KABALAT

Top Menu

  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim

Main Menu

  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim
KABALAT
Menü
  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim
  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
İlahi Gözetim / HaşgahaTanrı ve Vahiy
Ana Sayfa›Yahudi Düşüncesi›İlahi Gözetim / Haşgaha›Tanrı Ne Yapacağımı Biliyorsa Özgür müyüm? İlahi Bilgi, Zaman ve İnsan Seçimi

Tanrı Ne Yapacağımı Biliyorsa Özgür müyüm? İlahi Bilgi, Zaman ve İnsan Seçimi

Yazan Gökhan Duran
29 Eylül 2026
0
0
Paylaş:

Yarın önemli bir karar vereceğinizi düşünün. Önünüzde iki seçenek var. A’yı da seçebilirsiniz, B’yi de. Henüz karar vermediniz. Düşünecek, nedenlerinizi tartacak ve sonunda birini seçeceksiniz. Fakat Tanrı sizin ne yapacağınızı biliyorsa ne olur? Tanrı sizin A’yı seçeceğinizi yanılmaz biçimde biliyorsa B’yi gerçekten seçebilir misiniz? B’yi seçerseniz Tanrı’nın bilgisi yanlış çıkmış olmaz mı? Tanrı yanılmayacağına göre A’yı seçmeniz daha siz karar vermeden kesinleşmiş değil midir?

Bu, özgür irade hakkında sorulabilecek en güçlü sorulardan biridir. “Tanrı biliyor ama seni zorlamıyor” demek tek başına yeterli değildir. İnsan hemen haklı olarak şunu sorabilir: “Beni zorlamıyor olabilir. Fakat Tanrı A’yı kesin olarak biliyorsa B gerçekten benim için mümkün mü?” Sorunun çözümü, Tanrı’nın bilgisini nasıl düşündüğümüzde başlar. İnsan zamanın içinde yaşar. Tanrı’yı da bizim gibi zamanın içinde bilgi edinen bir varlık olarak düşündüğümüzde, Tanrı’nın bilgisi ile insanın seçimi sanki aynı çizgide birbirine rakip iki güç haline gelir. Oysa klasik Yahudi düşüncesinin Tanrı anlayışı böyle değildir.

İnsan zamanın içinde yaşar; Tanrı’nın bilgisi bizim zaman sıramıza bağlı değildir

İnsan için hayat bir sıra içinde ilerler. Önce bir durumla karşılaşırız, sonra düşünürüz, ardından karar verir ve davranırız. Kararın sonucu ise daha sonra ortaya çıkar. Bizim açımızdan gerçekten bir “önce” ve “sonra” vardır. Bugün yarın ne yapacağımızı bilmiyor olabiliriz; yarın kararımızı veririz, ertesi gün ise verdiğimiz kararı geçmişte kalmış bir olay olarak hatırlarız.

Tanrı’nın bilgisini de aynı biçimde hayal edersek şöyle bir tablo ortaya çıkar: Tanrı geçmişte bir noktada geleceğe bakmış, “Bu insan A’yı yapacak” diye bilgiyi kaydetmiş ve insan daha sonra o karar anına ulaşmıştır. Böyle düşününce gelecek sanki Tanrı’nın önceden yazdığı bir kayıt tarafından kapatılmış görünür. İnsan karar veriyor gibi görünse de sonuç çoktan belirlenmiş gibidir.

Fakat klasik Yahudi Tanrı anlayışında problem tam burada yanlış kurulmaktadır. Tanrı bizim gibi zamanın içinde ilerleyen bir varlık değildir. “Tanrı geleceği önceden bilir” cümlesi bizim zaman içindeki dilimiz açısından anlaşılırdır; fakat “önceden” kelimesi Tanrı’nın bilgi biçimini tam olarak anlatmaz. Tanrı önce bilmeyip sonra öğrenmez. Geçmişten geleceğe ilerleyerek yeni bilgiler edinmez. Tanrı’nın bilgisi bizim yaşadığımız önce-sonra sırasına bağlı değildir.

“Tanrı her şeyi aynı anda bilir” demek de ancak yaklaşık bir anlatımdır; çünkü “aynı anda” sözü de zamana aittir. Esas fikir şudur: Tanrı’nın bilgi sahibi olması bizim gibi bir zaman akışı içinde gerçekleşmez. İnsan olayları yaşadıkça öğrenir; Tanrı ise yaratılmış zamanın içinde bekleyen ve olaylar gerçekleştikçe bilgi toplayan bir gözlemci değildir.

Rambam’ın ilahi bilgi sorununa yaklaşımında bu nokta belirleyicidir. Şemona Perakim’in sekizinci bölümünde soruyu açık biçimde ortaya koyar: Tanrı bir insanın iyi veya kötü davranacağını biliyorsa, insan nasıl başka türlü davranabilir? Rambam’ın cevabının merkezinde, Tanrı’nın bilgisinin insan bilgisinin büyütülmüş bir biçimi olmadığı düşüncesi vardır. Tanrı ile Tanrı’nın bilgisi, insan ile insanın sahip olduğu bilgi gibi iki ayrı şey değildir. Buna rağmen Rambam aynı bölümün sonunda insanın doğru veya yanlış davranışını kendi seçimiyle yaptığını açıkça korur.

Bu nedenle ilk büyük yanlışımız şudur: Tanrı’yı zaman çizgisinin başında duran ve gelecekte olacak şeyleri önceden kaydeden bir gözlemci gibi düşünmek. Tanrı geleceği beklemez; bizim için geçmiş, şimdi ve gelecek diye ayrılan yaratılmış zaman düzeni, Tanrı’nın bilgisini bizim bilgimiz gibi parça parça oluşturan bir süreç değildir.

Tanrı biliyor diye mi seçiyorum?

Şimdi ikinci soruya geçebiliriz. Tanrı A’yı biliyorsa ben A’yı Tanrı bildiği için mi seçiyorum? Cevap hayırdır. Bir şeyi bilmek, o şeyi meydana getirmek değildir. Bir doktor hastasının biraz sonra bayılacağını kesin biçimde biliyor olsaydı, doktorun bilgisi hastayı bayıltan neden olmazdı. Bir astronom tutulmanın saatini doğru hesapladığında tutulma astronom bildiği için gerçekleşmez. Bu örnekler Tanrı’nın bilgisiyle tam olarak aynı değildir; insan yanılabilir, Tanrı yanılmaz. Fakat önemli bir ayrımı gösterirler: bilmek ile yaptırmak aynı şey değildir.

R. Yehuda HaLevi, Kuzari’de bu ayrımı doğrudan insan özgürlüğüne uygular. Bir şey hakkındaki bilginin, o şeyin meydana geliş nedeni olmadığını söyler. İnsan seçimi gerçek bir neden olarak kalabilir. Saadya Gaon ise HaEmunot veHaDeot’ta meseleyi daha da doğrudan ele alır. İnsan konuşmak veya susmak arasında seçim yapacaktır. Tanrı onun konuşacağını biliyorsa, insan susabilir mi? Saadya’nın cevabı önemlidir: İnsan gerçekten susacak olsaydı, doğru cümle “Tanrı onun susacağını biliyordu” olurdu. Tanrı “konuşacak” diye bilip daha sonra insan “susarak” Tanrı’yı yanlış çıkarmaz.

Burada çok önemli bir yön farkı vardır. Yanlış düşünce şudur: Tanrı A’yı biliyor, bu yüzden insan A’yı yapıyor. Daha doğru düşünce ise şudur: İnsan gerçekten A’yı seçiyorsa Tanrı’nın bilgisi bu gerçek seçimden hiçbir zaman farklı değildir. İnsan önce seçip sonra Tanrı’ya haber vermez; burada bir zaman sırası anlatılmıyor. Söylenen şey, Tanrı’nın bilgisinin gerçeklikle çelişmediğidir. Tanrı’nın bilgisi insanın seçimini üretmez; Tanrı insanın gerçek seçimini bilir.

“Yedia gezerah değildir.”

Raavad, Hilhot Teşuva 5:5 üzerine

Raavad’ın Rambam üzerine yaptığı bu ayrım aynı noktayı başka bir dille ifade eder. Tanrı’nın bilmesi, insan hakkında verilmiş ve onun başka türlü davranmasını engelleyen bir hüküm değildir. “Tanrı biliyor”, “Tanrı istiyor” ve “Tanrı yaptırıyor” üç ayrı cümledir. Bunları birbirinin yerine kullanamayız.

Tanrı A’yı biliyorsa B gerçekten mümkün mü?

Sorunun en zor kısmı burada başlar. Tanrı sizin A’yı seçeceğinizi yanılmaz biçimde biliyor. B’yi yapabilir misiniz? Bu soruyu iki farklı biçimde sormak mümkündür ve iki biçim arasındaki fark bütün tartışmayı değiştirir.

Birinci soru şöyledir: “Tanrı’nın A’yı yanılmaz biçimde bildiği aynı kalsın ama ben B’yi yapayım.” Bu mümkün değildir. Tanrı’nın yanılmaz biçimde A’yı bilmesi ile gerçekte B’nin olması birlikte doğru olamaz. Fakat özgür iradenin gerçek sorusu bu değildir. Gerçek soru, “A yerine B’yi seçmem mümkün müydü?” sorusudur.

A’yı seçtiğiniz durumda Tanrı A’yı bilir. B’yi gerçekten seçmiş olsaydınız Tanrı B’yi bilirdi. Mümkün olmayan üçüncü bir durum vardır: Siz B’yi seçiyorsunuz fakat Tanrı yanılmaz biçimde A’yı biliyor. Bu üçüncü durumun mümkün olmaması özgür iradenin yokluğunu göstermez; yalnızca Tanrı’nın bilgisi ile gerçek olayın birbirine ters düşemeyeceğini gösterir.

Tanrı’nın yanılmazlığı tek başına B seçeneğini ortadan kaldırmaz; Tanrı’nın bilgisi ile gerçekleşen seçimin birbiriyle çelişmesini ortadan kaldırır. Bu ayrım sorunun merkezidir.

Özgür olmak Tanrı’yı yanlış çıkarabilmek değildir. Nasıl özgür bir insan olmak için kare bir daire çizebilmeniz gerekmiyorsa, özgür olmak için de “Tanrı A’yı kesin olarak bilsin ama ben yine de B’yi yapayım” biçimindeki çelişkili bir durumu gerçekleştirebilmeniz gerekmez. İnsan B’yi gerçekten seçmiş olsaydı Tanrı yanılmış olmazdı; Tanrı’nın bilgisi hiçbir zaman A olmayacaktı.

Burada “Tanrı’nın bilgisi değişirdi” demek de doğru değildir. Tanrı önce A’yı bilip sonra insanın B’yi seçmesi üzerine bilgisini düzeltmiyor. İki farklı mümkün durumu karşılaştırıyoruz. Bir durumda insan A’yı seçiyor ve Tanrı A’yı biliyor; diğerinde insan B’yi seçiyor ve Tanrı B’yi biliyor. Her iki durumda da Tanrı’nın bilgisi baştan sona gerçeğe uygundur ve Tanrı’nın sonradan bir şey öğrenmesi gerekmez.

Dolayısıyla ilahi yanılmazlıktan çıkan sonuç, “İnsan başka türlü davranamaz” değil, “Tanrı’nın bilgisi gerçek fiilden farklı olamaz” sonucudur. Bu ikisi aynı şey değildir.

“Ama Tanrı bunu zaten biliyordu”

İtiraz burada daha da güçlendirilebilir. Birisi şöyle diyebilir: “Tanrı’nın bilgisi beni zorlamıyor olabilir, ama Tanrı bunu zaten biliyordu. Geçmişi değiştiremem. O halde yine başka türlü davranamam.”

Bu itiraz, Tanrı’nın bilgisini geçmişte meydana gelmiş sıradan bir olay gibi düşündüğümüzde güçlü görünür. Dün yağmur yağdıysa bugün dünü değiştirip yağmuru kaldırmanız mümkün değildir. Fakat “Dün Tanrı benim yarın A’yı yapacağımı biliyordu” cümlesi aynı yapıda değildir. Bu cümlenin içeriğinde yarınki fiiliniz vardır. Daha önemlisi, Tanrı’nın bilgisi gerçekten dün oluşmuş zihinsel bir kayıt değildir. Tanrı bizim gibi zamanın içinde öğrenmiyorsa, “Tanrı dün geleceği zihnine yazdı ve şimdi bu kayıt kilitlendi” şeklindeki model baştan yanlış kurulmuştur.

Tanrı A’yı önce öğrenmez. İnsan da daha sonra gelip Tanrı’nın önceden oluşturduğu bilgiye uymak zorunda kalmaz. Tanrı’nın bilgisini zaman çizgisinin geçmiş bölümüne koyduğumuzda ortaya çıkan sorun, Tanrı’yı insan gibi bilen bir özne olarak düşünmemizden kaynaklanır.

Bu nedenle zaman konusu çözümün önemli bir parçasıdır. Fakat zamanın tek başına bütün problemi çözdüğünü söylemek de doğru olmaz. Bir insan yine de “Tanrı A’yı zamansız biçimde biliyorsa B nasıl mümkün?” diye sorabilir. Bu yüzden Tanrı’nın zamanın akışına tabi olmadığı düşüncesi, bilgi ile neden arasındaki ayrımla birlikte kullanılmalıdır. Tanrı’nın bilgisi zamansal olarak seçimden önce duran bir kayıt değildir ve aynı zamanda seçimi meydana getiren güç de değildir.

Tanrı her an beni var ediyorsa seçimi yapan kim?

Mesele burada daha derin bir düzeye iner. Yahudi düşüncesinde, özellikle Kabala ve Hasidut’ta yaratılış yalnız çok eski bir başlangıç olayı olarak görülmez. Yaratılmış varlıkların her an Tanrısal kaynağa bağlı olduğu anlatılır. Tanya’nın Şaar HaYihud vehaEmuna bölümünde yaratıcı güç yaratılmıştan çekilse varlığın tekrar yokluğa döneceği ve Tanrısal yaratıcı gücün yaratılmışı sürekli varlıkta tuttuğu açıklanır.

Bu durumda insanın yalnız bedeni değil, düşünme gücü, iradesi ve seçim yapabilme yeteneği de Tanrı’dan bağımsız değildir. Buradan kolayca şu soru çıkar: “Tanrı beni ve bütün güçlerimi her an var ediyorsa, seçimi yapan aslında Tanrı değil midir?”

Hayır; çünkü burada iki farklı soru vardır. “Bu insan nasıl var olabiliyor?” ile “Bu insan neden A’yı seçti?” aynı soru değildir. İlk sorunun en temel cevabı Tanrı’dır. İnsan kendi kendisini varlıkta tutmaz. Bedeni, zihni, iradesi ve davranabilme gücü Tanrı’dan bağımsız bir varlığa sahip değildir. İkinci sorunun cevabı ise insanın ahlaki seçimidir. İnsan kendi seçim alanında A’yı seçmiştir.

Tanrı insanı ve onun seçme gücünü var eder; insan gerçekten seçer. Bunlar birbirinin rakibi değildir. Tanrı insanın varlığının kaynağıdır. İnsan ise yaptığı ahlaki seçimin sorumlusudur.

Kabala’nın Or–Kli diliyle söylersek, Or Kli’ye varlık verir; fakat Kli’nin yapısını yok etmez. Kli gerçekten sınırlıdır ve kendine özgü biçimde alır. İnsan Kli’sinin yaratılmış yapısında behirah, yani seçim yeteneği varsa, Tanrı’nın onu sürekli varlıkta tutması bu yeteneği hayal haline getirmez. Tanrı seçme gücü bulunan insanı var eder; insan bu güçle seçim yapar.

Böylece iki yanlış uçtan da kaçınırız. İnsanı Tanrı’dan bağımsız ikinci bir yaratıcı güç haline getirmeyiz; fakat insanın bütün ahlaki sorumluluğunu silip yaptığı her şeyi doğrudan Tanrı’nın seçimi de saymayız. Tanrı’nın yaratılmışa varlık vermesi ile yaratılmış insanın kendi alanında gerçekten karar vermesi farklı düzeylerde gerçekleşir. Tanrı’nın bilgisi, insanın seçimi ve Haşgaha arasındaki ayrımın daha geniş açıklaması için Haşgaha Pratit Nedir? İlahi Gözetim, Tesadüf, Doğa ve Özgür İrade yazısı okunabilir. İlahi yönetimin neden her zaman açık biçimde görünmediği sorusu ise Hester Panim kavramında ele alınır.

Üç farklı “önce”yi birbirinden ayırmak

Sorunun neden bu kadar kolay karıştığını şimdi daha iyi görebiliriz. Aslında üç farklı ilişkiyi tek bir “önce” düşüncesi altında topluyoruz. Tanrı varlık bakımından insandan öncedir. İnsan ve bütün güçleri Tanrı’ya bağlıdır. Tanrı’nın bilgisi ise zaman bakımından seçimden önce duran bir kayıt değildir; Tanrı’nın bilmesi bizim gibi geçmişten geleceğe ilerlemez. İnsan ise kendi ahlaki davranışının gerçek sorumlusudur. “Bu insan neden A’yı yaptı?” diye sorduğumuzda, onun seçim alanında cevap “A’yı seçtiği için”dir.

Bu üç düzey birbirine karıştırıldığında paradoks ortaya çıkar. Ayırdığımızda ise Tanrı’nın bilgisi ile insanın seçimi artık aynı yerde birbirini iten iki kuvvet gibi görünmez. Tanrı’nın bilgisi insan iradesinin rakibi değildir.

Rabbi Akiva’nın bu sözü, הַכֹּל צָפוּי וְהָרְשׁוּת נְתוּנָה — Ha-kol tsafui ve-ha-reşut netuna, bu çerçevede çok daha açık hale gelir. İlk bakışta iki yarım cümle birbirine karşıymış gibi görünür. Her şey biliniyorsa seçim nasıl gerçek olabilir? Fakat sorun ancak Tanrı’nın bilgisini zaman içinde geleceği kilitleyen bir kayıt gibi düşündüğümüzde doğar.

Tanrı insanın seçimini bilir fakat Tanrı’nın bilgisi seçimin yerine geçmez. İnsan A’yı Tanrı A’yı bildiği için seçmez. İnsan gerçekten A’yı seçer ve Tanrı’nın bilgisi onun gerçek fiilinden hiçbir zaman farklı değildir. İnsan B’yi gerçekten seçmiş olsaydı Tanrı’nın bilgisi de hiçbir zaman A olmayacaktı. Böylece hem her şeyin Tanrı’nın bilgisinde oluşu hem de insana gerçek seçim alanı verilmesi birlikte korunabilir.

Ralbag ve Crescas neden başka yollar aradı?

Bu çözüm güçlüdür; fakat Yahudi düşüncesinde herkes problemi aynı biçimde çözmemiştir. Bu görüş ayrılıkları, sorunun kolay olmadığını gösterir.

Ralbag, insanın gelecekteki seçimi gerçekten açıksa, henüz gerçekleşmemiş bir fiilin şimdiden tek ve belirlenmiş sonuç gibi bilinmesi fikrinde sorun görür. Bu nedenle Tanrı’nın gelecekteki mümkünlükleri bilme biçimini Rambam’dan farklı açıklar. Özgür seçimin açıklığını korumak için ilahi bilginin gelecekteki tekil seçimlerle ilişkisini yeniden yorumlar.

R. Hasdai Crescas ise başka bir noktaya yönelir. İnsan gerçekten aynı şartlarda bütünüyle başka türlü davranabilir mi? Karakterimiz, bilgilerimiz, arzularımız, alışkanlıklarımız ve içinde bulunduğumuz şartlar seçimlerimizi etkiliyorsa özgürlüğün ne anlama geldiğini yeniden düşünmek gerekmez mi? Crescas’ın önemli katkısı, rastgeleliğin özgürlük olmadığını göstermesidir. Bir kararın hiçbir nedeni olmaması onu daha fazla “bizim” yapmaz. Bir zar rastgele düşebilir ama ahlaki bir seçim yapmış olmaz. Crescas’ın özgür irade anlayışının daha geniş çerçevesi için Ohr HaŞem – Rabbi Hasday Crescas yazısına bakılabilir.

Bu görüş ayrılıkları insan özgürlüğü meselesinin ilahi bilgiden daha geniş olduğunu gösterir. Burada çözdüğümüz soru şudur: Tanrı’nın ne yapacağımızı bilmesi, tek başına özgür iradeyi ortadan kaldırır mı? Cevap hayırdır. Bundan insan özgürlüğü hakkındaki bütün felsefi ve bilimsel sorunların çözülmüş olduğu sonucu çıkmaz. Örneğin biri “Tanrı’nın bilgisi beni zorlamıyor olabilir, fakat beynim ve geçmişteki bütün fiziksel nedenler zaten yalnızca tek bir sonucu mümkün kılıyorsa gerçekten özgür müyüm?” diye sorabilir. Bu artık başka bir tartışmadır. Bu, Tanrı’nın bilgisi problemi değil, insan davranışlarının nedenlerle ne ölçüde belirlendiği problemidir.

İki soruyu birbirine karıştırmamak gerekir. İlahi bilginin özgürlüğü ortadan kaldırmadığını göstermek, insanın bütün başka nedenlerden bağımsız olduğunu kanıtlamak değildir.

Tanrı sonucu biliyorsa insanın çabası neden gereklidir?

Buradaki çözüm günlük hayata da doğrudan uzanır. “Tanrı zaten ne yapacağımı biliyor. O halde düşünmenin, çalışmanın veya tedbir almanın ne anlamı var?” sorusu da Tanrı’nın bilgisini olayın nedeni sanmaktan doğar.

Tanrı yalnız sonucu bilmez. O sonuca hangi düşünceler, hangi kararlar ve hangi eylemler aracılığıyla ulaştığınızı da bilir. Düşünmeniz geleceğin dışında değildir; çabanız geleceğin dışında değildir; karar vermeniz de geleceğin dışında değildir.

Kuzari bu nedenle “Olacak şey zaten Tanrı’nın bilgisindedir” diyerek tedbiri bırakmayı reddeder. Düşmana karşı hazırlanmak veya açlığa karşı yiyecek hazırlamak olayların gerçek nedenleri arasındadır. Tanrı’nın sonucu bilmesi, sonuca götüren gerçek nedenleri gereksiz yapmaz.

Bu nokta Bitahon Nedir? Tanrı’ya Güvenmek, Çaba, Tedbir ve Sonucu Bırakmak makalesindeki temel ayrımla da bağlantılıdır. Bitahon, “Tanrı biliyor, dolayısıyla hiçbir şey yapmam gerekmiyor” demek değildir. İnsan kendisine ait alanda düşünür, çalışır, tedbir alır ve seçer. Sonucun bütünüyle kendi kontrolünde olmadığını bilir. İlahi bilgi insanın görevini kaldırmaz.

Sonuç

Bütün resmi bir araya getirdiğimizde ilahi bilgi ile özgür irade arasındaki görünür çelişki önemli ölçüde çözülür. İnsan zamanın içinde yaşar; seçeneklerle karşılaşır, düşünür, karar verir ve davranır. Tanrı ise yaratılmış zamanın içinde ilerleyen bir gözlemci değildir. Bilgisi bizim gibi önce bilmeme ve sonra öğrenme biçiminde oluşmaz.

Tanrı’nın bilgisi insanın seçiminin nedeni değildir. İnsan A’yı Tanrı A’yı bildiği için seçmez. İnsan gerçekten A’yı seçerse Tanrı’nın yanılmaz bilgisi bu gerçek seçimden farklı değildir. İnsan gerçekten B’yi seçmiş olsaydı Tanrı’nın bilgisi de hiçbir zaman A olmayacaktı.

Tanrı insanın kendisini, zihnini, iradesini ve seçme kapasitesini sürekli varlıkta tutar. Fakat insana varlık vermek ile insanın yerine ahlaki karar vermek aynı şey değildir. Tanrı insanın varlığının kaynağıdır; insan ise kendi seçim alanındaki davranışının sorumlusudur.

Bu nedenle Tanrı’nın bilgisi geleceği insanın önüne kapatan bir duvar değildir. Tanrı’nın yanılmazlığı tek başına alternatif seçeneği ortadan kaldırmaz; Tanrı’nın bilgisi ile gerçekleşen seçimin birbirine aykırı olmasını ortadan kaldırır.

İnsan özgürlüğünün var olabilmesi için Tanrı’nın bilmediği bir alan bulunması gerekmez. Tanrı’nın bilgisizliği özgürlüğün şartı değildir. Tanrı insanın özgür seçimini, tam da insanın özgür seçimi olarak bilir.

“Her şey görülmüştür; seçim yetkisi verilmiştir.”

Pirkei Avot 3:15

Başlıca Kaynaklar

Devarim 30:15–20; Pirkei Avot 3:15; Berahot 33b; R. Saadya Gaon, HaEmunot veHaDeot, Maamar IV; R. Yehuda HaLevi, Kuzari V:20; Rambam, Hilhot Teşuva 5–6 ve Şemona Perakim VIII; Raavad, Hasagot, Hilhot Teşuva 5:5 üzerine; Ralbag, Milhamot HaŞem, Tanrı’nın bilgisi ve gelecek mümkünlükleri üzerine bölümler; R. Hasdai Crescas, Ohr HaŞem, II. Maamar; R. Yosef Albo, Sefer HaIkkarim, IV. Maamar; Tanya, Şaar HaYihud vehaEmuna.

Önceki Makale

Bitahon Nedir? Tanrı’ya Güvenmek, Çaba, Tedbir ve ...

Sonraki Makale

Tanrı İyiyse Kötülük Neden Var? Yahudilikte Acı, ...

0
Paylaşım
  • 0
  • +
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

İlgili Yazılar

  • Hester Panim Nedir? Tanrı Neden Yüzünü Gizler?
  • Tanrı İyiyse Kötülük Neden Var? Yahudilikte Acı, Özgür İrade ve Tikun
  • Bitahon Nedir? Tanrı’ya Güvenmek, Çaba, Tedbir ve Sonucu Bırakmak

İlgili Yazılar Yazarın Diğer Yazıları

  • Yahudilik'te Tanrı Kavramı - Rabbi David Aaron kapak görseli
    Tanrı ve Vahiy

    Yahudilik’te Tanrı Kavramı – Rabbi David Aaron

    24 Şubat 2024
    Yazan Gökhan Duran
  • Keduşa Nedir? Tora’da kutsal olmak ne demektir?
    Tanrı ve Vahiy

    Keduşa Nedir? Tora’da “Kutsal” Olmak Ne Demektir?

    26 Eylül 2026
    Yazan Gökhan Duran
  • Kötülük problemi, özgür irade ve tikunu simgeleyen karanlıktan aydınlığa uzanan yol
    Tanrı ve Vahiy

    Tanrı İyiyse Kötülük Neden Var? Yahudilikte Acı, Özgür İrade ve Tikun

    29 Eylül 2026
    Yazan Gökhan Duran
  • Gerçekliği Yönetmek (Haşgaha Pratis) kapak görseli
    İlahi Gözetim / Haşgaha

    Gerçekliği Yönetmek: Haşgaha Üzerine Video Ders

    30 Aralık 2020
    Yazan Gökhan Duran
  • Tanrı, Bugün Bizimle Konuşuyor Mu? (3) Paro'nun Rüyasını Anlamak kapak görseli
    Tanrı ve Vahiy

    Tanrı, Bugün Bizimle Konuşuyor Mu? (3): Paro’nun Rüyasını Anlamak

    30 Mayıs 2020
    Yazan Gökhan Duran
  • Doğruyu Nerede Aramalı? kapak görseli
    Tanrı ve Vahiy

    Doğruyu Nerede Aramalı?

    14 Ekim 2025
    Yazan Gökhan Duran

  • Savaşın zamanı var, barışın zamanı var! kapak görseli
    Etik ve Yahudi Değerleri

    Savaşın zamanı var, barışın zamanı var!

  • Talmud'a yapılan iftiralar (1) "Giriş" kapak görseli
    Dinlerarası İddialar

    Talmud’a yapılan iftiralar (1) “Giriş”

  • Shomer Emunim Bölüm 4, Enerji ve Kısıtlama, Hasadim ve Gevurot kapak görseli
    Shomer Emunim

    Shomer Emunim Bölüm 4, Enerji ve Kısıtlama, Hasadim ve Gevurot

Kabalat.com

  • Hakkımda
  • Yayın İlkeleri
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
  • Gizlilik
  • Çerez Politikası
  • ToraOku ↗