Yaratılışın Altı Günü Neyi Anlatıyor? (1): Bereşit’in İlk İki Ayeti

Bereşit’in ilk cümlesi yalnız evrenin başladığını söylemez. Bütün varlığın tek kaynağını ilan eder:
Bereşit bara Elokim et haşamayim ve-et haarets.
Başlangıçta Elokim gökleri ve yeri yarattı. (Bereşit 1:1)
Bu birkaç kelimenin nasıl bağlandığı konusunda Raşi ile Ramban farklı yollar izler. Raşi ilk ayeti ikinci ve üçüncü ayetlerle birlikte okur; Ramban ise onu kendi başına tamamlanmış bir cümle kabul eder. Ramban ayrıca tohu va-vohu sözlerini yaratılışın ilk maddesi üzerinden açıklar. İbn Ezra ise bara fiilinin tek başına her yerde “yoktan yaratmak” demediğini gösterir.
Yorumcuların dil ve sıra hakkındaki ayrılıkları, Tora’nın ilk hükmünü değiştirmez: Gökler, yer ve içlerindeki her şey yaratılmıştır; yaratıcı olan yalnız Elokim’dir. Madde, zaman ve doğa güçlerinin tümü Haşem’in yarattığı düzenin parçalarıdır.
Raşi Bereşit 1:1’i nasıl okur?
Raşi, bereşit (בְּרֵאשִׁית) kelimesini kendisinden sonra gelen söze bağlı okur. Türkçedeki “başlangıcında” sözü gibi, neyin başlangıcı olduğunu sonraki kelimeler tamamlar. Bu nedenle Raşi’nin peşat, yani doğrudan anlam için verdiği cümle şu yapıya sahiptir:
Elokim’in gökleri ve yeri yaratmaya başladığı sırada, yer tohu va-vohu idi, karanlık derinliğin üzerindeydi… Elokim “Işık olsun” dedi.
Bu okuyuşta ilk iki ayet koşulları hazırlar, ana hareket üçüncü ayette gelir: Elokim ışığı buyurur. Raşi, Tora’nın burada yaratılan şeylerin kronolojik listesini vermediğini söyler. Çünkü ikinci ayette sular zaten vardır, fakat metin onların hangi anda yaratıldığını henüz anlatmamıştır. Ayetlerin yazılı sırası tek başına “önce bu, sonra şu yaratıldı” çizelgesi olarak okunamaz.
Raşi’nin açıklaması yaratılışın gerçekliğini veya Haşem’in her şeyi yaratmış olduğunu azaltmaz. Aynı Raşi, Bereşit 1:14’te göklerin ve yerin bütün ürünlerinin ilk günde yaratıldığını, her birinin kendisine ayrılan günde yerine yerleştirildiğini aktarır. Işık kaynakları ilk günde yaratılmış, dördüncü günde gök kubbedeki görevlerine yerleştirilmiştir. Burada söz konusu olan, yaratılmış olanın daha sonra belirli biçimde açığa çıkmasıdır.
Raşi aynı kelimenin deraş, yani rabbinik açıklama katmanını da verir. Bereşit, “başlangıç” diye adlandırılan Tora ve İsrael uğruna yaratılışa işaret eder. Böylece ilk kelime hem zamanın başlangıcını hem de yaratılışın amacını taşır.
Ramban neden ayeti bağımsız bir cümle sayar?
Ramban, Raşi’nin gramer açıklamasını aktarır fakat başka bir peşat benimser. Ona göre bereşit burada “ilk anda” veya “başlangıçta” anlamına gelen bağımsız bir kelimedir. Cümle kendi içinde tamamlanır: “Başlangıçta Elokim gökleri ve yeri yarattı.”
Rabbi Bahya ben Aşer de bu okuyuşu izler. Kelimenin üzerindeki tipha adlı okuma işaretini, bereşit ile sonraki söz arasında bir durak bulunduğuna dair destek olarak gösterir. Masoretik okuma işaretleri cümlenin nasıl ezgilendirildiğini ve bölündüğünü bildirir. Rabbi Bahya bu yapıyı kendi açıklamasının bir parçası olarak kullanır.
Ramban’a göre Haşem başlangıçta mutlak yokluktan iki ilk madde yaratmıştır: göklerin ve içindekilerin maddesi ile yerin ve içindekilerin maddesi. Bu ilk madde bugün gördüğümüz nesnelerden önce gelen saf bir imkandır. Belirli bir cisim, canlı veya unsur biçimine girmeye hazırdır.
Ramban bu kavram için Yunan felsefesindeki hyle sözünü kullanır. İbranice karşılığını ise tohu ile ilişkilendirir. Madde henüz belirli bir biçime sahip olmadığı için insan ona uygun bir ad vermekte şaşırır. Biçim kazandığında bohu olur; Ramban bunu bo hu, “onda o vardır” sözüyle açıklar. İlk madde artık belirli varlıkların ortaya çıkabileceği bir yapıya kavuşmuştur.
Bu, Ramban’ın Bereşit 1:1–2 için verdiği felsefi açıklamadır. Kelimelerin gramer ve sözlük alanı ayrı olarak incelenir; Ramban ise Tora’nın sözlerini kendi döneminin madde ve biçim kavramlarıyla açıklar. Peşat, felsefe ve daha sonra açacağı Kabalistik anlam aynı yorumda farklı katmanlar halinde durur.
Bara her kullanımda “yoktan yaratmak” mı demektir?
Ramban, Bereşit 1:1’deki bara (בָּרָא) fiilini mutlak yokluktan varlığa çıkarma anlamında okur. Ona göre İbranicede bu büyük başlangıcı anlatmaya en uygun kelime budur. Bu nedenle Ramban’ın yaratılış öğretisinde bara, ilk maddeyi yoktan var eden eylemi; yatsar ve asa ise yaratılmış maddeye biçim ve düzen verilmesini öne çıkarır.
İbn Ezra ise fiilin sözlük anlamını daha geniş tutar. Bereşit 1:21’de büyük deniz canlıları için “Elokim yarattı”, Bereşit 1:27’de insan için üç kez bara kullanılır. Deniz canlıları suların içinden çıkar; insanın bedeni de ileride toprağın tozundan biçimlendirilir. Yeşayahu 45:7’de “karanlığı yaratırım” denir. İbn Ezra bu örneklerden hareketle bara fiilinin her kullanımda kendiliğinden “mutlak yokluktan yaratma” sonucunu vermediğini söyler.
Yeşayahu 43:7 aynı kişiyi üç fiille anlatır: berativ, “onu yarattım”; yetsartiv, “ona biçim verdim”; asitiv, “onu yaptım.” Kelimeler farklı yönleri vurgular ve kullanım alanları yer yer kesişir. Anlamı fiilin kendisi kadar cümlenin bağlamı ve yorumcunun kurduğu açıklama belirler.
Dolayısıyla iki ayrı hükmü korumak gerekir. Yahudi inancı evrenin Haşem tarafından yoktan yaratıldığını öğretir. Ramban, Sforno, Rabbi Bahya ve Rambam bu öğretinin güçlü klasik temsilcileridir. Fakat yalnız bara kelimesini sözlükten göstererek bütün tartışmayı bitirmek doğru filoloji olmaz. Yoktan yaratılış sonucu, ayetin bütünü, Tora’nın Tanrı anlayışı ve klasik Yahudi öğretisi içinde kurulur.
Et kelimesi ne yapar?
Bereşit 1:1’de iki kez et (אֵת) geçer: et haşamayim ve-et haarets, “gökleri ve yeri.” İbranice gramerde et, belirli bir doğrudan nesneyi işaret eder. Türkçede bu görev eklerle karşılandığı için cümleyi “Elokim gökleri ve yeri yarattı” diye çeviririz.
Yahudi yorum geleneği bu küçük parçacığın üzerinde ayrıca deraş kurar. Raşi, Bereşit 1:14’te et haşamayim sözünün göklerin bütün ürünlerini, ve-et haarets sözünün de yerin bütün ürünlerini kapsadığını aktarır. Rabbi Bahya da deraş düzeyinde ilk ifadeye Güneş’i, Ay’ı ve yıldızları; ikincisine ağaçları, bitkileri ve Gan Eden’i dahil eder.
Rabbi Bahya peşat açıklamasında iki et sözünü gökler ve yer için iki ayrı ilk maddeye işaret eden bir ayrıntı olarak da yorumlar. Gramer düzeyinde et belirli nesneyi gösterir. Rabbi Bahya’nın yorumu ise bu parçacığı Ramban’ın ilk madde öğretisiyle ilişkilendirir; deraş da cümlenin kapsadığı varlıkları genişletir.
Bu ayrım, Tora çalışmasının temel yollarından birini gösterir. Aynı kelimenin gramer görevi açıkça belirlenir; ardından Hazal’ın ve yorumcuların o kelime üzerinde açtığı ek anlamlar kendi düzeylerinde ele alınır. Deraş gramerin yerine geçmez, gramer de deraşın verdiği öğretiyi silmez.
Tohu va-vohu ne anlatır?
İkinci ayet yeryüzünün ilk halini şöyle verir:
Ve-haarets hayeta tohu va-vohu, ve-hoşekh al penei tehom, ve-ruah Elokim merahefet al penei ha-mayim.
Yer tohu va-vohu idi; karanlık derinliğin yüzü üzerindeydi ve Elokim’in ruhu/rüzgarı suların yüzü üzerinde hareket ediyordu. (Bereşit 1:2)
Raşi tohuyu insanı şaşkınlığa düşüren ıssızlık, bohuyu ise boşluk olarak açıklar. Gözümüzün önüne henüz sınırları ve yaşanabilir düzeni kurulmamış bir dünya gelir. Işık karanlıktan, yukarı sular aşağı sulardan, kara denizden henüz ayrılmamıştır.
Ramban aynı sözleri madde ve biçim üzerinden okur. Tohu biçim almaya hazır ilk maddedir; bohu bu maddenin belirli bir biçim kazanmış halidir. “Yer” sözü burada daha sonra kara, deniz, bitkiler, hayvanlar ve insan olarak düzenlenecek bütün aşağı yaratılış alanını kapsar.
Ramban daha sonra ayetteki karanlık, ruh/rüzgar, sular ve derinliği kendi döneminde kabul edilen dört unsur düzeniyle ilişkilendirir. Hoşekh ateş, ruah hava, mayim su, tehom ise suyla toprağın karışmış haliyle bağlantılıdır. Ateş, hava, su ve toprak antik ve Orta Çağ doğa felsefesinin temel unsurlarıydı.
Bu dört unsur antik ve Orta Çağ doğa felsefesine aittir. Çağdaş kimya ve fizik maddeyi başka kavramlarla açıklar. Ramban kendi çağının bilgi diliyle maddi çeşitliliğin ilk yaratılmış temelden biçimlenmesini anlatır. Kalıcı teolojik öğreti, Haşem’in maddeyi yaratması ve ona düzen vermesidir.
Her şey ilk anda mı yaratıldı, altı günde mi?
Hazal’ın içinde bu konuda iki anlatım biçimi korunur. Rabbi Yehuda dünyanın altı gün boyunca yaratıldığını söyler. Rabbi Nehemya ise bütün yaratılışın ilk günde kök halinde var edildiğini, sonraki günlerde emredilen varlıkların açığa çıktığını öğretir. “Yer canlıları çıkarsın” sözü, onun açıklamasında yeryüzünün bu imkanları başlangıçtan beri taşıdığını gösterir.
Rabbi Nehemya bunu aynı anda ekilen altı tohuma benzetir. Tohumların tümü aynı zamanda ekilir; biri birinci, diğeri ikinci, bir başkası üçüncü gün filizlenir. Potansiyel başlangıçta vardır, görünür biçim kendi zamanında ortaya çıkar.
Rambam, More Nevuhim II:30’da bu rabbinik öğretimi benimser ve bütün varlıkların birlikte yaratılıp art arda ayrıldığını söyler. Raşi de ışık kaynaklarının ilk günde yaratılıp dördüncü günde gök kubbeye yerleştirildiğini aktarır. Rabbi Bahya, Rabbi Nehemya’nın görüşünü Ramban’ın ilk madde açıklamasıyla bir araya getirir: ilk madde başlangıçta yaratılır, ondan doğacak varlıklar altı günün içinde fiil haline çıkar.
Bu kaynakların her biri aynı ayrıntıları aynı biçimde açıklamaz. Ortak hareket açıktır: Yaratılışın potansiyeli de görünür hale gelişi de Elokim’in sözüne bağlıdır. Tehillim 33:9 bunu birkaç kelimeyle söyler: “O söyledi ve oldu; O buyurdu ve durdu.”
Zaman da yaratılışın parçasıdır
“Başlangıçtan önce ne vardı?” sorusu günlük zaman anlayışımızdan doğar. Her olayın öncesinde başka bir an bulunduğunu düşünürüz. Rambam, More Nevuhim II:13’te zamanın da yaratılmış olduğunu açıklar. Bildiğimiz zaman, hareket eden yaratılmışlarla birlikte başlar.
Haşem’in evreni yaratmasını, boş bir zamanın içinde bekleyip sonra işe başlaması gibi düşünemeyiz. Zamanın kendisi madde ve hareketle birlikte yaratılmış düzenin içinde başlar.
Sforno da bereşiti zamanın ilk anı olarak açıklar ve bu ilk anın kendisinden önce başka bir zaman bulunmadığını söyler. Böylece Tora’nın “başlangıç” sözü yaratılmış evrenin başlangıcını anlatır; Haşem zamanı yaratır ve ona hükmeder.
Tora’nın ilk cümlesi neden belirleyicidir?
Antik dünyada gök, deniz, Güneş, Ay, bereket ve fırtına ayrı tanrısal güçler olarak düşünülebiliyordu. Bereşit bütün bu alanları tek cümlenin nesnesi yapar. Elokim gökleri ve yeri yaratır. Daha sonra ışığa, sulara, karaya, gök cisimlerine ve canlılara görevlerini verir.
Bara fiili ayette tekildir. Özne olan Elokim biçim bakımından çoğul son taşır, fakat İsrael’in Tanrısı için kullanıldığında tekil fiil alır. Tora’nın grameri de anlatının bütünü de tek bir yaratıcı irade gösterir.
Yaratılışta Elokim’e yardım eden ikinci bir ilah, Tanrısal çocuk veya ortak yer almaz. Melekler de yaratılmış varlıklardır. Raşi’nin “bir gün” açıklamasında ilk gün Haşem kendi dünyasında tektir; melekler daha sonra yaratılır. Ramban da meleklerin yaratılışının ayrıntılı anlatılmamasını, hiç kimsenin onların dünyayı yaratmaya yardım ettiğini sanmamasıyla ilişkilendirir.
Bu nedenle Bereşit 1:1, Tanrı’yı kişilerden oluşan bir birlik gibi gösteren Hristiyan öğretisine temel vermez. Tekil bara, tek buyuran Elokim ve O’nun yarattığı bütün gök-yer düzeni vardır. Tora’nın Tanrı anlayışı, Haşem’in mutlak birliğidir.
Yaratılış bilgisinin insana verdiği görev
Devarim 4:6, ulusların Tora hükümlerini işittiğinde İsrael için “Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halktır” diyeceğini söyler. Zeharya 8:23 de uluslardan insanların bir Yahudi’nin giysisine tutunarak “Sizinle gidelim; çünkü Elokim’in sizinle olduğunu işittik” diyeceği zamanı anlatır. Yahudi bilgeliğinin görevi, yaratılışı bağımsız güçlere bölmek yerine bütün varlığı tek Haşem’in iradesi içinde görmektir.
Bu bilgi insanı dünyadan uzaklaştırmaz. Dünya Haşem’in eseri olduğu için madde, beden, doğa ve insan emeği anlam taşır. Aynı nedenle insan bunların mutlak sahibi gibi davranamaz. Gökler ve yer Yaratıcı’ya aittir; insan onların içinde sorumluluk taşıyan varlıktır.
Bereşit’in ilk iki ayeti bu düşüncenin temelini kurar. Raşi cümleyi yaratılış sürecinin başlangıcı olarak okur. Ramban cümleyi tamamlanmış başlangıç ilanı sayar ve ilk madde öğretisini açar. İbn Ezra bara fiilinin gerçek dil alanını korur. Rabbi Bahya gramer, Midraş ve felsefeyi kendi yorumunda birleştirir. Görüşlerin ayrıldığı yerde her biri kendi sözüyle okunur; hepsinin üzerinde Tora’nın ilk ilanı durur: Bütün varlık tek Elokim tarafından yaratılmıştır.
Sonraki bölüm: Yaratılışın Altı Günü Neyi Anlatıyor? (2)
Kaynaklar
Bereşit 1:1–27; 2:1–4. Yeşayahu 43:7; 45:7; 48:13; 66:2. Tehillim 33:6–9. Devarim 4:6. Zeharya 8:23.
Hazal: Bereşit Rabba 1:9; 3:8; 12:4; Hagiga 12a.
Raşi, Bereşit 1:1–2; 1:5; 1:14; 1:24.
Ramban, Bereşit 1:1–2.
İbn Ezra, Bereşit 1:1; 2:4.
Rabbi Bahya ben Aşer, Bereşit 1:1–2.
Rambam, More Nevuhim II:13; II:30.
Sforno, Bereşit 1:1.
Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.








