Maşiah Dönemi’nden Sonra Ne Olacak?

Maşiah’ın gelişi Yahudi düşüncesinde tarihin sonu değildir. Maşiah dönemi, İsrael’in sürgünden kurtuluşu, Tora düzeninin güçlenmesi, Bet HaMikdaş’ın yeniden kurulması ve Tanrı bilgisinin dünyada yayılmasıyla başlayan yeni bir dönemdir. Bundan sonra ne olacağı konusunda Talmud, Rambam ve Kabalistik kaynaklar aynı ayrıntı düzeyinde konuşmaz. Bu nedenle üç katmanı ayırmak gerekir: Maşiah dönemi, ölülerin dirilişi ve daha sonraki Kabalistik yükseliş anlatıları.
Maşiah dönemi dünyanın sonu değildir
Yemot haMaşiah, yani Maşiah dönemi, Yahudi kaynaklarında dünyanın ortadan kalktığı bir an olarak anlatılmaz. Rambam, Hilhot Melahim 12:1–2’de Maşiah günlerinde dünyanın doğal düzeninin bütünüyle değişeceğini düşünmememiz gerektiğini söyler. Ona göre Yeşayahu’daki “kurt kuzuyla yaşayacak” gibi ifadeler, uluslar arasındaki düşmanlığın sona ermesini anlatan peygamberlik dilidir.
Bu görüş bütün Yahudi kaynaklarının tek açıklaması değildir. Hazal’ın bazı sözleri ve sonraki yorumcular Maşiah döneminde olağanüstü olaylara daha geniş yer verir. Kesin olan şudur: Maşiah dönemi, Hristiyan kıyamet düşüncesindeki gibi yaratılmış dünyanın tamamen yok edilip yerine başka bir evrenin konulması şeklinde tanımlanmaz. Yahudi kaynaklarında kurtuluş, yaratılışın amacının dünyada daha açık gerçekleşmesiyle ilgilidir.
Maşiah dönemi, diriliş ve Olam HaBa aynı şey değildir
Tehiyat haMetim, yani ölülerin dirilişi, Yahudi inancının temel ilkelerindendir. Olam HaBa, yani Gelecek Dünya ise kaynaklarda bağlama göre farklı biçimlerde kullanılan daha geniş bir kavramdır. Rambam, Maşiah dönemini insanın bedensel yaşamını sürdürdüğü tarihsel dönem olarak ele alır; nihai ruhsal ödülü bununla aynı şey saymaz.
Sefer Haİkkarim gibi sonraki eserlerde dirilişin zamanı ve kapsamı hakkında farklı görüşler bulunur. Bu farklılık, Yahudiliğin temel kurtuluş öğretisini bozmaz. Kaynakların ortak noktası, Maşiah’ın gelişinden sonra da Tanrısal planın devam ettiğidir. “Maşiah geldi, tarih bitti” biçimindeki basit şema Yahudi kaynaklarının yapısını yansıtmaz.
Sanhedrin 97a’daki “altı bin yıl” ne anlatır?
Bavli Sanhedrin 97a’da Rabbi Katina, dünyanın altı bin yıl süreceğini ve ardından bir bin yıllık haruv döneminden söz eder. Aynı tartışmada Abaye iki bin yıllık bir aşamadan bahseder. Metin, Şemita düzeniyle bir benzetme de kurar: nasıl toprağın altı çalışma yılından sonra yedinci yılda dinlenmesi varsa, tarih de yedi binlik bir düzene benzetilir.
Buradaki haruv sözcüğü “dünya kesin olarak fiziksel biçimde yok olacak” şeklinde tek anlama indirgenemez. Talmud’un kendisi farklı görüşleri yan yana getirir. Rambam da Maşiah’ın geliş tarihini ve son zamanların ayrıntılarını kesin hesaplara bağlamamayı öğretir. Bu yüzden 7., 8. veya 9. binyıl ifadeleri modern takvim hesabı gibi okunmamalıdır.
Kabala bu zaman dilini nasıl okur?
Kabalistik kaynaklar Talmud’daki bu zaman dilini daha ayrıntılı bir iç yapı olarak yorumlar. Burada Tikun, yani onarım; Birur, yani ayrıştırıp arındırma; ve Şevirat haKelim, yani Kapların Kırılması gibi kavramlar kullanılır. Bu kavramlar tarih kitaplarındaki kronolojik olay adları değildir. Kabala, yaratılışın iç düzenini ve bozulmuş durumların nasıl daha yüksek bir bütünlüğe yöneldiğini anlatmak için bu dili kullanır.
Igulim, yani “dairesel düzen” ve Yoşer, yani “dikey/insan biçimli düzen” de bu sembolik sistemin parçalarıdır. Kabalistik anlatımda Maşiah dönemi, ilk büyük onarımın tamamlanmasına doğru bir eşik oluşturur. Fakat Leşem Şevo VeAhlama’ya göre bundan sonra da daha yüksek Tikun aşamaları vardır.
Leşem: Birinci, İkinci ve Üçüncü Tikun
Rabbi Şlomo Elyashiv’in Leşem Şevo VeAhlama adlı eserinde üç geniş onarım düzeyi anlatılır. Birinci Tikun, yaratılışın bugünkü düzeninin Maşiah dönemine doğru ilerleyen onarımıdır. İkinci Tikun, Maşiah döneminden sonraki yükselişleri kapsar. Üçüncü Tikun ise on binyıllık anlatının ötesinde, yaratılışın nihai birlik amacına yönelen daha yüksek bir düzey olarak açıklanır.
Leşem bu sistemi Igulim’in Kralları ve Yoşer’in Kralları diliyle de açıklar. Vayişlah’ın sonunda anlatılan Edom kralları, Kabalistik kaynaklarda Tohu ve kırılma düzeniyle ilişkilendirilir. Leşem, bunun üzerinde bir başka “krallar” düzeni bulunduğunu ve Yoşer düzeyinin de kendi onarım aşamalarından geçtiğini söyler.
Buradaki “kralların ölümü” fiziksel kralların gelecekte yeniden ölmesi anlamına gelmez. Kabalistik dilde bir düzenin taşıyamadığı ışık nedeniyle çözülmesi ve daha yüksek bir düzende yeniden kurulması anlatılır. Bu yüzden Maşiah sonrası “kırılma” ifadeleri yeni bir dünya felaketinin kesin haberi gibi okunmamalıdır.
7., 8., 9. ve 10. binyıllar
Brit Menuha, 7. binyıldan 10. binyılın sonuna kadar uzanan dört aşamalı bir yükseliş düzeninden söz eder. Rabbi Hayim Vital, bu eseri güvenilir Kabalistik eserler arasında anar; Rabbi Moşe Kordovero da ona büyük değer verir.
Leşem, Brit Menuha’daki yapıyı şöyle açıklar: 7. binyıl Binah düzeyiyle, 8. binyıl Hohmah düzeyiyle, 9. binyıl daha yüksek ilahî yönetim düzenleriyle, 10. binyıl ise Keter düzeyiyle ilişkilendirilir. Bunlar fiziksel gökyüzünde gidilecek mekânlar değildir. Binah anlayış, Hohmah bilgelik ve Keter taç olarak çevrilebilen Sefirot adlarıdır; yaratılışın Tanrısal yönetimi algılama ve taşıma düzeylerini anlatırlar.
Leşem’in kendi açıklaması bu dönemleri bugünkü anlamda normal takvim yılları olarak okumamayı gerektirir. Yaratılış daha yüksek varoluş düzeylerine yükseldikçe zamanın bizim deneyimlediğimiz biçimi de aynı kalmaz. Bu nedenle “8.000 yılında şu olay olacak” biçimindeki kesin tarihçilik Kabalistik metnin söylediğinden daha fazlasını iddia eder.
50.000 yıllık Şemita döngüleri
Bazı erken Kabalistler tarihi daha geniş bir Şemitot, yani yedi yıllık Şemita örneğine dayanan kozmik döngüler sistemiyle açıklar. Yedi büyük döngü ve ardından Yovel benzeri tamamlanma dili, toplam 50.000 “yıl” anlatısına dönüşür. Sefer HaTemunah, Maarehet HaElokut, bazı Ramban çevresi kaynakları, Recanati ve başka Kabalistler bu görüşle ilişkilendirilmiştir.
Bu konuda Kabalistik gelenekte tek görüş yoktur. Rabbi Hayim Vital’in aktardığı Arizal çizgisi bazı eski Şemita yorumlarını reddederken, Vilna Gaon ve Leşem bunları başka biçimde uzlaştırmaya çalışır. Leşem’e göre 10.000 yıllık sistem ile 50.000 yıllık Şemita dili birbirini zorunlu olarak dışlamaz; aynı büyük onarım sürecini farklı düzeylerden tarif edebilir.
Her şeyin Tikun’a yönelmesi ne demektir?
Leşem ve Ramhal’ın ortak vurgularından biri, yaratılışın rastgele bir sona değil, Tanrısal amacın açığa çıkmasına doğru ilerlediğidir. Leşem, yaratılıştaki güçlerin nihai Tikun içinde kendi doğru yerlerine getirileceğini anlatır. Kötülük bağımsız bir varlık kaynağı değildir; kullandığı güç de yaratılmış düzenin içindedir. Kötülüğün hâkimiyeti sona erdiğinde, güç kutsal amaca geri döner.
Bu, “her insan ne yaparsa yapsın aynı sonuca ulaşır” anlamına gelmez. Yahudi kaynaklarında seçim, mitsva, günah, teşuva, ödül ve yargı gerçektir. Kabalistik nihai birlik öğretisi ahlaki sorumluluğu iptal etmez; tam tersine insanın eylemlerinin Tikun sürecinde gerçek sonuçlar taşıdığını söyler.
Ramhal’ın üç bilgi düzeyi
Ramhal, Kabalistik bilgiyi üç derinlik düzeyinde açıklar. İlk düzey, Sefirot’un adlarını, sayılarını ve birbirleriyle ilişkilerini bilmektir. İkinci düzey, Tanrısal yönetimin neden bu düzeni kullandığını ve kötülüğün nasıl sona götürüldüğünü anlamaktır. En yüksek düzey ise bütün sürecin Haşem’in Birliği’nin açığa çıkmasına nasıl hizmet ettiğini kavramaktır.
Bu nedenle Kabala’nın amacı yalnız “kaç Sefira var?” sorusuna cevap vermek değildir. Ramhal’a göre asıl mesele, yaratılıştaki çokluğun sonunda tek Tanrısal yönetim altında nasıl anlam kazandığını görmektir. Yeşayahu 44:6’daki “Ben İlkim ve Ben Sonum” sözü bu birlik öğretisinin temel ifadelerinden biridir.
İnsan bu sürecin neresindedir?
Kabalistik kaynaklarda insanın Tora çalışması ve mitsvaları, yani Tora’nın emirlerini yerine getirmesi, Tikun’a gerçek katkı sağlayan eylemler olarak anlatılır. İnsan yaratılışın sahibi değildir; Haşem’in yarattığı dünyada kendisine verilen görevi yerine getirir. Günah düzeni zorlaştırır, teşuva ve mitsva ise onarıma hizmet eder.
Zohar, Raaya Mehemna III, Naso 124b’de gelecekte İsrael’in Hayat Ağacı’nın bilgisinden tadacağını ve bunun kurtuluşla ilişkisini anlatır. Bu söz Kabala öğrenmenin otomatik olarak tarih hesaplama gücü verdiği anlamına gelmez. Kabalistik bilgi, Tora ve mitsvalardan kopuk bağımsız bir sistem değildir.
Sonuç
Maşiah’ın gelişi Yahudi düşüncesinde son perde değil, kurtuluş düzeninin büyük eşiğidir. Rambam’ın halahik anlatısında Maşiah dönemi tarihsel ve dünyevi bir dönemdir. Ölülerin dirilişi ve Olam HaBa ayrı kavramlardır. Talmud 7. binyıl ve sonraki dönemler hakkında farklı ifadeler aktarır; bunları kesin modern takvim olarak okumaz.
Kabala bu yapıyı daha ileri götürür. Brit Menuha, Leşem ve başka Kabalistik kaynaklar 7.–10. binyıllar, Şemita döngüleri, Igulim, Yoşer ve birbirini izleyen Tikun aşamalarıyla yaratılışın daha yüksek birlik düzeylerine yönelişini anlatır. Bu dilin amacı geleceğin takvimini çıkarmak değil, yaratılışın Haşem’in Birliği’nin daha açık görüldüğü bir düzene doğru ilerlediğini açıklamaktır.
Temel kaynaklar
Bavli Sanhedrin 97a; Roş HaŞana 31a; Yeşayahu 2:11; Hoşea 6:2; Tehillim 90:4, 92; Rambam, Mişne Tora, Hilhot Melahim 11–12; Rambam’ın diriliş ve Olam HaBa açıklamaları; Brit Menuha, giriş; Rabbi Moşe Kordovero, Pardes Rimonim 20:1, 28:1; Rabbi Hayim Vital, Şaar HaHakdamot; Leşem Şevo VeAhlama, Sefer HaDeah I–II; Sefer HaLikutim, Vayişlah 36; Ramhal, İgrot Pithei Hohmah / Daat; Zohar, Raaya Mehemna III, Naso 124b.









