249. İddia: Tehillim 40’taki “korkunç çukurdan çıkardı” sözü Maşiah’ın dirilişini bildirir
Hristiyan iddiası
“It describes how many tried to kill Messiah (v.12,14), and how he was resurrected by God: ” He (God) brought me up also out of an horrible pit, out of the miry clay” (v.2).”
Cevap
Tehillim 40’ın başındaki görüntü çok canlıdır: Dua eden kişi HaŞem’i sabırla beklediğini, HaŞem’in ona yönelip feryadını işittiğini ve onu bor şaondan, yıkım veya gürültü çukurundan, tit hayavenden, balçıklı bataktan çıkardığını söyler. Hristiyan yorum bu sahneyi ölüm ve ardından diriliş olarak okur; mezmurun ilerleyen bölümünü de Maşiah’ın kurbanı ve itaatiyle ilişkilendirir. Fakat İbranice imge kendi başına mezar veya bedensel diriliş demek değildir.2529
Bor gerçekten çukur, sarnıç ve bazı bağlamlarda Şeol çağrışımı taşıyabilir. Fakat şiirsel mezmur dilinde tehlike ve çaresizliğin de sık kullanılan imgesidir. Tit hayaven — yapışkan balçık — resmi, fiziksel mezardan çok ayağın tutunamadığı felaketi anlatır. Ayetin devamında HaŞem konuşanın ayaklarını kaya üzerine koyar ve adımlarını sağlamlaştırır. Metin öldü, gömüldü veya yeniden yaşadı fiillerinden hiçbirini kullanmaz.2530
Mezmurun devamı bütün konuşanı İsa’ya dönüştürmeyi daha da güçleştirir. Aynı kişi “Sayısız kötülük beni kuşattı; suçlarım beni yakaladı, göremiyorum; başımdaki saçlardan daha çok oldular” der. Hristiyan yorum Tehillim 40’ı günahsız Maşiahın biyografisi olarak literal okumak isterse bu cümleyi de aynı kişiye vermek zorundadır. Bunu yalnız başka birine ait günahların İsa’ya aktarılmasıyla açıklamak, Hristiyan kefaret öğretisini önce kabul edip mezmura geri yerleştirmektir.2531
Bu nedenle mezmurun doğal hareketi bir tsadikin veya İsraelli dua eden kişinin ağır tehlikeden kurtuluşudur. HaŞem feryadı işitir, onu çukurdan çıkarır, ayaklarını sağlamlaştırır ve ağzına yeni bir ilahi koyar. Böyle bir kurtuluş dili ölüm kadar ciddi bir tehlikeyi içerebilir; fakat tehlikenin ölümle sonuçlandığını söylemez. Bir insan “ölümün kıyısından döndüm” dediğinde bunun güçlü bir kurtuluş ifadesi olması için gerçekten ölüp dirilmiş olması gerekmez.2532
Yahudi midraşında aynı imgenin çok farklı biçimde kullanılabilmesi de önemlidir. Midraş Tanhuma, Beşalah bölümünde Tehillim 40’taki “çukur” ve “balçık” sözlerini Mitsrayim’den çıkışa uygular; tit hayaven ifadesini kölelerin tuğla çamuruyla ilişkilendirir ve yeni ilahiyi denizden kurtuluşa bağlar. Bu deraş mezmurun tek peşatı değildir. Fakat tam da bu nedenle öğreticidir: çukurdan çıkarılma dili kendi başına bedensel diriliş kodu değildir; Yahudi yorum geleneği aynı şiirsel dili tarihsel kurtuluş için de kullanmıştır.2533
Hristiyan yorumun bağlantısı Hristiyan tipolojisinin metne sonradan eklediği bir eşleştirmedir. Çukurdan çıkarılma imgesi daha sonra İsa’nın ölüm ve diriliş anlatısına bağlanır; bu bağlantı Tanah’ın bağımsız kehaneti değildir. Tehillim 40 ölümden dirilme fiili kullanmaz; aynı konuşan kendi suçlarından söz eder; mezmurun doğrudan konusu feryat, kurtuluş ve şükrandır. Hristiyan diriliş öğretisi bu şiire dışarıdan yerleştirilir; şiirin kendi kelimelerinden çıkmaz.2534
Kaynaklar
Duncan Heaster, Jesus for Jews, PDF s. 22–23; Tehillim 40:2–4 [Hristiyan numaralandırmasında 40:1–3]. ↩
Tehillim 40:3; karşılaştırma için Tehillim 69:3, 15–16; 88:5–7. Çukur ve derin su imgeleri mezmur şiirinde sıkıntı ve ölüm tehlikesini de anlatır; her kullanım literal mezar değildir. ↩
Tehillim 40:13 [Hristiyan numaralandırmasında 40:12]. Konuşan kişi kendi avonotai — suçlarım — ifadesini kullanır. ↩
Tehillim 40:2–4. Fiiller işitme, çıkarma, ayakları kaya üzerine koyma ve yeni ilahi verme sırasıyla ilerler; bedensel diriliş terimi bulunmaz. ↩
Midraş Tanhuma Buber, Beşalah 12:1, Tehillim 40:2–4’ü Mitsrayim’den kurtuluşla ilişkilendirir; tit hayaven — balçıklı çamur — ifadesini tuğla çamuru, yeni ilahiyi de denizdeki kurtuluşla açıklar. Bu aggadik uygulama ayetin zorunlu peşatı değil, çukur imgesinin bedensel dirilişe özgü olmadığını gösteren erken Yahudi yorum örneğidir. ↩
Tehillim 40:2–14. Bütün bölüm konuşanın sıkıntısı, kendi suçları, HaŞem’in yardımı ve kurtuluş talebi bağlamında okunmalıdır. ↩



