Tanrı Pişman Olur mu? Noah, נ־ח־ם Kökü ve Tufan Anlatısı

Bereşit 6:6, Aşem’in insanı yarattığına “pişman olduğunu” ve kalbinde üzüldüğünü söyler. Buna karşılık Bamidbar 23:19, Tanrı’nın insan gibi pişman olmadığını; 1 Şemuel 15:29 da “İsrael’in Ebedi Olanı”nın karar değiştirip pişman olmayacağını bildirir. Tanah kendi içinde bir çelişki kurmaz. Vayinahem sözü, Aşem’in özünde veya bilgisinde meydana gelen bir değişimi değil, insanlığın ahlaki durumuna göre ilahi yönetimin yargıya dönmesini insanın anlayabileceği dille anlatır.
Noah’ın adı bu anlatının içine özel bir kelime bağı yerleştirir. Lemeh oğluna Noah adını verirken “Bu, işimizden ve Aşem’in lanetlediği toprağın verdiği zahmetten bizi rahatlatacak” der. Altı ayet sonra aynı נ־ח־ם kökü Aşem’in insanlık hakkındaki hükmünde yeniden görünür. Bu tekrar, rahatlık arayan insanlık ile yarattığı dünyaya yargıyla yönelen Aşem arasında güçlü bir edebi karşılık kurar. Fakat Tufan’ın açık sebebi yine Tora’nın kendi sözüdür: Yeryüzü bozulmuş ve hamas, yani şiddet ile zorbalıkla dolmuştur.
Aşem nasıl “pişman olur”?
İnsan pişman olduğunda daha önce bilmediği bir şeyi öğrenmiş, yanlış hesap yapmış veya iradesi değişmiş olabilir. Böyle bir süreç Aşem’e uygulanamaz. O’nun bilgisi sonradan tamamlanmaz; geçmiş, şimdi ve gelecek O’nun için bilinmeyen alanlar değildir. Malakhi 3:6 bunu kısa biçimde söyler: “Ben Aşem’im; değişmedim.”
Radak, Bereşit 6:6’daki vayinahem kelimesini “Tora insan diliyle konuşur” ilkesiyle açıklar. Gerçekte Aşem’in iradesinde değişim bulunmaz; pişmanlık ve üzüntü ifadeleri insanın anlayacağı bir anlatım yoludur. Rambam da Tanah’ta Aşem’e nispet edilen öfke, sevinç, gülme ve benzeri duyguların mecaz olduğunu belirtir. Bunlar Aşem’in bedensel veya duygusal bir varlık olduğunu değil, eylemlerimizin O’nun dünyadaki yönetiminde hangi karşılığı doğurduğunu anlatır (Mişne Tora, Tora’nın Temelleri 1:12).
İnsanlığın durumu değiştiğinde Aşem’in dünyadaki hükmü de farklı görünür. Doğruluk bereketle, şiddet ise yargıyla karşılaşır. Değişen ilahi hakikat değil, o hakikatin değişmiş insana verdiği karşılıktır. Bereşit 6:6, Aşem’in daha önce bilmediği bir sonuca ulaştığını söylemez; yaratılışın ulaştığı ahlaki bozulmanın artık yargı gerektirdiğini bildirir.
Noah’ın adındaki iki ses
Bereşit 5:29’daki cümle şöyledir:
“Adını Noah koydu ve ‘Bu, işimizden ve Aşem’in lanetlediği topraktan gelen ellerimizin zahmetinden bizi rahatlatacak’ dedi.”
Bereşit 5:29
Lemeh’in kullandığı kelime yenahamenudur: יְנַחֲמֵנוּ, “bizi rahatlatacak, bize teselli verecek.” Noah adı נֹחַ ise “dinlenme, rahatlama” anlamındaki נ־ו־ח köküyle ses bağı kurar. Raşi kelime oyununu yanah mimenu, “zahmeti üzerimizden hafifletecek” biçiminde açıklar. Noah gelmeden önce insanların uygun tarım aletlerinin bulunmadığını, Noah’ın onlar için bu araçları hazırladığını aktarır. Böylece isim, hem teselli anlamındaki נ־ח־ם köküne hem de dinlenme anlamındaki נ־ו־ח köküne yaklaşır.
Bu açıklama peşatın yanında yer alan midraşik bir katmandır. Ayetin açık anlamında Lemeh, Adam HaRişon’dan beri toprağın taşıdığı lanetin ağırlığından kurtulmayı umut eder. Raşi ve Midraş Tanhuma bu rahatlamanın nasıl gerçekleştiğini tarım aletleriyle açıklar. Daha sonra Noah’ın “toprak adamı” olarak bağ dikmesi de onun toprakla özel ilişkisini sürdürür (Bereşit 9:20).
Lemeh’in sözü ile Aşem’in hükmü arasındaki yankı
Lemeh’in cümlesi yalnız yenahamenu kelimesiyle geri dönmez. Bereşit 5:29 ile 6:6–7 yan yana getirildiğinde dört ortak unsur görülür:
Lemeh, insanın maasesinden, yani işinden söz eder; Bereşit 6:6 Aşem’in insanı “yapmış” olmasını asa fiiliyle anar. Lemeh ellerin itsavonundan, zahmet ve kederinden söz eder; Aşem’in “üzüldüğü” vayit’atsev fiiliyle anlatılır. İki cümlede de adama, toprak merkezde yer alır. Son olarak yenahamenu ile vayinahem aynı נ־ח־ם kökünden gelir.
Bu kelime ağı tesadüfi bir ses benzerliğinden daha fazlasını yapar. Lemeh, insanın zahmetini hafifletecek bir gelecek görür. Hemen ardından Tora, insanın ahlaki kötülüğünün büyüdüğünü ve Aşem’in yaratılış düzenini yargıya çevirdiğini anlatır. İnsan rahatlık ararken dünya rahatlığa değil Tufan’a yaklaşmaktadır. Noah’ın adı iki yönü aynı anda taşır: Eski dünyanın zahmetinden rahatlama umudu ve Tufan sonrasında yeniden kurulacak dünyanın başlangıcı.
Tarım aletleri Tufan’a mı yol açtı?
Tora Tufan’ın sebebini açıkça bildirir. İnsan kalbinin yönelimi sürekli kötülüğe dönmüş, yeryüzü bozulmuş ve şiddetle dolmuştur (Bereşit 6:5, 11–13). Ramban ve Raşi, hamas kelimesini zorbalık ve başkasının malını gasp etme ile ilişkilendirir. İnsanlar arası düzen çöktüğü için bütün toplum yargıya uğrar.
Rabbi David Fohrman, Lemeh’in rahatlık umudu ile vayinahem arasındaki bağı ayrıca insanın acıya verdiği cevap üzerinden okur. Toprağın zahmeti insana Eden’den uzaklığını hatırlatırken, tarım araçları bu zahmeti hafifletir. Rahatlık arayışı, insanı teşuvaya götürmek yerine bozulmuş hayatı daha kolay sürdürmenin aracına dönüşebilir. Bu, kelime tekrarlarından çıkarılan ahlaki bir okumadır. Tora’nın bildirdiği tarihsel hüküm ise şiddet, yolsuzluk ve ahlaki çöküştür.
Tarım aleti kendi başına günah taşımaz. İnsan toprağı işlemekle emredilmiştir; araç geliştirmek de yaratılışta kendisine verilen akıl ve becerinin kullanılmasıdır. Sorun, insanın dış şartları düzeltirken kendi ahlaki yönünü düzeltmemesidir. Bir araç zahmeti azaltabilir; fakat hırsı, zorbalığı ve kardeşine yönelen şiddeti ortadan kaldıramaz. Dış rahatlık teşuvanın yerini aldığında eski sorun daha kolay taşınır hale gelir.
Toprak insanın yaratıcısı mı?
Bereşit insanın bedenini toprağın tozuna bağlar: “Aşem Elokim insanı toprağın tozundan biçimlendirdi ve burun deliklerine yaşam nefesi üfledi” (Bereşit 2:7). Aşem tek Yaratıcıdır. Toprak, O’nun yarattığı ve insan bedenini biçimlendirmek üzere kullandığı maddedir.
Ramban, “İnsanı yapalım” sözündeki çoğulu açıklarken Aşem’in toprağa hitap ettiğini söyler: Beden yeryüzünden alınacak, yüksek ruh ise Aşem’den gelecektir (Ramban, Bereşit 1:26). Bu yorum toprağa bağımsız yaratıcı güç vermez. İnsanın iki yönünü gösterir. Bedeni yeryüzüne bağlıdır; neşaması ise onu maddi eğilimlerinin üzerine yükseltebilecek Tanrısal armağandır.
Adam ve Kayin’in günahlarından sonra toprağın anlatıda bu kadar önemli hale gelmesinin nedeni budur. Adam ekmeğini zahmetle çıkarır. Kayin kardeşinin kanını toprağa döktüğünde toprak ona gücünü vermeyi bırakır. Günah insanı hem Aşem’in huzurundan hem de bedensel hayatını taşıyan yeryüzüyle uyumlu ilişkiden uzaklaştırır. Lemeh’in Noah hakkındaki umudu bu çift kırılmanın içinde doğar.
Lanetin içinde bulunan çağrı
Adam’a verilen hüküm yalnız tarımsal bir güçlük anlatmaz. İnsan artık toprağı zahmetle işler; her gün Eden’den uzaklığını bedeninde yaşar. Kayin’de bu uzaklık büyür: Toprak ona gücünü vermez ve Kayin Aşem’in huzurundan gizleneceğini söyler. Toprak ile Aşem’in huzuru aynı anlatıda yan yana kaybedilir.
Bu zahmet, insanı yok etmek için verilmiş anlamsız acı değildir. Günahın dünyayla ilişkiyi gerçekten bozduğunu görünür hale getirir. İnsan, hayatının düzeni bozulduğunda kaynağına dönme ihtiyacını fark edebilir. Fakat Tufan kuşağı bu çağrıya teşuvayla cevap vermedi. Toplumsal hayat hamasla dolduğunda rahatlık sağlayan hiçbir dış araç, bozulmuş insan ilişkilerini onaramadı.
Aşem’in hükmü ve Noah’ın bulduğu lütuf
Bereşit 6:6–8 üç hareketi art arda verir: Aşem insanlığın kötülüğüne karşı yargıya yönelir, yaratılmış hayatın yeryüzünden silineceğini bildirir ve ardından “Noah Aşem’in gözünde lütuf buldu” der. Vayinahem sözü ilahi yönetimin yargıya dönüşünü anlatırken Noah’ın adı aynı kök alanından yeni bir başlangıç çıkarır.
Tufan bütünüyle yok oluşla bitmez. Aşem Noah’ı, ailesini ve canlı türlerini gemide korur; sular çekildikten sonra yeryüzü yeniden yaşama açılır. Noah’ın adı böylece Lemeh’in beklediğinden daha büyük bir rahatlık kazanır. O yalnız toprağı işlemeyi kolaylaştıran insan değil, insanlığın Tufan sonrasında yeniden başladığı kişidir.
Tanah’ın hükmü açıktır. Aşem insan gibi bilgisini düzeltip fikrini değiştirmez. İnsan değiştiğinde O’nun değişmez adaleti o insana farklı bir karşılık verir. Bereşit’in נ־ח־ם kelime ağı da bu hükmü insanlık tarihinin içine yerleştirir: Rahatlık ahlaki dönüşün yerini tutamaz; gerçek teselli, bozulmuş hayatın Aşem’in ölçüsüne göre yeniden kurulmasıyla gelir.









