23. İddia: Bereşit 3:15, günahı ölümüyle yok edecek Maşiah’ı haber verir
İddia başlığının kaynak notları: 176
Hristiyan iddiası
“This was prophesied in Gen.3:15 – the ” seed of the woman” would overcome permanently the seed of the serpent, i.e. sin, although at the same time himself being temporarily wounded by sin. The means of victory over sin was therefore to be through one individual. The victory over sin which he was to win would be at a certain point in time, when he would be ” bruised” , or temporarily wounded, and sin thereby overcome.”
Cevap
Bereşit 3:15 Hristiyan yorum geleneğinde çoğu zaman bütün Maşiah öğretisinin ilk haberi olarak okunur. Hristiyan yorum bu kısa ayetten çok geniş bir zincir çıkarır: “kadının soyu” tek bir kişi olan Maşiah olur; yılanın soyu günahla özdeşleşir; topuğun yaralanması Maşiah’ın geçici ölümü, yılanın başına vurulması ise günahın kesin yenilgisi sayılır. Daha sonra bu çizgi hayvan korbanlarının sona ermesine, Yeşaya 53’e ve ölümden dönüşe kadar uzatılır. Böyle bir yorum ancak ayetin kendi sözleri gerçekten bu basamakları taşıyorsa kehanet kanıtı olabilir.
Ayetin kendisi şöyle der: “Seninle kadın arasına, senin soyunla onun soyu arasına düşmanlık koyacağım; o senin başına vuracak, sen de onun topuğuna vuracaksın.”177 Cümlenin ilk görüntüsü son derece somuttur. Yılan ile kadın karşı karşıyadır; ardından bu düşmanlık onların soylarına uzanır; insan tarafı yılanın başına, yılan da insanın topuğuna yönelir. Ayet Maşiah kelimesini kullanmaz. David soyundan bir kral, korban, günah bağışlanması, insan kurbanı, ölüm veya diriliş de anlatılmaz. Bu eksiklik, daha sonraki sembolik yorumları yasaklamaz; Yahudi geleneği de kısa Tora ayetlerinde ahlaki, mistik ve geleceğe dönük anlamlar görmüştür. Fakat bir yorum katmanının mümkün olması ile o katmanın ayetin açık anlamı olması aynı şey değildir.
Hristiyan yorumun ilk adımı zera ha-işa, “kadının soyu” ifadesini zorunlu olarak tek bir bireye dönüştürmektir. Zera kelimesi dilbilgisel olarak tekil biçimde bulunsa da soy, nesil veya kuşaklar anlamında kullanılabilir. Bereşit aynı kelimeyi Avraam’a verilen sözde kullanır: “Soyunu yeryüzünün toprağı gibi yapacağım; eğer biri yeryüzünün toprağını sayabilirse senin soyun da sayılabilecektir.”178 Buradaki zera tek bir kişi değil, sayılamayacak kadar çok torundur. Bereşit Rabba da bu sözü Avraam’ın kuşakları olarak okur. Dolayısıyla zera ha-işa ifadesinin dilbilgisel biçimi kendi başına “gelecekte doğacak tek bir erkek” sonucunu vermez.
Ayetin paralel yapısı da bunu destekler: “senin soyun” ve “onun soyu”. İki taraf arasında kuşaklar boyunca süren bir düşmanlık anlatımı doğal bir okumadır. Rambam, More Nevuhim’de yılan ile Hava arasındaki düşmanlığın onların soyları arasında da sürdüğünü söyler ve Hava’nın soyunun elbette Adam’ın da soyu olduğunu özellikle belirtir.179 Bu açıklama “kadının soyu” sözünden babasız doğum çıkarmanın ne kadar zayıf olduğunu gösterir. Günlük dilde “Sarah’nın çocukları” dediğimizde onların babası bulunmadığını söylemiş olmayız. Bereşit 3’te cümle yılan ile kadını karşı karşıya getirdiği için soylar da aynı iki özne üzerinden anılır.
İkinci adım daha da büyük bir değişikliktir. Ayetteki “yılanın soyu” soyut bir kavram olan “günah” haline gelir. Fakat cümle “senin soyun, yani günah” demez. Bir tarafta kadının soyu biyolojik anlamda tutulup tek bir insana indirgenirken öte taraftaki yılanın soyu biyolojik anlamdan çıkarılıp metafizik bir güce dönüştürülür. Aynı paralel cümleye iki farklı anahtar uygulanmaktadır ve ayet bu anahtarları kendisi vermez.
Bundan sonra yorum zinciri hızla genişler. “Kadının soyu” tek Maşiah kabul edilir; “yılanın soyu” günah sayılır; başa vurmak bütün günahların yenilgisine, topuğa vurmak ise Maşiah’ın ölümüne dönüştürülür. Ölüm “geçici yara” kabul edildiğinde diriliş de zincire eklenir. Oysa şuf fiilinin “vurmak”, “ezmek” veya “yaralamak” gibi çevrilmesi tartışılabilir olsa da fiilin kendisi “ölmek ve sonra dirilmek” anlamına gelmez. Yılanın başı ile insanın topuğu arasındaki fiziksel görüntü zaten anlaşılırdır: insan yerde sürünen tehlikeli hayvanın başına yönelir, yılan da insanın yere en yakın kısmına saldırır. Daha derin anlamlar bu görüntünün üzerine kurulabilir; görüntünün kendisi onları zorunlu kılmaz.
Yahudi yorum geleneği ayetin sembolik imkanlarını gerçekten kullanır ve bu çeşitlilik önemli bir ölçü verir. Şelah, Zohar çizgisindeki bir yorumda yılanı yetser hara (kötü eğilim) ile ilişkilendirir; insan Tora’ya tutunduğunda yılanın gücünü kırar, Tora’dan uzaklaştığında yılan “topuğa” ulaşır. Zohar’ın Sulam açıklamasında kadının soyu İsrael olarak okunur; yılanın ortadan kaldırılması gelecekte kötülüğün ve ölümün sona ermesiyle ilişkilendirilir ve nihai yenilgiyi tamamlayan güç HaŞem’dir.180 Bunlar ayetin zoolojik görüntünün ötesine taşınabileceğini gösterir. Fakat hiçbiri “kadının soyu = tek bir insan Maşiah; topuk yarası = onun çarmıhtaki ölümü” sonucunu zorunlu hale getirmez.
Bir sembolün birden fazla düzeyde okunabilmesi, istenen her anlamın ona yerleştirilebileceği anlamına gelmez. Bir kapının bulunması, arkasındaki odanın ne olduğunu söylemez. Hristiyan yorumunda eksik bilgiyi Hristiyan metinleri anlatısı sağlar. Önce İsa’nın Maşiah olduğu, insanlığın günahını taşıdığı, öldüğü ve dirildiği kabul edilir. Sonra Bereşit 3:15’e geri dönülür: kadının soyu İsa, yılanın soyu günah, topuk yarası çarmıh ve başa vurmak günahın yenilgisi olur. Ardından aynı ayet bu anlatının önceden verildiğinin kanıtı olarak sunulur. İsa anlatısı ayeti açıklamak için kullanılmış, sonra ayet İsa anlatısını kanıtlamak için geri çevrilmiştir. Bu, bağımsız kehanet kanıtı değil, sonradan kurulan tipolojik eşleştirmedir.
Hristiyan yorumun yorumunun kapsamı bunu daha da belirgin kılar. Ayette korbanlardan söz edilmediği halde buradan hayvan korbanlarının sona ermesine geçer; günah bağışlanması anlatılmadığı halde başa vurmayı bütün günahların ortadan kaldırılmasıyla birleştirir; topuk imgesinde ölüm bulunmadığı halde bunu Maşiah’ın geçici ölümüne dönüştürür. Bu ayrıntıların her biri başka Hristiyan öncüllerden getirilir ve sonra Bereşit 3:15’in içinde zaten varmış gibi okunur.
Bereşit’in hemen sonraki gelişimi de insanı başka bir ahlaki çerçeveye yerleştirir. HaŞem Kayin’e, “Günah kapıda bekliyor; arzusu sanadır, fakat sen ona hakim olabilirsin” der.181 Günah gerçek bir mücadeledir, fakat insan seçim sahibidir. Tora’nın ilk bölümlerindeki insan gelecekte başka birinin ölümünü bekleyen çaresiz bir varlık olarak sunulmaz; kötülüğe karşı seçmek, düşmek ve yönünü değiştirmek zorunda olan ahlaki faildir. Yılanın yetser hara ve kötülükle ilişkilendirilmesi bu çizgiye uyabilir, fakat metin “günahı sonunda başka biri ölerek yok edecektir” demez.
Hristiyan geleneğinde ayete protoevangelium, yani “ilk müjde” adı verilmesi de yorum ile metin arasındaki farkı gösterir. Bu başlığı Tora vermez. “İlk müjde” denildiğinde ayet daha baştan sonraki Hristiyan anlatısının başlangıcı olarak sınıflandırılmış olur. Yahudi yorumcu aynı ayeti insanın yetser hara ile mücadelesi, İsrael’in kötülük güçleriyle tarihi veya gelecekte ölümün sona ermesi gibi başka katmanlarda okuyabilir. Bu katmanların her biri ayrıca değerlendirilir; hiçbiri sırf sembolik olduğu için peşatla özdeşleştirilmez.
Bu yüzden üç sonuç özellikle ayetin dışından gelmektedir: “kadının soyu”nun zorunlu olarak tek ve babasız bir erkek olması, topuk yarasının onun ölümü olması ve başa vurmanın bu ölüm sayesinde bütün insanlığın günahlarının bağışlanması anlamına gelmesi. Üçü bir araya geldiğinde Hristiyan kurtuluş anlatısı ortaya çıkar; fakat bu anlatıyı kuran malzemenin büyük kısmı Bereşit 3:15’te yoktur. Ayetin kötülüğün nihai yenilgisiyle ilişkilendirilmesi mümkündür ve Yahudi mistik kaynaklarında buna yakın yorumlar vardır. Bundan İsa’nın öleceği, insanların günahlarını taşıyacağı ve dirileceği sonucu çıkmaz.
Bereşit 3:15 Hristiyan anlatıyı önceden açıkça ilan ettiği için İsa’yı kanıtlamaz. Hristiyan anlatının önceden kabul edilmesi, ayetin daha sonra İsa’ya göre yeniden okunmasına yol açar. Bunlar iki ayrı iddiadır.182
Kaynaklar
Duncan Heaster, Jesus for Jews, s. 3–6 ve 19–28. ↩
Tanah, Bereşit 3:15. ↩
Tanah, Bereşit 13:16. ↩
Kaynaklar: Tanah, Bereşit 3:15; Rambam, More Nevuhim, Bereşit 3:15 yorumu. ↩
Kaynaklar: Tanah, Bereşit 3:15; Şelah; Zohar, Sulam açıklaması. ↩
Tanah, Bereşit 4:7. ↩
Kabalat.com: “Kadının soyu” Yaratılış 3:15; “Niçin İsa’yı Mesih Olarak Kabul Etmiyoruz?”; “Mesih iki kez mi gelecek?”; “Gerçekleşmeyen Kehanetler ve İsa İnancının Ortak Örüntüsü” ↩



