KABALAT

Top Menu

  • Başlangıç
  • Yesod Mora
  • Mişna, Talmud ve Midraş
  • Teşuva ve Musar
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Kabala
  • Shomer Emunim
  • Metin ve Kronoloji

Main Menu

  • Başlangıç
  • Tora ve Tanah
  • Sözlü Tora ve Halaha
  • Yahudi Yaşamı
  • Yahudi Düşüncesi
  • Kabala
  • Kütüphane
  • Araştırmalar
  • Başlangıç
  • Yesod Mora
  • Mişna, Talmud ve Midraş
  • Teşuva ve Musar
  • Tanrı’nın İsimleri
  • Kabala
  • Shomer Emunim
  • Metin ve Kronoloji

KABALAT

KABALAT

  • Başlangıç
  • Tora ve Tanah
  • Sözlü Tora ve Halaha
  • Yahudi Yaşamı
  • Yahudi Düşüncesi
  • Kabala
  • Kütüphane
  • Araştırmalar
Lurianik Kabala
Home›Kabala›Lurianik Kabala›Rabbi Isaac Luria ve Tikkun Olam

Rabbi Isaac Luria ve Tikkun Olam

By Gökhan Duran
5 Mart 2020
3433
0
Share:

On altıncı yüzyılda Tsfat’ta yaşayan Rabbi Yitshak Luria, Ari adıyla tanınır. Kabala tarihinde ondan önce de Sefirot, İlahi Işık, yaratılışın dereceleri ve insanın ruhsal görevi hakkında son derece gelişmiş öğretiler vardı. Ari’nin yaptığı, bu kavramları yeni ve olağanüstü ayrıntılı bir yaratılış düzeni içinde birleştirmekti. Onun öğretisinde evren yalnızca Tanrı tarafından yaratılmış bir yer değildir; insanın Tanrısal iradeye katılarak tamamlaması gereken bir düzendir.

Ari 1534 yılında Yeruşalayim’de doğdu, çocukluğunda Mısır’a gitti ve hayatının önemli bölümünü orada geçirdi. 1570 dolaylarında Tsfat’a yerleşti ve yalnızca iki yıl kadar öğretmesine rağmen Kabala’nın sonraki gelişimini derinden değiştirdi. Kendisi sistemini kapsamlı kitaplar halinde yazmadı. Bugün “Lurianik Kabala” dediğimiz öğretinin büyük bölümü, başta Rabbi Hayim Vital olmak üzere öğrencilerinin aktardığı metinlerden bilinmektedir. Ari 1572’de, henüz otuz sekiz yaşındayken öldü.

Lurianik Kabala’nın merkezinde üç büyük hareket vardır: Tsimtsum (gizlenme/sınırlanma), Şevirat ha-Kelim (kapların kırılması) ve Tikun (düzeltim ve yeniden düzenlenme). Fakat bunlar birbirinden kopuk üç olay değildir. Her biri bir sonrakini mümkün kılan tek bir yaratılış sürecinin aşamasıdır.

Tsimtsum: Sonlu Varlığın Mümkün Hale Gelmesi

Ari’nin anlatımı Ein Sof ile başlar. Ein Sof (Sonsuz) hiçbir sınırın uygulanamadığı İlahi gerçekliği ifade eder. Sonlu varlığın kendi varlığını yaşayabileceği bir yaratılış alanının ortaya çıkması için Tanrısal Işığın gizlenmesi gerekir. Lurianik dilde buna Tsimtsum denir.

Tsimtsum’u Tanrı’nın fiziksel bir yerden çekilmesi gibi düşünmek yanıltıcıdır. Mekânın kendisi henüz yaratılış düzeninin parçasıdır. Burada anlatılan şey İlahi varlığın yokluğu değil, yaratılmış varlığın kendisini ayrı bir varlık olarak yaşayabilmesini mümkün kılan gizlenmedir.

Bu gizlenmeden sonra İlahi Işık yaratılış alanına Kav (çizgi/ölçülü ışık akışı) biçiminde yeniden girer. Böylece sonsuz olan ile sonlu olan arasındaki ilişki belirli dereceler, ölçüler ve Kelim aracılığıyla kurulmaya başlar.

Burada önemli olan temel ilkedir: Işık tek başına yaratılmış bir dünya oluşturmaz. Or (Işık) ile onu alan ve ona belirli bir biçim veren Kli (kap) birlikte gereklidir.

Bir kap, Işığı sınırladığı için ona karşı değildir. Tam tersine, Işığın anlaşılabilir ve kalıcı bir biçimde açığa çıkmasını sağlayan şey kaptır.

Tohu: Çok Işık, Yetersiz Bütünleşme

Yaratılışın sonraki aşamalarından biri Lurianik kaynaklarda Olam ha-Nekudim, daha genel dilde Olam ha-Tohu (Tohu Dünyası) ile ilişkilendirilir.

Tohu’yu yalnız “kaos” diye çevirmek öğretinin önemli kısmını kaybettirir. Sorun ışığın kötü olması veya yaratılışın rastgele hale gelmesi değildir. Burada kuvvetli İlahi açığa çıkış ile onu taşıyacak Kelim arasındaki yapısal uyumsuzluk vardır.

Tohu düzenindeki nitelikler güçlüdür, fakat yeterince bütünleşmemiştir. Her özellik kendi doğrultusunda tam güçle işler. Hesed yalnız Hesed olmak ister; Gevura yalnız Gevura. Birbirlerine yer açacak ve birbirlerinin niteliğini içlerine alacak olgun düzen henüz kurulmamıştır.

Bunu insanda görmek kolaydır. Sevgi tek başına sınırsız biçimde çalışırsa zararlı hale gelebilir. Yargı ve disiplin tek başına çalışırsa acımasızlığa dönüşebilir. Gerçek bütünlük, sevginin ölçü taşımasını ve ölçünün de sevgi taşımasını gerektirir.

Aryeh Kaplan’ın Sefirot’u anlatırken vurguladığı denge tam da böyledir: Hesed ile Gevura tek başlarına bütünlüğü oluşturmaz; Tiferet onların uyum içinde birleşmesini sağlar.

Tohu’nun sorunu güç eksikliği değildir. Güç vardır; bütünleşme yetersizdir.

Şevirat ha-Kelim: Kapların Kırılması

Bu dengesizlik Lurianik kozmolojinin en önemli olaylarından birine götürür: Şevirat ha-Kelim, kapların kırılması.

Işık ile kap arasındaki uyumsuzluk belirli derecelerde öyle bir noktaya ulaşır ki Kelim Işığı taşıyamaz. Kaplar kırılır ve kendi derecelerinden aşağıya düşer. İlahi Işığın büyük bölümü yukarı dönerken, belirli Nitsotsot (kıvılcımlar) kırılmış Kelim’in parçalarıyla aşağı derecelere iner. Lurianik gelenek bu süreci ayrıntılı biçimde Ets Hayim’in Şevirat ha-Kelim bölümlerinde işler.

Burada son derece önemli bir ayrım vardır. Kırılan Tanrı değildir. Ein Sof parçalanmaz. İlahi özün parçaları evrene saçılmaz. Kırılma Kelim’de, yani yaratılışın İlahi Işığı alıp düzenli biçimde açığa çıkaran yapılarında gerçekleşir.

Bu nedenle “Tanrı parçalandı” veya “Tanrı’nın rüyası kırıldı” gibi ifadeler Lurianik öğretinin şiirsel bir açıklaması bile değildir. Ari’nin sistemi çok daha kesin bir ayrım kurar: Or ile Kli aynı şey değildir; Şevirah Kli düzeninde meydana gelir.

Kırılmış kapların parçaları daha alt derecelere düştüğünde Klipot (kabuklar) düzeniyle bağlantı kurar. Kutsal kıvılcımlar bu yapının içine karışır. Aryeh Kaplan’ın aktarımıyla Klipot kırılmış kapların parçalarından meydana gelir ve içlerinde bulunan kıvılcımlardan beslenir.

Böylece yaratılmış dünyada iyilik ile kötülüğün, kutsallık ile gizlenmenin ve yükseltilebilir olan ile onu örten kabuğun karmaşık ilişkisi ortaya çıkar.

Kötülüğün Bağımsız Bir Kaynağı Yoktur

Bu yapı, Lurianik Kabala’nın kötülük anlayışını da açıklar.

Kötülük Tanrı’nın karşısında duran ikinci ve bağımsız bir güç değildir. Klipot’un kendi başına sonsuz bir yaşam kaynağı yoktur. Onların varlığını sürdürmesini sağlayan kutsal kıvılcımlarla ilişkileridir.

Bu nedenle kötülük gerçek yaratılış düzeni içinde gerçek sonuçlar üretir; fakat ontolojik bakımdan bağımsız değildir. Kutsallığın karşısında kendi başına duran ikinci bir ilahi ilke oluşturmaz.

Tikun’un mümkün olmasının nedeni de budur. Kutsal kıvılcımlar Klipot’tan ayrıldıkça kutsallığı örten yapı yaşam kaynağını kaybeder.

İnsanın görevi tam bu noktada başlar.

Tikun Nedir?

Tikun, kırılmış düzenin yeniden yapılandırılmasıdır. Fakat bu yalnızca parçaları eski yerlerine koymak anlamına gelmez. Tikun, Tohu’da eksik olan bütünleşmenin kurulmasıdır.

Tohu’da güçler birbirinden ayrılmıştır.

Tikun’da birbirlerini içerebilirler.

Tohu’da Kelim güçlü Işığı taşıyamaz.

Tikun’da Işık ölçülü bir düzen içinde Kelim’e yerleşir.

Tohu’nun ayrılmış Sefirotik noktalarının yerine Tikun düzeninde Partzufim (bütünleşmiş İlahi yapı konfigürasyonları) ortaya çıkar. Her Partzuf kendi içinde farklı Sefirotik nitelikleri bir arada taşıyabilir. Böylece tek bir özelliğin mutlak hâkimiyeti yerine karşılıklı ilişki, ölçü ve bütünlük oluşur.

Lurianik Tikun’un kozmik kısmının büyük bölümü insan ortaya çıkmadan önce gerçekleşir. Şevirah’ın ardından üst dünyaların yeniden düzenlenmesi başlar ve Atsilut’un Partzufim yapısı oluşur. Fakat Tikun tamamlanmış değildir.

Son aşamada insana gerçek bir görev bırakılmıştır.

Lurianik öğretinin belirleyici noktalarından biri budur: yaratılışın tamamlanması insanın eylemlerine bağlanmıştır. Ets Hayim sisteminde Tikun’un çok büyük bölümü üst süreçlerde gerçekleşse de, kalan Birurim’in tamamlanmasında insanın rolü merkezi hale gelir.

Birur Nitsotsot: Kıvılcımların Ayıklanması

İnsan dünyaya yalnız kendi ruhsal gelişimi için gönderilmiş değildir. Maddi hayatın içinde kutsallığı ortaya çıkarmakla görevlidir.

Lurianik dilde buna Birur Nitsotsot (kutsal kıvılcımların ayıklanması ve yükseltilmesi) denir.

Bir yiyecek, maddi bir nesne veya gündelik bir eylem yalnız maddeden oluşan anlamsız bir şey değildir. Yaratılıştaki her varlık Tanrısal yaşam gücü sayesinde vardır. Şevirah sonrasında bu kutsal yaşamın belirli kıvılcımları maddi düzene ve Klipot’un karışımına bağlı hale gelmiştir.

İnsan bunlarla doğru ilişki kurduğunda Birur gerçekleşir.

Bir yiyeceği yalnız haz için tüketmek ile aynı yiyeceği uygun Beraha, doğru niyet ve Tanrı’ya hizmet edecek güç kazanmak amacıyla yemek aynı ruhsal eylem değildir. Fiziksel nesne aynıdır; fakat insanın onu hangi düzene bağladığı değişmiştir.

Ari’nin öğretisinde mitsvaların kozmik önem kazanmasının nedeni budur.

Mitsvalar Neden Kozmik Bir İşleve Sahiptir?

Tora yalnız doğru davranışların bir listesi değildir. Mitsvalar yaratılışın nasıl kullanılacağını bildiren Tanrısal düzendir.

İnsan Tefilin’i deriyle yerine getirir. Şabat’ı fiziksel dünyada yaşar. Tsitsit yünden yapılır. Matsa yenir. Sukka maddi malzemeyle kurulur. Tsedaqa gerçek para ile verilir.

Yani mitsvaların büyük bölümü insanı maddi dünyadan kaçırmaz. Onu maddi dünyanın içine gönderir ve maddeyi Tanrısal iradeye bağlar.

Aryeh Kaplan’ın ifadesiyle mitsvaların düşüncesi, bedenin ruhun rakibi olmaktan çıkıp onun ortağı haline gelmesidir. Mitsvalar bedenle yerine getirilir ve böylece fiziksel olan ruhsal ilerleyişin aracına dönüşür.

Lurianik sistem bu ilkeyi kozmik bir düzene yerleştirir. Mitsva yapıldığında yalnız insan değişmez; eylemde kullanılan maddi unsur da Tanrısal amacına bağlanır. Nitsots kendi kaynağına doğru yükseltilir.

Bu nedenle Ari’nin öğretisinde kutsallık yalnız sinagogda, dua sırasında veya dünyadan çekilmiş mistik bilinçte aranmaz. Maddi dünya Tikun’un çalışma alanıdır.

Her Şey Aynı Biçimde Yükseltilemez

Burada Tora’nın sınırları belirleyicidir.

Lurianik ve daha sonra Hasidik açıklamada, izin verilmiş maddi dünyanın önemli bölümü Klipat Nogah ile ilişkilidir. Bu alan iyiye de kötüye de bağlanabilir. Bir yiyecek, para, ev, beden veya başka maddi unsur Tanrı’ya hizmet için kullanıldığında kutsallığa yükseltilebilir; yalnız benliğin hizmetine bağlandığında aşağı doğru çekilebilir.

Tora’nın yasakladığı şeylerde ise insan kendi iradesiyle “kıvılcım yükseltme” görevi üstlenemez. Günahı kutsal bir amaca dönüştürmek mümkün değildir. Birur’un sınırını insanın mistik sezgisi değil, Tora belirler.

Bu nokta Lurianik Kabala’nın halaha ile bağını gösterir. Gizli öğreti, Tora’nın açık emirlerinin yerine başka bir ruhsal sistem koymaz. Tam tersine, mitsvaların neden yaratılışın en derin yapısıyla ilişkili olduğunu açıklamaya çalışır.

Adam HaRişon ve Tamamlanmamış Tikun

Lurianik sistemde insanın bu görevi Adam HaRişon’a kadar uzanır. Adam’ın yaratılış düzeninde Tikun’u tamamlayabilecek bir konumu vardı. Etz HaDaat Tov veRa’dan yiyerek iyi ile kötünün karışımını daha da derinleştirdi.

Bundan sonra insanlık tarihi yalnız bir medeniyetler tarihi değildir. Aynı zamanda Birur ve Tikun tarihidir.

Her mitsva, doğru kullanılan her maddi imkan, dua, Beraha ve Tanrısal iradeye bağlanan her eylem bu sürece katılır. Günah ise ters yönde işler; kutsallığın gizlenmesini derinleştirir.

İnsan böylece yaratılışta pasif bir seyirci değildir. Tanrı insana dünyada gerçek bir sorumluluk vermiştir.

“Tikun Olam” Modern Sosyal Aktivizm Demek midir?

Bugün Tikun Olam ifadesi çoğu zaman sosyal adalet, çevrecilik, yoksullukla mücadele veya toplumsal reform anlamında kullanılır. Bu çağdaş kullanım ile Ari’nin teknik Tikun öğretisi aynı kavram değildir.

“Tikun ha-olam” ifadesi Ari’den çok daha önce Mişna’da görülür. Oradaki mipnei tikun ha-olam kullanımları toplum düzeni ve kamu yararının korunmasına ilişkin rabbinik düzenlemelerle bağlantılıdır. Lurianik Kabala ise aynı kelime ailesine bambaşka bir kozmik derinlik kazandırır: yaratılışın Şevirah sonrasında yeniden düzenlenmesi ve kutsal kıvılcımların yükseltilmesi. Modern “Tikun Olam = sosyal eylem” kullanımı ise özellikle yirminci yüzyılın ortalarından itibaren yaygınlaşmıştır.

Bu ayrım sosyal sorumluluğun Yahudilikte önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tsedaqa, adalet, başkasına yardım, dürüst ticaret ve insan onurunu koruyan mitsvalar zaten Tora’nın bağlayıcı parçalarıdır. Bunlar da diğer mitsvalar gibi insanın Tanrı’ya hizmetinin içindedir.

Fakat Ari’nin Tikun öğretisini yalnız modern sosyal aktivizme indirgemek, Lurianik Kabala’nın asıl düşüncesini kaybettirir.

Ari’ye göre Tikun yalnız toplumu daha iyi hale getirmek değildir. İnsanın bütün hayatını, bedenini, malını, yemeğini, duasını, ilişkilerini ve gündelik eylemlerini Tanrısal iradeye bağlamasıdır.

Ari’nin Büyük Dönüşümü

Ari’nin Kabala üzerindeki büyük etkilerinden biri burada görülür.

Ruhsallık, maddi dünyadan kaçış değildir.

Maddi dünya görevin gerçekleştiği yerdir.

İnsan yalnız yükselmeye çalışmaz; aşağıda bulunanı da yükseltir. Yalnız kendi ruhunu arındırmaz; kullandığı dünyanın Tanrısal amacını da açığa çıkarır.

Tohu’da birlik parçalanmış görünür. Tikun’da ayrılmış güçler doğru ilişki içine girer. Şevirah’ın ardından düşmüş Nitsotsot Birur yoluyla yükseltilir. Bu Birur’un insan elindeki başlıca araçları Tora ve mitsvalardır.

Bu nedenle Lurianik Kabala’nın merkezindeki insan, dünyadan kaçan mistik değildir. Tanrı’nın kendisine verdiği dünyada yaşayan, onu Tora’ya göre kullanan ve böylece yaratılışın tamamlanmasına katılan insandır.

Tikun’un en derin anlamı budur: Tanrı’nın yarattığı dünyanın Tanrısal amacını, yine Tanrı’nın verdiği Tora aracılığıyla açığa çıkarmak.

Kutsal Kitabınızı bilin! Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.

Previous Article

Tikkun Olam

Next Article

Yaratılış Kitabı’nın ilk dört ayetinin Kabalistik bir ...

0
Shares
  • 0
  • +
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Related articles More from author

  • Lurianik Kabala

    Kli, Masach ve Or Hozer: Kabala’da Alma Arzusunun Dönüşümü

    6 Şubat 2026
    By Gökhan Duran
  • Lurianik Kabala

    Akudim – Nekudim – Berudim

    17 Ağustos 2025
    By Gökhan Duran
  • Lurianik Kabala

    Yaakov ve Esav

    24 Ağustos 2025
    By Gökhan Duran
  • Lurianik Kabala

    Kapların Parçalanması

    9 Mart 2020
    By Gökhan Duran

Leave a reply Yanıtı iptal et

  • Misyoner İddiaları

    Soru: “hristiyanların Tanah ve hristiyan incili üzerinde yaptığı oynamalara örnek verir misiniz?”

  • Teşuva ve Musar

    Ba’al Teşuva mı Daha Yücedir, Yoksa Tsadik mi?

  • Devarim Yorumları

    Yasa’nın Tekrarı Kitabı’nı Nasıl Okumalıyız? Geçmişimizden İlham Almak

Kabalat.com

Mesih Çağı:

  • Hakkımda
  • Yayın İlkeleri
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
  • Gizlilik
  • Çerez Politikası