KABALAT

Top Menu

  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim

Main Menu

  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
  • Misyoner İddiaları
  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim
KABALAT
Menü
  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
  • Misyoner İddiaları
  • ToraOku ↗
  • Yahudi Kitapları ve Türkçe Çeviriler
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımda
  • İletişim
  • Başlangıç
    • Yahudilik Nedir?
  • Tora ve Tanah
    • Tora Yorumları
    • Tora Nedir?
    • İbranice ve Tanah Kavramları
    • Tanah Nedir?
  • Sözlü Tora ve Halaha
    • Mişna, Talmud ve Midraş
    • Talmud Nedir?
    • Halaha Nedir?
    • Mişna Nedir?
    • Halaha ve Mitsvalar
    • Midraş Nedir?
    • Mitsva Nedir?
  • Yahudi Yaşamı
    • Şabat ve Bayramlar
    • Dua ve İbadet
    • Etik ve Yahudi Değerleri
    • Teşuva ve Musar
  • Yahudi Düşüncesi
    • Tanrı ve Vahiy
    • Yaratılış ve Kozmoloji
    • Elokim / Elohim Merkezi
    • Maşiah / Mesih Merkezi
    • İlahi Gözetim / Haşgaha
  • Kabala
    • Kabala Öğrenme Merkezi
    • Kabala Nedir?
    • Sefirot ve Dünyalar
    • Tsimtsum Nedir?
    • Lurianik Kabala
    • Sefirot Nedir?
    • Ruh, Bilinç ve Tikun
  • Kitaplar ve Çeviriler
    • Klasik Eser Çevirileri
    • İçsel Yolculuk
    • Modern Eser Çevirileri
    • Kabalat Kitapları ve Dosyaları
  • Araştırmalar
    • Misyoner İddialarına Tanah’ın Yanıtı
    • Metin ve Kronoloji
    • Tarih ve Bilim
    • Dinlerarası İddialar
  • ToraOku ↗
  • Misyoner İddiaları
Tanrı ve Vahiy
Ana Sayfa›Yahudi Düşüncesi›Tanrı ve Vahiy›Cinler Var mı? Yahudilikte Şedim, Ruhlar ve Mazikim

Cinler Var mı? Yahudilikte Şedim, Ruhlar ve Mazikim

Yazan Gökhan Duran
16 Ağustos 2018
4448
2
Paylaş:
Cin nedir? Cinler var mıdır? kapak görseli

Şedim, Talmud ve Kabala

“Cinler var mıdır?” sorusu, Yahudi kaynakları açısından tek kelimelik bir cevapla çözülemez. Bunun nedeni kaynakların belirsiz olması değil, Türkçedeki “cin” kelimesinin Tanah ve rabbinik metinlerde birbirinden ayrılan çok sayıda kavramı tek başına karşılayamamasıdır.

Tanah’ta ve daha sonraki Yahudi kaynaklarında şedim, seirim, mazikim, ruhot ve ruah raah gibi farklı terimler kullanılır. Ov ve yidoni ise görünmeyen varlıkların adları değil, ölülerden veya gizli güçlerden bilgi elde ettiğini ileri süren uygulamalarla bağlantılı kavramlardır. Bunların tamamının aynı varlığı anlattığı düşünülürse Tanah’ın dili bozulur, Talmud anlatıları yanlış anlaşılır ve Yahudi bilginleri arasındaki gerçek görüş ayrılıkları görünmez hale gelir.

Yahudi düşüncesinde şedimin varlığı hakkında tek ve bağlayıcı bir ontolojik görüş oluşmamıştır. Talmud’daki bazı anlatılarda şedim nesnel varlıklar gibi tasvir edilir. Rambam’ın temsil ettiği rasyonalist yaklaşım, büyüsel ve okült açıklamaları yalan, aldatma ve zihinsel yanılgı olarak değerlendirir. Ramban ve Ramhal ise duyularla algılanamayan, yaratılmış ve sınırlı bir varlık sınıfından söz eder.

Bununla birlikte bütün görüşlerde değişmeyen kesin bir ilke vardır: Tanrı’dan bağımsız hareket eden, O’na rakip olan veya kader üzerinde kendi başına egemenlik kurabilen hiçbir güç yoktur.

Cin ile Şed Aynı Şey midir?

İbranice שֵׁד, şed olarak okunur. Çoğulu שֵׁדִים, yani şedimdir. Türkçede bu kelime çoğunlukla “cin” diye çevrilir. Ancak bu çeviri yaklaşık bir karşılıktır; iki kavramın bütün özellikleriyle aynı olduğu anlamına gelmez.

Tanah ve rabbinik metinlerde görünmeyen veya zarar verici alanlarla ilişkilendirilen kavramlar kendi bağlamları içinde değerlendirilmelidir.

Şedim, belirli metinlerde insanlardan ve meleklerden farklı bir varlık sınıfını ifade eder. Seirim kelimesi “kıllı olanlar” veya “tekeler” anlamına gelir ve bazı putperest kültlerdeki teke biçimli varlıklarla ilişkilendirilir. Mazikim, “zarar verenler” demektir; bu terim belirli bir türün adından çok, zarar verme niteliğini belirtir. Ruhot, “ruhlar” anlamına gelen son derece geniş bir kavramdır. Ruah raah ise “kötü”, “zararlı” veya “sıkıntı veren ruh” demektir ve geçtiği her yerde şed olarak yorumlanamaz.

Ov, ölü ruhlarından bilgi aldığı ileri sürülen bir medyumluk biçimiyle bağlantılıdır. Yidoni ise gizli bilgiye ulaşma iddiasıyla ilişkilendirilen kişiyi veya uygulamayı ifade eder. Bu iki terim birer varlık türü değildir.

Dolayısıyla Tanah’ta “ruh” kelimesinin geçmesi, metnin şedimden söz ettiği anlamına gelmez. Aynı biçimde ruh çağırmanın yasaklanması da çağrıldığı ileri sürülen her varlık hakkındaki inancın Tora tarafından onaylandığını göstermez.

Tanah’ta Şedim

Şedim kelimesi Tanah’ta çok az yerde geçer. En açık örneklerden biri Devarim 32:17’dir:

“Tanrı olmayan şedime kurban sundular.”

Ayetin İbranicesinde şedim kelimesinin hemen ardından lo eloah, yani “tanrı olmayan” ifadesi gelir. Bu nedenle ayetin ağırlık merkezi şedimin fiziksel veya ruhsal yapısı değildir. Verilen temel hüküm, kendilerine kurban sunulan bu varlıkların tanrı olmadığıdır.

Ayet, şedime bağımsız güç atfetmez. Tam tersine, onlara yöneltilen ibadetin anlamsızlığını ilan eder. Kurban sunulan varlık gerçek kabul edilse de hayal ürünü sayılsa da sonuç değişmez: Tanrısal değildir, ibadet edilmeye layık değildir ve Tanrı’nın egemenliğine ortak olamaz.

Tehillim 106:37’de benzer bir suçtan söz edilir:

“Oğullarını ve kızlarını şedime kurban ettiler.”

Bu ayette de şedimin yaratılışı veya gücü açıklanmaz. İnsan kurbanına kadar ulaşan putperestlik mahkum edilir. Tanah’ın amacı bir demonoloji sistemi kurmak değil, insanın yaratılmış veya hayal edilmiş güçlere yönelmesini engellemektir.

Bu ayrım zorunludur. Bir inancın Tanah’ta anılması, o inancın bütün ayrıntılarının Tanah tarafından doğrulandığı anlamına gelmez. Tanah putlardan, güneşe tapınmadan, büyücülerden ve ölülerden bilgi isteme uygulamalarından da söz eder. Bunların metinde yer alması, haklarında ileri sürülen bütün iddiaların gerçek kabul edildiğini göstermez.

Seirim Nedir?

Vayikra 17:7’de şedim yerine seirim kelimesi kullanılır:

“Kurbanlarını bir daha peşlerinden sapıp gittikleri seirime sunmayacaklar.”

Seirim, seir kelimesinin çoğuludur. Sözcük “kıllı olanlar” veya “tekeler” anlamına gelir. Raşi, buradaki seirimi şedim olarak açıklar ve Yeşayahu 13:21’deki benzer kullanıma gönderme yapar. İbn Ezra da kelimeyi şedimle ilişkilendirir; bunların keçi biçiminde görüldüğüne dair eski düşünceyi aktarır.

Rambam, More Nevuhim’de bazı eski toplulukların görünmeyen varlıkların teke biçimine büründüğüne inandığını ve bu nedenle onları seirim olarak adlandırdığını belirtir. Burada açıklanan şey, eski kültlerin inancıdır. Rambam bu inancı bilimsel veya ontolojik bir gerçek olarak doğrulamaz; putperest uygulamaların tarihsel arka planını açıklar.

Vayikra 17:7’den “Tora şedimin varlığını kesin olarak onaylamıştır” sonucu çıkarılamaz. Ayet, İsrael halkının Mısır’da veya çevre kültürlerde karşılaştığı varlıklara kurban sunmasını yasaklar. Metnin kesin hükmü bu kültün terk edilmesidir. Şedimin hangi maddeden yaratıldığı veya doğada nasıl çalıştığı ayetin konusu değildir.

Tanrı’dan Bağımsız Kötülük Gücü Yoktur

Tanah’ın temel ilkesi, evrende Tanrı’dan bağımsız bir egemenlik alanının bulunmamasıdır. Amos 3:6’da şu soru sorulur:

“HaŞem yapmadıkça bir kentte felaket meydana gelir mi?”

Bu ifade, bütün olayların Tanrı’nın yönetimi altında bulunduğunu gösterir. Ancak Tanrısal egemenlik ile olayların yakın nedenleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Bir hastalık bakteri, virüs, genetik bozukluk veya çevresel etken yoluyla ortaya çıkabilir. Bir bina mühendislik hatası nedeniyle yıkılabilir. Bir savaş insan kararları sonucunda başlayabilir. Yakın nedenin bulunması, Tanrı’nın nihai egemenliğini ortadan kaldırmaz.

Aynı biçimde şedimin varlığı kabul edilse bile onun ancak yaratılmış bir araç veya sınırlı varlık olabileceği söylenebilir. Tanrı’nın iradesi dışında bağımsız karar vererek kader yöneten ikinci bir güç kabul edilemez. Böyle bir düşünce Tanah’ın Tanrı anlayışıyla doğrudan çelişir.

Bu nedenle “şedim varsa Tanrı’nın egemenliği sınırlanmış olur” sonucu doğru değildir. Meleklerin, insanların ve doğa kuvvetlerinin varlığı Tanrı’nın egemenliğini sınırlamadığı gibi, şedim adlı yaratılmış bir sınıfın kabul edilmesi de tek başına ikicilik oluşturmaz.

Buna karşılık şedime Tanrı’dan bağımsız yetki verilmesi, ondan korunma veya yardım beklenmesi ve kader üzerinde belirleyici güç sahibi olduğuna inanılması putperest düşünceye dönüşür.

Şaul’un Kötü Ruhu Bir Şed midir?

1 Şemuel 16:14’te Şaul’un yaşadığı ağır durum şöyle anlatılır:

“HaŞem tarafından gelen sıkıntı verici bir ruh ona dehşet veriyordu.”

İbranice metinde ruah raah ifadesi kullanılır. Şed kelimesi geçmez. Bu nedenle olayın doğrudan “cin saldırısı” diye adlandırılması metne ait olmayan bir kavramın anlatıya eklenmesidir.

Ruah kelimesi Tanah’ta yalnızca kişilik sahibi görünmeyen varlık anlamında kullanılmaz. Rüzgarı, yaşam soluğunu, zihinsel yönelimi, cesareti, korkuyu, peygamberlik etkisini veya insanı kuşatan ruhsal durumu anlatabilir. Ruah raah ise bağlama göre kötü, zararlı veya sıkıntı verici bir ruh ya da durum anlamına gelebilir.

David’in müziği Şaul’u rahatlatır ve sıkıntı veren etki geçici olarak uzaklaşır. Bu ayrıntı, anlatının psikolojik veya nörolojik biçimde okunmasına imkan verir. Bununla birlikte metin modern anlamda psikiyatrik teşhis koymaz. Şaul’un hastalığının yalnızca nörolojik olduğu da yalnızca şed saldırısından kaynaklandığı da ayetten kesin biçimde çıkarılamaz.

Metnin açık hükmü daha sınırlıdır: Şaul ağır bir ruhsal sıkıntı yaşamaktadır, müzik onu rahatlatmaktadır ve yaşanan durum Tanrı’nın egemenliği dışında değildir.

Tora Neden Büyüyü ve Ruh Çağırmayı Yasaklar?

Devarim 18:10–12’de falcılık, büyücülük, ruh çağırma, ölülerden bilgi isteme ve benzeri uygulamalar yasaklanır. Bu pasajda şedim kelimesi kullanılmaz. Dolayısıyla metnin konusu yalnızca cinlerle ilişki kurmak değildir.

Yasaklanan uygulamaların ortak yönü, insanın görünmeyen alanı denetlemek, geleceği öğrenmek veya olağan yolların dışında güç elde etmek istemesidir. Kehanet, büyü, medyumluk ve ölülerden bilgi isteme girişimleri, insanı Tanrı’ya güvenmek yerine gizli tekniklere bağımlı hale getirir.

Pasajın sonunda şu ilke bildirilir:

“Tanrın HaŞem ile tam olacaksın.”

Buradaki tamlık, bilinmeyen geleceği büyüsel yollarla denetleme arzusundan vazgeçmeyi gerektirir. İnsanın her sırrı bilmesi, her olayı önceden görmesi veya görünmeyen güçleri kendi hizmetine sokması gerekmez.

Şulhan Aruh’un Yore Dea 179. bölümü de falcılık, büyü, astrolojik yönlendirme ve okült başvurulara karşı kesin sınırlar koyar. Şedimin varlığı hakkında hangi görüş benimsenirse benimsensin, onlarla bağlantı kurmaya çalışmak veya onlardan bilgi ve güç istemek Yahudi yaşamının meşru yolu değildir.

Mişna ve Talmud’da Şedim

Tanah’ta sınırlı biçimde anılan şedim, Babil Talmudu’nda çok daha ayrıntılı anlatılır. Bununla birlikte bu metinlerin türü doğru belirlenmelidir. Talmud yalnızca hukuk hükümlerinden oluşmaz. İçinde halaha, ahlak, tarih, tıp anlayışı, halk bilgisi, benzetme, sembol ve olağanüstü anlatılar birlikte bulunur.

Pirkei Avot 5:6’da ilk Şabat başlamadan hemen önce yaratılan olağanüstü şeyler sıralanır. Ana listenin ardından eklenen görüşte şu ifade yer alır:

“Bazıları şedimin, Moşe’nin mezarının ve Avraam’ın koçunun da yaratıldığını söyler.”

Şedim, metnin ana listesinin değil, “bazıları söyler” biçiminde aktarılan ek görüşün parçasıdır. Bu ayrıntı önemlidir. Mişna’da şedimin varlığı hakkında tartışmasız ve merkezi bir inanç bildirgesi oluşturulduğu söylenemez.

Berahot 6a’da görünmeyen mazikimin insanları kuşattığı anlatılır. Rav Huna, her insanın solunda bin, sağında on bin bulunduğunu söyler. Bu sayıların kaynağı Tehillim 91:7’deki “Yanında bin, sağında on bin düşse de sana yaklaşmayacak” ifadesidir. Metinde her iki tarafta bin bulunduğu söylenmez; solda bin, sağda on bin bulunduğu belirtilir.

Bu anlatımın matematiksel bir nüfus sayımı olarak okunması zorunlu değildir. Kullanılan sayılar, insanın göremediği tehlikelerin görünür olanlardan çok daha fazla bulunduğu düşüncesini aktarabilir. Ancak metnin yalnızca mecaz olduğu da kendiliğinden kanıtlanmış değildir. Burada yapılması gereken, Talmud’un ifadesiyle daha sonraki yorumların birbirinden ayrılmasıdır.

Hagiga 16a’da şedimin üç bakımdan hizmet meleklerine, üç bakımdan insanlara benzediği bildirilir. Melekler gibi kanatlarının bulunduğu, çok hızlı hareket ettikleri ve perde arkasından geleceğe ilişkin bazı bilgileri işittikleri söylenir. İnsanlar gibi yedikleri, çoğaldıkları ve öldükleri anlatılır. Böylece şedim ne insan ne de melek olarak tanımlanır; ikisinin bazı niteliklerini taşıyan ayrı bir sınıf biçiminde sunulur.

Metin, şedimin geleceği kendi gücüyle bildiğini de söylemez. Talmud’un devamında meleklerin bile geleceği bağımsız biçimde bilmediği açıklanır. Şedim ancak Tanrı tarafından bildirilen bazı şeyleri işitebilir. Böylece onların bilgisi sınırlanır ve Tanrı’nın bilgisine ortak olmadıkları açıkça belirtilir.

Talmud’daki Anlatılar Literal Okunmak Zorunda mıdır?

Talmud’daki bir anlatıya saygı göstermek ile o anlatının her unsurunu modern bilimsel rapor gibi okumak aynı şey değildir. Agada, hukuki hüküm üretmek amacıyla yazılmış bir metin değildir. Ahlaki, teolojik, sembolik, tarihsel ve kozmolojik anlamları aynı anlatı içinde taşıyabilir.

Talmud bilginlerinin şedim hakkında konuşmuş olması yok sayılamaz. Metinlerin tamamını “saçma halk hikayeleri” diye dışlamak, Talmud’un düşünce dünyasını parçalar. Buna karşılık her anlatının kelimesi kelimesine fiziksel gerçeklik betimlemesi olduğunu ileri sürmek de Yahudi yorum geleneğindeki rasyonalist okumaları dışlar.

Klasik bilginler aynı metinleri farklı biçimlerde yorumlamıştır. Bazıları şedimi gerçek bir yaratık sınıfı kabul etmiş, bazıları anlatıları doğal olaylar, zihinsel durumlar veya semboller üzerinden açıklamıştır. Yahudi düşüncesinde bu görüşlerden yalnızca biri zorunlu inanç ilkesi haline getirilmemiştir.

Rambam’ın Rasyonalist Yaklaşımı

Rambam’ın yaklaşımında büyü, falcılık, tılsım ve okült bilgi iddialarına gerçek bir bilgelik değeri verilmez. Mişne Tora’da bu tür uygulamalar hakkında açıkça şöyle denilir:

“Bütün bunlar, eski putperestlerin ulusları aldatmak için kullandıkları yalan ve boş şeylerdir.”

Rambam’a göre bunların yalnızca Tora tarafından yasaklandığı halde gerçekte etkili ve bilimsel yöntemler olduğu düşünülmemelidir. Bu uygulamalar hakikate dayanan teknikler değil, insanları korku ve aldatma yoluyla yönlendiren yanlış inançlardır.

More Nevuhim’de bazı eski toplulukların şedimin teke biçimine büründüğüne inandığını anlatması da bu çerçevededir. Rambam, söz konusu inancı eski kültlerin düşünce yapısını açıklamak için aktarır; doğru bir doğa bilgisi olarak kabul etmez.

Bununla birlikte Rambam’a doğrudan “Şedim kesinlikle yoktur” biçiminde, kendi eserlerinde kullanmadığı kadar basit bir cümle atfedilmemelidir. Rambam’ın kesin biçimde reddettiği şey; büyünün, falcılığın, tılsımların ve okült tekniklerin güvenilir bilgi ve gerçek güç kaynağı olduğu düşüncesidir.

Rambam’ın genel sistemi, doğadaki olayları açıklamak için bağımsız demonik güçlere ihtiyaç duymaz. Hastalıklar doğal nedenlerle, korkular psikolojik süreçlerle, sözde mucizeler aldatmayla ve okült iddialar yanlış inançlarla açıklanabilir. Bu nedenle Rambam’ın düşüncesi, Talmud’daki şedim anlatılarının rasyonalist ve doğal biçimde yorumlanmasına imkan verir.

Bu yaklaşım Yahudi kaynaklarını reddetmek değildir. Metinlerin temsil, benzetme ve dönemsel anlatım biçimleri taşıyabileceğinin kabul edilmesidir.

Ramban’a Göre Şedim

Ramban, Vayikra 17:7 yorumunda Rambam’dan farklı bir yaklaşım benimser. Şedimin nesnel varlığını kabul eder ve onların yapısını kendi döneminin doğa anlayışı içinde açıklar.

Ramban’a göre insan ve görünür canlılar dört temel unsurdan oluşur. Şedim ise daha ince kabul edilen ateş ve hava unsurlarından meydana gelir. Bu nedenle yoğun bir bedene sahip değildir ve sıradan insan duyularıyla algılanamaz.

Ramban’ın şedimi tamamen ruhsal bir varlık değildir. İnsan bedeni gibi yoğun maddi bir yapıya da sahip değildir. Fiziksel ile ruhsal arasındaki ince varlıklar olarak düşünülür. Hızlı hareket edebilmeleri ve yakın zamanda meydana gelecek bazı olaylar hakkında bilgi edinmeleri bu ince yapıyla açıklanır. Ancak bilgileri eksiksiz değildir ve uzak geleceğe hakim değildir.

Devarim 32:17’deki lo eloah ifadesi de bu sınırı gösterir. Şedim var olsa bile tanrı değildir. Kaderi belirleyemez, Tanrı’nın kararını değiştiremez ve insana gerçek kurtuluş sağlayamaz.

Ramban’ın yaklaşımında şedimin varlığı ile gücü birbirinden ayrılır. Bir varlığın mevcut olması ona Tanrısal yetki kazandırmaz. İnsanlar, melekler ve doğa kuvvetleri nasıl yaratılmış ve sınırlıysa şedim de yaratılmış ve sınırlıdır.

Bu yaklaşım ikici değildir. Evrende Tanrı ile savaşan bağımsız bir kötülük tanrısı veya karşı egemenlik kabul edilmez. Şedim varsa bile yaratılış düzeninin içinde bulunur ve Tanrı’nın yönetimini aşamaz.

Ramhal’a Göre Şedim

Ramhal, Dereh HaŞem’de yaratılışı fiziksel ve ruhsal olmak üzere iki temel alan içinde açıklar. Fiziksel olan duyularla algılanır. Ruhsal olan ise maddi yapıdan bağımsız olarak yaratılmıştır. Bunun yanında iki alan arasında bulunan özel bir varlık sınıfından söz edilir.

Ramhal’a göre şedim, maddi duyularla algılanmayan fakat tamamen melek türüne de ait olmayan yaratıklardır. Fiziksel varlıklara göre daha ince bir yapıya ve farklı hareket imkanlarına sahiptirler. Buna rağmen kendilerine özgü sınırları ve yasaları vardır.

Bu modelde şedim, ölmüş insanların ruhu değildir. Düşmüş melek olarak da tanımlanmaz. İnsan ile melek arasında duran, kendine özgü yaratılış özellikleri bulunan ayrı bir türdür.

Ramhal’ın açıklamasına kaynakta bulunmayan ayrıntılar eklenmemelidir. Şedimin belirli Kabalistik dünyalara kesin biçimde yerleştirilmesi, bütün melek sınıflarıyla eşleştirilmesi veya her doğal olayın arkasındaki görünmeyen mekanizma sayılması Dereh HaŞem’deki temel açıklamanın ötesine geçer.

Ramhal’ın söylediği daha sınırlı ve daha nettir: Fiziksel ile tamamen ruhsal varlıklar arasında, duyularla algılanamayan ve kendi yaratılış yasalarına tabi özel bir tür bulunmaktadır.

Rambam, Ramban ve Ramhal Arasındaki Gerçek Fark

Rambam’ın yaklaşımıyla Ramban ve Ramhal’ın yaklaşımı arasında gerçek bir görüş ayrılığı vardır. Bu fark yapay biçimde ortadan kaldırılmamalıdır.

Rambam’ın sistemi, büyüsel ve demonolojik iddialara açıklayıcı güç tanımaz; doğal nedenleri, zihinsel yanılgıyı ve aldatmayı öne çıkarır. Ramban, duyularla algılanamayan ince yapılı varlıkların bulunduğunu kabul eder. Ramhal ise fiziksel ile ruhsal arasında özel bir yaratık sınıfı tanımlar.

Bu görüşler aynı değildir. Fakat üç yaklaşımın vardığı uygulamalı sonuç aynıdır. Şedimden yardım istenemez, onlara ibadet edilemez, kendilerinden gelecek hakkında bilgi alınmaya çalışılamaz ve onlarla ilişki kurmayı amaçlayan ritüeller uygulanamaz.

Tartışılan konu, şedim adı verilen nesnel bir yaratık sınıfının bulunup bulunmadığıdır. Tanrı’dan bağımsız bir demonik egemenliğin varlığı tartışılmamaktadır. Böyle bir egemenlik hiçbir yaklaşımda kabul edilmez.

Şedim Mikroplar mıdır?

Modern dönemde bazı Talmud anlatıları mikroorganizmalar üzerinden yorumlanmıştır. Özellikle Berahot 6a’daki görünmeyen, çok sayıda bulunan ve insanlara zarar verdiği belirtilen mazikim tasviri mikroplarla karşılaştırılmıştır.

Rav Aharon Soloveichik’e atfedilen yorumda, eski insanların gözle göremedikleri zararlı varlıkları şedim veya mazikim diliyle anlatmış olabileceği belirtilir. Mikroorganizmalar gözle görülemez, çok sayıdadır ve hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle benzetmenin belirli bir açıklayıcı değeri vardır.

Ancak “şedim yalnızca mikroptur” sonucu çıkarılamaz. Talmud’daki şedim bazı anlatılarda konuşur, bilgi taşır, karar verir, çoğalır ve ölür. Bu özelliklerin tamamı mikroorganizmalara uygulanamaz.

Mikrop açıklaması, belirli pasajların modern dünyada nasıl anlaşılabileceğini gösteren yorumlardan biridir. Talmud’un şedim kelimesiyle yalnızca bakteri ve virüsleri kastettiğini kanıtlamaz.

Aynı durum psikolojik yorumlar için de geçerlidir. Şedim anlatıları korku, travma, sanrı, bastırılmış dürtüler veya zihinsel parçalanma üzerinden okunabilir. Fakat bütün şedim anlatılarının yalnızca ruhsal hastalıkları ifade ettiği de kanıtlanamaz.

Literal varlık yorumu, doğal yorum ve psikolojik yorum birbirine karıştırılmamalıdır. Her biri ayrı bir açıklama modelidir.

Ruhsal Deneyim ile Tıbbi Teşhis Ayrılmalıdır

Halüsinasyon, sanrı, bilinç bulanıklığı, nöbet, ani kişilik değişikliği veya gerçekle bağlantının zayıflaması “şed saldırısı” biçiminde teşhis edilemez. Bu belirtilerin psikiyatrik, nörolojik, enfeksiyöz, metabolik veya toksikolojik nedenleri bulunabilir.

Psikoz belirtilerinin erken tıbbi değerlendirmesi önemlidir. Halüsinasyon veya sanrı yaşayan kişinin yalnızca dinî açıklamalara yönlendirilmesi, gerekli tedavinin gecikmesine ve durumun ağırlaşmasına yol açabilir.

Bu ayrım ruhsal gerçeklik ihtimalinin reddedilmesi değildir. Dinî metinlerin ontolojik açıklamaları ile tıbbın teşhis alanının birbirinin yerine geçirilmemesidir.

Tanah, Talmud veya Kabala bir kişiye psikiyatrik tanı koymak için kullanılamaz. Aynı biçimde modern tıp da metafizik varlıklar hakkında kesin ontolojik hüküm üretmez. İki alanın soruları ve yöntemleri farklıdır.

Şedime İnanmak Zorunlu mudur?

Şedimin varlığına inanmak Yahudiliğin temel inanç ilkelerinden biri değildir. Rambam’ın rasyonalist sistemi ile Ramban ve Ramhal’ın ontolojik açıklamaları arasındaki fark bunun en açık göstergesidir.

Şedim anlatılarını doğal, psikolojik veya sembolik biçimde yorumlayan kişi Tora dışına çıkmış olmaz. Şedimi yaratılmış ve görünmeyen bir varlık sınıfı olarak kabul eden kişi de Tora’ya aykırı davranmış olmaz.

Buna karşılık şedime Aşem’den bağımsız güç atfetmek, ona ibadet etmek, ondan yardım istemek veya görünmeyen varlıklarla iletişim kurarak bilgi edinmeye çalışmak; Tora’nın avoda zara, ov ve yidoni yasaklarıyla doğrudan çelişir.

Ontolojik yorum konusunda görüş ayrılığı vardır. Tanrı’nın birliği ve okült uygulamaların reddi konusunda görüş ayrılığı yoktur.

Cinler Gerçekten Var mıdır?

Sorunun cevabı üç farklı düzeyde verilmelidir.

Tanrı’dan bağımsız, O’na rakip olan ve kendi başına kader yöneten doğaüstü güçler yoktur. Bu konuda Yahudi kaynaklarının hükmü kesindir.

Tanah ve Talmud’da şedim adı verilen varlıklardan söz edilir. Bu kavramın Yahudi kaynaklarında bulunmadığını söylemek yanlıştır.

Şedimin nesnel bir varlık sınıfı olarak gerçekten mevcut olup olmadığı konusunda ise tek ve bağlayıcı bir Yahudi görüşü yoktur. Talmud’daki bazı anlatılar onları gerçek yaratıklar gibi sunar. Ramban ve Ramhal onları yaratılmış ve sınırlı varlıklar olarak kabul eder. Rambam’ın rasyonalist çizgisi ise demonolojik ve büyüsel açıklamalara gerçek bilgi değeri tanımaz.

Bu nedenle “Yahudilik cinlerin varlığını kesin olarak reddeder” cümlesi doğru değildir. “Yahudilik cinlere inanmayı zorunlu kılar” cümlesi de doğru değildir.

Kesin olan sonuç şudur: Şedim var olsa bile tanrı değildir. Tanrı’nın iradesini aşamaz, kaderi bağımsız biçimde yönetemez ve insan için gerçek bir kurtuluş kaynağı olamaz. Onlara yönelmek, onlardan bilgi istemek veya kendileriyle ilişki kurmaya çalışmak yasaktır.

Yahudiliğin merkezi şedim değildir. Yahudiliğin merkezi, Tanrı’nın birliği ve yaratılış üzerindeki mutlak egemenliğidir.

Kaynaklar

Bu çalışmada Vayikra 17:7; Devarim 18:9–14 ve 32:17; Tehillim 91:7 ve 106:37; 1 Şemuel 16:14–23; Amos 3:6; Pirkei Avot 5:6; Berahot 6a; Hagiga 16a; Raşi’nin Vayikra 17:7 açıklaması; İbn Ezra’nın Vayikra 17:7 ve Devarim 32:17 açıklamaları; Rambam’ın Mişne Tora, Avoda Zara ve Ulusların Gelenekleri 11:16 bölümü; More Nevuhim III:46; Ramban’ın Vayikra 17:7 açıklaması; Ramhal’ın Dereh HaŞem adlı eserinin ruhsal varlıklar bölümü ve Şulhan Aruh, Yore Dea 179 esas alınmıştır.

Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.

Önceki Makale

Tanrı kimin kurtulacağını seçti mi?

Sonraki Makale

İsa, kaç tane eşeğe bindi?

0
Paylaşım
  • 0
  • +
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

İlgili Yazılar

  • Tanrı Değişmiyorsa Başka Bir Dünya Yaratabilir miydi?
  • Tanrı’nın özü mü “iyi”dir, yoksa “iyi” Tanrı tarafından mı yaratılmıştır?
  • Hester Panim Nedir? Tanrı Neden Yüzünü Gizler?

İlgili Yazılar Yazarın Diğer Yazıları

  • Hester Panim Nedir? Tanrı Neden Yüzünü Gizler? kapak görseli
    İlahi Gözetim / HaşgahaTanrı ve Vahiy

    Hester Panim Nedir? Tanrı Neden Yüzünü Gizler?

    29 Eylül 2026
    Yazan Gökhan Duran
  • Bitahon Nedir? Dağ yolunda gün doğumuna doğru yürüyen kişi.
    Tanrı ve Vahiy

    Bitahon Nedir? Tanrı’ya Güvenmek, Çaba, Tedbir ve Sonucu Bırakmak

    28 Eylül 2026
    Yazan Gökhan Duran
  • Moşe, Tanrı'nın ismini niçin sordu? kapak görseli
    Tanrı’nın İsimleri

    Moşe, Tanrı’nın ismini niçin sordu?

    26 Şubat 2019
    Yazan Gökhan Duran
  • Keduşa Nedir? Tora’da kutsal olmak ne demektir?
    Tanrı ve Vahiy

    Keduşa Nedir? Tora’da “Kutsal” Olmak Ne Demektir?

    26 Eylül 2026
    Yazan Gökhan Duran
  • Tanrı ve Tanrı'nın İsimleri kapak görseli
    Tanrı’nın İsimleri

    Tanrı ve Tanrı’nın İsimleri

    11 Haziran 2017
    Yazan Gökhan Duran
  • Şeytan Kimdir? Tanah ve Yahudi Düşüncesinde Satan kapak görseli
    Tanrı ve Vahiy

    Şeytan Kimdir? Tanah ve Yahudi Düşüncesinde Satan

    21 Nisan 2019
    Yazan Gökhan Duran

2 comments

  1. Güneş Toprak Erdem 21 Ağustos, 2019 at 07:41 Yanıtla

    Seni seviyorum kardeşim 🙂

  2. Melek nedir? – Kabalat Tora 11 Mart, 2020 at 23:49 Yanıtla

    […] İlave okuma: Cin nedir? Cinler var mıdır? […]

Leave a reply Yanıtı iptal et

  • İki Ağacın Hikayesi (27): Sünnet Antlaşması kapak görseli
    Bereşit Yorumları

    İki Ağacın Hikayesi (27): Sünnet Antlaşması

  • Tanrı, Bugün Bizimle Konuşuyor Mu? (4) Tanrı'nın Omuzlarımıza Küçük Dokunuşları kapak görseli
    Tanrı ve Vahiy

    Tanrı, Bugün Bizimle Konuşuyor Mu? (4): Küçük Dokunuşlar ve Yanlış Yorumlama Tehlikesi

  • "Şas'ı Basmak" Talmud Dersleri - 8 kapak görseli
    Mişna, Talmud ve Midraş

    “Şas’ı Basmak” Talmud Dersleri – 8

Kabalat.com

  • Hakkımda
  • Yayın İlkeleri
  • Düzeltme Politikası
  • İletişim
  • Gizlilik
  • Çerez Politikası
  • ToraOku ↗