Rabbi Tovia Singer, Yahudilik ve Hristiyanlığın günah konusunda neden ayrıldığını açıklıyor.
Yahudilik ile Hristiyanlık arasındaki en temel ayrımlardan biri günahın insan doğası üzerindeki anlamıdır. Hristiyanlığın klasik asli günah öğretisi, Adam’ın günahının bütün insanlığa aktarılan bir bozulma ve suçluluk durumu meydana getirdiğini ve insanın kendi çabasıyla bu durumdan çıkamayacağını savunur. Tanah’ın insan anlayışı ise bunun üzerine kurulmaz. Adam’ın günahının dünyaya ağır sonuçlar getirdiğini kabul eder; fakat sonraki insanların Adam’ın suçundan dolayı hukuken suçlu doğduğunu öğretmez.
Tanah’ta günah kalıtsal suç değildir
Yehezkel 18 bu konuda en açık metinlerden biridir. Peygamber, bir oğlun babasının günahını taşımayacağını, babanın da oğlunun günahını taşımayacağını söyler. Doğru kişinin doğruluğu kendisine, kötü kişinin kötülüğü de kendisine aittir. Ardından daha da önemli bir ilke gelir: kötü kişi günahlarından döner, Tanrı’nın hükümlerini yerine getirir ve doğru olanı yaparsa yaşayacaktır. Geçmiş günahları onun değişmesini imkânsız kılan ontolojik bir leke değildir.
Devarim 24:16 da aynı hukuki ve ahlaki ilkeyi koyar: babalar çocukların, çocuklar da babaların günahı yüzünden öldürülmeyecektir; herkes kendi günahından sorumludur. Yirmeyahu 31:29–30, babalar koruk yedi, çocukların dişleri kamaştı şeklindeki atasözünün bırakılacağını ve herkesin kendi suçu nedeniyle sonuçla karşılaşacağını söyler.
İnsan günaha karşı koyabilir
Bereşit 4:7’de Tanrı, Kayin’e günahın kapıda beklediğini ama onun günaha hükmedebileceğini söyler. Raşi bu ifadeyi, insan isterse kötü eğilimine üstün gelebilir şeklinde açıklar. Bu ayet, insanı doğuştan günah karşısında bütünüyle güçsüz kabul eden bir antropolojiden farklıdır. Kötü eğilim gerçektir; fakat insanın özgür iradesi ve sorumluluğu da gerçektir.
Devarim 30:11–14 de Tora’nın emrinin insan için erişilmez olmadığını vurgular. Emir göklerde değildir; denizin ötesinde değildir; insana çok yakındır, ağzında ve yüreğindedir, onu yapmak için. Tora, insana yerine getiremeyeceği bir ahlaki düzen verip sonra onu başarısızlığa mahkûm etmez. İnsan yanılabilir, günah işleyebilir ve düşebilir; fakat geri dönebilir.
Adam’ın günahı neyi değiştirdi?
Bereşit 3, insanlığın tarihini kökten etkileyen bir kırılmayı anlatır. Adam ve Hava Eden’den çıkarılır; hayat ağacına erişim kapanır; ölüm insan deneyiminin değişmez ufku hâline gelir; insan ile toprak, kadın ile erkek ve insan ile kendi arzuları arasındaki ilişkiler zorlaşır. Bunlar gerçek ve kuşaklar boyunca süren sonuçlardır. Fakat sonuçların aktarılması ile hukuki suçun aktarılması aynı şey değildir.
Bir babanın yanlış kararı çocuklarının hayat şartlarını değiştirebilir; çocuklar bu sonuçların içinde doğabilir. Bu, çocukların babanın işlediği fiilden dolayı suçlu olduğu anlamına gelmez. Tanah’ın Adam anlatısını anlamanın doğru yolu da budur. İnsanlık Adam’ın dünyasında yaşar, fakat her insan Tanrı’nın önünde kendi seçimlerinden sorumludur.
Bağışlanma için insan kurbanı gerekmez
Tanah, günah sorununu başka bir insanın ölümüne bağlamaz. Yehezkel 18’in çözümü açıkça teşuvadır. Hoşea 14, İsrael’e sözlerini alıp Tanrı’ya dönmesini söyler. Şlomo, Birinci Krallar 8’de sürgündeki İsrael’in dua edip bütün yüreğiyle Tanrı’ya dönmesi halinde bağışlanmasını ister. Tehillim ve peygamberler de tekrar tekrar Tanrı’nın aradığı şeyin içten dönüş, adalet ve itaate dönüş olduğunu bildirir.
Kurban sistemi de bu yapıyı değiştirmez. Vayikra’da bazı günahlar için kurbanlar vardır; fakat bütün günahlar için tek tip bir kanlı kurban yoktur. Vayikra 5:11–13, yoksul kişinin belirli durumlarda un sunusu getirerek bağışlanabileceğini açıkça söyler. Kurban, teşuvanın yerini alan sihirli bir işlem değildir.
Yahudi görüşünün merkezindeki insan
Yahudilik insanı ne kusursuz ne de doğuştan mahkûm görür. İnsan yetser tov ve yetser ra arasındaki gerçek mücadele içinde yaşayan, seçim yapabilen ve yaptığı seçimlerden sorumlu olan bir varlıktır. Günah insanı Tanrı’dan uzaklaştırır; teşuva ise dönüş yolunu açar. Bu yol insanın dışında gerçekleşen bir ölüm aracılığıyla değil, kişinin kendisinin Tanrı’ya dönmesiyle işler.
Bu nedenle asli günah öğretisi Tanah’ın insan anlayışının doğal sonucu değildir. Tanah’ın modeli bireysel sorumluluk, özgür irade, teşuva ve Tanrı’nın bağışlaması üzerine kuruludur. Adam’ın günahı insanlık tarihinin başlangıcındaki büyük kırılmadır; fakat hiçbir çocuk Adam’ın mahkûmiyet kararıyla doğmaz.









