Tanrı, Evren’i Nasıl Yaratır?
Tanrı evreni nasıl yaratır sorusu Kabala’da yalnızca dünyanın çok eski bir zamanda nasıl başladığını soran kozmolojik bir soru değildir. Daha temel soru şudur: Sonlu, sınırlı ve değişken bir gerçeklik, varlığı mutlak ve sınırsız olan Tanrı’ya nasıl bağımlı olabilir? Yahudi düşüncesinin cevabı, yaratılışı Tanrı’nın geçmişte yaptığı ve sonra kendi başına işlemeye bıraktığı bağımsız bir nesne olarak görmez. Yaratılmış olan her şey, varlığını her an Tanrı’ya borçludur.
Tanrı söyledi ve oldu ne demektir?
Bereşit 1 yaratılışı tekrar tekrar Tanrı dedi ifadesiyle anlatır. Tehillim 33:6 göklerin Aşem’in sözüyle yaratıldığını, 33:9 ise O söyledi ve oldu; O emretti ve varlık durdu diye açıklar. Pirkei Avot 5:1 de dünyanın on sözle yaratıldığını öğretir. Buradaki söz fiziksel ses değildir. Tanrı’nın ağzı, ses telleri veya maddi konuşma organları yoktur. Söz, İlahi iradenin belirli bir varlık düzeni olarak açığa çıkmasını anlatan Tora dilidir.
Bu yüzden yaratılışı Tanrı’dan kopmuş bir üretim süreci gibi düşünmek yanlış olur. Rambam, Hilhot Yesodei HaTora 1’de bütün varlıkların var olabilmesini Tanrı’nın varlığına bağlar; bütün yaratılmışlar ortadan kalksa Tanrı’nın varlığı değişmez, fakat Tanrı olmadan hiçbir yaratılmış var olamaz. Bağımlılık tek yönlüdür.
Sürekli yaratılış
Hasidik Kabala bu bağımlılığı daha ileri bir dille açıklar. Tanya’nın Şaar HaYihud veHaEmuna bölümünde Bereşit’in yaratıcı sözleri yalnızca başlangıç anında söylenmiş tarihsel emirler olarak ele alınmaz. İlahi canlılık yaratılmışı sürekli varlıkta tutar. Bu akış kesilecek olsaydı, yaratılmış şey kendi başına varlığını sürdüren bağımsız bir madde olarak kalmazdı; hiçliğe dönerdi.
Burada amaç fiziksel bir enerji kuramı kurmak değildir. Kabala’daki İlahi ışık fiziksel foton, elektromanyetik alan veya ölçülebilir enerji değildir. Or, kaynağın kendisini bir başkasına açığa vurmasını ifade eden metafizik bir kavramdır. Işığın kaynağa bağlı olması gibi, yaratılmış gerçeklik de İlahi kaynağından bağımsız değildir.
Or ve Kli: sınırsız kaynak ile sınırlı dünya
Bu noktada Kabala’nın temel ayrımı olan Or ve Kli ortaya çıkar. Or ışık, Kli ise kap anlamına gelir. Or, İlahi açığa çıkışın akışını; Kli ise bu açığa çıkışın belirli, ölçülü ve sınırlı bir biçimde algılanmasını ve işlemesini ifade eder. Tek başına sınırsız bir açığa çıkış, sonlu varlıkların ayrı kimlikler hâlinde ortaya çıkmasına izin vermezdi. Kli, sınır, biçim ve ayrım imkânıdır.
Böylece çokluk Tanrı’da oluşan bir bölünmeden doğmaz. Değişen Tanrı değildir; değişen yaratılmışın İlahi canlılığı alma biçimidir. Aynı temel kaynak farklı kaplar içinde farklı düzeylerde ifade bulur. Kabala’nın sefirot dili de bu nedenle Tanrı’nın parçalarını değil, İlahi etkinin yaratılmışlar tarafından kavranabilir düzenlerini anlatır.
Tsimtsum neden gereklidir?
Tsimtsum daralma veya çekilme olarak çevrilebilir. Kabalistik gelenekte Tsimtsum’un nasıl anlaşılması gerektiği konusunda farklı açıklamalar bulunur; ancak Tanrı’nın beden gibi bir mekândan çıkması söz konusu değildir. Tartışma, Ein Sof’un varlığına değil İlahi açığa çıkışın yaratılmış düzeyler bakımından nasıl gizlendiğine ve sınırlı varoluşa nasıl yer açıldığına ilişkindir. Bu metinde Tsimtsum, sonlu dünyanın kendisini ayrı ve sınırlı olarak deneyimleyebilmesini mümkün kılan gizlenme düzeni anlamında kullanılmaktadır.
Bu gizlenme olmadan bağımsızlık hissi mümkün olmazdı. Yaratılmış varlık kendisini Kaynak’tan ayrı bir ben olarak deneyimleyemez, özgür irade ve ahlaki sorumluluk için gerekli dünya ortaya çıkamazdı. Tsimtsum bu nedenle yaratılışın sonradan eklenmiş bir ayrıntısı değil, sonlu ve seçim yapabilen bir dünyanın mantıksal şartıdır.
Tanrı evrenin hammaddesi değildir
Bu konuda kullanılan dil son derece dikkatli olmalıdır. Her şeyin Aşem’den var olması, her şeyin Aşem’in bir parçası olduğu anlamına gelmez. Şema’nın ilan ettiği ilahi birlik ve Tanrı’nın bölünmezliği, yaratılmış evreni Tanrı’nın bedenine veya özünün parçalarına dönüştüren panteist sonucu dışlar. Tanrı bölünmez; yaratılmış evren Tanrı’nın bedenine veya özünün parçalarına dönüşmez. Yaratılış Tanrı’ya bütünüyle bağımlıdır, fakat Tanrı yaratılışa indirgenemez.
Bu ayrım, panteizm ile Yahudi birliği anlayışı arasındaki sınırdır. O’ndan başka gerçek bağımsız varlık yoktur demek, taşın, ağacın veya insanın Tanrı olduğu anlamına gelmez. Anlamı şudur: Hiçbir yaratılmış, kendi varlığının nihai kaynağı değildir.
Yaratılışın asıl sonucu
Yaratılış öğretisi yalnızca evrenin başlangıcı hakkında bilgi vermez; insanın kendi varlığını nasıl anlaması gerektiğini de belirler. Eğer varlık her an Tanrı’dan geliyorsa, dünya İlahi iradeden kopuk nötr bir alan değildir. Her varlık, her yetenek ve her an, kendisini mümkün kılan Kaynak’a karşı sorumluluk taşır.
Kabala’nın yaratılış anlayışı bu nedenle iki görünüşte zıt gerçeği aynı anda korur: Tanrı mutlak birdir ve hiçbir değişime uğramaz; buna rağmen çokluk, sınır ve özgür iradenin bulunduğu gerçek bir dünya vardır. Or–Kli ilişkisi, tsimtsum ve sürekli yaratılış kavramları bu iki gerçeğin birbirini nasıl zorunlu olarak doğurduğunu açıklar.









