidir: “Çünkü krallık HaŞem’indir; uluslara O egemendir.” Ardından yeryüzündekilerin O’nun önünde eğileceği söylenir. Sonra: זֶרַע יַעַבְדֶנּוּ — zera yaavdenu “Bir soy O’na hizmet edecek.” Ve sonraki kuşaklar: “O’nun doğruluğunu… çünkü O yaptı” diye anlatacaktır. Yalkut Şimoni bu son kısmı gelecek kuşakların Kutsal Olan’ın doğruluğunu önceki kuşaklara anlatmaları şeklinde açıklar. Talmud geleneğinde de “zera yaavdenu” sözü Maşiah’ın ruhsal çocukları olarak değil, bir çocuğun hangi aşamadan itibaren Olam HaBa’yla ilişkili sayılacağı tartışmasında kullanılır. Dolayısıyla Tehillim 22’de zera bulunması ile Yeşaya 53’te zera bulunması, iki metindeki acı çeken kişinin aynı kişi olduğunu göstermez. Aynı sözcüğün iki ayrı yerde bulunması kimlik eşitliği kurmaz. Özellikle Tehillim 22’nin sonundaki soy, HaŞem’e hizmet eden ve HaŞem’in tsedakasını — doğruluğunu — gelecek kuşağa anlatan soydur.736 Mezmurun evrensel sonu da bu doğrultudadır: “Yeryüzünün bütün uçları hatırlayacak ve HaŞem’e dönecek; ulusların bütün aileleri Senin önünde eğilecek. Çünkü krallık HaŞem’indir ve uluslara O egemendir.” Şene Luhot HaBrit bu ayeti gelecekte bütün yaratılışın Tanrı’nın birliğini tanıyacağı düşüncesine delil olarak kullanır. Yani bireyin kurtuluşu giderek daha geniş bir övgüye dönüşür: önce kardeşler, sonra İsrael topluluğu, sonra yeryüzünün uçları ve gelecek kuşaklar. Merkezde sonunda kişinin kendisi değil, HaŞem’in krallığı bulunur.
Hristiyan yorum bu genişlemeyi Maşiah’ın ölümünün dünya çapındaki sonucu olarak okur. Bu bağlantı daha sonraki Hristiyan teolojisinde kurulur. Fakat ayetlerin kendisi: “Uluslar bu kişinin ölüm yoluyla sağladığı kapara nedeniyle Tanrı’ya dönecek” demez. Konuşanın kurtuluşu HaŞem’in güvenilirliğini ilan etmesine yol açar ve bu övgü evrensel bir ufka açılır. Hristiyan yorum, bütün bu ayrıntıların birlikte düşünüldüğünde tesadüften fazlasını oluşturduğunu ileri sürer. Tek tek alay, susuzluk veya ölüm tehdidi yeterli olmayabilir; fakat alay, bedensel acı, el-ayak sorunu, giysilerin paylaşılması ve dünya çapında övgü aynı kişide birleşince İsa’ya çok güçlü bir yakınlık ortaya çıktığını savunur. Nitekim kendi kitabında bu benzerliklerin “insan eliyle düzenlenemeyecek kadar yakın” olduğunu söyler.
Bu argümanın gücü, mezmurun açıkça söylediği ayrıntılarla Hristiyan yorumunun belirli bir biyografiye dönüştürdüğü ayrıntıların aynı şey olup olmamasına bağlıdır. 71. iddiada gördüğümüz gibi, “ellerimi ve ayaklarımı çivilediler” Masoretik metnin açık cümlesi değildir. Giysilerin paylaşılması da ayrı bir kanıt ister. “Ölümden kurtuluş”un “öldükten sonra diriliş” olduğu da mezmurda söylenmez. Benzerlikler yığıldığında ancak gerçek veriler yığılmış olur; yorumların birbirine eklenmesi yeni bir metinsel veri meydana getirmez. Dahası Hristiyan yorum, Tehillim 22’nin tek başına İsa kimliğini vermediğini fiilen kendisi de kabul eder. Çarmıha gerilmiş Maşiah sonucunun, İsrael’in Maşiah’ı reddedeceğini düşündüğü başka metinlerle birlikte ele alınması gerektiğini söyler; ancak o zaman İsa’nın tek makul aday haline geldiğini ileri sürer. Bu, metodolojik açıdan belirleyicidir. Eğer Tehillim 22 başka metinlerden getirilecek bir Maşiah kimliği ve reddedilme şeması olmadan kişiyi belirleyemiyorsa, Tehillim 22’nin kendisi öldürülecek Maşiah’ın bağımsız kimlik belgesi değildir.
737Hristiyan yorum tipolojik benzerliğe dayanır; sorun, bu benzerliği metnin verdiği kimlik bilgisiyle aynı düzeye çıkarmasıdır. Hristiyan tipolojisi Tehillim 22’yi İsa’nın acı anlatısıyla ilişkilendirir. Bunun gibi Yahudi geleneği de mezmuru Ester’in yaşadıklarıyla ve Knesset İsrael ile ilişkilendirmiştir. Fakat tipolojik uygulama, mezmurun ilk baştan yalnız o kişi hakkında yazılmış bir gelecek kehaneti olduğunu göstermez. Tehillim 22’nin kendi anlatı çizgisi daha yalındır. David’e ait bir acı duasıyla başlar. Konuşan ölüm tehdidi altında HaŞem’e yakarır. HaŞem ona cevap verir. Konuşan kurtuluşunu kardeşlerine ve topluluğa anlatır. Tanrı’nın yoksulun feryadını işittiğini ilan eder. Sonunda kişisel kurtuluş evrensel Tanrı egemenliği ve gelecek kuşakların O’nun doğruluğunu anlatması düşüncesine açılır.738 Mezmurda “Maşiah” denmez. Konuşanın öldüğü söylenmez. Dirildiği söylenmez. Çarmıha gerildiği söylenmez. Hristiyan yorumun kendisi de David’i ilk özne olarak kabul eder. Bu nedenle David’den öldürülecek Maşiah’a, oradan da İsa’ya geçiş mezmurun verdiği bir isim zinciri değildir. Bu geçiş, daha sonraki Hristiyan yorumunun Tehillim 22 üzerine kurduğu ikinci anlam katmanıdır.
Kaynaklar
Duncan Heaster, Jesus for Jews, s. 6–8 ve 29–36. ↩
Kaynak: Tehillim 22. ↩
Kaynak: Tehillim 22. ↩
Kaynak: Malbim. ↩
Kabalat.com, “Mezmurlar 22. bölüm neyi anlatmaktadır?”. ↩
Kaynaklar: Bavli, Yoma 29a; Raşi; Midraş Tehillim. ↩
Kaynak: Tehillim 22. ↩
Kaynak: Yeşaya 53. ↩
Kaynaklar: Tehillim 22; Yeşaya 53; Yalkut Şimoni. ↩
Kaynak: Tehillim 22. ↩
Kaynak: Tehillim 22. ↩



