Mezmurlar 22:17 (16) “Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar?”

Hristiyan misyonerler Mezmur 22’yi İsa’nın çarmıha gerilmesini önceden haber veren olağanüstü bir Tanah kehaneti olarak sunarlar. Bunun için özellikle bir cümle öne çıkarılır: “Ellerimi ve ayaklarımı deldiler.” Okuyucuya verilen izlenim, David’in İsa’dan yaklaşık bin yıl önce onun ellerinin ve ayaklarının çivilerle delineceğini görmüş ve bunu Mezmur’a yazmış olduğudur.
Fakat Tanah böyle bir şey söylemez. Masoretik İbranice metinde “ellerimi ve ayaklarımı deldiler” yazmaz. Üstelik ayette çivi, çarmıh veya İsa da yoktur. Hristiyan misyonerlik, tartışmalı bir kelimeyi başlangıç noktası yapıp bütün çarmıh anlatısını onun içine yerleştirir; ardından kendi eklediği anlamı Tanah’ın kehaneti olarak sunar.
Tanah’ta ne yazıyor?
İbranice metin şöyledir:
כִּי סְבָבוּנִי כְּלָבִים עֲדַת מְרֵעִים הִקִּיפוּנִי כָּאֲרִי יָדַי וְרַגְלָי
Ki sevavuni kelavim, adat mereim hikkifuni, ka’ari yaday veraglay.
Masoretik metindeki tartışmalı kelime:
כָּאֲרִי — ka’ari
şeklindedir. כ — ke/ka, “gibi”; ארי — ari, “aslan” demektir. Kelimenin anlamı **“aslan gibi”**dir. Bu metinde “delmek”, “deşmek” veya “çivilemek” fiili bulunmaz.
Üstelik ka’ari Mezmur’un içine yabancı bir kelime olarak düşmez. Bütün bölüm vahşi hayvan imgeleriyle örülmüştür. Konuşanı çevreleyen boğalar vardır; üzerine ağızlarını açan yırtıcı aslanlar vardır; onu kuşatan köpekler vardır. Daha sonra Tanrı’dan kendisini aslanın ağzından ve yaban öküzlerinin boynuzlarından kurtarmasını ister. “Aslan gibi” ifadesi tam bu şiirsel dünyanın içindedir.
Raşi, ka’ari yaday veraglay ifadesini ellerin ve ayakların bir aslanın ağzında eziliyor olması görüntüsüyle açıklar. Ayrıca Yeşaya 38:13’teki aynı kullanıma işaret eder: “Aslan gibi bütün kemiklerimi kırıyor.” İbn Ezra, ka’ariyi önceki “beni kuşattılar” fiiline bağlar; düşmanların konuşanı aslan gibi çevrelediğini söyler. Eller savaşmak, ayaklar kaçmak içindir, fakat kuşatılmış kişi artık ikisini de kullanamamaktadır. Radak da aynı kuşatma ve aslan imgesi içinde açıklama yapar.
Klasik Yahudi yorumunun burada gördüğü şey açıktır: düşmanlarının arasında çaresiz kalmış bir insan. Çarmıh sahnesi ancak Hristiyan anlatısı ayetin üzerine yerleştirildikten sonra ortaya çıkar.
“Deldiler” nasıl “İsa çarmıha gerildi” haline geliyor?
Misyoner iddia birkaç ayrı anlam sıçramasını tek cümleymiş gibi sunar. Önce tartışmalı kelime “deldiler” diye okunur. Ardından “deldiler”, hiçbir metinsel gerekçe gösterilmeden “ellerine ve ayaklarına çivi çaktılar” anlamına dönüştürülür. Sonra çivilerden çarmıha, çarmıhtan İsa’ya, İsa’nın ölümünden de Hristiyan kefaret öğretisine geçilir.
Oysa bunların her biri ayrıca kanıtlanması gereken farklı bir iddiadır.
Bir metinde “ellerim ve ayaklarım delindi” yazmış olsa bile bu, “gelecekte Maşiah Roma usulü çarmıha gerilecek ve ölümü insanlığın günahlarına kefaret olacaktır” demek değildir. “Delmek” ile “çivilemek” aynı şey değildir; “çivilemek” ile “çarmıha germek” aynı şey değildir; bir kişinin çarmıha gerilmesi de onu İsa veya Maşiah yapmaz.
Misyonerlik bu basamakları okuyucuya göstermeden atlar. Sonuçta ayete bakıldığında bulunmayan bir Hristiyan teolojisi, sanki kelimenin doğal anlamıymış gibi Tanah’a mal edilir.
Sahtekarlık tartışmalı kelimenin kendisinde değil, metinde bulunmayan Hristiyan hikayesinin Tanah’ın sözüymüş gibi sunulmasındadır.
Eski elyazmaları bu iddiayı kurtarıyor mu?
Hayır.
Septuaginta ilgili yerde ὤρυξαν — ōryxan, “kazdılar/oydular” anlam alanındaki bir fiil kullanır. Nahal Hever’deki Mezmurlar elyazmasında da Masoretik כאריden farklı bir yazım vardır ve kritik edisyon bunu כארו olarak okur. Bu belgeler eski metin aktarımında farklı bir okumanın bulunduğunu gösterir. Nahal Hever’in bu okumasının “deldiler” şeklinde nasıl anlaşılması gerektiği ise ayrıca filolojik bir meseledir.
Fakat misyoner iddianın ihtiyaç duyduğu cümle bu belgelerde de yoktur. Hiçbirinde “İsa çarmıha gerilecek”, “ellerine ve ayaklarına çivi çakılacak” veya “bu ölüm günahlara kefaret olacak” yazmaz. Bir kelimenin “oymak/delmek” yönünde okunabilmesi, Hristiyan çarmıh teolojisini o kelimenin içine yerleştirme hakkı vermez.
Ayrıca כארי — ka’ari, “aslan gibi” yazımı da Hristiyanlık sonrası bir Yahudi icadı değildir. Yaklaşık MÖ 125’e tarihlenen Büyük Yeşaya Tomarı 1QIsaᵃ, Hristiyanlıktan önceye ait bir İbranice kutsal metin tanığıdır ve Yeşaya 38:13’teki כארי kullanımını korur. Böylece “Yahudiler İsa kehanetini gizlemek için sonradan kelimeyi ‘aslan gibi’ yaptılar” şeklindeki suçlama tarihsel zeminden yoksun kalır. İsrael Müzesi, Büyük Yeşaya Tomarı’nı yaklaşık MÖ 125’e tarihler ve metnin genel olarak Masoretik gelenekle uyumlu olmakla birlikte çeşitli eski yazım ve okuma farklılıkları taşıdığını belirtir.
Metin varyantlarının hiçbiri kendi başına çarmıh öğretisi kurmaz. Hangi eski okuma tercih edilirse edilsin, Hristiyan misyonerliğinin okuyucuya sunduğu çarmıh cümlesi ortaya çıkmaz.
Mezmur 22 ne anlatıyor?
Mezmur:
“Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?”
sözleriyle başlar. Konuşan kişi ağır sıkıntı içindedir. İnsanlar onu küçümser, onunla alay eder ve düşmanları çevresini sarar. Bedenini tükenmiş halde anlatır; kemiklerinin ayrıldığını, kalbinin balmumu gibi eridiğini ve gücünün kuruduğunu söyler. Düşmanlarının vahşiliğini boğalar, aslanlar ve köpekler üzerinden tasvir eder.
Bu, Tehillim’in yoğun sıkıntı şiiridir. Metindeki hayvanların gerçek zoolojik bir olay anlatmadığı açıktır. Bunlar düşmanların gücünü ve konuşanın çaresizliğini anlatan imgelerdir. Buna rağmen Hristiyan okuma, aynı şiirin içinden “eller ve ayaklar” sözünü ayırır ve onu bir Roma infaz sahnesinin teknik tarifine dönüştürür.
Böylece şiirin geri kalanında kabul edilen mecaz dili, Hristiyan anlatısına benzeyen noktada birden tarihsel fotoğrafa çevrilir. Bunun nedeni Mezmur’un bunu gerektirmesi değildir; İsa’nın çarmıh hikâyesinin önceden kabul edilmiş olmasıdır.
Aynı yöntem “giysilerimi aralarında paylaşıyorlar, elbisem için kura çekiyorlar” ifadesine de uygulanır. Düşmanlarının eline düşmüş ve yağmalanmış bir kişinin elbiselerinin paylaşılması, gelecekteki Maşiah’ın Roma askerleri tarafından çarmıha gerileceğini söylemez. Raşi bunu malın yağmalanması bağlamında okur. Daha sonraki Hristiyan İncillerinin bu görüntüyü İsa’nın ölüm hikâyesine taşıması, Mezmur’un baştan beri İsa hakkında yazıldığını kanıtlamaz.
Sonraki bir metnin eski bir metinden cümleler kullanması, eski metni sonraki olayın kehanetine dönüştürmez.
Üstelik bugün misyonerlerin “İsa’nın ellerinin ve ayaklarının delineceği açık kehanet” olarak sunduğu tartışmalı cümle Yeni Ahit’te açıkça “Mezmur 22’de yazıldığı gibi gerçekleşti” biçiminde alıntılanmaz. Mezmur 22’nin başka sözleri çarmıh anlatısına alınırken bu ayet doğrudan gerçekleşmiş bir kehanet olarak gösterilmez. Yuhanna 19:37’deki “delecekleri kişiye bakacaklar” ifadesinin kaynağı da Mezmur 22 değil, Zeharya 12:10’dur.
Mezmur’un sonu
Mezmur 22 bir infaz sahnesinin ortasında sona ermez. Konuşan kişi Tanrı’ya seslenir, duasının işitildiğini görür ve:
“Adını kardeşlerime anlatacağım; topluluğun içinde Seni öveceğim.”
der. İsrael Tanrı’yı övmeye çağrılır. Tanrı’nın acı çeken kişinin feryadını küçümsemediği ve yüzünü ondan gizlemediği açıkça söylenir. Şiir, sıkıntıdan yakarışa, yakarıştan kurtuluşa ve oradan Tanrı’nın övülmesine doğru ilerler.
Hristiyan misyonerlik bu bütünün içinden bazı acı ifadelerini seçer, onları İncil’deki İsa hikâyesiyle eşleştirir ve daha sonra ortaya çıkan benzerliği “bin yıl önceden verilmiş mucizevi kehanet” diye sunar. Önce Hristiyan hikâyesi Mezmur’un üzerine konur; ardından Mezmur Hristiyan hikâyesinin kanıtı olarak gösterilir.
Bu yöntem Tanah’ın anlamını ortaya çıkarmıyor. Tanah’ın üzerine Hristiyanlık yazıyor.
Sonuç
Mezmur 22:17’nin Masoretik İbranicesinde כארי — “aslan gibi” yazmaktadır. Bu okuma bölümün boğa, aslan, köpek ve yaban öküzü imgeleriyle uyumludur; Raşi, İbn Ezra ve Radak da ayeti bu bağlamda açıklar. Eski metin geleneğinde başka bir fiilsel okumanın bulunması, Hristiyanların ihtiyaç duyduğu çarmıh cümlesini oluşturmaz.
Çünkü mesele yalnız bir kelimenin “aslan gibi” mi yoksa “oydular/deldiler” mi okunacağı değildir. Hristiyan misyoner iddia, bu tartışmanın çok ötesine geçerek ayetin içine çivi, çarmıh, İsa ve kefaret öğretisini yerleştirir. Bunların hiçbiri Mezmur 22:17’de yazmaz.
Mezmur 22, İsa’nın çarmıha gerilmesini önceden bildiren bir Tanah kehaneti değildir. Hristiyan çarmıh öğretisi bu ayetten çıkmaz; ayetin üzerine sonradan yerleştirilir.
Kutsal Kitabınızı bilirseniz, hiç kimse Tanrı’ya olan inancınızı ve O’nunla olan bağlantınızı çalamayacaktır.
Kaynaklar
Tehillim 22
Yeşaya 38:13
Zeharya 12:10
Raşi, Tehillim 22:17–19
İbn Ezra, Tehillim 22:17–19
Radak, Tehillim 22:17
Büyük Yeşaya Tomarı, 1QIsaᵃ
5/6HevPs, Nahal Hever Mezmurlar Tomarı
Septuaginta, Mezmur 21:17
Michael V. Flowers, “What Did the Psalmist Say about His Hands and Feet in Psalm 22:17?”, Vetus Testamentum 71 (2021), 48–75.










[…] Mezmurlar 22:17 (16) “Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar?” […]
[…] 22:17, Mesih’in çarmıha gerileceğinden mi söz etmektedir?http://kabalat.com/ellerimi-ayaklarimi-deliyorlar/Yeşaya 53, Mesih’in acı çekeceğini mi […]
[…] 1) Mezmurlar 22:17 (16) “Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar?” […]