Talmud’a yapılan iftiralar (1) “Giriş”

Talmud hakkında internette dolaşan suçlamaların önemli bir bölümü yeni değildir. Aynı yöntem, Orta Çağ Hristiyan polemiğinde Talmud’u Yahudiliğe karşı bir delile dönüştürmek için kullanıldı: tek bir cümle bütünden koparıldı, hukuki tartışma nihai hüküm gibi sunuldu, aggada halaha yerine geçirildi, aynı adı taşıyan kişiler özdeşleştirildi ve Yahudi metni Hristiyan dogmasının doğru olduğu ön kabulüyle yargılandı. Bu yöntem metni açıklamaz; metnin yerine polemik üretir.
1240 yılında Paris’te Talmud, Nicholas Donin’in Papa IX. Gregorius’a sunduğu suçlamaların ardından resmî bir Hristiyan soruşturmasının konusu oldu. Rabbi Yehiel ben Yosef başta olmak üzere Yahudi bilginleri Talmud’u savundu. Yargılama Talmud’un mahkûm edilmesiyle sonuçlandı ve 1242’de Paris’te çok sayıda Talmud ve başka İbranice eser yakıldı. Orta Çağ’daki bu saldırının ana başlıkları bugün de tanıdıktır: Talmud’un Tora’nın yerini aldığı, İsa’ya hakaret ettiği, ahlaksız veya saçma hükümler taşıdığı ve Yahudi olmayanları insan saymadığı ileri sürülür.
Talmud’u sınamanın doğru yolu
Bir Talmud iddiası yalnız tercüme edilmiş tek bir cümle gösterilerek sınanamaz. Önce gerçekten Talmud’da bulunup bulunmadığı belirlenir. Ardından İbranice veya Aramice metin, bulunduğu sugya yani tartışma bütünü, konuşanın kim olduğu, karşı görüşler, tartışmanın halahik mi aggadik mi olduğu ve sonraki posekim tarafından nasıl hükme bağlandığı incelenir. Bir görüşün Gemara’da zikredilmesi, Yahudi hukukunun o görüşü kabul ettiği anlamına gelmez. Talmud çoğu yerde sonuca giden tartışmanın tamamını kaydeder.
Bu ayrım yapılmadığında mahkeme tutanağındaki savcı görüşünü mahkemenin kararı sanmaya benzer bir hata ortaya çıkar. Talmud’un yapısı özellikle buna izin vermez: itirazı da, reddedilen görüşü de, varsayımsal örneği de, azınlık görüşünü de korur. Halahik sonuç bazen aynı sayfada, bazen başka bir sugya içinde, bazen de Rambam, Rif, Roş ve Şulhan Aruh gibi sonraki halaha eserlerinde belirginleşir.
“Talmud, Tora’dan daha üstündür” iddiası
Bu suçlama Yahudiliğin Yazılı Tora ile Tora Şebeal Pe — Sözlü Tora arasındaki ilişkiyi tersine çevirir. Talmud, Tora’nın yerine konmuş ikinci bir vahiy kitabı değildir. Mişna ve Gemara, Tora’nın emirlerinin nasıl anlaşıldığını, uygulandığını ve hukuki sorunlara nasıl taşındığını kaydeden Sözlü Tora geleneğinin temel katmanlarıdır. Talmud’un otoritesi Tora’yı iptal etmesinden değil, Tora’nın nasıl yaşanacağını açıklamasından gelir.
“Bilgelerin sözlerine dikkat et” türü rabbinik ifadeleri “Talmud Tora’dan kutsaldır” biçiminde çevirmek kategori hatasıdır. Bir koruyucu rabbinik hükmün ihlaline ağır dil kullanılması, kaynağın ontolojik olarak Tora’dan üstün ilan edildiği anlamına gelmez. Tora’nın kendisi yargıçlara ve Tora otoritesine başvurmayı emreder; rabbinik yetki Tora’ya karşı değil, Tora’nın içindedir. Bu konu sitedeki “Talmud, Tora’dan daha mı kutsaldır?” incelemesinde kaynaklarıyla ele alınmaktadır.
“Talmud İsa’ya hakaret ediyor” iddiası
Talmud’daki her Yeşu, Ben Stada veya benzer adlandırmayı otomatik olarak Nasıralı İsa’ya dönüştürmek doğru değildir. Aynı ad farklı kişiler için kullanılabilir; bazı anlatıların kronolojisi Nasıralı İsa’nın yaşadığı dönemle uyuşmaz; bazı pasajların kimliği klasik Yahudi yorumunda da aynı biçimde kurulmaz. Önce kişinin kimliği metinden gösterilmelidir. Hristiyan polemiğinde ise çoğu kez sonuç baştan kabul edilir ve benzer isim taşıyan her olumsuz kişi İsa ilan edilir.
Daha temel sorun şudur: Talmud’un Hristiyan İsa öğretisini kabul etmemesi, Talmud aleyhinde bir delil değildir. Tanah İsa’yı Maşiah veya Tanrı olarak tanımlamaz; Tora da Tanrı’nın insan bedenine girerek ilahi bir kişi halinde dünyaya geldiği öğretisini vermez. Tora’nın Tanrı anlayışı ile Hristiyan enkarnasyon ve Üçlü Birlik öğretisi aynı değildir. Yahudi bir metni “İsa’nın ilahiliğini kabul etmiyor” diye suçlamak, önce Hristiyanlığın doğru olduğunu varsayıp sonra Yahudiliği bu varsayıma uymadığı için mahkûm etmektir. Bu döngüsel bir iddiadır; kanıt değildir.
“Talmud saçma ve ahlaksızdır” iddiası
Talmud yalnız nihai hükümler kitabı değildir. Hukuk, dil, takvim, tıp, tarım, ticaret, mahkeme usulü, anlatı, benzetme ve aggada yan yana bulunur. Bilgeler uç ihtimalleri sınayabilir, gerçekleşmesi çok seyrek bir olayı hukuki sınırları belirlemek için tartışabilir veya ahlaki bir düşünceyi anlatı diliyle verebilir. Böyle bir parçayı türünden koparıp “Yahudilik bunu literal olarak emrediyor” diye sunmak metni bozmak demektir.
Aggada da otomatik olarak “masal” veya “bağlayıcı dogma” değildir. Halahik sugya da otomatik olarak son karar değildir. Talmud okumasının ilk şartı bu türleri birbirine karıştırmamaktır. Gerçekten zor bir kaynak varsa çözüm onu gizlemek değil, tamamını okumaktır: özgün metin, yakın bağlam, paralel sugyot ve klasik yorum birlikte incelendiğinde iddianın ne söylediği açıkça görülür.
“Talmud Yahudi olmayanları insan saymıyor” iddiası
Bu suçlama da teknik halaha terimlerini insanın değeri hakkında ontolojik hükümlere dönüştürür. Adam, goy, nokhri, ger toşav ve Ben Noah aynı hukuki kategori değildir. Belirli bir tuma kuralının yalnız İsrael’e uygulanması veya bir mitsvanın yalnız Yahudilere verilmiş olması, Yahudi olmayan insanın insan olmadığı anlamına gelmez. Tora insanlığın tamamını Adam’dan ve Noah’tan türetir; cinayetin yasaklanmasını da insanın tselem Elokim — Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmasıyla temellendirir (Bereşit 9:6).
Talmud’un farklı topluluklara ilişkin hükümleri kendi hukuki bağlamlarında okunmalıdır. Savaş dönemi, putperest toplum, ger toşav, barış ilişkileri ve sıradan medeni ilişki aynı kategori değildir. Bütün bu ayrımları silip en sert cümleyi bütün Yahudi olmayanlara ve bütün zamanlara yaymak, kaynak okumak değil propaganda üretmektir.
Orta Çağ suçlamalarının bugünkü biçimi
Paris’teki 1240 Talmud yargılaması, tarafsız bir filoloji semineri değildi. Talmud’un Yahudi yaşamındaki otoritesi Hristiyan otoriteler tarafından sorun olarak görülüyor, metin Hristiyan inanç ölçütleriyle sorgulanıyordu. Paris’teki mahkûmiyetin ardından Talmud nüshalarının yakılması, metinsel tartışmanın nasıl dinî baskıya dönüştüğünün tarihsel örneğidir.
Bugün bir internet sayfasında aynı eski suçlamanın görülmesi onu yeni bir keşif yapmaz. Bir alıntının doğruluğu, kaç kez tekrarlandığıyla değil kaynağın kendisiyle belirlenir. Sahte sayfa numarası, yanlış tercüme, farklı kişilerin birleştirilmesi, reddedilmiş görüşün nihai hüküm diye sunulması veya Hristiyan dogmasının Talmud için ölçü yapılması aynı yöntemin farklı biçimleridir.
Sonuç
Talmud hakkında bir iddia, ancak Talmud’un gerçekten ne söylediği gösterilerek kurulabilir. Yahudi metnini bağlamından koparıp Hristiyan teolojisine göre suçlamak, Yahudiliği incelemek değildir. Talmud Tora’nın rakibi değildir; Tora Şebeal Pe’nin temel kayıtlarından biridir. Talmud’u, Tanah’ta bulunmayan İsa’nın ilahiliği ve Maşiahlığı dogmasını kabul etmediği için mahkûm eden Hristiyan polemik, kendi sonucunu öncül olarak kullanır; bu nedenle Tora veya Tanah’a karşı bir kanıt oluşturmaz.
Bu dizide her suçlama aynı yöntemle sınanacaktır: özgün İbranice veya Aramice metin, tam bağlam, paralel kaynaklar ve halahik sonuç. Bir iddia bunlara dayanıyorsa ayakta kalır; dayanmıyorsa reddedilir.
Kaynaklar
Hyam Maccoby, Judaism on Trial: Jewish-Christian Disputations in the Middle Ages, özellikle Paris Tartışması bölümü; Musée d’art et d’histoire du Judaïsme, “Jews in France in the Middle Ages”; Alexander Fidora, 1240 Paris Talmud yargılaması üzerine çalışmalar; Talmud Bavli ve klasik Yahudi yorumları.










[…] “Talmud’a yapılan iftiralar” başlığı altında daha önce yazılmış olan dokuz adet makaleyi okuyabilirsiniz. Birincisi burada: Talmud’a yapılan iftiralar (1) “Giriş” […]
[…] “Talmud’a yapılan iftiralar” başlığı altında daha önce yazılmış olan dokuz adet makaleyi okuyabilirsiniz. Birincisi burada: Talmud’a yapılan iftiralar (1) “Giriş” […]