Edom Ne Demek? Esav’a Neden Edom Denir?

Kırmızı Yemekten Tohu’nun Krallarına
Esav’a Edom denmesinin doğrudan nedeni, Yaakov’un hazırladığı yemekten “şu kırmızı, kırmızı şey” diye istemesidir. Kızılımsı doğumu bu adı önceden hazırlayan ilk işarettir; fakat Tora, adlandırmanın gerçekleştiği anı açıkça kırmızı yemek sahnesine bağlar.
Edom buna rağmen sıradan bir lakap olarak kalmaz. Önce Esav’ın ikinci kimlik adına, ardından soyunun ve ülkesinin adına dönüşür. Daha sonraki rabbinik metinlerde Roma’yı anlatan tarihsel bir simge olarak kullanılır. Zohar ve Arizal’ın öğretisinde ise Edom’un kralları, Şevirat haKelim (kapların kırılması) adı verilen kozmik sürecin başlıca simgeleri haline gelir.
Bu katmanların birbirine karıştırılmaması gerekir. Esav’ın kızıllığı, Edom halkının tarihi, Roma için kullanılan Edom simgesi ve Tohu’nun kralları aynı düzleme ait değildir. Ancak doğru sıra içinde okunduklarında tek bir düşünce çevresinde birleşirler: Güç, başka kuvvetlerle dengelenmediğinde ve daha yüksek bir değer düzenine bağlanmadığında sürdürülebilir bir yapı kuramaz.
Edom Adının Metindeki Doğrudan Nedeni
“İlki kızılımsı çıktı; bütünüyle tüylü bir giysi gibiydi. Ona Esav adını verdiler.”
Bereşit 25:25
Esav’ın doğumunda kullanılan admoni (kızılımsı) kelimesi, daha sonra verilecek Edom adını edebi olarak hazırlar. Bununla birlikte ayet, çocuğa Edom değil, Esav adı verildiğini açıkça bildirir. Dolayısıyla doğumdaki renk, adlandırmanın doğrudan nedeni değil, anlatının ilerleyen bölümünde yeniden ortaya çıkacak kırmızı temasının ilk işaretidir.
Esav kırdan yorgun döndüğünde Yaakov’un hazırladığı yemeği görür ve onu adıyla değil, rengiyle tanımlar:
“Şu kırmızı, kırmızı şeyden bana yedir; çünkü yorgunum. Bu nedenle ona Edom denildi.”
Bereşit 25:30
İbranice ifade ha-adom ha-adom haze biçimindedir: “Şu kırmızı, şu kırmızı şey.” Ayetin hemen ardından “Bu nedenle ona Edom denildi” açıklaması gelir. Tora böylece adın nedenini yorumcuya bırakmaz; Edom adını doğrudan bu söz ve bu olayla ilişkilendirir.
Doğumdaki kızıllık ile yemek sahnesi arasında güçlü bir edebi bağ vardır. İlk olay bedendeki görünümü, ikinci olay ise seçimin yönünü gösterir. Kızıllık önce dış görünüşte belirir, ardından dilde ve davranışta yeniden ortaya çıkar. Ancak açık anlam korunmalıdır: Kızılımsı doğum adı hazırlar, kırmızı yemeğin istenmesi adlandırmayı gerçekleştirir.
Kelime ilişkisi
| Kelime | İbranice | Anlam |
| Adom | אָדֹם | Kırmızı |
| Edom | אֱדוֹם | Esav’ın lakabı, soyunun ve ülkesinin adı |
| Adama | אֲדָמָה | Toprak |
Edom ile adom arasında ayetin açıkça kurduğu bir ses ve anlam ilişkisi vardır. Adama kelimesi de aynı üç sessiz harfi taşır; ancak Tora, Esav’a “kırmızı toprak” anlamında Edom denildiğini söylemez. Bu bağlantı daha sonraki yorumlarda çağrışım üretse de adlandırmanın metinde bildirilen nedeni kırmızı yemektir.
Edom Yeni Bir Ad mı, Yoksa İkinci Bir Kimlik mi?
Edom, Esav’ın yerine geçen yeni bir ad değildir. Yaakov’a İsrael adının verilmesinde kullanılan açık ad değiştirme formülü burada bulunmaz. Esav anlatının devamında Esav olarak anılmayı sürdürür. Bereşit 36’daki ifade bu ilişkiyi kesinleştirir:
“Esav’ın soyları bunlardır; Esav, odur Edom.”
Bereşit 36:1
Esav bireyin adı, Edom ise onun davranışını, soyunu ve tarihsel kimliğini özetleyen ikinci addır. Daha sonra çocukları, kabileleri ve yerleştiği bölge de Edom adıyla anılmıştır. Bu nedenle “Esav’ın adı Edom olarak değiştirildi” demek doğru değildir; Esav, Edom adıyla da anılmaya başlanmıştır.
Kırmızı Yemek ve İlk Doğanlık Hakkı
Yemek sahnesinin asıl konusu açlık değildir. Tora, iki farklı değerin nasıl sıralandığını gösterir. Yaakov yemek pişirmektedir. Esav kırdan yorgun döner ve yemeği ister. Yaakov karşılığında ilk doğanlık hakkını talep eder. Esav ölüme gittiğini söyleyerek bu hakkın kendisine ne yararı olduğunu sorar; yemin eder ve hakkını satar.
“Yaakov Esav’a ekmek ve mercimek yemeği verdi. O yedi, içti, kalktı ve gitti. Böylece Esav ilk doğanlık hakkını küçümsedi.”
Bereşit 25:34
Ayetin fiil dizisi son derece hızlıdır: yedi, içti, kalktı, gitti. Düşünme, tartma veya pişmanlık aşaması anlatılmaz. Tora’nın son hükmü, Esav’ın yalnızca bir hakkı sattığı değil, o hakkı küçümsediğidir. Sorun, pazarlığın ekonomik değeri değil, satılan şeyin onun gözünde değersizleşmiş olmasıdır.
İlk doğanlık hakkı metnin açık anlamında aile içindeki öncelik, miras ve soyun devamıyla ilgili bir statüdür. Rabbinik yorum buna kutsal hizmet sorumluluğunu da ekler. Raşi’ye göre o dönemde kurban hizmeti ilk doğanlar tarafından yerine getiriliyordu. Esav bu hizmetin ağır sorumluluklarını öğrendiğinde ilk doğanlık hakkını reddetti. Böylece yalnızca gelecekteki bir ayrıcalıktan değil, kutsal görevin taşıyıcılığından da vazgeçilmiş oldu.
Esav’ın sorunu maddi dünya değildir
Esav’ın seçimi yalnızca “maddi olanı ruhsal olana tercih etmek” cümlesiyle açıklanamaz. Yaakov da yemek pişirir, mal edinir, aile kurar ve ekonomik hayatın içinde yaşar. Tora bedeni veya maddi dünyayı kötülüğün kaynağı olarak göstermez. Sorun, anlık ihtiyacın bütün değer düzenini ele geçirmesidir.
Yemek görünürdür, kokusu alınmaktadır ve hemen tüketilebilir. İlk doğanlık hakkı ise geleceğe, göreve ve henüz gerçekleşmemiş sonuçlara aittir. Esav, yalnızca hemen elde edilebilen değeri hesaba katmış; uzun vadeli sorumluluğu gerçek bir değer olarak görmemiştir. “Kırmızı, kırmızı” tekrarı bu bilinç daralmasını yansıtır. Yemeğin ne olduğu bile önemli değildir; bütün gerçeklik o anda tek bir renk ve tek bir ihtiyaca indirgenmiştir.
Esav’ın kusuru bedensel ihtiyaç sahibi olması değil, ihtiyaç anında kendisini yönetecek sağlam bir değer sıralamasına sahip olmamasıdır. Edom adı bu nedenle yalnızca bir rengi değil, anlık kuvvetin uzun vadeli sorumluluk üzerinde egemenlik kurduğu seçimi de kaydeder.
Kızıllık Neden Tek Başına Kötülük Değildir?
Raşi, Esav’ın kızılımsı görünüşünü kan dökme eğiliminin işareti olarak yorumlar. Buna rağmen kızılımsı olmak tek başına kötülük anlamına gelmez. David de admoni olarak tanımlanmıştır. Bereşit Raba, Esav ile David arasındaki farkı gücün varlığında değil, gücün yönetilme biçiminde görür: Esav kendi iradesiyle öldürürken David, Sanhedrin’in hükmü doğrultusunda hareket eder.
Kırmızı bu nedenle değişmez bir ahlaki etiket değildir. Kanı, yaşam gücünü, mücadeleyi, tehlikeyi ve yoğunluğu çağrıştırır. Aynı güç ölçüsüz bırakıldığında yıkıma, hukuka ve sorumluluğa bağlandığında koruyucu bir kuvvete dönüşebilir. Esav’ın sorunu güçlü olması değil, gücünü daha yüksek bir düzene bağlayamamasıdır.
Esav’dan Edom Halkına
Bereşit 36’da Esav’ın çocukları, torunları, kabile reisleri ve kralları ayrıntılı biçimde sıralanır. Bir kişinin lakabı böylece tarihsel bir halkın ve ülkenin adına dönüşür. Edom, Seir bölgesiyle bağlantılı komşu bir halktır. İsrael ile Edom arasındaki ilişki yalnızca düşmanlık üzerinden kurulmamıştır; Yaakov ile Esav kardeş oldukları için onların soyları da akraba halklar olarak kabul edilir.
İki halk arasında ağır çatışmalar yaşanmış, Edom İsrael’in ülkesinden geçmesine izin vermemiş ve daha sonraki dönemlerde karşı karşıya gelinmiştir. Buna rağmen Tora şu emri verir:
“Edomludan nefret etme; çünkü o senin kardeşindir.”
Devarim 23:8
Bu hüküm, Edom’un davranışlarının onaylandığı anlamına gelmez. Tora, tarihsel düşmanlığın akrabalık gerçeğini bütünüyle silmesine izin vermez. Edom bu nedenle Tanah’ta tek boyutlu bir “mutlak düşman” değildir; kardeşlik ile çatışmanın aynı anda bulunduğu karmaşık bir tarihsel kimliktir.
Edom ile Amalek aynı topluluk değildir
Bereşit 36:12, Amalek’in Esav’ın oğlu Elifaz ile Timna’dan doğduğunu açıkça bildirir. Amalek, Esav’ın soyundan gelen belirli bir koldur; Edom ise Esav’dan türeyen çok daha geniş halkın adıdır. Bu nedenle her Edomlu Amalekli değildir.
Bir tarafta Edomludan nefret edilmemesi, diğer tarafta Amalek’in hatırasının silinmesi emredilir. Mantıksal bir çelişki yoktur; hükümler aynı topluluğu hedeflememektedir. Amalek, savunmasız ve yorgun insanlara arkadan saldıran belirli bir soy ve düşmanlık biçimidir. Bu soyun suçu bütün Edom halkına yüklenemez.
Edom Nasıl Roma’nın Simgesine Dönüştü?
Tanah’ın açık anlamında Edom, Esav’ın soyundan gelen tarihsel halktır. Tanah’taki her Edom ifadesinin doğrudan Roma veya Avrupa anlamına geldiği söylenemez. Roma ile Edom arasındaki özdeşleştirme daha sonraki rabbinik yorum geleneğinde gelişmiştir.
İkinci Tapınağın Roma tarafından yıkılmasından sonra Roma, İsrael üzerinde egemenlik kuran Esav-Edom gücü olarak okunmuştur. Gittin 57b, “Eller Esav’ın elleridir” sözünü Tapınağı yıkan, kutsal alanı yakan ve halkı sürgüne gönderen Roma krallığıyla ilişkilendirir. Avoda Zara 10a’da da Edom’a ilişkin bir peygamberlik Roma İmparatorluğu bağlamında ele alınır.
Orta Çağ’da Edom adı, Roma’nın siyasal ve dini mirasını taşıdığı kabul edilen Hristiyan siyasi dünyası için de kullanılmaya başlanmıştır. Bu kullanım biyolojik bir soy iddiası değildir. Romalıların veya Avrupa halklarının genetik olarak Esav’ın çocukları olduğu ileri sürülmemiştir. Esav, Edom ve Roma arasında kurulan ilişki bir soy ağacı değil, Yahudi yorum tarihinde gelişen tarihsel ve tipolojik bir simgeleştirmedir.
Edom Kralları ve Tohu’nun Yapısı
“Bunlar, İsrael oğullarına bir kral hükmetmeden önce Edom ülkesinde hükmeden krallardır.”
Bereşit 36:31
Ardından sekiz kral sıralanır. Bu liste sıradan bir hanedan kaydı değildir. Kralların hiçbiri önceki kralın oğlu olarak tahta geçmez, yönetim merkezleri değişir ve ilk yedi kral için aynı kalıp tekrarlanır: Kral ölür ve yerine başka biri hükmeder. Sekizinci kral Hadar’a gelindiğinde anlatım değişir. Yalnızca onun eşinin adı verilir: Mehetavel. Ayrıca Bereşit metninde Hadar’ın ölümü kaydedilmez.
Paralel listeyi veren Divre Hayamim I 1:50–51’de son kralın adı Hadar yerine Hadad biçiminde yazılır ve ardından “Hadad öldü” denir. Dolayısıyla son kralın tarihsel olarak ölmediği ileri sürülemez. Kabalistik yorumun dayandığı nokta, Bereşit anlatısının kendi edebi yapısıdır: İlk yedi kralın ölümü belirtilmiş, son kral eşiyle birlikte tanıtılmış ve ölümü bu metinde kaydedilmemiştir.
Zohar: denge kurulmadan önceki krallar
Zohar, Edom krallarını yalnızca eski hükümdarlar olarak okumaz. Sifra diTsniuta’nın (Gizlilik Kitabı) açılışında, “denge” anlamındaki matkela henüz kurulmadan önce kuvvetlerin yüz yüze bakmadığı ve ilk kralların öldüğü bildirilir. İdra Raba’da da Bereşit 36’daki krallar, biçimleri kalıcı hale gelmeyen ilk düzenlerle ilişkilendirilir.
Buradaki ölüm, Tanrı’dan bağımsız tanrısal varlıkların fiziksel ölümü anlamına gelmez. Bir düzenin taşıdığı ışığı sürdürememesi, önceki konumunu kaybetmesi ve devamlılık kuramaması anlatılır. Sorun yalnızca sertlik değildir; Din (yargı ve sınırlandırma gücü) ile Hesed (sevgi ve genişleme gücü) arasında denge bulunmaması, kuvvetlerin yüz yüze ilişki kuramaması ve her niteliğin kendi alanını mutlaklaştırmasıdır.
Zohar’ın diliyle Edom, tek başına hükmeden kuvvetlerin alanıdır. Her güç kendisini bütün yapı sanır; karşıtını içinde taşımaz ve ortak bir ölçü altında birleşmez. Bu nedenle yoğunluk vardır, fakat kalıcılık yoktur.
Arizal: Şevirat haKelim
Arizal, Zohar’daki Edom kralları öğretisini ayrıntılı bir kozmoloji halinde açıklar. Olam haNekudim (Noktalar Dünyası) veya Tohu (dengesiz yoğunluk düzeni) aşamasında sefirot, yeterli Hitkalelut (karşılıklı içerilme) kurmadan ortaya çıkar. Her kuvvet kendi niteliğini yoğun biçimde taşır. Işıklar güçlü, kaplar ise bu yoğunluğu ilişkisel bir yapı içinde taşıyabilecek durumda değildir.
Keter, Hokhmah ve Binah’ın kapları kırılmaz. Kırılma Daat’tan başlayarak alt yapılarda gerçekleşir. Bununla birlikte üst yapı bütünüyle etkilenmeden kalmaz; Abba ve İma’nın (Baba ve Anne Partsuflarının) Ahorayim’inde (arka yönlerinde) düşüş meydana gelir. Asıl kap kırılması ise Daat’tan Malkhut’a uzanan alt düzeylerde gerçekleşir.
Etz Hayim, Şaar 8, Bölüm 4’te yedi kırılan yapı Daat, Hesed, Gevura, Tiferet, Netsah–Hod, Yesod ve Malkhut sırasıyla verilir. Netsah ile Hod iki yarım beden gibi birlikte sayılır. Edom’un ölümü belirtilen ilk yedi kralı bu düzene bağlanır:
| Edom kralı | Kabalistik karşılık | Temel işlev |
| Bela ben Beor | Daat (birleştirici bilgi) | Bilginin bilinçte bağlanması |
| Yovav ben Zerach | Hesed (sevgi ve genişleme) | Yayılma ve verme |
| Huşam | Gevura (sınırlandırıcı güç) | Ölçü, sınır ve yargı |
| Hadad ben Bedad | Tiferet (dengeleyici uyum) | Karşıt kuvvetlerin merkezde birleşmesi |
| Samla | Netsah–Hod (süreklilik ve biçim) | İlerletme, yönlendirme ve ifade |
| Şaul | Yesod (bağlantı ve aktarım) | Üst kuvvetlerin aşağıya aktarılması |
| Baal Hanan ben Akbor | Malkhut (alıcılık ve tezahür) | Önceki kuvvetlerin görünür düzene taşınması |
| Hadar ve Mehetavel | Tikkun’a geçiş | İlişki, denge ve yeniden yapılanma |
Bu eşleştirme keyfi bir sıra tahmini değildir. Etz Hayim, Bela’yı Daat, Yovav’ı Hesed, Huşam’ı Gevura, Hadad’ı Tiferet, Samla’yı birlikte değerlendirilen Netsah–Hod, Şaul’u Yesod ve Baal Hanan’ı Malkhut ile ilişkilendirir. Hadar ise aynı kırılma dizisinin yeni bir halkası olarak değil, Tikkun’a geçişin işareti olarak okunur.
Kaplar neden kırıldı?
Şevirat haKelim çoğu zaman yalnızca “ışık çok güçlüydü, kaplar zayıftı” cümlesiyle açıklanır. Bu ifade doğru olmakla birlikte eksiktir. Kırılmanın yapısal nedeni, kuvvetlerin birbirlerinden kopuk olmasıdır. Her sefirah kendi niteliğini taşır, fakat diğer nitelikleri yeterince içermez. Ortak bir yapı ve karşılıklı ölçü kurulamadığından yoğunluk taşınamaz.
Sınırsız Hesed ayrımları yok eder. Tek başına Gevura bütün akışı keser. Dengesiz Netsah her engeli ezerek ilerler; Hod tek başına kaldığında hareketi durdurabilir. Yesod doğru bağ kuramadığında aktarım bozulur. Malkhut kaynağıyla ilişkisini yitirdiğinde alıcılığı bağımsız egemenlik gibi algılar. Bu kuvvetlerin hiçbiri kendi başına kötü değildir. Kırılma, onların birbirlerinden yalıtılmış ve ölçüsüz biçimde hükmetmesinden doğar.
Gerçek dayanıklılık yalnızca güçlü olmaktan değil, karşıt kuvveti de taşıyabilmekten kaynaklanır. Tohu’nun kapları yoğunluk üretmiş, fakat ilişki kuramamıştır. Bu nedenle varlıklarını sürdürememişlerdir.
Hadar ve Mehetavel: yalnız egemenlikten ilişkiye
“Baal Hanan ben Akbor öldü ve onun yerine Hadar hükmetti. Şehrinin adı Pau, eşinin adı Mehetavel’di; o, Matred’in kızı, Me-Zahav’ın torunuydu.”
Bereşit 36:39
İlk yedi kral tek başına tanıtılırken Hadar eşi Mehetavel ile birlikte anılır. Zohar III 142a–b’de, önceki düzenlerin ortadan kalkmasına karşılık bu yapının erkek ve dişi birlikteliği nedeniyle ayakta kaldığı açıklanır. Mehetavel adı, kuvvetlerin birbirini hamtaka (sertliğin dengelenmesi ve yumuşatılması) yoluyla taşınabilir hale getirmesiyle ilişkilendirilir.
Tikkun, bir kuvvetin diğerlerini yok etmesi değildir. Kuvvetlerin birbirlerini içerecek, sınırlayacak ve tamamlayacak biçimde yeniden düzenlenmesidir. Gevura ortadan kaldırılmaz; Hesed ile dengelenir. Alıcılık yok edilmez; doğru aktarım düzenine bağlanır. Erkek ve dişi kutuplardan biri diğerine indirgenmez; yüz yüze ilişki kurmaları sağlanır.
Hadar’ın Bereşit’te ölümünün belirtilmemesi ve eşinin adının verilmesi, bu yeni yapının metinsel işareti olarak okunmuştur. Bu, Hadar’ın tarihsel olarak ölümsüz olduğu anlamına gelmez. Anlatım kalıbı değişmiş, yalnız egemenliğin yerini ilişkiye dayalı düzen almıştır.
Esav ile Tohu Arasındaki Yapısal Benzerlik
Esav’ın kırmızı yemeği istemesi ile Edom krallarının kırılması metnin açık anlamında aynı olay değildir. Biri insan davranışını, diğeri Kabalistik kozmolojiyi anlatır. Bununla birlikte her iki anlatıda aynı yapısal sorun görülür: Bir kuvvet, diğer bütün değerleri dışarıda bırakarak tek başına hükmetmeye çalışır.
Esav’ın yorgunluğu sırasında açlık, ilk doğanlık hakkını, gelecekteki görevi ve aile içindeki sorumluluğu bilincin dışına iter. Tohu’da ise her sefirah başka nitelikleri içinde taşımadan kendi alanını mutlaklaştırır. Her iki durumda da yoğunluk vardır, fakat bütünlük yoktur; hareket vardır, fakat kalıcılık kurulamaz.
Esav bu nedenle yalnızca “maddi insan” olarak tanımlanamaz. Daha doğru tanım, onun güçlü fakat bütünleştirilmemiş bir varoluş biçimini temsil ettiğidir. Arzu, onu yönetecek değer sıralamasından; güç, onu sınırlayacak anlamdan kopmuştur. Edom adı bu yapıyı özetler: Bir kuvvetin kişiliğin veya düzenin bütünü üzerinde yalnız başına egemenlik kurması.
Edom Değişmez Bir Kötülük Özü Değildir
Kabala’da Tohu’nun kuvvetleri bütünüyle yok edilmez. Kırılan kapların içine düşen kutsal kıvılcımlar Tikkun sürecinde ayrıştırılır ve yeniden yükseltilir. Sorun enerjinin varlığı değil, yanlış örgütlenmesidir.
Aynı ilke Esav-Edom okumasında da geçerlidir. Güç, mücadele kapasitesi, kararlılık ve maddi dünyada etkili olabilme yeteneği ortadan kaldırılması gereken nitelikler değildir. Bunların doğru bir değer düzenine bağlanması gerekir. Esav’ın Tikkun’u, kırmızı enerjinin söndürülmesi değil; bu enerjinin ölçü, sorumluluk ve anlam altında düzenlenmesidir.
“Ses Yaakov’un sesi, eller Esav’ın elleridir.”
Bereşit 27:22
Ses anlamı, yönü ve ölçüyü; eller ise bu anlamı dünyada gerçekleştirecek gücü temsil eder. Eller sesten koparsa kuvvet şiddete dönüşür. Ses ellerden koparsa düşünce dünyada etkisiz kalır. Tamamlanmış yapı, birinin yok edilmesiyle değil, doğru sıra içinde birleştirilmeleriyle kurulur.
Sonuç: Esav’a Neden Edom Denir?
Esav’a Edom denmesinin doğrudan nedeni, Yaakov’un yemeğini “şu kırmızı, kırmızı şey” diye istemesidir. Kızılımsı doğumu bu adı önceden hazırlamış; ilk doğanlık hakkını kırmızı yemek karşılığında satması ise kızıllığı ahlaki seçimin simgesine dönüştürmüştür.
Edom daha sonra Esav’ın soyunun ve ülkesinin adı olmuştur. Tanah’ta Edom, İsrael’in hem kardeşi hem de zaman zaman karşısına çıkan tarihsel komşusudur. Amalek, Edom’un tamamı değil, bu soyun belirli bir koludur. Roma’nın Edom olarak adlandırılması ise biyolojik bir soy iddiası değil, rabbinik yorum tarihinde gelişmiş tarihsel bir simgeleştirmedir.
Kabala’da Edom’un anlamı daha da genişler. Edom’un ölen yedi kralı, birbirleriyle bütünleşmeden hükmeden Tohu kuvvetlerini ve Şevirat haKelim’i temsil eder. Hadar ile Mehetavel’in birlikte anılması, yalnız egemenlikten ilişkiye ve kırılmadan Tikkun’a geçişi gösterir.
Esav’ın trajedisi güçlü olması değildir. Trajedisi, gücünü yönetecek iç düzeni kuramamasıdır. Edom’un Tikkun’u da bu gücün yok edilmesi değil, daha yüksek bir iradeye bağlanarak yaşamı kuran bir kuvvete dönüştürülmesidir.
Temel Kaynaklar
Bereşit 25:25–34; 27:22, 27:40; 36:1–43.
Devarim 23:8; Şemuel I 16:12; Divre Hayamim I 1:43–51.
Bereşit Raba 63:8, 63:13; 83:4.
Raşi, Bereşit 25:25, 25:30–34; Raşi, Devarim 23:8.
Raşbam, Bereşit 25:30.
Talmud Bavli, Gittin 57b; Avoda Zara 10a.
Zohar II 176b, Sifra diTsniuta 1; Zohar III 128a, 142a–b, 292a.
Rabi Hayim Vital, Etz Hayim, Şaar 8, Bölüm 4; Şaar 9.









