Akeda Nasıl Bir Sınavdı? — Rabbi David Fohrman

VAYEIRA
Akeda Nasıl Bir Sınavdı?
וַיֹּאמֶר יִצְחָק אֶל־אַבְרָהָם אָבִיו וַיֹּאמֶר אָבִי וַיֹּאמֶר הִנֶּנִּי בְנִי וַיֹּאמֶר הִנֵּה הָאֵשׁ וְהָעֵצִים וְאַיֵּה הַשֶּׂה לְעֹלָה׃ וַיֹּאמֶר אַבְרָהָם אֱלֹהִים יִרְאֶה־לּוֹ הַשֶּׂה לְעֹלָה בְּנִי
Yitshak babası Avraam’a seslendi ve, “Babam,” dedi. O da, “Buradayım, oğlum,” dedi. Yitshak, “İşte ateş ve odun; ama olah sunusu için kuzu nerede?” dedi. Avraam, “Tanrı, olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum,” dedi. Bereşit 22:7–8
Yitshak’ın Bağlanışı — İbranice adıyla Akeda — Tora’daki daha zor anlatılardan biridir. Metin, Avraam’ı Tanrı’nın istediği gibi oğlunu bir dağın tepesinde sunmaya razı olduğu için bir kahraman olarak gösteriyor gibidir. Fakat okuyucunun zihni dönüp durur: İnsanın kendi çocuğunun canını alması doğru olabilir mi? Tanrı Avraam’dan “yanlış” bir şey yapmasını mı istemektedir? Akeda hakkında bizi rahatsız eden ahlaki sorunları çözebilsek bile, bütün bunların amacı nedir? Tanrı neden böyle bir “sınav” düzenlesin?
Bunlar güç sorulardır ve tek bir yazı içinde hepsini cevaplamayacağız. Burada yalnız ikinci soruyla ilgileneceğiz: Amaç neydi? Akeda, Avraam için bir tür “sınav” olduğuna göre — metin bize bunu açıkça söyler — bu sınavın tam olarak amacı neydi? Tanrı neyi sınamak istiyordu?
Akeda’yı genellikle klasik bir iman sınavı olarak düşünürüz. Tanrı Avraam’a gelir ve oğlu Yitshak’ı sunmasını emreder. Avraam Tanrı’ya bağlılığında sağlam mı kalacaktır, yoksa duygularına yenilip bu eylemi yapacak gücü bulamayacak mıdır? Gerçekten de Avraam Tanrı’ya sadık kalır; sınavı geçer. Tanrı son anda Avraam’ın elini durdurur. Avraam ile Yitshak dağdan birlikte iner ve herkes sonsuza dek mutlu yaşar.
Öyleyse bütün bunlardan ne öğrenmemiz bekleniyor? Belki de Tanrı’ya imanın her şeyin önüne geçtiğini; emir ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun, kendimizi bütünüyle Tanrı’ya teslim etmemiz gerektiğini öğrenmemiz bekleniyordur.
Bu, anlatıyı okumanın bir yoludur. Fakat bence önemli bir şeyi kaçırır. Akeda’nın Avraam’ın Tanrı’ya bağlılığının sınanmasından daha fazlası olduğunu ileri sürmek istiyorum. Çok daha fazlası.
Metnin Yüzeyinin Hemen Altındaki Örüntü
Akeda metninin içinde olağanüstü bir metinsel örüntü saklıdır. Bu örüntü, Akeda’nın daha derin anlamını görmemize yardım edebilir.
Nasıl bir örüntüden söz ediyorum? Birkaç sayfa önce Lech Lecha peraşasındaki yazıda karşılaştığımız türden. Orada Tanrı’nın Avraam’la yaptığı sünnet antlaşmasını anlatan pasajın içinde dikkat çekici bir kiasm1, yani bir Atbaş örüntüsü bulmuştuk. Vayeira peraşasında da bir kiasm vardır — gözümüzün önünde, Yitshak’ın Bağlanışı anlatısının içinde saklıdır.2 Eğer bu örüntüyü fark edebilirsek, Akeda sınavını daha zengin biçimde anlamanın anahtarını da bulabiliriz.
Bir Kiasm Nasıl Bulunur?
Bir metnin içinde saklanan kiasmı nasıl keşfedersiniz? Bir kiasmı keşfetmek çoğu zaman bir unsur çiftinin birden gözünüze çarpmasıyla başlar: Metni okurken dikkat çekici bir ifade ya da fikir fark edersiniz; sonra aynı ifade ya da fikir, aynı anlatının birkaç ayet ilerisinde yeniden karşınıza çıkar. Böyle olduğunda daha büyük bir örüntünün, bir kiasmın parçasına rastlamış olabilirsiniz.
Akeda’ya bakalım ve bu keşif sürecinin nasıl işleyebileceğini görelim. Anlatının şu bölümünü okuyun: İki kez ortaya çıkan dikkat çekici bir ifade ya da tema görüyor musunuz?
Bereşit 22:6–8
וַיִּקַּח אַבְרָהָם אֶת־עֲצֵי הָעֹלָה וַיָּשֶׂם עַל־יִצְחָק בְּנוֹ וַיִּקַּח בְּיָדוֹ אֶת־הָאֵשׁ וְאֶת־הַמַּאֲכֶלֶת וַיֵּלְכוּ שְׁנֵיהֶם יַחְדָּו׃ וַיֹּאמֶר יִצְחָק אֶל־אַבְרָהָם אָבִיו וַיֹּאמֶר אָבִי וַיֹּאמֶר הִנֶּנִּי בְנִי וַיֹּאמֶר הִנֵּה הָאֵשׁ וְהָעֵצִים וְאַיֵּה הַשֶּׂה לְעֹלָה׃ וַיֹּאמֶר אַבְרָהָם אֱלֹהִים יִרְאֶה־לּוֹ הַשֶּׂה לְעֹלָה בְּנִי וַיֵּלְכוּ שְׁנֵיהֶם יַחְדָּו׃
6 Avraam olah sunusunun odununu aldı ve oğlu Yitshak’ın üzerine koydu. Ateşi ve bıçağı kendi eline aldı; ikisi birlikte yürüdüler. 7 Yitshak babası Avraam’a seslendi ve, “Babam,” dedi. O da, “Buradayım, oğlum,” dedi. Yitshak, “İşte ateş ve odun; ama olah sunusu için kuzu nerede?” dedi. 8 Avraam, “Tanrı, olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum,” dedi. Ve ikisi birlikte yürüdüler.
Tekrar oldukça belirgindir. 6. ayette Avraam ile Yitshak’ın dağa doğru birlikte yürüdüklerini duyarız. Yalnız iki ayet sonra yine tam olarak aynı şeyi duyarız: Birlikte yürüyorlardır. İbranicede kullanılan kelimeler de tamamen aynıdır.
Tora neden bunu bize bir kez daha söyleme gereği duyuyor? Bu sorunun cevabını daha sonra arayacağız. Şimdilik Akeda anlatısında tekrarlanan bir ifadeye rastladığımızı fark etmek yeterlidir: “ve ikisi birlikte yürüdüler” ifadesinin iki kullanımı bir çifttir. Şimdi sormamız gereken şudur: Bu yalnızca ilginç bir tekrar mı, yoksa daha büyük bir örüntünün parçası mı? Akeda’da buna benzer başka çiftler var mı?
Dışa Doğru Bakmak
Eğer burada gerçekten bir kiasm varsa, ilk וַיֵּלְכוּ שְׁנֵיהֶם יַחְדָּו (vayelhu şenehem yahdav, “ve ikisi birlikte yürüdüler”) ifadesinin hemen öncesindeki metne bakmak ve onun ikinci kullanımdan hemen sonraki metinle eşleşip eşleşmediğini görmek gerekir. “Önce” ve “sonra” bölümlerine bakalım ve başka bir çift bulup bulamayacağımızı görelim.
Bereşit 22:6–9
6 Avraam olah sunusunun odununu aldı ve oğlu Yitshak’ın üzerine koydu. Ateşi ve bıçağı kendi eline aldı; ikisi birlikte yürüdüler.
7 Yitshak babası Avraam’a seslendi ve, “Babam,” dedi. O da, “Buradayım, oğlum,” dedi. Yitshak, “İşte ateş ve odun; ama olah sunusu için kuzu nerede?” dedi.
8 Avraam, “Tanrı, olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum,” dedi. Ve ikisi birlikte yürüdüler.
9 Tanrı’nın ona söylediği yere geldiler. Avraam orada sunağı yaptı, odunları düzenledi, oğlu Yitshak’ı bağladı ve onu sunağın üzerine, odunların üstüne koydu.
İlk bakışta iki bölüm birbiriyle uyuşmuyor gibi görünür. İlki Avraam ile Yitshak’ın, tepede sunu için ihtiyaç duyacakları her şeyi taşıyarak dağa çıkışını anlatır; ikincisi ise Yitshak’ın bağlanıp sunulmaya hazırlanmasını. İki sahne birbirinden bütünüyle farklı görünür. Fakat biraz daha dikkatli bakınca ortak noktalar ortaya çıkmaya başlar. Örneğin her iki ayette de odun vardır. 6. ayette Avraam odunu taşır; 9. ayette odun yeniden ortaya çıkar: Yitshak bağlanır ve odunların üzerine konur.
Aslında paralellik bundan da keskindir. Odunun ilk ortaya çıktığı yere daha dikkatli bakın. Avraam ağaç dallarını alıp Yitshak’ın sırtına koyar ki Yitshak bunları dağa taşıyabilsin. O sahnenin zihninizde bir fotoğrafını çekin. Bu kütükleri gerçekten Yitshak’ın taşımasını isteseydiniz, sırtından kayıp dağdan aşağı yuvarlanmamaları için ne yapmanız gerekirdi? Onları birbirine bağlamanız ve bu bağlı demeti Yitshak’ın sırtına bağlamanız gerekirdi.
Şimdi paralelliği görüyor musunuz? Önce Avraam bağlanmış odunu Yitshak’ın üzerine koyar. Daha sonra Avraam bağlanmış Yitshak’ı odunun üzerine koyar. İkinci paralelliğimizi bulduk.
1 Lech Lecha peraşasındaki önceki yazıda ele aldığımız gibi, kiasm — אתב״ש (Atbaş) olarak da bilinir — şu biçimde görünen bir metinsel yapıdır: A₁–B₁–C₁–Merkez–C₂–B₂–A₂. Kiasmlar hakkında daha ayrıntılı giriş için Lech Lecha peraşasındaki Tanrı ile Antlaşma yazısına bakın.
2 Bu yazıda anlatacağım kiasm unsurlarının bir kısmı, Technion–Israel Institute of Technology’de Yahudi Araştırmaları ve İbranice emeritus profesörü olan Yehuda Radday tarafından belirlenmiştir. Bkz. Yehuda T. Radday, “Chiasmus in Hebrew Biblical Narrative,” Chiasmus in Antiquity: Structures, Analyses, Exegesis, ed. John W. Welch (Provo, Utah: Research Press, 1999), s. 107–109.
Üçüncü Bir Çift
Aramaya devam edersek üçüncü bir çift daha bulabiliriz.
Şimdi belirlediğimiz sınırların dışına bakalım: Yitshak’ın o bağlı odunu dağa çıkarmasından önce ve Avraam’ın Yitshak’ı o bağlı odunun üzerine yatırmasından sonra, birbirine paralel görünen unsurlar var mı?
Bu soru bizi Akeda anlatısının en başındaki olaya ve en sonundaki olaya götürür. Akeda nasıl başlar? Tanrı birden Avraam’a seslenir:
Bereşit 22:1
וַיֹּאמֶר אֵלָיו אַבְרָהָם וַיֹּאמֶר הִנֵּנִי
[Tanrı] ona, “Avraam,” dedi. O da, “Buradayım” dedi.
Şimdi Akeda’nın nasıl bittiğini düşünün: Avraam oğlunu Tanrı’ya sunmak üzeredir; fakat bir melek onu durdurur ve son anda göklerden seslenir:
Bereşit 22:11
וַיֹּאמֶר אַבְרָהָם אַבְרָהָם וַיֹּאמֶר הִנֵּנִי
[Melek], “Avraam, Avraam,” dedi. [Avraam da], “Buradayım” dedi.
Akeda neredeyse başladığı gibi biter: Avraam “Buradayım” der. Demek ki kiasmın üçüncü unsuru da önümüzde açılmaktadır; daha önce görünmeyen yapı yavaş yavaş belirginleşmektedir. En dış kenarlarda Avraam “Buradayım” der. Bu iki sınırın içinde Yitshak, Avraam ve odun demetiyle ilgili iki olay vardır. Onların da içinde, Avraam ile Yitshak’ın birlikte yürüdüğünün söylendiği iki ifade bulunur.
Belki bu kiasmda başka çiftler de vardır. Fakat şimdilik başka bir soruya odaklanalım: Ortada ne var?
Orta Nokta
Tanımı gereği her kiasmın bir merkezi vardır. Gelişen çiftler bir tür merkez noktasına doğru birleşir ve dikkatinizi oraya çeker. Bu merkezde anahtar nitelikte bir şey, hikâyenin çevresinde döndüğü bir “ağırlık merkezi” bulmayı beklersiniz. Öyleyse soru şudur: Bu Akeda kiasmının merkezi nedir?
Merkezdeki unsurlar ilk bakışta şaşırtıcıdır; çünkü son derece sıradan görünürler. Merkezde Avraam ile Yitshak arasında tamamen olağan bir konuşma gibi duran şu diyalog vardır:
Bereşit 22:7–8
וַיֹּאמֶר יִצְחָק אֶל־אַבְרָהָם אָבִיו וַיֹּאמֶר אָבִי וַיֹּאמֶר הִנֶּנִּי בְנִי וַיֹּאמֶר הִנֵּה הָאֵשׁ וְהָעֵצִים וְאַיֵּה הַשֶּׂה לְעֹלָה׃ וַיֹּאמֶר אַבְרָהָם אֱלֹהִים יִרְאֶה־לּוֹ הַשֶּׂה לְעֹלָה בְּנִי
Yitshak babası Avraam’a seslendi ve, “Babam,” dedi. O da, “Buradayım, oğlum,” dedi. Yitshak, “İşte ateş ve odun; ama olah sunusu için kuzu nerede?” dedi. Avraam, “Tanrı, olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum,” dedi.
Bu, ilk bakışta bir baba ile oğul arasında sununun teknik ayrıntıları üzerine sıradan bir konuşma gibi görünür: Ateş burada, odun burada. Kuzu nerede? Bunun neden önemli olduğu ancak Tora’nın Avraam ile Yitshak arasında kaydettiği tek konuşmanın bu olduğunu fark ettiğimizde anlaşılır.
Bu şaşırtıcı gerçeği düşünün: Bu iki adamın, baba ile oğlun, birbirlerine bundan başka ne söylediğine dair hiçbir bilgimiz yoktur. Elbette birbirleriyle konuşmuş olmalıdırlar; fakat Tora, ne kadar ilginç olurlarsa olsunlar, diğer konuşmaların hiçbirini kaydetme gereği duymaz. Bütün kuşaklar boyunca bizim için korunmaya değer gördüğü tek konuşma budur.
Demek ki bu konuşmanın özel bir ağırlığı vardır. Kiasmik yapı da onu bütün Akeda anlatısının merkezine yerleştirir. Nedenini görmek için konuşmayı dikkatle okuyalım.
Kısa Bir Konuşma
İlk konuşan Yitshak’tır:
Bereşit 22:7
וַיֹּאמֶר יִצְחָק אֶל־אַבְרָהָם אָבִיו וַיֹּאמֶר אָבִי
“Yitshak babası Avraam’a söyledi ve dedi: ‘Babam.’”
Burada birkaç şey şaşırtıcıdır. İlk olarak Tora, Avraam’ın Yitshak’ın babası olduğunu bize özellikle hatırlatır: “Yitshak babası Avraam’a…” Metin burada bir kelimeyi tasarruf edip אָבִיו, “babası” sözcüğünü çıkartabilirdi. Sonuçta Avraam anlatısında bu kadar ilerlediğiniz hâlde Avraam’ın Yitshak’ın babası olduğunu hâlâ bilmiyorsanız, pek dikkatli okumamışsınız demektir.
Bu ayet ikinci bir nedenle de tuhaftır: Rahatsız edici bir tekrar içerir. וַיֹּאמֶר (vayomer, “ve dedi”) sözcüğü iki kez geçer:
וַיֹּאמֶר יִצְחָק אֶל־אַבְרָהָם אָבִיו וַיֹּאמֶר אָבִי
“Yitshak babası Avraam’a dedi ve dedi: ‘Babam.’”
Tora, “Yitshak babası Avraam’a dedi” ifadesini yalnız bir kez söyleyip ardından Yitshak’ın gerçekte ne dediğini aktarabilirdi. Durup ikinci kez “ve dedi” demeye gerek yoktu. Fakat sorun tekrarın da ötesindedir. Yakından bakıldığında ayetin söylediği şey dilbilgisel olarak bile anlamlı görünmez.
“Konuştu” ile “Dedi” Arasındaki Fark
Burada dilbilgisel bir sorun vardır. Hızlı okursanız gözden kaçabilir; bu nedenle açıkça ortaya koyalım.
Tanah İbranicesinde konuşmayı anlatan iki farklı fiil vardır: וַיְדַבֵּר (vayedaber, “ve konuştu”) ve וַיֹּאמֶר (vayomer, “ve dedi”). Vayedaber yalnızca bir konuşmanın gerçekleştiğini söyleyebilir. Vayomer ise normal olarak ardından ne söylendiğini bekletir. “Biriyle konuştum” cümlesi tek başına tamamdır. Fakat “Birine dedim…” dediğinizde cümlenin devamını beklersiniz; ne dendiğinin de söylenmesi gerekir.
Sorun, Akeda’daki Yitshak–Avraam konuşmasında ortaya çıkar. Tora, Yitshak’ın Avraam’la “konuştuğunu” ve ona “Babam” dediğini söylemez. Bunun yerine vayomer kullanır: Yitshak babasına dedi ve ona dedi: “Babam.” Cümle bu biçimiyle eksik görünür. Yitshak ilk “dedi”de, “Babam” demeden önce Avraam’a ne söyledi?3
Tamamlanmamış Bir Vayomer Neden Kullanılıyor?
Sizinle paylaşmak istediğim bir teori var. Bu teori, büyük öğretmenlerimden Rabbi Yaakov Weinberg זצ״ל’in bana aktardığı bir düşünceye dayanıyor. Ona göre Tora burada, Yitshak’ın ne söylediğini vermeden kullanılan tamamlanmamış bir vayomer aracılığıyla yarıda kesilmiş bir konuşmayı ima eder.4
Başka bir deyişle, Yitshak ile Avraam dağa çıkarken bir şey hakkında konuşuyorlardı — belki hava hakkında, kim bilir? — ve Yitshak bir şey söylemek için ağzını açtı ama durdu. Söyleyeceği şeyi bıraktı ve yerine başka bir şey söyledi.5
Onun yerine söylediği şey tek bir kelimeydi: אָבִי (avi), “Babam.”
Duymak İsteyeceğiniz En Son Şey
Avi. Avraam’ın tam o anda duymak isteyeceği son kelime gerçekten budur. Saklanmak için her şeyi yapacağı tek kelime. Bir babanın temel yükümlülüğü oğlunu korumaktır. Tanrı ondan bunun tersini yapmasını, oğlunu ortadan kaldırmasını; onu dağın tepesinde Tanrı’ya geri sunmasını istemiştir.
Avraam siz olsaydınız, oğlunuzun “Babam” dediğini duyduğunuz anda varlığınızın her zerresi kaçmak isterdi. Dağdan aşağı koşmak isterdiniz. Fiziksel olarak kaçmayacaksanız bile en azından duygusal olarak kaçmak isterdiniz. O anda konuyu değiştirmek, başka bir şeyden, herhangi bir şeyden söz etmek; Yitshak’ın tek kelimelik sorusuna içtenlikle cevap vermek dışında her şeyi yapmak için her şeyinizi verirdiniz: Avi, “Babam!”
Fakat Avraam o anda kaçmaz. Bir sonraki şeyin ne olduğunu bilir. Yitshak neden cümlenin ortasında durup “Babam” desin? Yitshak için bir şey değişmiştir. Gerçek yavaş yavaş zihninde belirmeye başladığı için acı, zor bir sorusu vardır. Yitshak o soruyu soracaktır. Fakat Avraam kaçmaz. Yitshak’a şöyle der:
Bereşit 22:7
הִנֶּנִּי בְנִי
“Buradayım, oğlum.”
Bu söz, kaçmanın tam tersidir. Kim olduğumu biliyorum: Ben senin babanım. Senin kim olduğunu biliyorum: Sen benim oğlumsun. Buradayım. Dinliyorum. Ne sormak istiyorsan sor.
3 Ayrıca bkz. Rabbenu Bahya ve Alşih, Bereşit 22:7; onlar da bu fazladan vayomerin neden gerekli olduğunu sorgular.
4 Rabbi Weinberg bunu daha genel bir ilkenin örneği olarak görüyordu. Tora’da, örneğin Bavel Kulesi anlatısında (Bereşit 11:3–4) ve Hagar anlatısında (Bereşit 16:9–11), böyle beklenmedik biçimde iki kez kullanılan vayomerlerle karşılaştığımız başka yerler de bulunduğunu gözlemlemişti. Rabbi Weinberg’e göre böyle olduğunda Tora aslında okuyucuya şunu söyler: Burada tek bir konuşma ya da bildirim olduğunu sandın mı? Yanılıyorsun. Burada iki ayrı bildirim var. Şimdi nedenini bul.
5 Çift vayomerin nedeni budur: İlki, dilbilgisel olarak tamamlanmamış olanı, kesilmiş düşünceyi gösterir; ikincisi ise onun yerine gerçekten söylenen sözü başlatır.
Eifoh ve Ayeh
Yitshak da sorusunu sorar:
Bereşit 22:7
וַיֹּאמֶר הִנֵּה הָאֵשׁ וְהָעֵצִים וְאַיֵּה הַשֶּׂה לְעֹלָה׃
“İşte ateş ve odun; ama olah sunusu için kuzu nerede?”
Yitshak’ın sorusunu gerçekten anlamak için İbraniceye dönüp dikkatle çevirmek gerekir. Yitshak olah sunusunun kuzusu için אַיֵּה (ayeh, “nerede”) der; fakat bu, anlamı tam olarak karşılamaz. İbranicede “nerede” için iki sözcük vardır: אֵיפֹה (eifoh) ve אַיֵּה (ayeh).
İlki, eifoh, sıradan bir “nerede”dir; bir şeyin konumunu öğrenmek için sorulan basit bir sorudur. Örneğin Naomi, Rut’a eifoh diye sorduğunda, “Bugün nerede başak topladın?” (Rut 2:19) demektedir; gerçekten Rut’un hangi tarlada çalıştığını, hangi tarla sahibinin ona karşı bu kadar cömert davrandığını bilmek ister.
Fakat ayeh farklı bir çağrışım taşır. Tanrı, yasak meyveden yedikten sonra Adam’a nerede olduğunu sorduğunda (Bereşit 3:9) eifoh demez; ayeh der. Her şeyi bilen Tanrı Adam’ın fiziksel konumunu sormuyordur. Bunun yerine şu soruyu sorar: “Nereye gittin? Seni burada, olmanı beklediğim yerde neden bulamıyorum?”
Ayeh, bir şeyin orada olmasını beklediğiniz hâlde onu bulamadığınızda sorduğunuz sorudur.6 Bu ayrım, Yitshak’ın babasına gerçekte ne sorduğunu bütünüyle değiştirir. Yitshak, “Peki kuzu nerede? Odunluğun yanında mı, yoksa şu çalıların arkasında mı?” diye sormamaktadır. Bu bir eifoh sorusu olurdu. Oysa ayeh diye sormaktadır: “Kuzu nereye gitti?”
Başka bir deyişle: Baba, odunu görüyorum. Bıçağı görüyorum. Ama kuzu yok! Baba, kuzu neden yok?
Bu, sıradan bir yer sorusundan çok daha derin bir sorudur. Böylece Tora’nın Avraam ile Yitshak arasında neden özellikle bu konuşmayı kaydettiği de anlaşılmaya başlar. Yitshak’ın gerçeği anladığı an budur. Aslında sorduğu soru şudur: “Kuzu ben miyim?”
Dağın tepesinde kendisini neyin bekliyor olabileceğine ilişkin gerçek, Yitshak’ın zihninde işte bu anda doğmaya başlar. Bu yalnız Yitshak’ın sonunda gerçeği öğrendiği an değildir. Aynı zamanda Avraam’ın, Yitshak’ın gerçeği bildiğini anladığı andır. Peki Avraam oğlunun sorusuna nasıl cevap verir?
Her Şey Bir Virgülde
Bereşit 22:8
וַיֹּאמֶר אַבְרָהָם אֱלֹהִים יִרְאֶה־לּוֹ הַשֶּׂה לְעֹלָה בְּנִי וַיֵּלְכוּ שְׁנֵיהֶם יַחְדָּו׃
Avraam, “Tanrı olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum,” dedi. Ve ikisi birlikte yürüdüler.
İlk bakışta bu cevap biraz belirsizdir. Avraam’ın sözünü iki biçimde okuyabilirsiniz ve iki okuma arasındaki fark yalnızca noktalama işaretine dayanır. Burada örtük bir virgül mü vardır, yoksa iki nokta mı?
Bir yandan Avraam’ın cevabını şöyle okuyabilirsiniz:
Tanrı olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır, oğlum.
Bu okuma virgüllüdür ve ifade oldukça masum görünür. Sanki Avraam şöyle diyordur: Endişelenecek bir şey yok, oğlum! Kayıp olan kuzu mu? Merak etme. Tanrı bize bir kuzu bulacaktır!
Fakat Raşi’nin de işaret ettiği daha karanlık bir olasılık vardır. Cümleyi iki noktayla okuyun:
Tanrı olah sunusu için kuzuyu Kendisi için sağlayacaktır: oğlum.
Belki de “oğlum” sununun kendisidir. Belki de “oğlum” kuzudur.7
Bilinçli Belirsizlik
Öyleyse Avraam’ın cevabının gerçek anlamı hangisidir? Eğer Avraam bu iki anlamdan yalnız birini kastediyorsa, neden ne demek istediğini açıkça söylemez? Burada neden böylesine belirsiz konuşur?
Belki de Avraam’ın belirsizliği gerçeği gizleme girişimi değildir. Tam tersine, bildiği ve bilmediği şeyi olduğu gibi söylemektedir. Çünkü durum gerçekten belirsizdir. Kendinizi Avraam’ın yerine koyun ve sorun: Gerçekte ne biliyorsunuz? Gerçek şu ki bu dağın tepesinde ne olacağını bilmiyorsunuz. Bir yandan Tanrı size Yitshak üzerinden büyük bir ulusun ortaya çıkacağını vaat etmiştir. Öte yandan aynı Tanrı, Yitshak’ı dağın tepesinde Kendisine geri vermenizi söylemiştir. Bu iki gerçek yan yana geldiğinde durum anlaşılmaz görünmektedir.
Avraam bunu açıklayamıyor ve açıklamaya da çalışmıyor. Durum gerçekten belirsizdir; Avraam’ın cevabı da bu belirsizliği dürüstçe taşır:
Sununun ne olduğunu bilmiyorum. Belki Tanrı bir kuzu bulacaktır, oğlum. Belki de sen, oğlum, kuzusun. Buna Tanrı karar verecek. Fakat benim karar verebileceğim bir şey var…
Avraam’ın elinde olan nedir? Kuzunun kimliğini umutsuzca kontrol etmek isteyebilir; fakat edemez. Peki neyi kontrol edebilir?
Hedefin Tam Ortası
Bunu görmek için Atbaş örüntümüze geri dönelim. Avraam ile Yitshak arasındaki bu konuşmanın Akeda’daki kiasmik yapının merkezini oluşturduğunu gördük. Fakat kiasmın merkez noktası olan bu konuşmanın kendisinin de bir merkezi vardır. Bu merkez belki de bütün anlatının en önemli tek kelimesidir.
Avraam’ın Yitshak’la konuşmasının merkezini nasıl bulabiliriz? Konuşma, her biri וַיֹּאמֶר (vayomer, “ve dedi”) sözcüğüyle ayrılmış bir dizi bağımsız sözden oluşur. Bunları sayarsanız konuşmada beş ayrı vayomer bulunduğunu görürsünüz. Bu durumda üçüncü vayomer tam ortadadır.
O üçüncü vayomere yakından bakın ve dikkat çekici bir şey göreceksiniz: Ortadaki vayomer, Avraam’ın Yitshak’a verdiği cevaptır:
“Buradayım, oğlum.” İşte merkez budur. Yalnız bu konuşmanın değil, bütün Akeda anlatısının merkezi.
Avraam’ın söylediği bu tek ifade neden bu kadar önemlidir? Yitshak’a gerçekte ne söylüyordu?
Şunu söylüyordu:
Tam da kaçmayı en çok istediğim anda kaçmayacağım. Buradayım, oğlum. Senin kim olduğunu biliyorum: Sen benim oğlumsun; ben de senin babanım. Bu zor gerçekten kaçmayacağım. Senin yanında bütünüyle mevcut olacağım, sana karşı dürüst olacağım; bu akıl almaz derecede imkânsız göründüğünde bile. Senden saklanmıyorum. Şimdi sorunu sor.
6 Bkz. HaKetav VeHaKabala, Bereşit 3:9. Ayrıca bkz. Kli Yakar, Bereşit 18:9.
7 Bkz. Pirkei de-Rabbi Eliezer 31 ve Midraş Agada, Bereşit 22:8.
Ve ilişki ayakta kaldı. Baba ile oğul arasındaki bağ kopmadı. İlk keşfettiğimiz kiasmik çifti hatırlayın: וַיֵּלְכוּ שְׁנֵיהֶם יַחְדָּו, “Ve ikisi birlikte yürüdüler.” Raşi bu ifadenin ikinci kullanımı için etkileyici bir yorum sunar: Avraam ile Yitshak ruh ve amaç bakımından birdi.
Yitshak’ın, Avraam Tanrı’nın emrini bildiği ama Yitshak’ın bilmediği sırada babasıyla uyum içinde yürümesi bir şeydir. Fakat Yitshak sorusunu sorduktan ve Avraam cevap verdikten sonra birlikte uyum içinde yürümeleri bambaşka bir şeydir. Artık Yitshak gerçeği bilmektedir.
Bunu düşünün: Bir baba ile oğul arasındaki ilişkiye bundan daha büyük bir uyumsuzluğu ne sokabilir? Babanın çocuğuna dönüp, “Dün gece A-Şem bana göründü ve seni öldürmem gerektiğini söyledi” demesinden daha sarsıcı ne olabilir? Fakat Avraam ile Yitshak’ın bir şekilde yüzleşmek zorunda oldukları şey tam olarak budur; düşünülebilecek en zor konuşmalardan biri.
Yine de konuşmadan sonra birlikte yürümeye devam ederler. Raşi’nin söylediği gibi, Yitshak gerçeği öğrenmeden önce hangi ortak ruhla yürüyorlarsa yine aynı ortak ruhla yürürler.8 İlişkileri sürer. Hatta belki de bu nedenle daha da güçlenir.
Avraam’ın büyüklüğü, fiziksel olarak da duygusal olarak da kaçmamasındaydı. Dağın tepesinde ne olacak? Hiçbir fikrim yok. Fakat ne olursa olsun ben senin babanım ve senin yanındayım. Kuzunun kim olduğunu kontrol edemiyorum. Bu Tanrı’ya ait. Ama seninle nasıl ilişki kuracağımı kontrol edebilirim. Kendimi senden uzaklaştırmayacağım. Her zaman, sevgiyle, senin yanında olacağım. Şimdi bile.
Denge
Akeda gerçekte ne hakkındadır? Bunun olağanüstü, neredeyse imkânsız bir denge sınavı olduğunu ileri sürmek istiyorum.
Akeda’nın merkezinde Avraam’ın oğluna söylediği הִנֶּנִּי (hineni, “Buradayım”) sözü bulunduğunu gördük. Fakat Akeda hineni sözüyle de başlar. Tanrı seslenir ve “Avraam, Avraam” der; Avraam Tanrı’ya, “Buradayım” diye cevap verir. Daha önce işaret ettiğimiz gibi Akeda yine hineni sözüyle biter: Tanrı’nın meleği son anda Avraam’ın elini durdurmak için göklerden ona seslenir ve Avraam, “Buradayım” diye cevap verir.
Kiasmın kenarları merkezini yansıtır ve bize, kısa ama güçlü biçimde, Avraam’ın sınavının özünü gösterir.
Akeda’nın yalnızca Avraam’ın Tanrı’ya sadakatinin sınanması olmadığını ileri sürüyorum. Bundan çok daha zor bir sınavdı. Birbiriyle çatışıyor görünen iki talebi dengelemek imkânsız görünse bile, aynı anda hem Tanrı’ya hem Yitshak’a sadık kalma sınavıydı.
Tanrı sizden oğlunuzu geri vermenizi isterken O’na “Buradayım” demek bir şeydir. Her Şeye Gücü Yeten’e tek yönlü bağlılığınız içinde birden önemli olan tek buyruk hâline gelir; duygusal olarak oğlunuzdan uzaklaşır, yalnız Tanrı’ya bağlılığınıza odaklanarak dağa hissizce yürürsünüz. Ya da bunun tersini düşünebilirsiniz: Avraam’ın yerinde olsaydınız Tanrı’ya bağlılığı bütünüyle reddedebilir ve, “Tanrı, Seninle hiçbir işim olmayacak; bu delilik. Benim sadakatim Yitshak’a” diyebilirdiniz.
Fakat Avraam’ın büyüklüğü nedir? İkisi için de “burada” olmasıdır.
Hem Tanrı için hem Yitshak için nasıl orada olabilir? Bunun imkânsız olduğunu, hiçbir anlam taşımadığını söyleyebilirsiniz. Doğru; fakat bunun önemi yoktur. Tanrı Avraam’dan saçma görünen bir şey istemiştir ve Avraam buna kendi cevabını verir: Bu bana anlamlı gelmiyor, ama yine de doğru olan şu: Tanrı’ya sırtımı dönmeyeceğim ve Yitshak’a da sırtımı dönmeyeceğim.
Avraam o dağa çıkarken, iki ata aynı anda binen bir süvari gibidir; her ayağı başka bir atın üzengisindedir. Başlangıçta birlikte koşan iki at birden farklı yönlere ayrılmaya başlar. Avraam bir ayağı birinde, diğer ayağı ötekinde duracak ve ikisini de terk etmeyecektir: Tanrı’ya sadık kalacağım ve Yitshak’a sadık kalacağım. İkisinin de yanında olacağım.
Fakat Avraam, diye sormak isteriz, dağın tepesinde ne yapacaksın? Atlar farklı yönlere gidecek!
Onun cevabı şudur: Dağın tepesinde ne olacağını — kuzunun kim olduğunu — Tanrı’nın çözmesi gerekecek. O zamana kadar buradayım; yalnız Tanrı için değil, oğlum için de buradayım.9
Avraam, bu iki dünya birbirinden ayrılmak üzereyken bile, saçma görünse bile, hayatındaki en önemli iki ilişkiye sadakatini korur. Yaratıcısına ve oğluna sadakatini, yolun sonunu bilmeden de birlikte taşır.
8 Raşi’de örtük olan bu düşünce, Rabbenu Bahya’nın Bereşit 22:7 yorumunda, Bereşit Rabba 56:4 açıklaması bağlamında daha açık biçimde ifade edilir.
9 Bkz. Rambam, More Nevuhim 3:24; Radak ve Rabbenu Bahya (son ikisi Bereşit 22:1 üzerine). Bu kaynaklar Avraam’ın Tanrı sevgisi ile Yitshak sevgisi arasında hissetmiş olması gereken gerilimi ele alır. Birçok yorumcu Avraam’ın Tanrı sevgisinin “kazandığı” görüşündedir. Buna karşılık Netsiv, özellikle kiasmın merkezi olan Bereşit 22:7’yi, Avraam’ın Yitshak’a yönelik sadakat ve sevgisinin sürdüğünün kanıtı olarak okur. Bkz. Haamek Davar, ad loc.



