Tanah adına ileri sürülen iddiaları İbranice metin, bağlam ve Yahudi kaynaklarıyla inceleyin.
5 sonuç · Yayımlanmış 280 iddia
Aranan ayetin yanıt verdiği iddia
Hristiyan iddiası
Melahim I 8:27 — Tapınak olmayınca İsrael’in bağışlanması mümkün değildir
Tanah’ın cevabı
Cevabın tamamı ve kaynaklar
כִּ֚י הַֽאֻמְנָ֔ם יֵשֵׁ֥ב אֱלֹהִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ הִ֠נֵּ֠ה הַשָּׁמַ֜יִם וּשְׁמֵ֤י הַשָּׁמַ֙יִם֙ לֹ֣א יְכַלְכְּל֔וּךָ אַ֕ף כִּֽי־הַבַּ֥יִת הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּנִֽיתִי׃
Şelomo, göklerin ve göklerin göğünün HaŞem’i kapsayamadığını, kurduğu evin O’nu hiç kapsayamayacağını söyler. Bet HaMikdaş Tanrı’nın içine sığdığı bir yapı değildir. Binanın yokluğundan HaŞem’in artık erişilemez olduğu sonucu çıkmaz. Dua, Tanrı’nın büyüklüğünü Tapınağın fiziksel sınırından ayırır.
Kaynaklar
- Tanah, Melahim I 8:27.
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 25, güncel revizyon.
- Tanah, I. Melahim 8:27–30.
Kitaptaki yanıtın tamamı
Hristiyan yorumun önceki kan ve korban tezleri doğal olarak bu sonuca götürür: bağışlanma zorunlu olarak kanlı korban gerektiriyorsa ve korban yalnız Bet HaMikdaş’ta sunulabiliyorsa, Bet HaMikdaş’ın yıkılmasıyla İsrael’in bağışlanma yolu kapanmış olmalıdır. Hristiyan yorumcu bunu açıkça söyler ve Şelomo’nun sürgündeki İsrael için ettiği duayı da Yeruşalayim’deki mizbeah ve orada dökülen kanla görünmez biçimde ilişkilendirir. Oysa Şelomo’nun duası daha Bet HaMikdaş açılırken günah, sürgün, teşuva, dua ve bağışlanma arasında başka bir ilişki kurar.
Şelomo önce binanın ne olmadığını söyler: “Tanrı gerçekten yeryüzünde oturur mu? İşte gökler ve göklerin gökleri Seni içine alamaz; benim yaptığım bu ev nasıl alabilir?... Kulunun ve halkın İsrael’in bu yere doğru ettikleri duaları işit; Sen gökteki meskeninde işit ve işittiğinde bağışla.” Bet HaMikdaş dua için kutsal merkezdir, fakat HaŞem o binanın içine kapanmış değildir. İnsan Bet HaMikdaş’a doğru döner; işiten ve bağışlayan HaŞem’dir.190
Dua daha sonra sürgüne kadar ilerler. Şelomo, “günah işlemeyen insan yoktur” diyerek İsrael’in düşman ülkesine götürülebileceğini söyler. Orada insanlar yaşananları yüreklerine alır, “Günah işledik, yanlış yaptık, kötülük ettik” diye itirafta bulunur, bütün yürekleri ve nefeşleriyle HaŞem’e döner ve atalarına verilen ülkeye, seçilen şehre ve Bet HaMikdaş’a doğru dua ederlerse, Şelomo HaŞem’den “gökteki meskeninden işit” ve “Sana karşı günah işlemiş halkını bağışla” diye ister. İnsanlar ne Yeruşalayim’dedir ne de mizbeahın başındadır. Düşman ülkesinde esirdirler. Metnin kurduğu sıra açıkça farkına varma, itiraf, teşuva, dua, HaŞem’in işitmesi ve bağışlamasıdır.191
Yein Levanon da bu bölümü sürgündeki teşuva ve bağışlanma çerçevesinde açıklar. Bet HaMikdaş’a doğru yönelmek önemlidir; Yahudi dua geleneği bunu korur. Erets İsrael dışında bulunan kişi ülkeye, ülkede bulunan Yeruşalayim’e, Yeruşalayim’de bulunan Bet HaMikdaş’a yönelir. Fakat kutsal merkeze doğru dua etmek ile o yerde o anda dökülen kanın HaŞem’in bağışlamasının zorunlu nedeni olduğunu söylemek aynı şey değildir. Birincisi I. Melahim 8’dedir; ikincisi metne sonradan eklenen başka bir teolojik önermedir.
Daniel 9, Şelomo’nun gelecekteki ihtimal olarak anlattığı sürgün dünyasının içinden konuşur. Yeruşalayim haraptır ve Bet HaMikdaş avodası işlememektedir. Daniel buna rağmen, “Yüzümü Efendi Tanrı’ya çevirdim; dua ve yakarışla, oruçla, çulla ve külle O’nu aradım. Tanrım HaŞem’e dua ettim ve itirafta bulundum” der. Sonra İsrael’in suçunu kendi ağzıyla söyler: “Günah işledik, yanlış yaptık, kötülük ettik, başkaldırdık; mitsvalarından ve yasalarından saptık.” Duanın dili daha sonraki Yahudi viduy geleneğini derinden etkilemiştir.192193
Daniel’in dayanağı kendi doğruluğu değildir. “Merhametler ve bağışlamalar Tanrımız Adonay’a aittir; çünkü O’na karşı başkaldırdık” der ve duanın doruğunda, “Adonay, işit! Adonay, bağışla! Adonay, kulak ver ve yap; gecikme!” diye seslenir. Ayrıca, “Yakarışlarımızı kendi doğruluklarımız nedeniyle değil, Senin büyük merhametlerin nedeniyle önüne getiriyoruz” der. Eğer Bet HaMikdaş yokken bağışlanma gerçekten mümkün değilse Daniel’in dua dili nasıl açıklanacaktır? Daniel “şimdilik bağışlanamayız; çünkü kanlı korban yok” demez. Gelecekte kusursuz bir insan korbanını beklediğini de söylemez. Yıkılmış Yeruşalayim’in karşısında doğrudan HaŞem’in merhametine başvurur.194195196
Midraş Tanhuma bu durumu neredeyse doğrudan soruya dönüştürür: peygamber, kohen, korban, Bet HaMikdaş ve mizbeah yoksa ne olacaktır? Verdiği cevap, Bet HaMikdaş bulunmadığında duanın kaldığıdır; Daniel 9:19’daki “Adonay, işit; Adonay, bağışla” sözünü aktarır ve İsrael’in kutsal şehre doğru dua edeceğini, HaŞem’in de gökten işiteceğini açıklar. Peşat ile midraşik yorum aynı kanıt düzeyi değildir. Tanah’taki temel veri zaten Daniel’in kendisidir. Midraşın önemi, Yahudi geleneğinin Bet HaMikdaş’ın yokluğunu “artık bağışlanma mümkün değildir” biçiminde anlamadığını göstermesidir.197
Hoşea 14 aynı yönü başka bir dille güçlendirir: “Ey İsrael, Tanrın HaŞem’e dön... Yanınıza sözler alın ve HaŞem’e dönün. O’na deyin: Bütün suçu kaldır ve iyiyi kabul et; dudaklarımızla boğaların yerini tamamlayalım.” Ayet tarihsel olarak Bet HaMikdaş’ın yokluğunu açıkça konu edinmediği için onu tek başına “Tapınak yokken dua korbanın yerine geçer” ayeti haline getirmek doğru olmaz. Güvenli sonuç daha yalındır: peygamber teşuva ve sözleri HaŞem’e dönüşün gerçek araçları olarak gösterir. Ardından HaŞem, “Dönekliğini iyileştireceğim, onları özgürce seveceğim; çünkü öfkem ondan döndü” der. Hazal, Yoma 86b’de “sözler alın ve HaŞem’e dönün” ifadesini günahkarın sözlerle dönüşüyle ilişkilendirir; “dudaklarımızın boğaları” dilini kullanarak bu teşuvayı korbanla karşılaştırır ve Hoşea 14:5’teki İlahi sevgiye bağlar.198199200
Bundan korbanların gereksiz olduğu sonucu çıkmaz. Bet HaMikdaş ayaktayken korban gerektiren durumda korban gerçek bir mitsvadır. Yahudi duası Bet HaMikdaş’ın yeniden kurulmasını ve avodanın geri dönmesini istemeye devam eder; Amida’da Yeruşalayim’in yeniden kurulması her gün istenir. Birçok mitsva bugün Bet HaMikdaş bulunmadığı için yerine getirilememektedir; bu, onların değersiz olduğu anlamına gelmez. Fakat belirli bir mitsvanın uygulanamaması ile HaŞem’in bağışlama kudretinin ortadan kalkması da aynı şey değildir.201
Şelomo’nun duası tam bu ayrım üzerine kuruludur. Bet HaMikdaş İlahi yakınlığın kutsal merkezidir, fakat göklerin gökleri bile HaŞem’i içine alamaz. Sürgündeki kişi binlerce kilometre uzaktan Bet HaMikdaş’a doğru dönebilir; HaŞem gökten işitir. Daniel mizbeahın başında bulunmadan itirafta bulunur ve “Adonay, bağışla” der. Metin bu duanın geçerli olabilmesi için görünmeyen bir kan mekanizması eklemez.
Hristiyan yorumun okuması ise şu zincire dayanır: Tanrı yalnız korban kanı aracılığıyla bağışlayabilir; Bet HaMikdaş yıkılmıştır; öyleyse Yahudiler bağışlanamaz; çözüm İsa’dır. Fakat zincirin ilk halkası Tanah tarafından verilmemiştir. Vayikra 5 kansız bir sunu ile kapara ve bağışlanma bilir. Yehezkel teşuva eden günahkarın geçmiş suçlarının artık ona karşı tutulmayacağını anlatır. Hoşea sözlerle HaŞem’e dönüşü öğretir. Şelomo sürgündeki İsrael için dua ve bağışlanmayı öngörür. Daniel bunu Bet HaMikdaş’ın yıkıldığı dünyada fiilen yapar.
Tora hem korban yükümlülüğünü hem de teşuva ve duayla bağışlanmayı öğretir. “Korbanlara hiçbir zaman ihtiyaç yoktu” demek Tora’nın mitsvalarını siler. “Korban sunulamıyorsa HaŞem artık bağışlayamaz” demek ise Tanah’ın teşuva ve dua öğretisini siler. Bet HaMikdaş’ın yokluğu gerçek bir kayıptır; Yahudilik onu dini ilerleme saymaz. Fakat bu kayıp HaŞem’in İsrael ile ilişkisinin yok olması değildir. Mizbeah yoktur, teşuva yine mümkündür. Korban avodası yapılamaz, insan günahını itiraf edebilir. Yeruşalayim haraptır, Daniel yine dua eder.
Midraşın sorusu bunu çok çarpıcı biçimde toplar: “Peygamber yok, kohen yok, korban yok, Bet HaMikdaş yok, mizbeah yok; bize kim kapara sağlayacak?” Verdiği cevap İsa değildir. Daniel’in duasıdır: “Adonay, işit. Adonay, bağışla.” Bet HaMikdaş’ın yokluğu büyük bir yaradır; Tanrı’ya giden yolun kapanması değildir. Şelomo’nun gökten işitmesini istediği, Daniel’in merhametine sığındığı ve Hoşea’nın günahkara dönmesini söylediği HaŞem, bir binanın yıkılmasıyla bağışlama kudretini kaybetmez.202
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 25, güncel revizyon.
- Tanah, I. Melahim 8:27–30.
- Tanah, I. Melahim 8:46–50.
- Tanah, Daniel 9:3–4.
- Tanah, Daniel 9:5.
- Tanah, Daniel 9:9.
- Tanah, Daniel 9:19.
- Tanah, Daniel 9:18.
- Midraş Tanhuma.
- Tanah, Hoşea 14:2–3.
- Tanah, Hoşea 14:5.
- Bavli, Yoma 86a–86b.
- Tanah, Vayikra 5; I. Melahim 8; Daniel 9.
- Kabalat.com: “Kan olmadan kefaret olmaz mı?”; “Günah ve Aklanma”; “İsa, Benim Günahlarım İçin mi Öldü?”
İddianın kaynak metni
Hristiyan iddiası
Tapınak olmayınca İsrael’in bağışlanması mümkün değildir
“Strictly speaking, Israel were, and still remain, an unforgiven nation whilst they seek their forgiveness through the Old Covenant system. The only way out of this predicament is to accept a new covenant which does not rely on a day of Atonement ritual to gain forgiveness; one which is " established upon better promises" .”
Aranan ayetin yanıt verdiği iddia
Hristiyan iddiası
Melahim I 8:27 — Tanah Tanrı’nın insan biçiminde fiziksel bedeni olduğunu öğretir
Tanah’ın cevabı
Cevabın tamamı ve kaynaklar
כִּ֚י הַֽאֻמְנָ֔ם יֵשֵׁ֥ב אֱלֹהִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ הִ֠נֵּ֠ה הַשָּׁמַ֜יִם וּשְׁמֵ֤י הַשָּׁמַ֙יִם֙ לֹ֣א יְכַלְכְּל֔וּךָ אַ֕ף כִּֽי־הַבַּ֥יִת הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּנִֽיתִי׃
Hristiyan yorumun “Tanrı’nın gökte kişisel bir yeri vardır” savı ise kendi kullandığı kaynak tarafından çürütülür. Melahim I 8’den “Gökte, ikamet ettiğin yerde işit” sözünü aktarır ve bunu Tanrı’nın belirli bir fiziksel mekanda bulunduğuna kanıt sayar. Fakat Şelomo aynı duasında şöyle der: “Tanrı gerçekten yeryüzünde oturacak mı? İşte gökler ve göklerin gökleri bile Seni içine alamaz; kaldı ki benim yaptığım bu ev!” (Melahim I 8:27). Bet HaMikdaş “Tanrı’nın evi” diye anılır; fakat Şelomo aynı duada göklerin ve göklerin göklerinin bile Tanrı’yı içine alamayacağını söyler. Tanrı’nın Mişkan’da veya Bet HaMikdaş’ta “barınması”, insan bedeninin bir yapının içinde bulunması gibi fiziksel yerleşme değildir.
Rav Saadia Gaon da I. Melahim 8:27’yi Tanrı’nın fiziksel bir mekanla sınırlanamayacağını açıklarken kullanır. Hristiyan yorumcu aynı duanın iki cümlesini farklı ölçülerle okur: “gökte ikamet eder” sözünü fiziksel mekan kanıtı sayar, “göklerin gökleri bile Seni içine alamaz” sözünü ise aynı anlamda okumaz. İki cümle aynı duadadır. Bu nedenle fiziksel mekan yorumu Tanah’a açıkça aykırıdır. Yehezkel 1:26 da fiziksel beden iddiasını desteklemez; peygamber önce tahta benzeyen bir görünüş, onun üzerinde de insan görünüşüne benzer bir şey görür.1114
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 98, güncel revizyon.
- I. Melahim 8:27; Rav Saadia Gaon; Saadia Gaon.
Kitaptaki yanıtın tamamı
Hristiyan yorumcu bu iddiayı birkaç ayrı Tanah ifadesini bir araya getirerek kurar. Bereşit 1:26’daki “suretimizi ve benzerliğimizi taşıyan insan yapalım” sözünün fiziksel benzerlik göstermesi gerektiğini söyler. Meleklerin insan biçiminde görünmesinden hareketle Tanrı’nın da aynı temel biçime sahip olduğunu ileri sürer. Bamidbar 12:8’de Moşe’nin “HaŞem’in benzerliğini” gördüğünü, Tanah’ın Tanrı’nın ellerinden, kollarından, gözlerinden, yüzünden ve tahtından söz ettiğini hatırlatır. Yehezkel 1:26’daki taht üzerinde “insan görünüşüne benzer” figürü de onun için Tanrı’nın insan biçimindeki fiziksel varlığının başka bir kanıtıdır. Sonunda açıkça Tanrı’nın fiziksel bir varlık olduğunu ve insanın Tanrı’nın fiziksel suretinin eksik bir yansıması olduğunu söyler. 1102
Tanah gerçekten antropomorfik, yani insan biçimli dil kullanır. Tanrı görür, işitir, konuşur ve yürür; O’nun eli, yüzü, gözü, kolu ve tahtı vardır. Bu dilin varlığı tartışmalı değildir. Tartışma, bu ifadelerin Tanrı’nın gerçek anatomisini tanımlayıp tanımlamadığı üzerindedir. Tora bu soruya doğrudan cevap verir. Sinay deneyimini anlatan Devarim 4:12 şöyle der: “HaŞem ateşin içinden sizinle konuştu; sözlerin sesini işittiniz, fakat hiçbir suret görmediniz; yalnızca ses vardı.” Üç ayet sonra Moşe aynı noktayı yeniden vurgular: “HaŞem’in Horev’de ateşin içinden sizinle konuştuğu gün hiçbir suret görmediğiniz için kendinize çok dikkat edin.” (Devarim 4:15).11031104
Ardından bunun neden önemli olduğunu açıklar: İsrael erkek veya kadın biçiminde herhangi bir suret yapmamalıdır. Bu ayetler, Hristiyan yorumun savına doğrudan temas eder. Eğer Tanrı gerçekten insan biçiminde fiziksel bir varlıksa, Sinay bunun gösterilebileceği en güçlü andır. Bütün İsrael Tanrı’nın açığa çıkışına tanıklık eder. Fakat Moşe onların gördüğü fiziksel şekli tarif etmek yerine iki kez: “Hiçbir suret görmediniz.” Rambam kendi felsefesini ayetin yerine koymaz. Hilhot Yesodei HaTorah 1:8’de Devarim 4:15’i temel alarak Tanrı’nın beden olmadığını söyler. Beden bir yerle sınırlıdır; Tora ise Tanrı’yı gökte ve yerde aynı anda egemen olarak anlatır.
Hristiyan yorumcu antropomorfik ifadeleri fiziksel betimleme sayarken, Tora’nın bu ifadeleri sınırlandıran açık sözlerini geri plana iter. Bereşit 1:26–27’deki tselem Elokim de bunu değiştirmez. Hristiyan yorumun mantığı şöyledir: İnsan Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır; insanın zihni Tanrı’nın zihnine benzemez, çünkü Yeşaya 55:8–9 Tanrı’nın düşüncelerinin bizim düşüncelerimizden yüksek olduğunu söyler; öyleyse benzerlik fiziksel olmalıdır. Fakat bu iki seçenekten başka seçenek bulunmadığı varsayılmıştır. “Tanrı’nın sureti” ya aynı düşüncelere sahip olmak ya da aynı anatomiyi taşımak zorunda değildir. Bereşit 1:27 ise fiziksel beden sonucunu zorlaştıran başka bir ayrıntı taşır. “Tanrı insanı Kendi suretinde yarattı... erkek ve dişi olarak onları yarattı.” (Bereşit 1:27).110511061107
Hem erkek hem kadın aynı tselem Elokim içindedir. O halde Tanrı’nın fiziksel sureti hangisidir? Erkek bedeni mi, kadın bedeni mi? Ayetin amacı anatomik kalıp öğretmek olsaydı, aynı cümlenin sonunda erkek ve dişinin aynı Tanrısal sureti taşıdığını söylemesi garip olurdu. Rambam’ın açıklamasında insanın kavrama ve düşünme yeteneği öne çıkar; diğer Yahudi kaynaklarında özgür seçim, ahlaki sorumluluk ve insanın yaratılıştaki özel konumu gibi başka boyutlar da eklenir. Bu açıklamaların hiçbiri Tanrı’nın insan anatomisine sahip olmasını gerektirmez. Üstelik bu yorum yalnız Rambam’la başlamaz. Rav Saadia Gaon, Rambam’dan önce yazdığı HaEmunot veHaDeot’ta Tanrı’yı cisim olarak düşünmeyi açıkça reddeder. 1108
Yaratan’ın biçim, ölçü, mekan ve fiziksel sınırlılık taşıyan bir cisim olması halinde, kendisi de açıklanması gereken yaratılmış türden bir şey haline geleceğini söyler. Daha sonra Tanrı’ya belirli bir mekan yüklenmesini de reddeder: mekan bütün cisimlerin ihtiyacıdır; Tanrı ise mekanın Yaratıcısıdır. “Tanrı göklerdedir” gibi ifadelerin fiziksel yer belirtmediğini özellikle açıklar. Bu nedenle Hristiyan yorumun tarihsel iddiası da ciddi biçimde sorunludur. Ona göre Yahudilikte fiziksel olmayan Tanrı düşüncesi esas olarak on ikinci yüzyılda Rambam’ın etkisiyle yaygınlaşmıştır. Fakat Rav Saadia Gaon’un açık sözleri bu anlatının doğru olamayacağını gösterir. 1109
Tanrı’nın bedensizliği Rambam’ın Yahudiliğe soktuğu yeni bir fikir değildir. Eski Yahudi literatürü bu konuda tarihsel olarak tek sesli de değildir. Bazı Yahudilerin Tanah ve agadik ifadeleri fiziksel anlamda okudukları bilinir. Raavad, Rambam’ın Tanrı’yı beden sahibi kabul eden kişiyi ağır biçimde sınıflandırmasına itiraz ederken bazı büyük kişilerin Kutsal Yazı’daki ifadeler nedeniyle böyle düşündüklerini söyler. Fakat Raavad’ın itirazı “Tanrı gerçekten bedendir” anlamına gelmez. Daha sonraki Pardes Rimonim açıklaması da sorunu, metinleri yanlış anlayarak bedensellik sonucuna varmış kişinin dini kategorisi bakımından ele alır.1110
Bu tarihsel ayrıntı Hristiyan iddiasını kurtarmaz. Aksine meseleyi doğru yere koyar. Tanah’ın insan dili, bazı okuyucular tarafından gerçekten fiziksel okunabilecek kadar güçlüdür. Fakat bir metnin yanlış biçimde harfi harfine okunabilmesi, o okumanın metnin kendi bütünlüğü tarafından doğrulandığını göstermez. Hristiyan yorumun meleklerden çıkardığı sonuç da aynı sorunu taşır. Bereşit’te Avraam’ın karşısına çıkan melekler insan gibi görünür. Hristiyan yorumcu bundan meleklerin fiziksel insan biçimini yansıttığını, melekler Tanrı’yı temsil ettiğine göre Tanrı’nın da aynı temel fiziksel biçime sahip olması gerektiğini çıkarır. Fakat “bir melek insana insan biçiminde göründü” ile “Tanrı’nın gerçek özü insan biçimindedir” arasında zorunlu hiçbir bağlantı yoktur. Bir temsil biçimi, temsil edilen varlığın anatomisi değildir. Daha da önemlisi, Hristiyan yorumcu Bamidbar 12:8’de Moşe’nin “HaŞem’in temunası”na baktığını söylerken Devarim 4:15’teki “hiçbir temuna görmediniz” cümlesiyle karşı karşıya kalır. Aynı sözcük ailesi iki metinde de vardır. Eğer temuna zorunlu olarak Tanrı’nın fiziksel vücudu anlamına geliyorsa, Tora kendi içinde ciddi bir çelişki üretmiş olur.1111
Yahudi mistik geleneği bu gerilimi çok iyi bilir. Zohar’ın Raya Mehemna bölümünde Devarim 4:15 ile Bamidbar 12:8 tam olarak yan yana getirilir. Açıklama, Tanrı’nın Kendi özünde herhangi bir biçim veya surete sahip olmadığı; peygamberlikte görülen biçimlerin ise Tanrısal yönetimin yaratılmış düzeylerdeki görünüşleri olduğudur. Bu Zohar’ın mistik açıklamasıdır; Tora’nın peşatıyla aynı kaynak katmanı değildir. Fakat Hristiyan yorumcu Yahudi geleneğinin bu ayetleri anlayamadığı veya Rambam’ın felsefi baskısıyla sonradan fiziksel anlamdan kaçtığı izlenimini veriyorsa, kaynak doğrudan buna cevap verir. Yahudi mistisizminin antropomorfik semboller kullanan dünyasında bile görülen biçim Tanrı’nın fiziksel bedeni sayılmaz. Şemot 33 bunun daha basit bir örneğini verir. Bir ayette HaŞem’in Moşe ile “yüz yüze, bir insan arkadaşına nasıl konuşursa öyle” konuştuğu söylenir. Fakat birkaç ayet sonra Tanrı: “Yüzümü göremezsin; çünkü insan Beni görüp yaşayamaz.” der.1112
Eğer “yüz yüze” anatomik olarak okunursa, aynı bölüm birkaç cümle içinde Moşe’nin hem Tanrı’nın yüzünü gördüğünü hem de göremeyeceğini söyler. Bu nedenle “yüz yüze”nin anlamı fiziksel yüzlerin birbirine bakması değil, Moşe’nin peygamberliğinin olağanüstü doğrudanlığıdır. Rambam da bu ifadeyi Tanrı’nın gerçek yüzünün görülmesi değil, Tanrı hakkında mümkün olan en yüksek kavrayış biçimi olarak açıklar. Hristiyan yorumcu ise Şemot 33:11’i melek aracılığıyla açıklamaya çalışır. Fakat bu açıklama onun kanıtını daha da zayıflatır. Eğer “Tanrı’nın yüzü” diye anlatılan şey gerçekte bir meleğin görünüşüyse, ayet zaten Tanrı’nın fiziksel yüzünü kanıtlamıyor demektir. Hristiyan yorumcu bir yandan insan biçimli ifadelerin harfi harfine olması gerektiğini savunmakta, diğer yandan harfi harfine okumanın sorun çıkardığı yerde bunları temsil ve melek diliyle açıklar.1113
Tanrı’nın eli, kolu, gözü ve yüzü için de aynı şey geçerlidir. Hristiyan yorumcu, bunların mecaz sayılması halinde ifadelerin yanıltıcı ve öğretisel olarak anlamsız olacağını söyler. Fakat bu, insan dilinin nasıl çalıştığını gözden kaçırır. “Devletin eli”, “yasanın gözü”, “ordunun kolu” gibi ifadeler günlük dilde bile anatomi öğretmez. Sözcük kendi fiziksel kökenini korurken başka bir işlevi anlatabilir. Tanah’ta Tanrı’nın “eli” gücünü, “gözü” bilgisini ve gözetimini, “yüzü” yakınlığını veya yönelişini ifade edebilir. Tora insanın anlayabileceği dil kullanır; bu ifadeler Tanrı’ya kas, kemik veya fiziksel organlar vermeyi gerektirmez. Bunun aksi kabul edilirse sorun hemen büyür.
Fiziksel okuma yalnız el ve göze uygulanamaz. Tanah Tanrı’nın “kanatları”ndan da söz eder. Gökler O’nun tahtı, yeryüzü ayaklarının taburesidir. O ateş olarak görünür, bulut içinde açığa çıkar, gökleri bir perde gibi gerer. Bunların hepsi aynı ölçüde fiziksel kabul edilirse artık insan boyutlarında bir beden değil, birbiriyle bağdaşmayan çok sayıda fiziksel tasvir ortaya çıkar. Bu nedenle Tanah’ın dili insan biçimli olabilir, fakat Tanah’ın Tanrı anlayışı insan biçimli değildir.
Hristiyan yorumun “Tanrı’nın gökte kişisel bir yeri vardır” savı ise kendi kullandığı kaynak tarafından çürütülür. Melahim I 8’den “Gökte, ikamet ettiğin yerde işit” sözünü aktarır ve bunu Tanrı’nın belirli bir fiziksel mekanda bulunduğuna kanıt sayar. Fakat Şelomo aynı duasında şöyle der: “Tanrı gerçekten yeryüzünde oturacak mı? İşte gökler ve göklerin gökleri bile Seni içine alamaz; kaldı ki benim yaptığım bu ev!” (Melahim I 8:27). Bet HaMikdaş “Tanrı’nın evi” diye anılır; fakat Şelomo aynı duada göklerin ve göklerin göklerinin bile Tanrı’yı içine alamayacağını söyler. Tanrı’nın Mişkan’da veya Bet HaMikdaş’ta “barınması”, insan bedeninin bir yapının içinde bulunması gibi fiziksel yerleşme değildir.
Rav Saadia Gaon da I. Melahim 8:27’yi Tanrı’nın fiziksel bir mekanla sınırlanamayacağını açıklarken kullanır. Hristiyan yorumcu aynı duanın iki cümlesini farklı ölçülerle okur: “gökte ikamet eder” sözünü fiziksel mekan kanıtı sayar, “göklerin gökleri bile Seni içine alamaz” sözünü ise aynı anlamda okumaz. İki cümle aynı duadadır. Bu nedenle fiziksel mekan yorumu Tanah’a açıkça aykırıdır. Yehezkel 1:26 da fiziksel beden iddiasını desteklemez; peygamber önce tahta benzeyen bir görünüş, onun üzerinde de insan görünüşüne benzer bir şey görür.1114
Fakat Yehezkel görümünü iki ayet sonra kendisi tanımlar: “Bu, HaŞem’in görkeminin benzerliğinin görünüşüydü.” (Yehezkel 1:28). Yehezkel’in kendi sözcükleri fiziksel beden yorumuna sınır koyar. Peygamber “Tanrı’yı insan bedeninde gördüm” demez; gördüğünü “HaŞem’in görkeminin benzerliğinin görünüşü” diye tanımlar. İbn Ezra’nın Yesod Mora’sı Yehezkel 1:26’daki insan görünüşünü 1:28’deki “HaŞem’in görkeminin benzerliği” ifadesiyle birlikte ele alır ve Merkava dilinin yorum gerektirdiğini söyler. Sefer Haİkkarim de görülen renk ve biçimlerin Tanrı’nın özü olmadığını özellikle “benzerlik” sözcüğü üzerinden vurgular; maddeden bağımsız olan Tanrı fiziksel duyuların gördüğü bir nesne değildir. Hristiyan yorumun cümlesinde ise önemli bir ek vardır. Yehezkel’in gördüğünü “Tanrı’nın Kendisinin insan biçimindeki benzerliği” olarak tanımlar. Fakat “Tanrı’nın Kendisi” ifadesi Yehezkel’in tanımını güçlendirmez; onu değiştirir. Peygamber “HaŞem’in görkeminin benzerliği” der. Hristiyan yorumcu bunu Tanrı’nın fiziksel bedeninin görüntüsüne dönüştürür. Tanah’ın görüm dili ile Tanrı’nın özünü birbirine karıştırdığı nokta budur.11151116
Hristiyan yorumcu ayrıca “kişisel Tanrı” ile “fiziksel Tanrı”yı birbirine bağlar. Yahudiliğin Tanrı’yı fiziksel kabul etmediğinde O’nu belirsiz ve ilişkisiz bir öze dönüştürdüğünü ileri sürer. Oysa Tanah’ın Tanrısı irade eden, konuşan, seven, emir veren, bağışlayan, yargılayan, insanla berit kuran ve tarihe müdahale eden Tanrı’dır. Bu niteliklerin hiçbiri Tanrı’nın kas, kemik, göz küresi veya fiziksel ellerden oluşmasını gerektirmez. Yahudi düşüncesinde Tanrı’nın bedensiz oluşu O’nu “kişisiz bir enerji” yapmaz; O Yaratıcıdır, tarihin Tanrısıdır ve insanın eylemleriyle ilişki kurar. Hristiyan yorumcu iki ayrı soruyu tek bir soruya dönüştürür: Tanrı gerçek, iradeli ve etkin midir; Tanrı maddi insan bedenine mi sahiptir?
Birincisine verilen olumlu cevap ikincisini gerektirmez. Devarim 4 tam bu ayrımı yapar. İsrael Tanrı’nın sesini gerçekten işitir; vahiy gerçektir. Aynı anda “hiçbir suret görmediniz” denir. Yani Tora zaten gerçek kişisel karşılaşma ile fiziksel biçimi birbirinden ayırmıştır. Hristiyan yorumun gelecekte insanların bedensel olarak dirileceği düşüncesinden Tanrı’nın da bedensel olması gerektiğini çıkarması da aynı mantık sorununu taşır. Ona göre imanlıların gelecekte somut bedenleri olacağına göre Tanrı da fiziksel olmalıdır; aksi halde Tanrı’ya benzemeleri fiziksel olamaz.1117
Fakat insanın Tanrı’nın bazı niteliklerini yansıtması, Tanrı’nın insanın bütün özelliklerini taşıdığı anlamına gelmez. İnsan adil olabilir; bundan Tanrı’nın insan sinir sistemine sahip olduğu sonucu çıkmaz. İnsan bilir; bundan Tanrı’nın insan beyni bulunduğu çıkmaz. İnsan yaşar; bundan Tanrı’nın kalbi, akciğeri ve hücreleri bulunduğu sonucu çıkmaz. Benzerlik özdeşlik değildir. Hristiyan yorumun bütün fiziksel Tanrı savı bu iki kavramı sürekli birbirine yaklaştırır. Sonunda mesele oldukça açık hale gelir. Tanah gerçekten insan diliyle Tanrı’dan söz eder. Tanrı’nın eli, yüzü, gözü ve tahtı vardır. Peygamberler görkemli insan biçimli görümler görebilir. İnsan da tselem Elokim içinde yaratılmıştır. Fakat Tanah’ın kendisi bunların fiziksel anatomi olarak okunmasına sınır koyar. Devarim 4 iki kez “hiçbir suret görmediniz” der. Aynı bölüm Tanrı’yı hem gökte hem yerde egemen olarak tanımlar; Rambam bunun beden düşüncesiyle bağdaşmadığını belirtir. Şelomo Tanrı için Tapınak yapar, fakat göklerin göklerinin bile O’nu içeremeyeceğini söyler.1118
Şemot Tanrı’nın Moşe ile “yüz yüze” konuştuğunu söyler, fakat birkaç ayet sonra Moşe’nin Tanrı’nın yüzünü göremeyeceğini bildirir. Yehezkel insan görünüşlü bir görüm görür, fakat onu “HaŞem’in görkeminin benzerliğinin görünüşü” olarak tanımlar. Rav Saadia Gaon Rambam’dan önce Tanrı’nın cisim olmadığını ve fiziksel mekana ihtiyaç duymadığını açıkça öğretir. Kabalistik kaynaklar insan biçimli sembolizmi çok ileri götürürken bile görülen şekli Tanrı’nın özünün fiziksel bedeni yapmaz. Zohar, Devarim 4:15’teki yasağı doğrudan bununla ilişkilendirir. Dolayısıyla Hristiyan yorumun “Tanah güçlü biçimde kişisel ve bedensel bir Tanrı öğretir” iddiasının ilk yarısıyla ikinci yarısı birbirinden ayrılmalıdır. 1119
Tanah Tanrı’yı güçlü biçimde kişisel olarak tanıtır; fakat O’na insan biçiminde maddi bir beden isnat etmez. Hristiyan yorumun temel hatası, kişisellikten bedenselliğe geçmesidir. Bunu yaptıktan sonra antropomorfik her ifade fiziksel kanıta dönüşür; “el” gerçek ele, “göz” gerçek göze, “taht” fiziksel oturma yerine, peygamberlikteki “insan görünüşü” Tanrı’nın anatomisine çevrilir. Fakat aynı Tanah’ın “hiçbir suret görmediniz”, “göklerin gökleri bile Seni içine alamaz” ve “yüzümü göremezsin” sözleri bu yönteme uymaz. Bu yüzden Hristiyan yorumun yaptığı şey Tanah’ın bütün ifadelerini birlikte açıklamak değildir. Fiziksel Tanrı fikrine uyan antropomorfik ifadeleri harfi harfine kabul edip, bu fikre karşı duran açıklayıcı ayetlerin gücünü azaltmaktır.
Daha da önemlisi, bu fiziksel Tanrı öğretisi daha sonra İsa’nın “Tanrı’nın oğlu” olduğu iddiasını temellendirmek için kullanılır. Bu Hristiyan yorum bedensel Tanrı düşüncesini kabul ettikten sonra mucizevi bir insan oğul düşüncesinin mantıksal zemin kazandığını söyler. Böylece neden bu kadar ısrarla Tanrı’ya fiziksel biçim vermek istediği de anlaşılır: sonuç yalnız Tanrı anlayışıyla ilgili değildir; sonraki Hristiyan İsa öğretisinin önünü açar. Fakat Tanah’tan başlanırsa sıra bunun tersidir. Önce Tanrı’nın ne olduğu Tanah’tan belirlenir. Sonra İsa hakkındaki öğreti bununla sınanır. Hristiyan yorumcu ise İsa’nın özel oğulluk öğretisine zemin hazırlamak için önce Tanah’ın Tanrısını maddi insan biçimine yaklaştırır. Sav böylece antropomorfizmleri yanlış okumakla kalmaz; İsa’nın özel oğulluk öğretisine zemin hazırlayacak fiziksel Tanrı anlayışını Tanah’a taşır.
Sinay’daki en büyük vahyin ardından Moşe’nin bıraktığı sınır hala belirleyicidir: “Hiçbir suret görmediniz.”
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 98, güncel revizyon.
- Bereşit 1:26; Bamidbar 12:8; Yehezkel 1:26.
- Devarim 4:12.
- Devarim 4:15.
- Devarim 4:15; Rambam, Devarim 4:15 yorumu.
- Bereşit 1:26–27; Yeşaya 55:8–9.
- Bereşit 1:27.
- Kabalat.com, “Daat, Ratzon ve Tselem Elokim: Bilgi, İrade ve İnsan Sorumluluğu”.
- Rambam; Rav Saadia Gaon; Saadia Gaon.
- Rambam; Rav Saadia Gaon; Saadia Gaon.
- Bamidbar 12:8; Devarim 4:15.
- Devarim 4:15; Bamidbar 12:8; Rambam, Devarim 4:15 yorumu.
- Rambam, More Nevuhim I:37; Şemot 33:11 ve 33:20.
- I. Melahim 8:27; Rav Saadia Gaon; Saadia Gaon.
- Yehezkel 1:28.
- Yehezkel 1:26.
- Devarim 4.
- Devarim 4; Rambam, Devarim 4 yorumu.
- Devarim 4:15; Rambam, Devarim 4:15 yorumu; Rav Saadia Gaon; Saadia Gaon.
İddianın kaynak metni
Hristiyan iddiası
Tanah Tanrı’nın insan biçiminde fiziksel bedeni olduğunu öğretir
“The following are strong arguments in favour of a personal, corporeal God: - " God said, Let us make man in our image, after our likeness" (Gen. 1:26).”
Aranan ayetin yanıt verdiği iddia
Hristiyan iddiası
Melahim I 8:27 — “YHWH Elohim” adı “güçlü kişiler olacak olan” anlamına gelir ve Tanrı’nın fiziksel çoğalış amacını gösterir
Tanah’ın cevabı
Cevabın tamamı ve kaynaklar
כִּ֚י הַֽאֻמְנָ֔ם יֵשֵׁ֥ב אֱלֹהִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ הִ֠נֵּ֠ה הַשָּׁמַ֜יִם וּשְׁמֵ֤י הַשָּׁמַ֙יִם֙ לֹ֣א יְכַלְכְּל֔וּךָ אַ֕ף כִּֽי־הַבַּ֥יִת הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּנִֽיתִי׃
Tanah’ın kendi sınır cümleleri daha da önemlidir. Horev’de İsrael “bir ses” işitir fakat “hiçbir suret” görmez; hemen ardından erkek veya kadın biçiminde suret yapmaması emredilir. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Hoşea’da Tanrı “Ben Tanrı’yım, insan değilim” diye konuşur. Bunlar Tanrı’nın insanla ilişki kurmadığını değil, insan biçimli dilin O’nu insan anatomisine indirgememesi gerektiğini gösterir.217221732174
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 198, güncel revizyon.
- Devarim 4:12, 15–16. İsrael sesi işitir fakat temunah görmez; devamında erkek, kadın, hayvan veya göksel varlık biçiminde suret yapması yasaklanır.
- Melahim I 8:27. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Malbim, Melahim I 8:27’de Tanrı’nın mekanda fiziksel olarak barınması fikrini reddeder ve “mekan” dilini ilahi gözetim/tezahür bağlamında açıklar.
- Hoşea 11:9: ki El anokhi velo iş, “Ben Tanrı’yım, insan değilim.”
Kitaptaki yanıtın tamamı
Hristiyan yorumun savı yalnız Tanrı’nın “kişisel” olduğunu söylemekle kalmaz. Tanrı’nın bedensel olduğunu, insanın O’nun fiziksel suretinde yaratıldığını ve Tanrı’nın amacının gelecekte çok sayıda yüceltilmiş bedensel varlıkta Kendisini açığa çıkarmak olduğunu savunur. Bu öğretinin Tanrı’nın “anma adı” olan “Jehovah Elohim” içinde bulunduğunu ve ifadenin yaklaşık olarak “güçlü kişiler olacak olan” anlamına geldiğini yazar.2167
Burada önce iki ayrı konu ayrılmalıdır. Yahudilik Tanrı’yı iradesi, bilgisi, sevgisi ve hitabı olmayan soyut bir ilke haline getirmez. Tanah yaşayan, konuşan, emreden, bağışlayan Tanrı’dan söz eder. Fakat “kişisel” olmak ile etten, kemikten veya belirli uzuvlardan oluşan bir bedene sahip olmak aynı önerme değildir. Hristiyan yorumcu bu iki kavramı birbirine bağladığı için “kişisel Tanrı” lehindeki ayetleri “bedensel Tanrı” lehine de kanıt saymaktadır.
“YHWH Elohim” ifadesinin dilbilgisi Hristiyan yorumun verdiği cümleyi taşımaz. YHWH Tanah’ta İsrael’in Tanrısının özel adıdır; Elohim ise bağlama göre Tanrı, tanrılar veya ilahi varlıklar için kullanılabilen bir isimdir. Bereşit 2:7’de “YHWH Elohim insanı biçimlendirdi” cümlesinin fiili tekildir. İfade, geleceğe dönük “güçlü kişiler olacak” biçiminde bir yüklem cümlesi değildir.21682169
Şemot 3:14’teki ehyeh aşer ehyeh ile 3:15’teki YHWH adı arasında açık bir kelime ilişkisi bulunur; klasik ve modern dil çalışmaları YHWH adını oluş/varlık bildiren h-y-h / h-w-h kökü çevresinde tartışır. Bu tartışmaların hiçbiri “YHWH Elohim” birleşimini çoğul insanların gelecekte Tanrılaşacağı anlamına gelen bir İbranice cümleye dönüştürmez. Elohim sözcüğünün biçim bakımından çoğul görünmesi de bunu değiştirmez; İsrael’in Tanrısını gösterdiğinde Tanah’ta sık sık tekil fiil ve sıfatlarla kullanılır.21702171
Tanah’ın kendi sınır cümleleri daha da önemlidir. Horev’de İsrael “bir ses” işitir fakat “hiçbir suret” görmez; hemen ardından erkek veya kadın biçiminde suret yapmaması emredilir. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Hoşea’da Tanrı “Ben Tanrı’yım, insan değilim” diye konuşur. Bunlar Tanrı’nın insanla ilişki kurmadığını değil, insan biçimli dilin O’nu insan anatomisine indirgememesi gerektiğini gösterir.217221732174
Yehezkel 1 de Hristiyan yorumun kullandığı biçimde bir anatomi raporu değildir. Peygamber sürekli “benzerlik”, “görünüş”, “sanki” dili kullanır; tahtın üstünde “insan görünüşünün benzerliği” görülür ve bölüm sonunda bunun “YHWH’nin görkeminin benzerliğinin görünüşü” olduğu söylenir. Görüm dili ile Tanrı’nın özünün fiziksel yapısı aynı katman değildir.2175
“Bedensiz Tanrı fikrini on ikinci yüzyılda Rambam popüler hale getirdi” biçimindeki tarih cümlesi de sürdürülemez. Saadia Gaon, Rambam’dan yaklaşık iki buçuk yüzyıl önce, 933’te tamamladığı Emunot ve-Deot’un ikinci bölümünde Tanrı’ya cisim, mekan, nicelik ve bedensel nitelikler yüklenmesine karşı sistemli biçimde tartışır. Dolayısıyla Tanrı’nın bedensel olmadığı fikri Rambam’ın geç bir yeniliği değildir.2176
Sonuçta Hristiyan yorumun “YHWH Elohim” etimolojisi Tanah’ın verdiği bir ad açıklaması değildir. Tanrı’nın insanlarla ilişki kurması gerçektir; peygamberlerin antropomorfik dili de gerçektir. Fakat bunlardan “Tanrı insan biçiminde maddi bir bedendir ve adı gelecekte çok sayıda fiziksel ilahi varlık üretme amacını bildirir” sonucu çıkmaz.
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 198, güncel revizyon.
- Heaster, Jesus for Jews, PDF s. 14–16, “The Personality of God”. Özellikle PDF s. 16’da “God’s purpose is to reveal Himself in a multitude of glorified beings” ve “Jehovah Elohim… ‘He who shall be mighty ones’” ifadelerini kullanır.
- Francis Brown, S. R. Driver ve Charles A. Briggs, A Hebrew and English Lexicon of the Old Testament, “יהוה” ve “אֱלֹהִים” maddeleri. YHWH özel ad; Elohim bağlama göre Tanrı, tanrılar veya ilahi varlıklar için kullanılan isimdir.
- Bereşit 2:7: vayitser YHWH Elohim et-ha-adam. Yüklem tekildir; “YHWH Elohim” tekil özne olarak işler. Benzer tekil kullanım Bereşit 2 boyunca sürer.
- Şemot 3:14–15, ehyeh aşer ehyeh ve YHWH adı. YHWH adının etimolojisi tartışmalı olmakla birlikte geleneksel ve filolojik açıklamalar onu h-y-h / h-w-h “olmak, meydana gelmek” alanıyla ilişkilendirir; “YHWH Elohim”i “güçlü kişiler olacak olan” diye çoğul gelecek cümlesi yapmaz.
- Bereşit 1:1, bara Elohim; Bereşit 1:27, vayivra Elohim. Elohim biçim bakımından çoğuldur, fakat İsrael’in Tanrısını gösterdiğinde bu örneklerde tekil fiille kullanılır.
- Devarim 4:12, 15–16. İsrael sesi işitir fakat temunah görmez; devamında erkek, kadın, hayvan veya göksel varlık biçiminde suret yapması yasaklanır.
- Melahim I 8:27. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Malbim, Melahim I 8:27’de Tanrı’nın mekanda fiziksel olarak barınması fikrini reddeder ve “mekan” dilini ilahi gözetim/tezahür bağlamında açıklar.
- Hoşea 11:9: ki El anokhi velo iş, “Ben Tanrı’yım, insan değilim.”
- Yehezkel 1:26–28. Metin demut ve mar’eh, “benzerlik” ve “görünüş” kelimelerini ardışık biçimde kullanır; 1:28 görümü “YHWH’nin görkeminin benzerliğinin görünüşü” diye niteler.
- Saadia Gaon, Emunot ve-Deot, II. Bölüm, özellikle Tanrı’ya cisim, nicelik, mekan ve bedensel nitelikler yüklenmesine karşı tartışmalar. Eser 933’te tamamlanmıştır; bu, Rambam’dan yaklaşık iki buçuk yüzyıl öncedir. İngilizce: The Book of Beliefs and Opinions, çev. Samuel Rosenblatt, Yale University Press, 1948.
İddianın kaynak metni
Hristiyan iddiası
“YHWH Elohim” adı “güçlü kişiler olacak olan” anlamına gelir ve Tanrı’nın fiziksel çoğalış amacını gösterir
“His memorial name, Jehovah Elohim, indicates this ('He who shall be mighty ones', in approximate translation).”
Aranan ayetin yanıt verdiği iddia
Hristiyan iddiası
Melahim I 8:27 — Rambam’dan önce Yahudilik Tanrı’yı fiziksel insan biçiminde görüyordu
Tanah’ın cevabı
Cevabın tamamı ve kaynaklar
כִּ֚י הַֽאֻמְנָ֔ם יֵשֵׁ֥ב אֱלֹהִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ הִ֠נֵּ֠ה הַשָּׁמַ֜יִם וּשְׁמֵ֤י הַשָּׁמַ֙יִם֙ לֹ֣א יְכַלְכְּל֔וּךָ אַ֕ף כִּֽי־הַבַּ֥יִת הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּנִֽיתִי׃
Tanah’ın kendisi de Hristiyan yorumun fiziksel çıkarımını zorunlu kılmaz. Devarim 4 Sinay’da İsrael’in bir ses işittiğini fakat “hiçbir suret görmediğini” iki kez vurgular ve bunun üzerine erkek veya kadın biçiminde bir tasvir üretmemesi konusunda uyarır. Şelomo, “Gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Yeşayahu, “Tanrı’yı kime benzeteceksiniz, O’na hangi sureti eş tutacaksınız?” diye sorar. Antropomorfik dil vardır; fakat aynı Tanah onu fiziksel sınırlama olarak okumayı engelleyen cümleler de verir.2486
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 240, güncel revizyon.
- Devarim 4:12, 15–19; I Melahim 8:27; Yeşayahu 40:18, 25. Bu pasajlar Tanrı’nın görülen bir insan suretine ve mekansal sınıra indirgenmesine açık sınır koyar.
Kitaptaki yanıtın tamamı
Bu iddia tarihsel olarak sınanabilir. Ona göre Tanrı’nın bedensel olmayan bir varlık olarak düşünülmesi büyük ölçüde Rambam’ın on ikinci yüzyıldaki etkisiyle Yahudilikte yaygınlaşmış, daha eski Yahudi düşüncesi ise Tanrı’nın insan biçimine sahip gerçek bir beden taşıdığı fikrine çok daha açıktır. Ortaçağ Yahudileri arasında Tanrı’nın bedenselliğini harfi harfine biçimde anlayan kişiler bulunduğuna dair gerçek kanıt vardır. Fakat bundan “Rambam’dan önce Yahudilik Tanrı’yı fiziksel insan sayıyordu” sonucu çıkmaz.2482
Raavad’ın Rambam’a yazdığı ünlü haşaga, cisimsellik tartışmasının tarihsel gerçekliğini açıkça gösterir. Rambam, Tanrı’nın beden ve şekil sahibi olduğunu söyleyen kişiyi ağır bir sapma içinde sayınca Raavad, Tora ve agadadaki ifadeleri harfi harfine anlayarak bu düşünceye gitmiş “ondan daha büyük ve iyi” kişilerin bulunduğunu söyler. Bu not, cisimsellik sorununun ortaçağ Yahudiliğinde yalnız hayali bir rakip olmadığını gösterir.2483
Fakat Rambam’dan yüzyıllar önce Saadya Gaon aynı düşünceyi açıkça reddetmişti. Emunot ve-Deot’ta Yaratıcıya beden, şekil, boyut veya bedensel nitelikler yüklenemeyeceğini uzun uzun savunur. Bereşit 1:26’daki “suretimizde, benzerliğimizde” sözünü fiziksel biçim olarak okumanın Tanrı’yı et, kan ve kemikten bir beden haline getireceğini söyleyerek bunu reddeder. Saadya onuncu yüzyıldadır; Rambam’dan yaklaşık iki yüz yıl önce. Demek ki cisimsizlik Rambam’ın Yahudiliğe getirdiği yeni bir fikir değildir.2484
Daha da erken bir örnek İskenderiyeli Filon’dur. Birinci yüzyılın başlarında yaşayan Filon, Tanrı’yı bedensiz, biçimsiz ve görünmez olarak ele alır; Tora’daki el, yüz, yürüme ve benzeri antropomorfik ifadeleri harfi harfine beden öğretisi haline getirmez. Filon rabbinik geleneğin sözcüsü değildir ve sonraki halahanın otoritesi sayılamaz; fakat tarihsel iddia “Rambam’dan önce Yahudilerde cisimsiz Tanrı düşüncesi yoktu” biçiminde kurulursa Filon tek başına bile bunu çürütür.2485
Tanah’ın kendisi de Hristiyan yorumun fiziksel çıkarımını zorunlu kılmaz. Devarim 4 Sinay’da İsrael’in bir ses işittiğini fakat “hiçbir suret görmediğini” iki kez vurgular ve bunun üzerine erkek veya kadın biçiminde bir tasvir üretmemesi konusunda uyarır. Şelomo, “Gökler ve göklerin gökleri Seni alamaz” der. Yeşayahu, “Tanrı’yı kime benzeteceksiniz, O’na hangi sureti eş tutacaksınız?” diye sorar. Antropomorfik dil vardır; fakat aynı Tanah onu fiziksel sınırlama olarak okumayı engelleyen cümleler de verir.2486
Hristiyan yorumcu ayrıca “kişisel” ile “bedensel” kavramlarını birbirine fazla yaklaştırır. Yahudilik Tanrı’yı iradesiz, bilinçsiz bir kozmik ilke olarak düşünmek zorunda değildir. Tanrı bilir, ister, emreder, sever, yargılar ve insanla antlaşma kurar; bunların hiçbiri O’nun etten kemikten bir organizmaya sahip olmasını gerektirmez. Rambam’ın cisimsizlik öğretisini kabul etmek Tanrı’yı ‘kişiliksiz’ yapmak değildir. Buradaki karşıtlık yanlış kurulmuştur.2487
Kaynaklar tek bir tarihsel genellemeyi desteklemez. Bazı Yahudiler antropomorfik metinleri harfi harfine bedensellik yönünde okumuştur; Raavad’ın notu bunu gösterir. Buna karşılık cisimsiz Tanrı düşüncesi Rambam’dan çok önce Saadya’da, Filon’da ve Tanah’ın güçlü anti-imgesel cümlelerinde bulunur. Rambam bu öğretiyi sistemleştirmiş ve keskinleştirmiştir; icat etmemiştir. Hristiyan yorumun “Rambam’dan önce Yahudilik fiziksel insan biçimli Tanrı’ya inanıyordu” genellemesi bu tarihsel çeşitliliği tek çizgiye indirger ve kanıtın taşıdığından çok daha fazlasını söyler.2488
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 240, güncel revizyon.
- Duncan Heaster, Jesus for Jews, PDF s. 14–16. Heaster, bedensel olmayan Tanrı kavramının büyük ölçüde Rambam’ın etkisiyle yaygınlaştığını ve ‘personal, corporeal God’ lehine argümanlar bulunduğunu ileri sürer.
- Raavad’ın haşagası, Rambam, Mişne Tora, Hilhot Teşuva 3:7. Raavad, kutsal metin ve agadadaki antropomorfik ifadeleri harfi harfine anlayan önemli kişilerin bulunduğunu kaydeder.
- Saadya Gaon, Emunot ve-Deot, II. risale; Saadya Gaon’un Bereşit 1:26 yorumu. Saadya Tanrı’ya beden ve bedensel nitelik yüklenmesini açıkça reddeder.
- İskenderiyeli Filon, De Somniis I.232–233 ve antropomorfizm karşıtı pasajlar; ayrıca Deus 55–69. Filon Tanrı’nın doğasını bedensiz ve değişmez olarak tasvir eder.
- Devarim 4:12, 15–19; I Melahim 8:27; Yeşayahu 40:18, 25. Bu pasajlar Tanrı’nın görülen bir insan suretine ve mekansal sınıra indirgenmesine açık sınır koyar.
- Bamidbar 23:19; I Şemuel 15:29; Yeşayahu 46:9–10. Tanah Tanrı’ya irade, bilgi ve amaç yüklerken O’nu insan türüne indirgemez.
- Karşılaştırma için Rambam, More Nevuhim I.1, I.26–28; Saadya Gaon, Emunot ve-Deot II; Raavad, Hilhot Teşuva 3:7 haşagası. Kaynaklar cisimsellik tartışmasının Rambam’dan önce de var olduğunu, fakat tek Yahudi görüşü olmadığını gösterir.
İddianın kaynak metni
Hristiyan iddiası
Rambam’dan önce Yahudilik Tanrı’yı fiziksel insan biçiminde görüyordu
“It was largely through the influence of Maimonides in the twelfth century that the concept of a non-personal God became popular in Judaism; Biblically this is not even hinted at in the Old Testament scriptures. The following are strong arguments in favour of a personal, corporeal God:”
Aranan ayetin yanıt verdiği iddia
Hristiyan iddiası
Melahim I 8:27 — Başkohenin Kutsallar Kutsalı’nda kısa süre kalması sistemin eksikliğini gösterir
Tanah’ın cevabı
Cevabın tamamı ve kaynaklar
כִּ֚י הַֽאֻמְנָ֔ם יֵשֵׁ֥ב אֱלֹהִ֖ים עַל־הָאָ֑רֶץ הִ֠נֵּ֠ה הַשָּׁמַ֜יִם וּשְׁמֵ֤י הַשָּׁמַ֙יִם֙ לֹ֣א יְכַלְכְּל֔וּךָ אַ֕ף כִּֽי־הַבַּ֥יִת הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֥ר בָּנִֽיתִי׃
Şelomo Bet HaMikdaş’ı adarken bunu daha da açık söyler. Göklerin gökleri bile Tanrı’yı içine alamaz; çok daha azı bir bina O’nu içine alabilir. Bununla birlikte İsrael bu yere yönelerek dua eder ve Tanrı onları işitip bağışlar.1806
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 152, güncel revizyon.
- I. Melahim 8:27-30. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni içine alamaz” der; buna rağmen Bet HaMikdaş’a yöneltilen duaların Tanrı tarafından “göklerdeki meskeninden” işitilip bağışlanmasını ister.
Kitaptaki yanıtın tamamı
Hristiyan yorumcu ikinci bir işaret daha görür. Kodeş HaKodaşim Tanrı’nın insana en yüksek açığa çıkış yeriyse, fakat başkohen oraya yalnız yılda bir kez girebiliyor ve orada kalamıyorsa, Tanrı’ya yakın erişim henüz tamamlanmamış olmalıdır. Ona göre kısa yıllık ziyaret, daha kapsamlı bir erişimin ileride açılması gerektiğini gösterir.1801
Bu yorumun ilk sorunu, Vayikra’nın sınır için kendi gerekçesini zaten vermesidir. Bölüm Nadav ile Avihu’nun ölümünü anımsatır ve Aharon’a “kutsal yere her vakit girmesin” der. Sebep şudur: “Kaporet üzerinde bulutta görüneceğim.”1802
Yani sınır bir kusur raporu değildir. Kutsallık düzenidir.
Başkahen içeri girerken de kendi istediği biçimde yaklaşmaz. Ketoret, boğa ve keçi kanı, arındırma ve kapara işlemleri belirli bir sıraya bağlıdır.1803
Aynı bölüm bu düzeni hukkat olam diye tanımlar ve yılda bir kez yapılmasını emreder.1804
Daha derin sorun “Tanrı’ya erişim” kavramının fiziksel mesafeye çevrilmesidir. Tora aynı kitap içinde İsrael’e şöyle sorar: “O’na her seslenişimizde bize HaŞem Tanrımız kadar yakın olan hangi ulusun tanrısı vardır?”1805
İsrael’in her bireyi Kodeş HaKodaşim’e giremez. Buna rağmen HaŞem’in yakınlığı “her seslenişimizde” diye anlatılır. Demek ki ruhsal yakınlık ile iç odanın fiziksel eşiğini geçmek aynı ölçü değildir.
Şelomo Bet HaMikdaş’ı adarken bunu daha da açık söyler. Göklerin gökleri bile Tanrı’yı içine alamaz; çok daha azı bir bina O’nu içine alabilir. Bununla birlikte İsrael bu yere yönelerek dua eder ve Tanrı onları işitip bağışlar.1806
Bir odanın duvarı Tanrı’nın varlığının sınırı değildir. Kodeş HaKodaşim kutsallığın en yoğun ritüel merkezidir; Tanrı’nın yalnız içeride bulunup dışarıda erişilemez olduğu bir kap değildir.1807
Bu nedenle “başkohen kısa kaldı, demek ki sistem yetersizdi” sonucu yanlış bir cetvelle ölçüm yapar. Mekansal giriş süresini Tanrı ile ilişkinin derinliği sanır.
Üstelik Tora kendi koyduğu sınırı hiçbir yerde “geçici ve başarısız bir erişim modeli” diye nitelemez. Böyle bir değerlendirme ancak daha sonra kabul edilmiş Hristiyan şemasından geri okunabilir.1808
Mişna Yoma da bu avodayı başarısızlığa işaret eden sembol olarak değil, yerine getirilmesi gereken kutsal hizmet olarak ayrıntılandırır.1809
Burada sorun Tanrı’ya yaklaşmanın mümkün olup olmaması değildir. Tora, yaklaşmanın biçimini sınırlar. Kutsallık bazen sınırsız erişimle değil, doğru sınırla görünür.
Kaynaklar
- Gökhan (Aryeh) Duran, Misyonerlik Hezeyanları — 251 Hristiyan İddiasına Tanah’ın Cevabı, İddia 152, güncel revizyon.
- Heaster, Jesus for Jews, PDF s. 3. Başkohenin Kutsallar Kutsalı’na yalnız yıllık ve kısa süreli girişini Tanrı’ya yakın erişimin mümkün fakat henüz eksik olduğunun göstergesi sayar; daha kapsamlı bir erişimin daha sonra gelişmesi gerektiğini savunur.
- Vayikra 16:1-3. Bölüm Nadav ve Avihu’nun ölümünü hatırlatarak başlar; ardından Aharon’a “kutsal yere her vakit girmesin” denir ve gerekçe “çünkü kaporet üzerinde bulutta görüneceğim” sözüdür.
- Vayikra 16:11-17. Başkohen ketoret, kan ve kapara işlemlerini belirli bir sıra içinde yerine getirir; giriş serbest dolaşım değil, Tanrı’nın emrettiği avodadır.
- Vayikra 16:29-34. Yom Kippur düzeni hukkat olam olarak verilir ve yılda bir kez bütün İsrael için kapara yapılması emredilir.
- Devarim 4:7: “HaŞem Tanrımız, O’na her seslenişimizde bize yakınken, hangi büyük ulusun kendisine böyle yakın bir Tanrısı vardır?”
- I. Melahim 8:27-30. Şelomo, “gökler ve göklerin gökleri Seni içine alamaz” der; buna rağmen Bet HaMikdaş’a yöneltilen duaların Tanrı tarafından “göklerdeki meskeninden” işitilip bağışlanmasını ister.
- Tanah’ın kutsal mekan dili Tanrı’nın özünü bir odaya hapsetmez. Kodeş HaKodaşim, Tanrı’nın fiziksel olarak yalnız orada erişilebilir olduğu bir hacim değil, avodada en yüksek kutsallık sınırıdır.
- Vayikra 16 kendi koyduğu sınırı kusur veya geçici başarısızlık diye nitelemez. “Daha sonra bu erişim modeli kaldırılacaktır” sonucu Heaster’ın Hristiyan teolojik çerçevesinden gelir.
- Mişna Yoma 5:1-4, Kodeş HaKodaşim’deki Yom Kippur avodasını ayrıntılı biçimde düzenler. Rabbinik kaynakta sınırlı giriş, Tora’nın kutsallık düzeninin uygulanmasıdır; sistemin işe yaramadığını gösteren bir işaret olarak sunulmaz.
İddianın kaynak metni
Hristiyan iddiası
Başkohenin Kutsallar Kutsalı’nda kısa süre kalması sistemin eksikliğini gösterir
“The High Priest had to offer blood for his own failures and those of the people, and he could not remain in that place. His brief, annual visit thus showed how close access to God was possible, but was yet to be more comprehensively developed.”
