Yahudilik vs. Hristiyanlık – Rabbi Tovia Singer ve Jim Cantelon
Rabbi Tovia Singer ile Rev. Jim Cantelon arasındaki tartışmanın merkezinde, Yahudilik ile Hristiyanlığın aynı İbrani Kutsal Metinlerini okurken neden bambaşka sonuçlara ulaştığı sorusu bulunur. Ayrılık birkaç ikincil ayrıntıdan doğmaz. Tanrı’nın birliği, Tora’nın değişmezliği, günah ve bağışlanma anlayışı ve Maşiah’ın kimliği konusunda iki sistemin temel kabulleri birbirinden farklıdır.
Tanrı’nın birliği Yahudi inancının pazarlık konusu olmayan temelidir
Devarim 6:4’teki Şema, Yahudi inancının merkezini tek cümlede kurar: Aşem bizim Tanrımızdır, Aşem birdir. Bu birlik, Tanrı’nın parçalarının birleşmesi veya tek ilahi öz içinde birbirinden ayrı kişilerin bulunması anlamına gelmez. Sinay vahyinin kendisi de bu anlayışı güçlendirir. Devarim 4, İsrael’in Tanrı’nın sesini duyduğunu fakat hiçbir suret görmediğini özellikle vurgular. Bunun hemen ardından herhangi bir sureti ilahlaştırma yasağı gelir.
Yahudilikte Tanrı beden değildir, bir bedene dönüşmez ve yaratılmış bir insan ilahi özün parçası hâline gelmez. Bamidbar 23:19 Tanrı’yı insanla özdeşleştiren düşünceden açıkça ayırır. Rambam bu ilkeyi Yahudi inancının zorunlu temellerinden biri hâline getirir: Tanrı birdir ve O’nun birliği yaratılmış varlıkların birliğine benzemez.
Tora, daha sonra geçersiz olacak geçici bir antlaşma değildir
Hristiyanlık kendi teolojisini kurabilmek için Tora’nın hukuki ve antlaşmasal yapısının yeni bir düzen tarafından aşılabileceğini kabul etmek zorundadır. Tora’nın kendi ölçüsü bunun tersidir. Devarim 13, olağanüstü bir işaret gerçekleştiren bir peygamber bile İsrael’i Tora’nın Tanrısı’ndan ve O’nun emirlerinden uzaklaştırıyorsa dinlenmemesi gerektiğini söyler. Mucize, Tora’ya aykırı bir öğretinin doğruluk belgesi değildir.
Bu ilke çok önemlidir: Daha sonraki bir kişinin mucizeleri, takipçi sayısı veya onun hakkında kurulmuş teoloji, Sinay’da verilen ölçüyü değiştiremez. Yahudi değerlendirmesinde sonraki bütün dini iddialar Tora ile ölçülür; Tora sonraki iddialara göre yeniden tanımlanmaz.
Maşiah’ın görevi Tanah tarafından tanımlanmıştır
Yahudi Maşiah anlayışı, Tanah’ın geleceğe ilişkin açık vaatlerinden çıkar. Maşiah David hanedanından bir kraldır; İsrael’in toplanması, ulusal restorasyon, Tanrı bilgisinin yayılması, barış ve Yeruşalayim’in merkezî konumu bu çağın gerçek sonuçlarıdır. Yeşaya 2, ulusların savaşı öğrenmeyeceği bir dünya tasvir eder. Yehezkel 37, dağılmış İsrael’in toplanmasını, tek bir halk hâline gelmesini ve David soyundan kralın yönetimini anlatır.
Bir kişinin Maşiah kabul edilmesi, daha sonra tamamlanacağı söylenen başarısız bir göreve dayanmaz. Tanah’ın ölçütleri gerçekleştiğinde mesih çağı da dünyada görünür hâle gelir. Bu nedenle ilk gelişte acı çekti, ikinci gelişte Tanah’taki görevleri tamamlayacak modeli Tanah’ın Maşiah tarifinden çıkmaz; Hristiyan inancını tarihsel başarısızlık karşısında korumak için geliştirilmiş ayrı bir teolojik yapıdır.
Günah ve bağışlanma konusunda iki ayrı sistem
Hristiyanlığın klasik öğretisinde insanlığın temel sorunu Adam’dan miras kalan günah durumu ve bunun çözümü olarak İsa’nın ölümü merkezîdir. Tanah ise bireysel ahlaki sorumluluğu temel alır. Yehezkel 18, oğlun babanın suçunu taşımayacağını ve günahkâr kişi yolundan dönerse yaşayacağını söyler. Devarim 30, Tora’nın emrinin insan için ulaşılmaz olmadığını; insanın ağzında ve yüreğinde, yapılabilir olduğunu bildirir.
Bağışlanma da bir insanın ölümüne bağlanmaz. Hoşea 14’te insan sözlerini alıp Tanrı’ya döner. Birinci Krallar 8’de sürgündeki İsrael dua ve teşuva ile bağışlanma arar. Vayikra’nın kurban sistemi içinde bile kan içermeyen un sunusuyla bağışlanma mümkündür. Tanah’ın çerçevesi açıktır: Günahın çözümü teşuva, Tanrı’ya dönüş ve doğru yaşamdır.
Aynı metni okumak neden aynı sonuca götürmüyor?
Çünkü mesele tek tek ayetlerden önce yöntemde başlar. Yahudilik Tanah’ı kendi dilinde, kendi bağlamında ve Tora’nın bütünlüğü içinde okur. Hristiyanlık ise daha sonraki Yeni Ahit anlatısını başlangıç noktası kabul edip Tanah’ta bunun işaretlerini arar. Böyle yapıldığında ayetler kendi bağlamlarından çıkarılarak önceden haber verme metinlerine dönüştürülebilir.
Yahudi okumasının temel kuralı bunun tersidir: Önce metin ne söylüyor, kime söylüyor, hangi tarihsel ve dilsel bağlamda söylüyor ve Tanah’ın geri kalanıyla nasıl birleşiyor sorulur. Bu yöntem uygulandığında Tanah’ın ne üçlü bir Tanrı, ne insan biçiminde ilah, ne Tora’yı geçersiz kılan yeni antlaşma, ne de dünyadaki mesih görevlerini yerine getirmeden Maşiah kabul edilen bir figür öğrettiği görülür.
Rabbi Tovia Singer ile Rev. Jim Cantelon arasındaki tartışmanın gerçek ağırlığı da buradadır. Ayrım, Yahudilerin İsa’yı kabul etmemekte ısrar etmesi değildir. Yahudilik, Tora ve Tanah’ın koyduğu ölçülere sadık kaldığı için Hristiyanlığın temel iddialarını kabul etmez.








