Tufan ve Babil Kulesi: Bireysel Özgürlük ile Toplumsal Sorumluluk

Noah peraşası insanlığın iki büyük başarısızlığını yan yana koyar: Tufan ve Babil Kulesi. İlk bakışta bunlar birbirinin tam tersidir. Tufan’dan önce dünya şiddetle doludur; Babil’de ise bütün insanlık “tek dil ve ortak sözler” etrafında birleşmiş görünür.
Rabbi Jonathan Sacks bu iki anlatıyı bireysel ve kolektif sorumluluk arasındaki dengenin iki uçta bozulması olarak okur. Tufan, ortak hukuk ve sorumluluk çöktüğünde bireysel gücün şiddete dönüşmesini; Babil ise kolektif birlik bireyselliği ezer hale geldiğinde oluşan tehlikeyi temsil eder.
Bu okuma Tora’nın açıkça kullandığı modern siyaset teorisi değildir. Tora “bireycilik” ve “kolektivizm” kelimelerini kullanmaz. Fakat iki anlatının metinsel karşıtlığı, bu ahlaki modeli kurmaya gerçekten imkân verir.


Tufan’dan önce sorun nedir?
Bereşit 6:11 Tufan öncesi dünyayı iki kelimeyle tanımlar: dünya bozulmuştur ve hamas, yani şiddetle dolmuştur. İnsanlar yalnız kendi arzularına göre hareket eder; başkasının hayatı ve hakkı güvenli değildir.
Hazal hamas kelimesini yalnız büyük çaplı cinayetlerle sınırlamaz; gasp ve başkasının malına yönelik küçük ama sistematik ihlalleri de bu bozulmanın parçası olarak okur. Böyle bir toplumda sorun yalnız birkaç kötü birey değildir. Güvenin kendisi çökmüştür.
Sacks’ın “aşırı bireysellik” okuması burada devreye girer. Herkes yalnız kendi gücünü ve çıkarını ölçü alırsa özgürlük adalete dönüşmez; güçlü olanın zayıfı ezmesine dönüşebilir. Tora’nın Tufan öncesi dünyası bu sonucu “hamas” kelimesiyle anlatır.


Bu noktada modern siyasal sistemleri doğrudan Bereşit 6’ya yapıştırmak gerekmez. “Şu ideoloji Tufan’dır” demek metni daraltır. Daha kalıcı ders şudur: Bireysel özgürlük ortak hukuk, sınır ve başkasının hakkıyla dengelenmezse toplum çözülebilir.
Babil’de sorun neden daha zor görülür?
Bereşit 11’de durum tersine dönmüş gibidir. İnsanlık tek dil konuşur, birlikte çalışır, şehir ve kule inşa eder. Metin ilk bakışta cinayet, hırsızlık veya cinsel bozulma anlatmaz. Bu yüzden Babil’in günahının ne olduğu klasik yorumlarda da tartışılmıştır.
Tora’nın açıkça verdiği iki amaç vardır: “Kendimize bir isim yapalım” ve “bütün yeryüzüne dağılmayalım.” Aşem ise sonunda onları dağıtır. Yani metnin merkezinde birlik, isim, şehir ve dağılmayı engelleme arzusu vardır.
Midraşik yorumlar kuleyi Tanrı’ya başkaldırı ve putperestlik yönünden okur. Başka yorumlar insanın teknolojik gücünü mutlaklaştırmasını vurgular. Sacks ise özellikle zorunlu birlik ve farklılığın bastırılması yönünü öne çıkarır.


“Tek dil” neden tehlikeli olabilir?
Tek başına ortak dil kötü değildir. İnsanların birbirini anlaması büyük bir değerdir. Sorun, birliğin bütün farklılıkları ortadan kaldıran siyasi ve kültürel zorlamaya dönüşmesidir.
Bereşit 10, insanlığın aileler, diller, ülkeler ve uluslar halinde çoğaldığını anlatır. Bereşit 11 ise “tek dil ve ortak sözler” ile başlar. Bu iki bölümün sırası kronolojik bir ders kitabı gibi okunmak zorunda değildir; Tora soy tablolarını ve anlatıları tematik biçimde yan yana getirebilir. Fakat edebî olarak çeşitlilik ile tek biçimlilik arasındaki gerilim açıktır.
Sacks bu nedenle Babil’i “herkesi aynılaştıran kolektif düzen” olarak okur. Bu yorum tarihsel Babil İmparatorluğu’nun bire bir raporu değildir. Fakat daha sonraki Yakın Doğu imparatorluklarında sürgün, nüfus aktarımı ve merkezî egemenlik gibi uygulamaların görülmesi, bu okumanın tarihsel analoji kurmasına imkân verir.


Paro’nun Şemot 1’deki diliyle Babil’in dili arasındaki benzerlik de dikkat çekicidir. Babil halkı “Haydi, kendimize şehir yapalım… yoksa dağılırız” der. Paro “Haydi, onlara karşı akıllıca davranalım… yoksa çoğalırlar” der. İbranice iki anlatıda da hava, “haydi” ve pen, “yoksa” yapısı öne çıkar. Bu, iki anlatının aynı rejim olduğunu kanıtlamaz; fakat Tora’nın zorlayıcı toplumsal projeler arasında bir yankı kurduğunu düşünmeye izin verir.
İki hikâye neden yan yana?
Tufan’da birlik yoktur; sonuç şiddettir. Babil’de birlik vardır; fakat Sacks’ın okumasına göre bu birlik bireysel farklılığı ve dağılma hakkını bastırır. Birinci dünyada toplum parçalanır, ikinci dünyada kişi kolektif içinde kaybolur.
Hillel’in Pirkei Avot 1:14’teki sözü bu dengeyi çok daha sonra kısa biçimde ifade eder: “Ben kendim için değilsem, kim benim için? Yalnız kendim içinsem, ben neyim?” Yahudilik bireyi silmez; fakat bireyi başkasından bağımsız mutlak varlık da yapmaz.
Bu nedenle Tora’nın toplumsal ideali “herkes aynı olsun” değildir. İsrael’in kendisinde bile kabileler, aileler, kohenler, Leviim ve farklı görevler vardır. Birlik farkların yok edilmesiyle değil, ortak berit içinde doğru ilişkiye sokulmasıyla oluşur.

Neden hemen ardından Avraam gelir?
Babil anlatısından sonra soy çizgisi Avraam’a ulaşır ve Bereşit 12’de yeni bir dönem başlar. Aşem Avraam’a “Leh leha” der: kendi ülkesinden, doğduğu yerden ve babasının evinden çık. Bu çağrı son derece bireyseldir; tek bir insan yerleşik dünyanın dışına çağrılır.
Fakat amaç yalnız Avraam’ın kişisel kurtuluşu değildir. Aynı bölüm “yeryüzünün bütün aileleri senin aracılığınla bereha bulacak” der. Böylece bireysel çağrı evrensel sorumluluğa bağlanır.
Sacks’ın okumasında bu, Tufan ile Babil arasındaki üçüncü yoldur. Avraam kendi vicdanı ve çağrısıyla yürüyebilen güçlü bireydir; aynı zamanda aile, berit ve gelecek halk kuran kişidir. Ne yalnızlaşmış birey ne de kişiliğini kolektife teslim etmiş insan.
Bu ana fikir bugün de geçerlidir. Toplum bireyin vicdanını, dilini ve kimliğini ezmemelidir. Birey de “özgürüm” diyerek başkasının hakkını yok saymamalıdır. Tora her iki sorumluluğu birlikte taşır.
Tufan ve Babil’i modern ideolojilere basit etiketler yapıştırmak için kullanmak zayıf bir okuma olur. Daha güçlü sonuç şudur: İnsan toplumu iki uçtan bozulabilir. Sınır tanımayan bireysel güç şiddet üretir; sınır tanımayan kolektif güç de insanı araç haline getirebilir. Tora’nın sonraki berit düzeni, özgür kişi ile sorumlu toplumu aynı yapıda birleştirmeye çalışır.
Başlıca kaynaklar
Bereşit 6:5–13, 8:20–22, 9, 10–12; Şemot 1:8–14; Pirkei Avot 1:14; Bereşit Rabba ve Sanhedrin 109a’daki Dor Haflaga yorumları. Bireysel ve kolektif sorumluluk arasındaki karşıtlık, Rabbi Jonathan Sacks’ın Covenant & Conversation çizgisindeki yorumdur; Bereşit’in açık peşatının tek mümkün açıklaması olarak sunulmamalıdır.









