Yaratılışın Altı Günü Neyi Anlatıyor? (4): Zaman, Düzen ve Amaç

Yaratılışın altı günü konuşulduğunda çoğu insan yalnız süreyi sorar: Her gün yirmi dört saat miydi? Oysa Tora’nın anlatısı daha geniş bir düzen kurar. Işık ile karanlık ayrılır, sulara sınır verilir, kara görünür, canlılar kendi türlerine göre ortaya çıkar, insan görev alır ve bütün hareket Şabat’a ulaşır. Günlerin anlamı, yalnız kaç saat sürdüklerinde değil, yaratılışın nasıl düzenlendiğini ve neye yöneldiğini göstermelerinde bulunur.
Yahudi yorumcular bu günlerin fiziksel zamanla ilişkisini aynı biçimde açıklamamıştır. Rambam ile Ralbag yazılı sırada yaratılmışların birbirine bağlılığını, nedensel önceliğini ve aşama aşama açığa çıkışını görür. Ramban ise ayetin peşatında, yani doğrudan anlamında saat ve dakikalardan oluşan altı gerçek günü kabul eder; aynı günlerin iç anlamda Sefirot’a karşılık geldiğini de öğretir.
Bu görüşler tek bir açıklamaya çevrilemez. Ortak Yahudi sonucu başka bir yerde durur: Evren kendi kendine oluşmuş başıboş bir alan değildir. Bütün varlık tek Haşem’in yaratıcı iradesinden gelir, belirli bir düzen içinde gelişir ve insanı Şabat’la görünür hale gelen Tanrısal amaca çağırır.
Rambam: Birlikte yaratılan, aşama aşama ayrılan dünya
Rambam, More Nevuhim II:30’da zamanın da yaratılmış olduğunu söyler. Bu nedenle yaratılıştan önceki bir zamandan, günlük hayatta “önce” dediğimiz anlamda söz edemeyiz. Zaman, hareket eden yaratılmış dünya ile birlikte başlar.
Rambam daha sonra Hazal’ın şu öğretisini aktarır: Gökler ve yer birlikte yaratılmış, içlerindeki varlıklar ise daha sonra kendi yerlerinde açığa çıkmıştır. Bunu aynı anda ekilen farklı tohumlara benzetir. Tohumların hepsi aynı gün toprağa bırakılır; biri ertesi gün, biri iki gün sonra, bir başkası daha sonra filizlenir. Görünür hale gelişleri farklı zamanlarda olsa da kökleri aynı başlangıçta bulunur.
Bu açıklamada yaratılış günleri, önceden bağımsız halde bulunan maddelerin art arda bir araya getirilmesini anlatan sıradan bir üretim takvimi gibi işlemez. Başlangıçta yaratılan bütün, günler boyunca ayrılır, düzenlenir ve kendisine verilen yerde görünür hale gelir. Rambam, dördüncü günün ışıkları hakkında Hazal’ın açıklamasını da bu çerçevede kullanır: Gök cisimleri ilk gün yaratılmış, dördüncü gün gök kubbedeki görevlerine yerleştirilmiştir.
Rambam’ın amacı yaratılışı tarihten çıkarmak değildir. Ona göre evren gerçekten yaratılmıştır ve zamanın kendisi de bu yaratılışa dahildir. Yazılı sıranın görevi, yaratılmış düzenin parçalarının nasıl ayrıldığını ve birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu göstermektir. Yaratılışın başlangıcı Haşem’in iradesine dayanır; doğanın daha sonraki düzenliliği de bu yaratıcı iradenin kurduğu yasalar içinde işler.
Ralbag: Saat sırasının yanında nedensel sıra
Ralbag, Milhamot HaŞem’de yaratılış günlerini varlıkların birbirine göre önceliği üzerinden açıklar. Bir şey başka bir şeyin ortaya çıkması için gerekli ise, sebep sonuçtan önce gelir. Gök cisimlerinin hareket ettiricileri gök cisimlerinden; gök cisimleri maddi unsurlardan; unsurlar onlardan oluşan bileşiklerden önce düşünülür. Bitki, hayvan ve insan da giderek daha karmaşık bir düzen içinde ele alınır.
Bu açıklama Orta Çağ’ın doğa bilgisiyle kurulmuştur. Ralbag’ın gök küreleri, unsurlar ve canlılık dereceleri hakkındaki bilimsel tasviri bugün kullandığımız fizik ve biyoloji diliyle aynı değildir. Buna rağmen düşüncesinin ana çizgisi açıktır: Tora’daki “önce” ve “sonra”, yalnız saatin ilerlemesini değil, bir varlığın başka bir varlığa nasıl zemin hazırladığını da gösterebilir.
Bir binanın yapımında da iki ayrı sıra bulunur. İnşaat alanında temel duvardan, duvar çatıdan önce gelir. Fakat mimarın zihninde yapının amacı, odaların ilişkisi ve taşıyıcı düzen daha ilk çizgiden önce vardır. Uygulama sırası ile düşünsel sıra aynı şey değildir; yine de ikisi aynı yapıyı anlatır. Ralbag yaratılış günlerine bakarken benzer biçimde varlıkların nedensel düzenini öne çıkarır.
Bu nedenle Ralbag için ışıkların dördüncü gündeki yeri, onların ilk kez o anda varlığa gelmesinden çok, yaratılış bütünündeki görevlerinin ve konumlarının açığa çıkmasını anlatır. Günlerin sırası, evrendeki düzenin hangi basamaklar üzerinden insana ulaştığını gösterir.
Ramban: Peşatta gerçek günler, iç anlamda Sefirot
Ramban’ın açıklaması farklıdır. Bereşit 1:3 yorumunda yaratılış günlerinin peşat düzeyinde “saat ve dakikalardan oluşan gerçek günler” olduğunu açıkça söyler. Bunlar haftanın altı günü gibi altı gündür. Ramban’ın doğrudan anlamda kurduğu zaman sırası korunmalıdır.
Ramban hemen ardından daha iç bir katman açar. Sefirot, Tanrısal etkinliğin yaratılış içinde belirli nitelik ve düzenler halinde açığa çıkışını anlatan Kabalistik kavramlardır. Ramban’a göre yaratılışın altı günü bu altı açığa çıkışla da ilişkilidir: Hesed, Gevurah, Tiferet, Netsah, Hod ve Malkhut. Her “gün”, yaratıcı sözün başka bir yönünü görünür hale getirir.
Burada iki anlatım düzeyi birbirini ortadan kaldırmaz. Peşat gerçek günlerden söz eder. Sod, yani iç ve gizli anlam, bu günlerin ruhsal kökünü açıklar. Ramban için yaratılış hem zaman içinde gerçekleşen gerçek bir olay hem de Sefirot düzenini yansıtan derin bir yapıdır.
Bu ayrım önemlidir. Ramban’ın Sefirot açıklamasını alıp onun gerçek günleri kabul etmediğini söylemek, kendi açık cümlesini tersine çevirmek olur. Aynı biçimde, yalnız gerçek günlerden söz edip iç anlamı dışarıda bırakmak da onun yorumunun yarısını kaybettirir. Ramban iki katmanı birlikte öğretir.
Bir metin aynı anda tarih, düzen ve anlam taşıyabilir
Tora’daki bir olayın gerçek olması, onun daha derin bir yapı taşımasına engel oluşturmaz. Pesah gecesi gerçek bir tarihsel çıkışı anlatır ve aynı zamanda her kuşağın kendisini Mısır’dan çıkmış gibi görmesini ister. Akedat Yitshak gerçek bir sınanmadır ve insanın Tanrı’ya bağlılığını da öğretir. Şabat gerçek bir gündür ve yaratılışın amacını da taşır.
Yaratılış günleri için de aynı ilke geçerlidir. Ramban zaman içindeki gerçek günleri ve Sefirot düzenini birlikte görür. Rambam ile Ralbag ise yazılı sıranın nedensel ve düşünsel yönünü daha çok öne çıkarır. Aralarındaki farkı korumak, Yahudi yorum geleneğinin zenginliğini ve kaynakların gerçek sözünü korur.
Tora bir fizik kitabının sorularını cevaplamak üzere yazılmamıştır. Fizik madde ve enerjinin nasıl davrandığını, kozmoloji evrenin gözlenebilir geçmişini, biyoloji canlıların yapısını araştırır. Tora ise bütün bu varlığın kime ait olduğunu, insanın bu dünya içinde hangi görevi taşıdığını ve yaratılmış hayatın hangi ölçüye göre yaşanacağını bildirir.
Bu iki alanın ayrılması Tora’yı tarihten uzaklaştırmaz. Rabbi Gedalyah Nadel’in belirttiği gibi Tora, bilim veya meslek kitabı biçiminde düzenlenmemiştir; yine de anlattığı olaylarda hakikati söyler. Tora bize ayakkabı yapmayı öğretmez, fakat ayakkabıyı yapan insanın nasıl yaşaması gerektiğini öğretir. Yaratılış bölümü de bir laboratuvar el kitabı sunmaz; evreni Haşem’in yaratışı olarak tanımamızı sağlar.
Tora neden yaratılışla başlar?
Rabbi Şimşon Rafael Hirsch, Tora’yı eski olayları merak etmek için değil, Tanrı’nın dünyasında ne olduğumuzu ve ne olmamız gerektiğini öğrenmek için okuduğumuzu söyler. “Tora” kelimesinin kendisi öğreti ve yönlendirme anlamı taşır. Bereşit’in ilk bölümü bu yönlendirmeyi daha ilk cümleden başlatır.
Bereşit bara Elokim et haşamayim ve-et haarets — “Başlangıçta Elokim gökleri ve yeri yarattı.” Cümlede yaratma fiili bara tekildir. Gökler ve yer, bütün yukarı ve aşağı varlık alanlarını kapsar. Tora’nın ilk sözü böylece yaratılışın tek kaynağını ilan eder.
Güneş, Ay ve yıldızlar daha sonra ortaya çıkar. Tora onları tanrıların adlarıyla anmaz; “büyük ışık”, “küçük ışık” ve “yıldızlar” der. Deniz eski toplumlarda korkulan tanrısal bir güç sayılırken, Tora’da Haşem’in sınır verdiği yaratılmış sudur. Büyük deniz canlıları da bağımsız kutsal varlıklar olarak değil, Elokim’in yarattığı canlılar olarak anlatılır.
Bu dil antik putperest dünya görüşünü kökünden değiştirir. Gökteki ışıklar, deniz, bereket, fırtına ve canlılık ayrı tanrıların yönetim alanları değildir. Her biri tek Yaratıcı’nın kurduğu düzende kendi görevini yerine getirir. Varlıklar çoktur; yaratıcı irade birdir.
Malbim, Tora’nın eski toplumlarda tanrısal güç atfedilen varlıkları ve kahramanları yeniden doğru yere koyduğunu sık sık vurgular. Tora, göksel cisimleri, devleri, kralları ve doğa güçlerini yaratılmış düzenin içine yerleştirir. İnsan korktuğu veya hayran olduğu varlığı tanrılaştırmak yerine, onun da Haşem’in iradesine bağlı olduğunu öğrenir.
Bu nedenle Bereşit’in yaratılış öğretisi yalnız antik çoktanrıcılığı reddetmez; Tanrı’yı kişilerden oluşan bir birlik gibi gösteren sonraki öğretilere de yer bırakmaz. Tora tek Elokim’in tekil fiille yarattığını, tek iradeyle ayırdığını, ad verdiğini, bereketlediğini ve buyurduğunu anlatır. Yaratılışta Tanrı’ya eşlik eden ikinci bir ilah, ilahi çocuk veya Tanrısal ortak bulunmaz. Yahudi inancı, Haşem’in mutlak birliğini yaratılışın temeli olarak ilan eder.
Altı gün boyunca kurulan düzen
Yaratılış anlatısının tekrar eden fiilleri dikkat çekicidir. Elokim söyler, varlık ortaya çıkar, onu görür, ayırır, ad verir ve yerine yerleştirir. Dünya karışıklıktan düzene doğru ilerler. Işık karanlıktan, yukarı sular aşağı sulardan, kara denizden ayrılır. Her varlık kendi sınırını ve görevini kazanır.
“İyi” sözü de bu düzenle bağlantılıdır. Bir varlık tek başına güçlü olduğu için iyi sayılmaz. Yaratılış bütünündeki yerine geçtiğinde, diğer varlıklarla uyum içinde görev yaptığında “iyi” olur. İkinci günde “iyi” sözünün bulunmaması, suların ayrılma işinin üçüncü günde tamamlanmasıyla açıklanır. Tamamlanan düzen üçüncü günde iki kez “iyi” diye anılır.
İlk üç gün alanları hazırlar: ışık ile karanlık, gök ile sular, kara ile bitkiler. Sonraki üç gün bu alanlarda görev yapacak varlıkları yerleştirir: ışıklar, kuşlar ile balıklar, hayvanlar ile insan. Böylece günler yalnız bir liste oluşturmaz; düzenli bir yapı kurar.
İnsan altıncı gün yaratılır, fakat anlatının son noktası insan değildir. Yedinci gün Haşem işi tamamlar, yaratıcı faaliyeti durdurur ve Şabat’ı kutsar. İnsan yaratılışın sahibi olarak değil, Şabat’a girecek sorumlu varlık olarak ortaya çıkar. Dünya ona emanet edilir; zamanın kutsallığı ise mülkiyetin Haşem’e ait olduğunu hatırlatır.
Bilimsel bilgi bu anlatının neresinde durur?
Evrenin yaşı, yıldızların oluşumu, Dünya’nın jeolojik tarihi ve canlıların gelişimi bilimsel araştırmanın alanıdır. Gözlem, ölçüm, matematik ve deney bu süreçlerin fiziksel izlerini inceler. Yahudi inancı doğru bilimsel bilgiden korkmaz; yaratılmış dünyanın gerçek yapısını öğrenmek, Yaratıcı’nın eserini daha iyi tanımaya yardım eder.
Fakat bilim bir teleskobun veya parçacık hızlandırıcısının ulaşamayacağı soruları kendi yöntemiyle cevaplayamaz: Varlık neden vardır? Evren niçin anlaşılabilir bir düzene sahiptir? İnsan bilgiyi hangi amaçla kullanmalıdır? İyi nedir? Zaman nasıl kutsal hale gelir? Bu sorular yaratılış anlatısının merkezindedir.
Rambam ile Ralbag’ın kavramsal ve nedensel sıra açıklaması, Tora’nın fizik kitabı gibi okunmasına karşı güçlü bir Yahudi örneğidir. Ramban’ın gerçek günler açıklaması ise klasik kaynakların tek bir zaman modelinde birleşmediğini gösterir. Bilimsel bulgu geldiğinde bir yorumcunun sözünü ötekine çevirmek yerine, her kaynağın ne söylediğini doğru biçimde korumak gerekir.
Tora’nın doğruluğu, her çağın geçici bilim modeline bağlanmaz. Aristotelesçi gök küreleri de bugünün kozmoloji modeli de insan bilgisinin belirli aşamalarıdır. Tora’nın ilan ettiği temel değişmezdir: Gökler ve yer yaratılmıştır; yaratılış Haşem’e aittir; insan bu dünyada görev taşır; bütün hayat Şabat’ın gösterdiği Tanrısal amaca yönelir.
Altı günün Yahudi anlamı
Rambam yaratılmışların birlikte varlığa getirildiğini ve günler boyunca ayrılıp yerlerine geçtiğini anlatır. Ralbag günlerde nedensel ve kavramsal öncelik görür. Ramban peşatta saat ve dakikalardan oluşan gerçek günleri, sod düzeyinde ise altı Sefirot’un açığa çıkışını birlikte öğretir. Bu üç açıklama kendi sınırları içinde okunmalıdır.
Aralarındaki ayrılık, yaratılışın Yahudi temelini değiştirmez. Dünya bir tanrılar savaşının sonucu değildir. Madde, gök cisimleri, deniz ve canlılık bağımsız güçler değildir. Hepsi tek Haşem’in sözüyle var olur, sınır kazanır ve kendilerine verilen göreve yerleşir.
Altı gün bize yalnız dünyanın nasıl başladığını anlatmaz. Varlığın düzene, sınırın iyiliğe, insanın sorumluluğa ve zamanın kutsallığa nasıl bağlandığını öğretir. Yaratılışı anlamak, evrenin sahibini tanımakla başlar ve insanın bu evrende nasıl yaşaması gerektiğini anlamakla tamamlanır.
Önceki bölüm: Yaratılışın Altı Günü Neyi Anlatıyor? (3)
Sonraki bölüm: Yaratılışın Altı Günü Neyi Anlatıyor? (5)
Kaynaklar
Bereşit 1:1–2:3; Şemot 20:8–11; Divrei HaYamim Alef 29:11; Tehillim 33:6–9.
Hazal: Bereşit Rabba 1:14; 3:8; 12:4; Hagiga 12a.
Raşi, Bereşit 1:1; 1:14; 1:24.
Rambam, More Nevuhim II:30.
Ralbag, Milhamot HaŞem, VI. bölüm, yaratılış sırası ve nedensel öncelik bahisleri.
Ramban, Bereşit 1:3; yaratılış günlerinin peşat ve iç anlamı.
Rabbi Şimşon Rafael Hirsch, Ondokuz Mektup, İkinci Mektup.
Rabbi Gedalyah Nadel, BeTorato Şel Rav Gedalyah, s. 77 ve 82.
Malbim, Bereşit 1 ve 6 yorumları.
Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.









