206. İddia: Korban hayvanları ikame değil temsilciydi; bu yüzden kusursuz insanı temsil etmek zorundaydı
Hristiyan iddiası
“In any case, it should be obvious that the blood of a senseless, amoral animal is hardly a meaningful atonement for human sin consciously committed. Sin is the transgression of the law of God, and therefore any representative sacrifice had to be someone subject to God’s law. Animals do not fit this. Seeing that ” the life is in the blood” , life must atone for life, and blood must be shed to atone for blood that ought to be shed. Sin brings death. Therefore salvation of a man from sin requires the death of a man; the death of an animal is really an unacceptable sacrifice if that animal points forward to nothing else. Once it is appreciated that those slaughtered animals pointed forward to a perfect human sacrifice, then it is understandable that they provided a temporary covering of sin.”
Cevap
Hristiyan yorumun düşünce zinciri şöyledir: hayvan ahlaki bir özne değildir ve Tora’ya itaat edip etmeme sorumluluğu taşımaz. Bu yüzden hayvanın ölümü günahkarın gerçek ikamesi olamaz; yalnız onu temsil eder. Günahın ücreti ölüm olduğuna göre gerçek temsilci insan olmalı, Tora altında kusursuz yaşamalı ve ölümü başkalarına yarar sağlamalıdır. Hristiyan yorum bu insanı İsa olarak tanımlar.2218 Bu mantık Hristiyan yorumun önceden kabul ettiği Hristiyan korban öğretisinin iç düzenidir; Tora’nın kurduğu zincir değildir.
Vayikra 17:11’in söylediği ilk şey, hayvan kanının yalnız ilerideki başka bir kanın sembolü olduğundan farklıdır. Tanrı kanı “size altar üzerinde canlarınız için kefaret etmek üzere verdim” der; ayetin doğrudan nesnesi korbanın kanıdır.2219 Raşi de bunu “can gelsin ve can için kefaret etsin” sözleriyle açıklar.2220 Bu, her günahın yalnız kanla bağışlandığı anlamına gelmez; fakat Hristiyan yorumun “hayvan kanı kendi başına gerçek kefaret işlevi taşımıyordu” önermesini Tora’nın açık cümlesi haline getirmeyi engeller.
Dahası, Yahudi yorumunun korbanı ikame olarak hiç görmediği iddiası tarihsel olarak da doğru değildir. Ramban Vayikra 1:9’da korbanın insanın yerine kabul edilen bir “ikame ve fidye” olduğunu söyler; hayvanın kanının günahkarın kanı, canının onun canı yerine geçtiğini anlatır.2221 Bu, Ramban’ın açıklama katmanıdır; Tora ayetinin düz anlamıyla karıştırılmamalıdır. Fakat tam da bu nedenle Hristiyan yorumun “Yahudi itirazı kurbanı yanlışlıkla ikame sayıyor” genellemesi sürdürülemez.
Tora kendi korban sistemi için sonuç cümlesini de tekrar tekrar verir. Örneğin Vayikra 4:26’da kahen kefaret eder ve kişi bağışlanır.2222 Metin “bu bağışlanma aslında henüz gerçekleşmemiş bir insan ölümü sayesinde geçici olarak sayıldı” diye ikinci bir neden eklemez. Bu ikinci neden, Hristiyan teolojisinden ayete eklenir; ayetin kendisinde bulunmaz.
En belirgin sınır Vayikra 5’tedir. Koyuna gücü yetmeyen kişi kuş getirebilir; buna da gücü yetmeyen, onda bir efa ince unu hatat, yani günah korbanı olarak getirir. Kahen bu unla kefaret eder ve kişi bağışlanır.2223 Burada kan içermeyen bir bireysel günah korbanı vardır. “Gerçek kefaret zorunlu olarak kan dökülmesini gerektirir” cümlesi Tora’nın kendi kurallarından çıkarılamaz.
Hristiyan yorum buna altarın genel olarak kanlı korbanlarla ilişkili olduğunu söyleyerek cevap verebilir. Fakat Vayikra 5:11–13 o kişinin bağışlanmasını başka bir hayvanın kanına bağlamaz; unun kendisini günah korbanı diye adlandırır ve kefaret formülünü onun ardından verir. Görünmeyen bir kan nedenini ayete eklemek, metnin açıklamadığı bir mekanizmayı zorunlu hale getirmektir.
Tora ayrıca geçerli korbanların türlerini kendisi belirler: sığır, davar, kuş ve bazı durumlarda un.2224 “Hayvan ahlaki özne olmadığı için sonunda insan kurbanı gerekir” diye yeni bir korban kategorisi oluşturmaz. İnsan kurbanının pagan biçimleri konusunda Tora’nın dili ters yöndedir; Devarim 12:31 oğul ve kızların ateşte kurban edilmesini YHWH’nin nefret ettiği uygulamalar arasında sayar.2225 Bu ayet Hristiyan kefaret öğretisini tek başına tartışıp hükme bağlamaz; fakat Tora’nın mevcut korban listesinden “daha üstün olduğu için insan korbanı zorunludur” sonucuna geçişi daha da problemli hale getirir.
Korbanın temsil, ikame, eğitim ve yakınlaşma anlamları Yahudi kaynaklarında farklı katmanlarda tartışılabilir. Fakat bu çeşitlilikten tek bir zorunlu sonuç çıkmaz: “Hayvan yalnız semboldü; sembol mutlaka kusursuz bir insanı ve o insan da İsa’yı gösteriyordu.” Bu zincirin son üç halkasını Tora söylemez. Hristiyan yorumun Hristiyan tipolojisi, Tora’nın kendi korban tanımıymış gibi sunulduğu anda kaynak sınırı aşılmış olur.
Kaynaklar
Heaster, Jesus for Jews, 5.4 “Jewish Objections To The Christian Doctrine Of Atonement”, PDF s. 19–20. Heaster korbanların ikame edici değil temsil edici olduğunu, hayvanların ahlaki özne olmadığı için gerçek temsilcinin kusursuz insan olması gerektiğini savunur. ↩
Vayikra 17:11. “Ben onu size altar üzerinde canlarınız için kefaret etmek üzere verdim” cümlesinde verilen şey kanın kendisidir; ayet korban kanına doğrudan kültik kefaret işlevi yükler. ↩
Raşi, Vayikra 17:11: “can gelsin ve can için kefaret etsin” (תבוא נפש ותכפר על הנפש). Raşi burada altar üzerindeki kanın kefaret işlevini açıklar. ↩
Ramban, Vayikra 1:9. Ramban, Yaratan’ın günahkarın yerine “ikame ve fidye” olarak korbanı kabul ettiğini; onun kanının kişinin kanı, canının kişinin canı yerine geçtiğini söyler. Bu, klasik açıklama katmanıdır; peşat-hukuk metniyle özdeş değildir. ↩
Vayikra 4:26; ayrıca 4:31 ve 4:35. Korban işleminin ardından tekrar eden sonuç formülü “kohen onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır” şeklindedir. ↩
Vayikra 5:7, 11–13. Maddi gücü yetmeyen kişi önce kuş, buna da gücü yetmezse ince un getirir; un açıkça hatat diye adlandırılır ve 5:13’te “kohen onun için kefaret edecek ve o bağışlanacaktır” denir. ↩
Vayikra 1:2–3, 10, 14; 5:6–13. Tora farklı korban türlerini sığır, davar, kuş ve belirli durumda un olarak düzenler. ↩
Devarim 12:31. Kenaan halklarının oğul ve kızlarını ateşte yakması YHWH’nin nefret ettiği uygulamalar arasında sayılır. Ayet Hristiyan kefaret öğretisini doğrudan tartışmaz; fakat Tora’nın korban mevzuatına insanı ekleyen genel bir kural da vermez. ↩



